Tekil Mesaj gösterimi
Eski 24.01.09, 06:29   #1
Smyrna
Okunuşu: Simirna

Smyrna - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 625
Mesajlar: 8,411
Ettiği Teşekkür: 37276
Aldığı Teşekkür: 38692
Rep Derecesi : Smyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzel
Ruh Halim: Enerji Dolu
Standart Aşkın Rengi Siyahtır - Namık Kuyumcu




Bütün renkler kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler… Aşkın rengi de siyah oldu…
Şairin içine ateş düşerse ne olur? Yangın mı çıkar? Ateş düşmüş o şairin içine, yangın da çıkmış, cayır cayır… Oturup sabahlara kadar, yazmış mı bu yangını o şair… Neyle mi? Kalemle kağıtla değil… Bir büyük konyağın yanına koyun o şairin gönlünü, koyun duygularını, koyun bre delikanlılığını… Odur işte onun yazdığı şiir. Duralım burada…

Gidelim başka bambaşka bir dünyaya… O dünyada işte bu içine yangın düşmüş şairle tanışalım… Nasıl yanmış yüreği, nasıl yanmış göğsü… O yangında nasıl yazmış bunca isyanı… Yanmış da yanmış Namık Kuyumcu…

Namık Kuyumcu bu yangının ortasına yıllar sonra oturmuş, düşünmüş bir de şu “aşk” denen yürek tutuşturan belâ mı belâ nesneyi denemelerle anlatsam diye… “Deneme” mi? Denemek öyle kolay mı? Bu sefer daha bir kötü yanmış Kuyumcu’nun yüreği; demiş ki “Boşlukta çınlayan aşkın zerresi, paylaşmanın tozlu kaderi ve tendeki hüner, biz olmadan ve buralarda değilken de, mutlaka yarına ulaşacaktır… Vasiyetim kırılmıştır, varsın bu dünyaya kalmasın…”

Tamam, Kuyumcu şair “kalmasın”; ama aşk… Var ya aşk… Namık Kuyumcu – hangimiz yaşamamıştır ki unutulmayan bir aşk- bu kez aşk üzerine denemelerini “Aşkın rengi siyahtır” adı altında bir kitap haline getirdi… Kim okursa bu kitabı yaşadığı aşkı anlayacaktır. Hatırlayacaktır, durup düşünecektir, gözleri dolacaktır, bir damla gözyaşı erkekliği delip eline düşecektir… Yaşadığı aşkın hançerini kalbinde duyacaktır.

Bütün hüzünlere karşı korkmamalıyız aşktan, Namık Kuyumcu bakın ne diyor “Aşkın rengi siyahtır” adlı kitabında “ Sana gitme demiyorum… Ama aşk için, aşk adına, sanki kalmamalısın da”… Gözlerim doldu, ben de bir zamanlar birine buna benzer bir söz etmiştim… Allah Allah hiç tanımadığım Namık Kuyumcu acaba beni mi yazmıştı… Olamazdı… Ama olmuştu…

İzmirlilerin pek çoğunun tanıdığı, şair olarak tanıdığı “havalı yakışıklı” (bu yakıştırma Alsancaklılardan) Namık Kuyumcu son günlerde şiiri koynunda saklayıp, bir deneme kitabı çıkardı. Genç kızlar, yeni yetme delikanlılar, yaşlılar alıyor bu kitabı, fuarda bir banka oturup okuyor… Okuyor da, okuyor… Ben ne menem bir sevgi yaşamışım diye düşünüyor…

Kendisi bile yaşamış Namık Kuyumcu böylesine duygu yüklü bir olayı. Alsancak’ta (oranın şairi ya) bir cafede cepten konuşurken yan masada oturan genç kız telefon konuşmasına şahit olup adı geçtiği için elindeki kitabı evirip çevirip yazarının resmine bakmış ve de Kuyumcu’nun resmini o telefonla konuşan kişiyle karşılaştırınca öylesine heyecanlanmış ki… Elleri titreyerek “o siz misiniz?” diye sormuş. O genç kızın elinde “Aşkın Rengi Siyahtır” varmış. Kız şaşkın, bizim Namık şaşkın bakışmışlar kalmışlar. “İşte budur bir yazara kazandırılan en büyük onur” diyor Namık Kuyumcu duygu coşkusu içinde…

Namık Kuyumcu sadece yazılarında değil kitabının her aşamasında titizlik göstermiş. Kitabı elinize aldığınızda zaten hissediyorsunuz bu duyguyu… Elinizde değerli bir şey olduğunu. Ben kapağı açtığımda vuruldum, durdum. Çünkü “Aşkın Rengi Siyahtır”ın ilk dört sayfası tamamen siyahtı… Simsiyahtı… Son dört sayfası da simsiyahtı… İçimden “Duygu ötesi bir buluş. İşte yaratıcılık” dedim… Kitabın kapağını Dilek Keleş özene bezene yapmış. Manken İlruba Güneş de öyle bir havaya girmiş, öyle bir poz vermiş ki, vitrinde bu kitabın kapağını görene “Gel beni al” dedirtiyor… Kapak fotoğrafı oraya buraya gönderilmiş, fikirler alınmış, eleştiriler olmuş… Bu kadar titiz çalışma sonucu mükemmele ulaşılmış.

Kuyumcu daha önce “Talan Bir Ömrün Ortasında”, “Belki Bir Şarkı” ve “Bir Şakayım Dünyada” adlı şiir kitaplarını yayınlamış. “Aşkın Rengi Siyahtır” ise şimdiden üçüncü baskıya ulaşmış. Beni etkileyen bir olay da kitabın tanıtım çabası oldu. Bu kadar yıldır İzmir’de ben böyle bir şey görmedim. Belki başka yazarlara da örnek olur diyorum. İskeleler, duraklar, vitrinler hep Namık Kuyumcu’nun kitabının afişleriyle dolmuştu. Bilinçli bir kampanyaydı, etkileyiciydi. Kitabın ciddiyetini vurguluyordu…

Kuyumcu’nun kitabı her yeri duygu dolu, aşk gibi cümlelerle isyan gibi gerçekleri anlatıyor… En çok nerede duygulandın derseniz söyleyeyim. 1973’de tanışıp arkadaş olduğum, yıllarca yan yana çalıştığım, İstanbul gecelerinde birlikte eğlendiğim Duygu Asena için yazdığı şu cümleler oldu… “Hevesinden utanan toprak ve zerresinden uzaklaşan kanser hiç bağışlanmayacak! Bağışlanmayacak hiç! Bağışlanmayacak! Duygu Asena hiç unutulmayacak! Unutulmayacak! Hiç!”

Tufan Aksoy / Yenigün


Önsöz
Sevemediğimiz, sevmeyi beceremediğimiz, sevip de erken yorulduğumuz için, daima alacaklı duruyordur aşk ve ihtilalci duygular.Gidemediğimiz, gitmeleri beceremediğimiz için, derin hatıralarımıza, buğulu camlara, kapı eşiklerine, öpüşürken çektirdiğimiz fotoğraflarımıza güceniktir ayrılıklar.'Ayrılıkların da bir sonu olmalı'sesi gelir derinliklerden... Aşk çağırmaz mı, ayrıldıkları halde duygularını 'filizkıran fırtınalan'na karşı koyanları? Aşkı, ayrılıklardan uzak yaşamak mümkün değildir; budur belki de aşkı anlamlı kılan duyguların kaosu ve tuhaf karmaşa.Ruhumuzu ve içimizi burgaçlayan, karın boşluklarımızda tarifsiz hançerler dolaştıran ağrıları nasıl hafifletebiliriz? Nasıl sözgeçirebiliriz, içimizde durmadan dağılan ve bozulan harflere işaretlere? Belki de hepsini yakmalı! Kokusunu yitirmiş iğde ağaçlarıyla... Yanmalı...

İlya Yayıncılık, İstanbul, 2008, 14 x 20 cm, 240 sayfa, Türkçe, Karton Kapak...
Smyrna isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Smyrna'in Mesajına Teşekkür Etti