Tekil Mesaj gösterimi
Eski 25.01.09, 03:33   #3
oneyouu
Ziyaretçi
oneyouu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Konular:
Mesajlar: n/a
Rep Derecesi :
Ruh Halim:
Standart Cevap: Kıbrıs’ ın Tarihi-I

Kıbrıs'ın Tarihi-III
Kıbrıs meselesinde toplumlar arası görüşmeler yeniden başladı. 12 Şubat 1977 de Denktaş-Makarios anlaşmasıyla ; iki topluma dayalı “ Federal bir cumhuriyet” esası kabul edilmiş, toprak düzenlemesinin ekonomik yeterlilik veya verimlilik ve toprak mülkiyeti prensiplerine göre yapılacağı ortaya konulmuştur. Kypriano ile Rauf Denktaş arasında 19 Mayıs 1979’da imzalanan anlaşma iki toplumlu, iki bölgeli federal bir devlet ve ülke birliği esası öngörülmekteydi. Ayrıca Kıbrıs cumhuriyetinin, bağımsızlık, egemenlik ,toprak bütünlüğü ve bağlantısızlığı korunacak Ada’ nın kısman veya tamamen herhangi bir devletle birleşmesi reddedilecek ve askerden arındırılacaktır. Görüşmeler sırasında Rumlar Maraş meselesinin ele alınmasını istiyordu. Denktaş ise Maraş meselesinin, anayasa ve toprak meseleleriyle birlikte değerlendirilmesini ileri sürerek iki bölgelilik ve iki toplumluluk ilkelerini ortaya koyarak güvenliğini sağlamak istiyordu. Anlaşma sağlanamayınca görüşmeler kesildi. Bu arada BM genel kurulu 34/30 sayılı kararı alarak Kıbrıs Cumhuriyetinin egemenlik,bağımsızlık,toprak bütünlüğü ,birlik ve bağlantısızlığı destekleniyordu. Kıbrıs’taki bütün yabancı kuvvetlerin geri çekilmesinin ve toplumlar arası görüşmelerin başlanmasını tavsiye ediyordu. Bu oylamada Türkiye’yi destekleyen Ülkeler; Pakistan, Bangladeş, Suudiarabistan ve Cibuti idi. Toplumlar arası görüşmeler 1982 yılı boyunca devam etti. Taraflar anayasa meselelerini değerlendirip federal hükümetin yapısıyla ilgili konularda görüşmelerde bulundular. Yerleşim, dolaşım, mülk edinme gibi konular tartışıldı. Bu arada Kıbrıs Rum tarafı Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ta bir merkez bankası kurması ve Türk Lirasının Kuzey Kıbrıs’ta Türk parasının tedavülde olmasından rahatsız olduğunu açıkladı. Rum kesiminde yapılan seçimlerde Kyprianu yönetime geldi. Türk tarafına isteklerini kabul ettiremeyeceğini anlayan Rumlar meseleyi enternasyonalize etmeye çalıştırlar. Rumların baskısıyla BM Genel Kurulu 13 Mayıs 1983 günü çok ağır bir karar alarak Türkiye ,Pakistan, Bangladeş, Malezya ve Somali’nin aleyhte oyuna rağmen,” Kıbrıs Cumhuriyetinin; egemenlik, bağımsızlık, toprak bütünlüğü ve üniter yapısını koruması gerektiğine dair karar aldı. Yani adadaki Türk gerçeği yok sayılıyordu. Bunu üzerine Rauf Denktaş 16 Mayısta verdiği bir demeçte Kıbrıs Türk Federe Devletini ilan edeceğini açıklıyordu. Türk tarafı 17 Haziran 1983’ te yayınladığı bir deklarasyonla Kıbrıs Türk’ ünün “ Self determinasyon hakkını “ ilan etti. Bu arada BM genel sekreteri Perez de Cuellar Türk ve Rum tarafına yeni teklifler getirmişti. Buna göre Türklere % 23 toprak bırakılırsa, merkezi hükümet organlarında temsil oranı % 40; % 30 toprak bırakılırsa Türklerin merkezi hükümette temsil oranı % 30 olacaktı. Kısaca Türklere %30 toprak bırakılıyordu. Oysa Türklerin elindeki toprak oranı %37 dir.

Türkiye de ANAP yönetime gelmeden 15 Kasım 1983’te KKTC ilan edilmişti. Bu arada toplumlar arası görüşmeler devam edilebileceği açıklanmıştı. Yeni KKTC’ni sadece Türkiye tanımıştı. Rumlar, Yunanistan ve İngiltere sert tepki gösterdi. İngiltere’nin isteği ile BM Güvenlik Konseyi 17 Kasım 1983’ te toplanarak KKTC’ nin bağımsızlığına ilişkin kararın hukuken geçersiz sayılıp eski statüsünün verilmesini dile getirdi. Güvenlik konseyinin 541 sayılı bu kararı 29 Mart 1984’te AET tarafından olduğu gibi kabul edilmiştir. Amerikanın baskısıyla Pakistan ve Bangladeş’ te KKTC yi tanımadı. Bu arada toplumlar arası görüşmeler tekrar başlatıldı. BM’nin teklifi gereğince Maraş bölgesi geçici olarak BM yönetimine bırakılacak Türk tarafı bağımsızlıktan vazgeçecekti. Böylece bütün tavizler Türk tarafından isteniyordu. Rumlar Türk toplumuna azınlık statüsü veriyor, topraklarını %23 e indirmeye çalışıyor, 1974 ten beri süregelen durumu göremiyorlardı. Oysa 1960 sistemini Rumlar yıkmış Türk toplumu kendi düzenini kurma çabası içerisine girmiştir. Türkiye hükümeti KKTC yi güçlendirmek için ilişkileri büyük elçilik seviyesine çıkardı. Bu arada BM Kuzey Kıbrıs a hiçbir şekilde yardımcı olmama ve temasta bulunmama konusunda üyelerine çağrı yapmış ve Maraş bölgesinin eski sakinleri dışında kimsenin kullanımına açılmamasın bildirmiştir. Pakistan ve Türkiye bu karar aleyhine oy kullanmıştır. Bu arada dolaylı görüşmeler başlamıştır.Bu görüşmelerde anlaşma zemini ortaya çıkmış bu taslağa göre iki toplumlu ,iki bölgeli federal cumhuriyet kurulacak Türk tarafına mecliste %30 , senato da % 50 temsil hakkı verilecek , Maraş BM ye teslim edilecek ,hükümet kurulduktan sonra yabancı kuvvetlerin Ada dan çekilmesi konusunda görüşmeler yapılacak Türkiye’nin garantilerini kaldırıp BM garantileri geçerli hale gelecekti. Yine de Kypriano bu anlaşmayı imzalamadı.

5 Mayıs 1985’te Kuzey Kıbrıs’ta referandum yapılmış. 164 Maddelik anayasa yapılarak yürürlüğe konulmuş ve Devlet olma yolunda önemli bir adım atılmıştır. Yapılan seçimler sonrası oyların %70 ini alan Rauf Denktaş KKTC’nin İlk Cumhurbaşkanı olmuştur. Devam eden görüşmelerde Rumların amacı Türkiye’nin Adadaki Türklere dönük garantilerini kaldırmak ve Türk askerini adadan uzaklaştırmaktı. Türk tarafını tezi ise 12 Aralık 1985’te Rauf Denktaş tarafından ortaya konuldu. Kıbrıs Rum yönetiminin ve Yunanistan’ın , Türk askerinin adadan geçici hükümet kurulmadan çekilmesi yolundaki tekliflerini tartışma konusu yapmanın mümkün olmadığını , Kıbrıs’ta barış kurulduktan sonra Türk askeri görevini şerefle tamamlamış olarak bir program çerçevesinde çekilecek ancak Türkiye’nin etkili garantörlüğü devam edecektir şeklinde ortaya koymuştur. Bu arada Sovyetler Birliği meseleyi karıştırıcı teklifler öne sürmüştür. Bu teklife göre Kıbrıs sorununun düzenlenmesinin Kıbrıs Cumhuriyetinin varlığına tehdit oluşturmasından ciddi biçimde kaygı duymaktadır. Kıbrıs cumhuriyeti adanın tüm topraklarını içermelidir. Sovyetler Birliği adanın bölünmesine karşıdır. Ada’daki her türlü yabancı asker çekilmeli yabancı üst ve tesislerin faaliyetine son verilmelidir. Ada da BM Güvenlik konseyinin üyeleri garantör olmalıdır .şeklindeydi. Sovyetler Birliği’nin amacı uzlaşmayı bozmak NATO üyelerini birbirine düşürmekti. Bu arada Rumlar yeni bir belge ileri sürdüler. Bu belge Kıbrıs cumhuriyetinin iki toplumlu ve iki kesimli bir devlet olacağını belirtmekle birlikte iki toplumun eşitliğinden söz etmemekteydi. Yetkileri konusunda 3/7 oranı ileri sürülmüştü. Federal Cumhuriyetin tek bayrağı olmakla beraber federe devletlerin de kendi bayrakları olabilecekti. Bu arada Maraş bölgesiyle Lefkoşe hava alanının geçici olarak BM barış gücü kuvvetlerine teslimi öngörülmekteydi. Denktaş bu önerileri kabul etmedi. Bu belgede Rumlar KKTC yi , Türk toplumunu ve 1974 Barış Harekatı’nın getirdiklerini yok sayıyorlardı.

1987 yılında Sovyetler Kıbrıs meselesine farklı bir boyut katmaya çalıştılar ve Kıbrıs meselesini milletler arası bir konferansa taşıma çabasına girdiler. 1988 yılında en önemli gelişe İsviçre’nin Davos şehrinde yapılan Özal-Papandreu görüşmesinde yayınlanan Daos bildirisidir. Yunanistan’ın beklentisi Türkiye’ nin Kıbrıs tan taviz vermesi , Türkiye’nin isteği ise Türk-Yunan ilişkilerini yeniden barışçı ve yapıcı şartlara taşınmasıydı. Denktaş 3 Mart 1988 ‘te bir iyi niyet manifestosu yayınladı. Denktaş iki toplum arasında işbirliği yapılmasını teklif ediyor ve belirli konularda komiteler kurulmasını ticaret, çevre ve bulaşıcı hastalıklar konusunda bilgi alış verişi ve işbirliği yapılmasının karşılıklı spor, kültür ve bilimsel temasların yapılmasını, Türkçe’nin ve Rumca’nın isteğe bağlı olarak karşılıklı okutulmasını , polislerin işbirliği yapmasının adi suçluların iadesini, ticaret,turizm,iletişim ve diğer ekonomik alanlarda tarafların birbirlerinin menfaatlerine zarar vermekten kaçınmalarını , yayın organlarında saldırgan tavırların sergilenmemesini sunmuştu. Vasiliui bu tekliflere cevap vermedi. Çünkü Denktaş ı kendisine muhatap ve Türk toplumunun eşitliğini kabul etmiyordu.

Taraflar Daos ruhundan uzaklaşınca Yunan hükümeti Batı Trakya’daki Türklere baskıyı arttırdı. Türk kimliklerinin inkar ederek onların Müslüman azınlık olduklarını öne sürdü. Bu arada Sovyetlerin Afganistan’dan çekilmesini Yunanlılar değerlendirmek isteyerek Türkiye’nin Kıbrıs’taki askerlerini çekmesini istiyordu. Amaçları Türkiye’yi işgalci göstermekti.

***
  Alıntı ile Cevapla