Tekil Mesaj gösterimi
Eski 25.01.09, 06:57   #1
oneyouu
Ziyaretçi
oneyouu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Konular:
Mesajlar: n/a
Rep Derecesi :
Ruh Halim:
Standart Irak'ın Kimliği

Irak'ın Kimliği

Haz: Hasan İSKENDER

Irak’ın isim babası İngiltere’dir. Irak’ı fiili olarak ortaya çıkaran da yine İngiltere’dir. Modern Irak, 1920’de Osmanlıların I. Dünya Savaşı’nda yenilmesiyle birlikte İngilizlerin Osmanlı eyaletleri olan Musul, Bağdat ve Basra’yı yeni bir politik oluşum olarak değiştirmeleri sonucu oluştu. Orta Doğu’nun bugünkü haritası, I. Dünya Savaşı sonrasında, Kahire’de bir araya gelen bir İngiliz bir de Fransız subayın oluşturduğu sınırlardan müteşekkildir. Sycos-Picot hattı denilen sınırlar, o dönemin koşullarında dünyanın önde gelen iki büyük emperyalist gücü olan İngiltere ve Fransa’nın Orta Doğu’ ya bakışını yansıtır. Britanya, Fransa ile yapılan Sycos-Picot anlaşması uyarınca Musul’u, Fransızların Verimli Hilal’ in (Mısır’da Nil nehrinin suladığı alanı,Levant’ı -İsrail’in bulunduğu orta bölüm- ve Fırat’la Dicle nehirlerinin suladıkları alanı kapsar) kuzeyindeki etki alanından uzaklaştırmıştır ve bilahare Milletler Cemiyeti’nin de Filistin ve Irak yönetimini Britanya’ya bir hak olarak tanımasıyla Britanya Nil’ den İndüs’ e kadar kırılmaz bir stratejik üstünlük sağlamıştır.


*****

Resmi Adı :Irak Cumhuriyeti
Başkenti : Bağdat
Dini : % 97 Müslüman, % 3 Hıristiyan ve diğer
Resmi Dili: Arapça
Para Birimi: Irak Dinarı
Etnik Gruplar : Arap, Kürt, Türkmen, Asuri ve diğerleri
Yüz Ölçümü (km²) : 437.072
Komşuları: İran (1458 km), Suudi Arabistan (814 km), Suriye (605 km), Türkiye (331 km), Kuveyt (242 km), Ürdün (181 km)
Coğrafi koordinatları : 33 Kuzey,44 Doğu
İklimi : Soğuk ve kurak kışlar, sıcak ve bulutsuz yazlar. Çoğunlukla çöl ikliminin etkisi görülür.
Nüfusu (2000 - Tahmin) : 22.675.617
Erkek/Kadın Oranı (2000 -Tahmin) : 1.02
Nüfus Artış Oranı (2000 -Tahmin) : %2.86
Ortalama Ömür (2000 -Tahmin) : 66.5 Yıl
Bebek Ölüm Oranı (2000 -Tahmin) : % 6.2
Okur-Yazar Oranı (1995 -Tahmin) : % 58
Bağımsızlık İlan Tarihi : 3 Ekim 1932
İdari Yapı : 18 İl vardır.
Oy Verme Yaşı : 18
Devlet Başkanı : Saddam Hüseyin (Bir zamanlar kartaldı/Nevzat)
İktidardaki Parti : Baas Partisi (Yok)
Bayrak : Kırmızı, beyaz ve siyah renkte üç eşit yatay bant ve ortadaki beyaz bandın üzerinde üç yeşil yıldız vardır (Körfez krizi sırasında bu yıldızların yanına Allahu Ekber yazısı eklenmiştir).

Irak Cumhuriyeti, dünyanın en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapmış olan Aşağı Mezopotamya bölgesinde kurulmuş bir devlet olup, Arap olmayan dünya ile komşu olan tek Arap devleti konumundadır. Bu gün Irak Orta Doğu’da yer alan stratejik mevkisiyle, sahip olduğu petrol rezervleri ile Körfezin önde gelen önemli ülkelerinden biri durumundadır.

Irak uzun yıllar İngiltere’nin hakim gücü altında idare edilmiştir. İngiltere’nin 1971’de Orta Doğu’dan tamamen çekilmesi ile bu bölge üzerinde başat güç ABD olamaya başlamıştır. Soğuk Savaş sonrası Orta Doğu’da etkisini artıran ABD’nin Irak’a hususi politik ilgisinin olduğu aşikardır. Son dönem Irak’ın tarihinin ABD’nin politik dayatmaları ile şekillendiğini söyleyebiliriz. Irak’ın yakın dönem siyasi tarihinde muhatabı olduğu savaşlar nedeniyle dünya gündeminden ve hassaten Orta Doğu’daki hassas dengeleri gözeten büyük güçlerin gündeminden düşmediğini görürüz. Dünya gündemini böylesine meşgul eden bir ülke olan Irak’ı tanımaya çalışmak çalışmamızın genel amacını oluşturmaktadır.

Dört bölümde ele aldığımız Irak’ın, ilk bölümde profili verilerek kimliği ortaya konmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde iktisadi durum irdelenmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde siyasi ve idari yapısı ile dış politikası da tartışılmıştır. Son bölümde ise Irak’ın yakın dönem tarihine damgasını vuran iki önemli savaşın nedenleri ve sonuçları tahlil edilmiştir.

Coğrafyası ve Jeostratejisi

Körfez ülkeleri arasında Irak, Suudi Arabistan ve İran’dan sonra 437.072 km² ile en büyük yüzölçümüne sahip bir ülkedir. Arap olmayan dünya ile komşu tek Arap körfez devleti Irak, Kürdistan dağlık bölgesi ile kuzeyde Türkiye, batıda Suriye ve Ürdün, doğuda İran, güneyde Suudi Arabistan ve Kuveyt ile çevrilidir. Irak’ın Körfez ile ilgisi denize çok kısa olan cephesinden kaynaklanır: 924 km² su alanına (kara suları) sahiptir. Bu görünümü ile tipik bir kara devleti olarak Irak, sınırlı bir stratejik derinliğe sahip olan Kuzey Irak’taki dağlık arazi dışında her taraftan savunmasız sınırlarla çevrili ve denize ulaşımı ise yetersizdir. Körfez’ in üç büyüklerinden Irak’ın komşuları İran ( 1.458 km), Suudi Arabistan (814 km), Suriye (605 km), Türkiye (331 km), Kuveyt (242 km) ve Ürdün (181 km) ile olan toplam sınır uzunluğu 3.631 km’dir. Siyasi haritasından da görülebileceği gibi altı komşusuyla Irak, gerek sahip olduğu petrol rezervleri ve tarıma açık verimli alanları ile ve gerekse ülke idaresinde diktatör tavır ve tutumlar sergileyen Saddam Hüseyin’in etkisiyle ve hatta bölgede ( ve hassaten Irak üzerinde) hakim unsur ABD politikaları ile Orta Doğu ve Körfez’ in stratejik hassasiyete ve öneme sahip önemli bir ülkesi durumundadır.

İklimi

İklimini irdelediğimizde Irak’ta, soğuk ve kurak kışlar, sıcak, bulutsuz yazlar görülür. Çoğunlukla çöl olması bu sayılan iklimsel sonuçları doğurur. İran ve Türkiye sınırı boyunca uzanan kuzeydeki dağlık bölgeler, baharda eriyen ağır bir kar yağışı altındadır. Bazen Orta ve Güney Irak’ta sel görülür. Toz ve kum fırtınaları da diğer doğal afetler arasında yer alır. Çoğunlukla geniş düzlüklerden müteşekkil bir arazi yapısı vardır. İran sınırında büyük bataklıklar görülür. İran ve Türkiye sınırı ise dağlıktır.

Demografik Göstergeler

2000 yılı nüfus tahminlerine göre Irak, 22.7 milyon kişilik bir nüfusa sahiptir. Toplam nüfusun % 75-80’i Arap, % 15 Kürt, % 10’u Türkmen ve geri kalanlar ise Asuri ve diğer etnik gruplara mensuptur. % 97’si Müslüman olan halkın geri kalanı diğer dinlere mensuptur. Irak’ın nüfusunda dini grupların dağılımı ise, % 65’i Şii mezhebine müntesip Müslümanlar, % 35’i Sünni mezhebine müntesip Müslümanlardan oluşmaktadır.

Irak oldukça genç bir nüfusa sahip olup nüfusun % 55’i 15-64 yaş grubuna, % 42’si 0-14 yaş grubuna, % 3’ü 65 yaş ve üzeri gruba dahildir. Ortalama ömrün yaklaşık 66.5 yıl olduğu Irak’ta bebek ölüm oranlarının yüksekliği ( % 6,2 ) önemli bir sorundur. Irak nüfusunun % 58 ‘i okuma yazma bilmektedir. Bu oran erkeklerde % 70.7’ye çıkarken, kadınlarda % 45’e inmektedir. 2000 yılı nüfus artış hızı % 2.86 olarak tahmin edilmiştir. Bu itibarla günümüzde Irak’ın nüfusu verilen nüfus artış hızını dikkate alırsak 23 milyonun üzerinde seyrettiği muhtemeldir.

Tarihi Perspektifi

En eski şark medeniyetlerinin doğduğu Mezopotamya, 633-642 yılları arasında İslam toprakları arasına girdi. Emeviler ve Abbasiler dönemlerinde, en parlak devresini yaşadı. O zamanlar Bağdat dünyanın en önemli kültür ve ticaret merkeziydi. 1258-1259 yıllarında Moğolların istilasına uğramış ve özellikle Bağdat yerle bir edilmiştir. Tarihi kaynaklar, Dicle Nehri’nin günlerce mürekkep renginde aktığı ve binlerce ciltlik kitabı Basra Körfezi’ ne taşıdığını kaydederler. Ve hatta telef edilen/yok edilen binlerce kitapla ilimde kaç asır geri gidildiği dikkate değer bir nokta olup aynı zamanda bize Bağdat’ ın o günkü ilmi seviyesini gösteren önemli bir husustur. Daha sonraları Akkoyunluların hakimiyetine (1444-1467) giren, 1499-1508 yılları arasında Safevilerin istilasına uğrayan Bağdat, 1534 yılı itibarı ile Osmanlıların fethinden sonra 20. yüzyılın başlarına kadar bir Türk ülkesi olarak kalmıştır. Dikkat edilirse yukarıda anlatılan tarihi süreçte ‘Irak’ kelime olarak geçmemektedir. Çünkü eskiden Irak diye bir ülke yoktu. Irak diye bir millet ise hiçbir zaman varolmamıştır. Bu isimde ne bir ülke ne de bir millet yokken, I. Dünya Savaşı sonrasında Irak diye bir ülkenin yaratılmasının ana nedeni İngiltere’nin politikasıdır. İngiltere çöken Osmanlının Orta Doğu topraklarını bölüp parçalayarak uzaktan kumandalı, güdüm altında yeni bir dominyon oluşturmaya çalışıyordu. Bu noktada, eski çağlarda Mezopotamya denilen toprakların yeni adı Irak oluyordu. Irak’ın isim babası İngiltere’dir. Irak’ı fiili olarak ortaya çıkaran da yine İngiltere’dir. Modern Irak, 1920’de Osmanlıların I. Dünya Savaşı’nda yenilmesiyle birlikte İngilizlerin Osmanlı eyaletleri olan Musul, Bağdat ve Basra’yı yeni bir politik oluşum olarak değiştirmeleri sonucu oluştu. Orta Doğu’nun bugünkü haritası, I. Dünya Savaşı sonrasında, Kahire’de bir araya gelen bir İngiliz bir de Fransız subayın oluşturduğu sınırlardan müteşekkildir. Sycos-Picot hattı denilen sınırlar, o dönemin koşullarında dünyanın önde gelen iki büyük emperyalist gücü olan İngiltere ve Fransa’nın Orta Doğu’ ya bakışını yansıtır. Britanya, Fransa ile yapılan Sycos-Picot anlaşması uyarınca Musul’u, Fransızların Verimli Hilal’ in (Mısır’da Nil nehrinin suladığı alanı,Levant’ı -İsrail’in bulunduğu orta bölüm- ve Fırat’la Dicle nehirlerinin suladıkları alanı kapsar) kuzeyindeki etki alanından uzaklaştırmıştır ve bilahare Milletler Cemiyeti’nin de Filistin ve Irak yönetimini Britanya’ya bir hak olarak tanımasıyla Britanya Nil’ den İndüs’ e kadar kırılmaz bir stratejik üstünlük sağlamıştır.

Her ne kadar Fırat-Dicle Havzası Verimli Hilal’ in doğu kanadına coğrafi bir bütünlük verse de 1920’den önce bu bölgede yerel güçlerden oluşmuş birleşik bir devletin nadiren ortaya çıkmasını ovanın müdahaleye açıklığına bağlamak mümkündür. Büyük bir İslami İmparatorluk olarak Bağdat’ı başkent yapan Abbasi Halifeliği ( 750-1258) bu duruma bir istisna olarak gösterilebilir. Abbasi dönemi hariç, 1920’ye kadar süren 2000 yıl boyunca ırak ya başka bir yerde merkezi olan bir imparatorluğa tabi olmuştur, ( Umaydiler, Moğollar, İlhanlılar ve Osmanlılar ) ya da Doğu Akdeniz ülkeleri ile İran arasındaki sınır bölgesini oluşturmuştur. Modern Irak Devleti, Fırat-Dicle Havzasını kontrolü altına alan ve yakın bir bölge devleti tarafından yönetilmeyen yeni bir oluşumdur.

Irak’ın tarihi gelişimi ekseninde şimdiye kadar aktarılanları kısaca özetlememiz gerekirse, Irak, sahip olduğu coğrafi özellikleri itibariyle ovanın müdahaleye açıklığı sonucu muhtelif güçlerin hakimiyetine girmiş, istilalara uğramış, 1534 yılında Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman tarafından Osmanlı hakimiyetine dahil edilerek, I. Dünya Savaşı’na kadar uzun yıllar Osmanlı Devleti’nin bir eyaleti olarak kalmıştır. 1918 yılında Irak, Osmanlı Devleti’nden tamamen ayrılmış ve 1920 yılında yapılan San-Remo Konferansı’nda Milletler Cemiyeti’ nin de tanıdığı bir hakla İngiliz manda yönetimine verilmiştir.

1958 yılı öncesinde Irak’ ın politik sistemine İngilizler, monarşi ve toprak sahibi oligarşiler hakim olmuştur. Irak tarihi hakkında Osmanlı’ nın incelenmesi bize önemli ipuçları verecektir. 384 yıl Osmanlı’nın bir eyaleti olarak siyasi hayatiyetini sürdüren Irak Osmanlı dönemi incelenerek tarih kapsamında açıklığa kavuşacaktır.

Son olarak ilave etmeliyiz ki, Irak’ ın tarihine bakıldığında, Irak’ın tarihi hep başka devletlerin etkisi altında şekillenmiş ve kendine has bağımsız bir tarih meydana getirememiştir. Bu makus kaderin günümüzde de sürdüğünü söylersek herhalde yanılmış olmayız.

Sosyo-Kültürel Dokusu

Irak’ ın diğer Arap ülkeleri ile karşılaştırıldığında geniş bir kentli orta sınıfa ve göreceli bir kalifiye işgücüne sahip olması dikkatleri çeker. Muhtemelen Irak’ın askeri açıdan halen devam eden konvansiyonel olmayan silah potansiyeli de gösteriyor ki Irak Mısır dışında diğer bütün Arap ülkeleri arasında en fazla bilgiye sahip olan ülke konumundadır. Resmi dili Arapça olan ülkenin diğer konuşulan dilleri: Kürtçe (Kürt Bölgelerinde resmi dil ), Asurice, Ermenice’dir. Etnik bir çeşitlilik arz eden Irak ağırlıklı olarak Araplar’dan oluşmakta ve ilaveten Kürt, Türkmen, Asuri ve diğer etnik gruplar da bulunmaktadır. % 97’si Müslüman ( % 60.65’i Şii, %32.37 Sünni ) olan ülkenin geri kalan yüzdesinde Hıristiyan ve diğer dinler yer alır.

Irak’ın eski bir Osmanlı bölgesi olması ve 384 yıllık bir beraberliğin sonucu Iraklıların içinde bir çok Türk asıllı insanın olması, iki ülkenin halkı arasında çok yakın akrabalıkların bulunması, toplum psikolojisi açısından Irak ile Türkiye’ yi birbirine yakınlaştıran önde gelen faktörler ola gelmiştir. Bu kadim birlikteliğin neticesinde, Osmanlı’dan hasıl olan kültürel birikimin ve hatta kimliğin ülke içinde sosyal yaşantıda izler taşıması pekala doğal ve Türkiye ile sahip olduğu sosyal değerlerinin paralellik göstermesi muhtemeldir. İki ülke arasında mevcut bu ilişki itibariyle, Irak, Türkiye’nin çok kolay diyalog geliştirebileceği, diplomatik temaslar tesis edebileceği bir ülke konumundadır. Gelinen bu noktada Irak’ın Türkiye’ye benzerlik gösterdiği sosyal dokusu ve kültürel geçmişi ile yakınlaşma eğiliminden tedirginlik duyan, Orta Doğu ile ilgilenen bölge dışı ülkelerin, Irak ile Türkiye’yi karşı karşıya getirme planları iki ülke arasındaki mevcut ortak kültürel birikime açıklık getirmektedir

***

http://www.kerkukfeneri.com'dan alınmıştır
  Alıntı ile Cevapla