Konu: Argo
Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.01.09, 03:38   #1
oneyouu
Ziyaretçi
oneyouu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Konular:
Mesajlar: n/a
Rep Derecesi :
Ruh Halim:
Standart Argo

ARGO

Kemal KIRAR

“Argo” kelimesinin -çeşitli kaynaklardan derlediğim- kökenine doğru bir yolculuğa çıkıyoruz bugün...

Ortaçağ Felemenkçesinde, kapı kapı dolaşan berduşlara “guit” denirmiş. Kelime, daha sonra Fransızcada “gueux” halini almış ve nihayet, “argot” türevine kavuşmuş. (“mandat” ve “bidet”de olduğu gibi, son harfi okumayacaksınız elbette.) XVII. asırda, “argoiter” isimli bir dilenciler birliğinden (!) de söz edilir.

“Argo”ya, en kestirme tabirle: “Bir meslek ya da topluluğun gizli dili”, günümüzde kullanımını düşündüğümüzde ise “Külhanbeylere mahsus dil” diyebiliriz. Latince ve Rusça da dahil olmak üzere 10’a yakın dilde (belki daha da fazladır!) kaynak malzemeyi doğrudan kullanabilen, mukayeseli tarihin efsane ismi Profesör İlber Ortaylı’nın İstanbul’dan Sayfalar’ında, “İstanbul argosu”nda kullanılan şöyle bir söze tesadüf ettiydim: “Aftos, piyanço cuntada cızlamı çekiyor; dikizine cavlarım!” Gerçekten de o topluluğun (burada serseri ve külhanbeyleri anlamındadır) üyesi ya da mensubu değilseniz, bu sözün bir kelimesini bile anlamanız mümkün değildir!

Unutmadan, şunun altını kalın kalemle çizeyim: “Argo”yu, “küfür” ile eş tutmamalıyız; küfür/sövgü bambaşka bir şeydir çünkü... Küfür, galiz (kaba ve tiksindirici) sözlerle örülür. Halbuki “argo” öyle mi?

Bir dosya kâğıdına ancak sığacak çetrefil bir konu, erbabının ağzından zehir gibi iki kelime olarak fırlayıverir! Bu anlamda, edebiyatın da gizli dilidir zaten...

Siz bakmayın “argo” konuştuğunu sanan küfürbaz ayaktakımına ya da daha on yıl evvel İstanbul’a gelmiş lümpenlere; benim sözünü ettiğim, süzülmüş “İstanbul argosu”dur! Onlar, “argo” bilmek/konuşmak için şehirli olmak gerektiğini bile bil(e)mezler! Nerede kaldı ki medeniyetle örülü şehir hayatındaki toplumsallığı ve onun gereklerini kavrayıp günün nükteli argosunu oluştursunlar!

Meraklıları için, Ferit Devellioğlu’nun ve Hulki Aktunç’un argo sözlüklerini tavsiye edebilirim. Okurken, içinizdeki hergeleyi keşfedecek ve sonsuz keyif alacaksınız, eminim... Üst satırlarda, İstanbul argosunda geçen bir söz yazdım: sanmayın ki anlamını da yazacağım! İlber Hoca’nın, “sayfaları çevirmekle bitmeyen şehir” diye tanımladığı İstanbul’la ilgili hiçbir şey kolay kolay kazanılmamalıdır!

Bulun o kitabı okuyun!

Anafilya'dan alıntıdır
  Alıntı ile Cevapla