Konu: Nutuk
Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.01.09, 23:43   #3
Ekin
Moderator

Ekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Konular: 1175
Mesajlar: 8,990
Ettiği Teşekkür: 30790
Aldığı Teşekkür: 40437
Rep Derecesi : Ekin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Kotu Cocuk
Standart

REFET BEY’İN ÜÇÜNCÜ KOLORDU KOMUTANLIĞINI BIRAKMASI

Bu genel bildirimden beş altı gün sonra, Kavak’tan Üçüncü Kolordu Komutanı Refet” imzalı, 13 Temmuz l919’da yazılmış bir kapalı tel aldım. Tel şudur:

“İstanbul’dan bir İngiliz gemisiyle, Harbiye Dairesi Başkanı Albay Salâhattin Bey, beni değiştirmek üzere geldi. Benim de o gemi ile dönmemi Harbiye Nazırlığı buyuruyor. Salâhattin Bey, amaca uygun olarak çalışacak. Genel duruma göre komutayı adı geçene bırakmayı uygun buldum ve Harbiye Nazırlığına görevden çekildiğimi bildirdim. Ayrıca geniş bilgi veririm. Sıvas’a doğru yola çıkıyorum. Beşinci Tümen Komutanı Arif Bey aracılığı ile Amasya’ya karşılık veriniz.”

Efendiler, açıkça söylemeliyim ki, bu tutum ve davranışı pek beğenmedim. Refet Bey’in benimle olan işbirliği, İstanbul’ca biliniyor. Bu çalışmalardan yana olan bir kişi, onu değiştirmeye ve hem de İngiliz gemisiyle gelince, hemen düşünülecek şey, bu kişinin İngiliz görüşüne uygun iş görebileceğine güvenilmiş olmasıdır. Bu yargı, bir sanı niteliğinde olsa bile, Refet Bey’in komutayı hemen vermemesi, hiç olmazsa bizim de düşüncemizi sorması gerekirdi.

İnanıp komutayı verdiğine göre de, hiç olmazsa bir süre yanından ayrılmayıp durumu ve görüşlerimizi iyice benimsetinceye dek birlikte çalışması ve kendisi ile aramızda gerekli bağlantıyı kurduktan sonra uzaklaşması doğru olurdu, düşüncesinde bulundum. Bununla birlikte, oldu bittin karşısında bırakılmış olduğuma göre, iki noktada teselli aramakla yetinmek zorunda kaldım. Birincisi, Refet Bey’in telindeki: “Salâhattin Bey amaca uygun olarak çalışacak.” Tümcesi; öteki de, Refet Bey’in hiç olmazsa İstanbul’a gitmemiş olması idi.

Bu durum üzerine: “Komutanların İstanbul’a gitmek konusunda en küçük bir yanılmalarını pek pahalıya oturacağını gene de programımızı olduğu gibi uygulamayı sürdüreceğimizi” bütün komutanlara bildirerek hemen dikkatlerini çektim. Refet Bey’e, de o gün (14 Temmuz 1919): “Salâhattin Bey’in kararlarımızı iyi uygulayacağı, buradaki arkadaşlar arasında pek çok sevindirici ve güçlendirici olmuştur.” tümcesini de içine alan bir kapalı tel çektirdim.

Salâhattin Bey’in kendisine de şu teli çektirdim:

14 Temmuz 1919

Amasya’da Beşinci Tümen Komutanlığına

Refet Bey’edir: Aşağıdaki teli uygun görürseniz Salâhattin Bey’e ulaştırınız ve sonucunu bildiriniz.

Mustafa Kemal

Salâhattin Beyefendiye: İstanbul’un kapalı çevresinden ulusun mutlu kucağına gelmeniz ve özverili arkadaşlarınızın yurtseverlik çevresine girmeniz büyük sevinçle karşılandı. Kutsal amacımızın gerçekleştirilmesi uğrunda gösterilecek ortak çabada Tanrı hepimizi başarılı kılacaktır. Gözlerinizden öperim.(Mustafa Kemal)

Üçüncü Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı Albay Kâzım


Salâhattin Bey üzerinde ilk kuşku ve duraksamayı gene, Salâhattin Bey’in “amaca uygun çalışacağını” söyleyerek ona güvenen ve hemen komutayı bırakıp Sıvas’a doğru uzaklaşan Refet Bey göstermiş oldu.

Refet Bey’in Amasya’dan çektiği bir tel, yalnız Salâhattin Bey üzerindeki kuşkuyu değil, daha birkaç nokta ile ilgili düşünceleri de kapsıyordu. İzin verirseniz olduğu gibi bilginize sunayım.

İvedidir.

Güvenlikle ilgilidir. 719 Amasya, 15.7.1999


Erzurum’da On Beşinci Kolordu Komutanlığına

Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine:

Salâhattin Bey’i tanırsınız. Birdenbire ürkmemesi gereklidir. Önce Kâzım Paşa, kutlama dolayısıyla, yumuşak sözler kullanarak kendisiyle yazışmaya girişmelidir. Hamit Bey’in görevden çıkarılması konusunda daha bir şey yok. Ama yerinde bırakılması için gereken yerlere başvuruldu. Görevden çıkarılırsa buralarda kalacağını pek ummuyorum. Bununla birlikte, gene etki yapıyorum. Benim dönmem için İngilizlerin hükümete baskı yapacakları kuşku götürmez. Ben, duruma göre, gereken yollara başvura-rak buralarda kalacağım, İngilizlerden ve buradan geçen Amerikalılardan anladığıma göre, Kâzım Paşa’nın durumu da tehlikelidir. Her zaman ölçülü davranılmasını ve işlerin iyi yönetilmesini yeniden salık veririm. (Refet)

5. Tümen Komutanı

Arif

Bu telde adı geçen Hamit Bey, Samsun mutasarrıfı idi. Hamit Bey, Samsun’a varışımızın ilk günlerinde Refet Bey’in, geçmişteki dostluğu dolayısıyla, ortak amaç yolunda sonuna dek bizimle birlikte özveri ile çalışacak nitelikte bir arkadaş olduğuna güvendiği için bana salık verdiği ve benim Sadrazamlığa ve özel olarak, Genel Kurmay Başkanı Cevat Paşa’ya yazmam üzerine Samsun’a getirebildiğimiz kişi idi.

Böyle bir kişinin er geç görevden çıkarılacağı kuşku götürür müydü? Ama, Refet Bey: “Yerinde bırakılması için gereken yerlere başvuruldu.” diyor. Nereye? Kimlerin katına? Kim başvurdu? Sonra: “Görevden çıkarılırsa buralarda kalacağını pek ummuyorum, bununla birlikte gene de etki yapıyorum.” diyor. Nereye, İstanbul’a mı gidecek, nasıl? Bu kişi bugüne değin bizimle çalışmıyor muydu?

Bu telinde Refet Bey, kendisinin dönmesi için İngilizlerin hükümete baskı yapacaklarını kesin görüyor ve duruma göre gereken yollara başvurarak buralarda kalacağını söylüyor. Oysa durum belliydi ve yapılacak işi ben kendisine 7 Temmuz 1919 günlü genel yönergemde bildirmiştim (adı geçen yönergenin ikinci maddesi). Ondan başka yapılacak iş yoktu.

Refet Bey, İngilizlerden ve buradan geçen Amerikalılardan anlamış ki: “Kazım Paşa’nın da durumu tehlikelidir.” Bu ne demektir? En çok sıkı durmaları gereken arkadaşların, iyilik düşünmeyecekleri besbelli olan kimselerin sözleri üzerine tehlike kuruntusuna kapılmaları ve bunu inançla söylemeleri neyi gösterir?

Refet Bey, telinin sonunda, bana da ders veriyor: “Her zaman ölçülü davranılmasını ve işlerin iyi yönetilmesini yeniden salık veririm.” diyor.

Buradaki “ölçülü davranılması” sözünden, ne anlam çıkabileceğinin yorumlanmasını anlayışlı kişilere bırakırım.

Bana iyi yönetimi salık veren kişi, bu öğütlemeyi, benim verdiğim buyruk ve yönergeyi iyi uygulayıp görevi başından ayrılmadan önce yapmış olsaydı daha içten davranmış olurdu, sanırım.

HAMİT BEY’İN GÖREVİNDEN ALINMASI

Efendiler, Hamit Bey, 14 Temmuz dan bana şu kısa teli eklemişti:

“Görevden çıkarıldığımı sağlam yerden öğrendim. Şu bir iki gün içinde buyruğun gelmesini bekliyorum. Sonra İstanbul’a gideceğimi saygı ile bildiririm.”

Refet Bey’in komutayı bırakmış olmasının üzüntüsü içinde iken, o gün, önemli bir kesime özveri ile çalışacağını umduğumuz başka bir arkadaşın da, sanki olağan koşullar içinde bulunuyormuşuz gibi, anlaşılmaz bir düşünüş göstermekte olduğunu öğrendim.

Hamit Bey’e 15 Temmuz 1919 günü şöyle bir tel yazıldı:

“Kardeşim Hamit Bey, sizin yerinize İbrahim Ethem Bey’in atandığını öğrendik. Refet’e yazdım, buluşarak birlikte içeri doğru gelmenizi rica ettim. Bilmem hangi güven düşüncesi, size İstanbul’a gitmek isteğini veriyor. Bundan başka, biz, değerli arkadaşlarımızı İstanbul’dan Anadolu’ya çekip çıkarmaya ve böylece gerçek yurtseverleri dileklerinden yoksun etmemeye çalışırken siz, bu davranışınızla, en azından, kapalı bir çevreye giriyorsunuz. Biz hiç uygun görmedik. Refet’le buluşunuz. Ya Sıvas yakınlarında birlikte kalırsınız ya da rahatça bizim yanımıza gelirsiniz. Kesin yanıt bekleriz.”

Beş gün sonra (20 Temmuz 1919) Canik Mutasarrıfı Hamit Bey’in Samsun’dan gelen teli şu idi:

Bizans’ın artan alçaklıkları karşısında umutsuzluğa düşen ulus, doğudan bir umut ışığı bekliyor.

Buraları ve buradakileri öyle düşsel bir biçim ve yaratılışta görüyorlar ki acaba bir şey var mı diye ben de kuşkuya düşüyorum. İlgisizliğimden utanıyorum.

Gerçekte uyumuyoruz. Bir şey yapmak istiyoruz. Ama bu şeyin biçim ve kuramlarıyla uğraştığımız, uzun yollar seçtiğimiz kanasındayım. Zaman ve durum, beklemeye elverişli değildir. Yurdun durumu dakikadan dakikaya kötüleşiyor. Bunun için sözümüzü kısa kesip işleri çabuklaştırmak gerekiyor. Bu konuda benim aklıma gelen şudur:

Her yerden ve hep birden Padişah Hazretlerine tel çekelim. On aydan beri gözü önünde ve çok zaman kendi istek ve hevesince olup biten alçaklıklarla nereye sürüklenmekte olduğunu gören ulusun, ne olursa olsun, kendi yazgısına yön vermeye karar verdiğini anımsatalım ve kırk sekiz saat içinde ulusun güvenebileceği bir hükümet kurulmaz ve kurucular meclisinin toplantıya çağrılması karar altına alınmazsa, ne kendisini ne de hükümetini tanımadığımızı bildirelim. Bunda hiçbir zorluk yok, geleneksel boyun kırmaktan üzüntü duymayan ulus, biz yürüyelim, arkamızdan gelsin efendim.

Beş gün önce, görevden çıkarılırsa, İstanbul’a gideceğini bildiren Canik Mutasarrıfının bu telini, biraz kızgınca yazılmış olmakla birlikte, karar ve çalışma öğütleyen bir nitelikte bulduğunuzu umarım.

Mutasarrıf Bey, ulusun bir umut ışığı beklediği yerde, acaba bir şey var mı diye kuşkuya düşüyor.

Bizi, ne yapmak istediğini bilmeyen, biçim ve kuramlarla uğraşan şaşkınlar sanıyor. Sözü kısa kesip işleri çabuklaştırmak için yapılacak şeyi de söylüyor. Eğer bundan sonra bütün görüşlerindeki yersizliği belirten çirkin bir düşünceyi ortaya koymasaydı iyi ederdi.

Efendiler, tarih “geleneksel boyun kırmaktan üzüntü duymayan ulus, biz yürüyelim, arkamızdan gelsin.” düşünce ve inancında bulunanların karşılaştıkları sonuçlar ve cezalarla doludur. Yöneticilerin, özellikle devlet adamlarının, böyle yanlış ve çürük düşüncelere hiç kapılmamaları gerekir. Hamit Bey, bu telinde, bizim Refet Bey’le birlikte içerlere çekilmesi konusunda yazdıklarımıza hiç değinmiyor.

Hamit Bey’in bu teline 21 Temmuz 1919 günü verdiğimiz bir yanıtta şunu söyledik: “Tanrı dilerse her şey olacaktır. Yalnız, ulusun güveneceği bir hükümet kurmak için önce o hükümete destek olacak bir gücü yaratmak gerekir. O da, doğu illeri kongresinin ve ondan sonra da Sıvas genel kongresinin toplanmasıyla olacaktır.”

REFET BEY’LE YAZIŞMALAR

Efendiler, Üçüncü Kolordudan, dolayısıyla Refet ve Salâhattin Beylerden gene söz açmak gerekiyor. İlişki şudur:

İngilizler, Sıvas’a bir tabur gönderecekleri haberini yaydılar. Her olasılığı göz önüne alarak, Sıvas’a gelen çeşitli yollar boyunca askeri önlemler aldırmak gerekti. Bunun için Amasya’da bulunan Beşinci Tümen Komutanlığına 18 temmuz 1919 günü yazdığım bir buyrukta, o sırada Amasya’da bulunan Refet Bey’le ilgili olarak da şu tümceler vardı: “Duruma Refet Bey’in önemle dikkati çekilir. Belki Refet Bey böyle bir durumu göz önünde tutarak şimdilik Amasya’da kalmayı daha uygun bulur.”

Beşinci Tümen Komutanının 19 Temmuz 1919’da verdiği yanıtta şu ilginç tümceler vardı: “Salâhattin Bey daha Samsun’dadır. Şimdiye değin kendisiyle görüşemediğim gibi hiçbir gerçek ve önemli yazışma da yapılmadığından, adı geçenin düşünce ve görüşünün ne yolda olduğunu bilemiyorum. Ama Refet Bey, gerektiğinde İngilizlere karşı koyacak kadar atılganlık gösteremeyeceğini sezdirmişti. Refet Bey, 18 Temmuz 1919’da Sıvas’a doğru yola çıktı.”

Bunun üzerine Refet Bey’e şu kapalı teli çektirdim:

Şifre

Kişiye özeldir. Sayı 115

19 Temmuz 1919
Amasya’da Beşinci Tümen Komutanlığına

Sıvas’ta Üçüncü Ordu Sağlık Müfettişi

Albay İbrahim Tali Beyefendiye

Refet Bey’edir: Salâhattin Bey’e telimi verdiniz mi? Bu arkadaşımızın kesin görüşlerinin önemle saptanması ve kararsızlık ya da iki yüzlü davranış gibi felaket doğuracak bir duruma kesinlikle göz yumulmaması bir yurt ödevi olduğundan bu konuda “evet” ya da “hayır” diye kendisinden söz alınması ve ona göre bir karar verilmesi çok gereklidir. Sizin bıraktığınız yerden başlamak, kendileri için tek izlencedir. Şimdiye değin hemen bir hafta olduğu halde hiçbir kesin bilgi alınmaması ve İstanbul’dan alınan bir bilgide, adı geçen için sağlam bir güven gösterilmemesi ve yola çıkmadan önce Sadık Bey’le gizli bir görüşmesinden ve dostluğundan söz edilmesi ve yakınılması bu telimin yazılmasına yol açmıştır. Bunu ve bunun sonuçlarını özellikle sizin değerlendirmeniz ve çözümlemeniz gereklidir. Çünkü, herhangi bir halk topluluğunda söyleyeceği yanlış ve ulusal amaca aykırı bir tek sözün bile yapacağı ters etkiyi ve bunun yaratacağı durumu şimdiden düşünmek yeter. (Mustafa Kemal)

Üçüncü Ordu Kurmay Başkanı Albay Kâzım

Yalnız bu telimize değil çok şeye yanıt olan Refet Bey’in şu telini olduğu gibi bilginize sunacağım:

Güvenlikle ilgili ve

Çok ivedidir.1828 Sıvas, 22.7.1919

Erzurum’da Üçüncü Ordu Müfettişliği Vekili

Kâzım Kara Bekir Paşa Hazretlerine

1- Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine: Telinizi Salâhattin Bey’den ayrıldıktan sonra aldığım için kendisine veremedim. Salâhattin Bey’i herkes gibi siz de çok iyi tanırsınız. Kararsız yaradılışta bir kişi. Bu bölgede on günden çok kalmamak düşüncesi ile gelmiş. Az kaldı, komutayı almadan geri kaçacaktı. Kendisine güven vererek yurt ödevini anımsattım. Yurdunu kuşkusuz sever; ama günü gelmeden iş görmeye gelemez. Aşağı yukarı Vali Reşit Paşa’dan biraz daha iyi. On Üçüncü Kolordudan geçen silahlardan haberli olduğu gibi, bu işi düzenlemek için İstanbul’da da çalışmış ve başarı göstermiş. Buraya onu Cevat Paşa seçmiş. Bu duruma göre, amaca zararlı olamaz ve hiçbir halk topluluğunda amaca aykırı tek bir söz söylemez. Tersine, amaca göre, ama sessiz olarak çalışacağına söz verdi. Sadık Bey’le ilişkisi üzerine verilen bilgiye inanamıyorum. İşin içyüzüne bakılırsa, aldığımız haberi iyi belgelemeden ve belli bir izlence düzenlemeden çalışmak, kuvvetlerin yitimine yol açıyor. Doğu durumu üzerine bana bilgi verirken, aldığınız şişirme haberlere kapılmamış olsaydınız, belki ben daha iyi bir yol tutar ve komutayı bırakmak zorunda kalmazdım. Tek başına karar verecek kişilerin, gerçek durumu bilmeleri gerektiğini siz de kabul edersiniz. Bunun için, Salâhattin Bey’i boş yere ürkütmek ve “hayır” dedirtmekle ne çıkacak? Aslında, o kaçmaya hazır. Yerine kimbilir kim gelecek? Buyruklarınızın kısa ve açık olmasını rica ederim. Salâhattin Bey için olan telinizi zahmet edip bir daha okuyunuz. Fırtına ile başlayıp yavaşlıkla biten bu telden kesin düşüncenizi çıkaramadım. Bununla birlikte birkaç güne dek Salâhattin Bey Samsun’dan dönüyor. Kendisiyle görüşeceğim. Her durumda onu uygun bir yolla amaca göre çalıştırmak için gerekli önlemleri alıyorum.

2- Samsun’a çıkarılan taburun, buradaki Hintli Müslümanları değiştirmekle birlikte, özellikle Sıvas’ta bulunduğunu sandıkları sizlere karşı bir korkutma amacı da güttüklerini, İngilizlerle görüştüğümde anladım. Beni İstanbul’a gitmeye kandırmak için, Kavak’ta bulunduğum sırada bir İngiliz binbaşısı geldi. İngilizlere gösterdiğim direnmeden yararlanarak, sizi güçten düşürmek için beni aldırdıklarını açıkça söyledi. Sizin öteki dayanağınız, Kâzım Paşa imiş; onun için Kâzım Paşa, İngilizlerin üstelemesini gerektirecek bir ipucu vermemelidir. Ferit Paşa’nın, görevden çekilirken, Kâzım Paşa’yı vekil olarak ataması, İstanbul’dakilerden kimisinin kötü bir düşüncesi olmadığını gösteriyor. Ama İngilizlerin üstelemesi karşısında bir şey yapamazlar. Kazım Paşa’nın vekilliğe atanması da Salâhattin Bey’in Sadık Bey hesabına buraya gelmediğini kanıtlar.

3- Benim İstanbul’a götürülmem için İngilizler resmi olarak İstanbul Hükümetine baskı yapabilirler. Çünkü, benimle İngilizlerin arasında resmi bir bağlantı var (!). Bu baskı artarsa Salâhattin Bey’i güç bir durumda bırakmamak için izimi yitireceğim.

4- Hamit Bey’in değiştirilmesi söylentisi henüz gerçekleşmedi. Onun, yerinde bırakılması için gerek Salâhattin Bey gerekse İngilizler İstanbul’a başvurdular. Adı geçenin değiştirilmek istenmesi, Dahiliye Nazırlığı ile kavga etmesindendir. Salâhattin Bey’in yerine Konya’ya Sedat Bey’in geldiği de doğru değildir. Her ne kadar bütün komutanların değiştirileceğini haber aldığını, adı geçen yazıyorsa da Kazım Paşa’nın vekilliğe atanması bunun doğru olmadığını gösteriyor.

5- Sıvas Kongresi ile ilgili olarak Sadrazamlıktan doğruca illere gönderilen 20 Temmuz 1919 günlü teli gördünüz mü? Karahisar’daki Tümen Komutanı, bu kongreye delege seçimi için buralarda bildiri yayımlamış. Böyle bir davranışı uygun buluyor musunuz? Alman barışı ve Doğudaki sessizlik, durumun gelişmesini bekleyerek, bizim de sakıngan bulunmaklığımızı gerektiriyor mu? Kendim için hiçbir kaygım olmadığını artık anlamışsınızdır(!). Yalnız, kararsız ve izlencesiz davranışlarla amaçtan ayrılacağız. Ya sakıngan davranalım ya da hemen işi açığa vuralım. Ama ikisinden birini yapalım. Sıvas Kongresinin bugün için yararlı olacağını umuyor musunuz? Bugünkü duruma göre bu kongrenin Sıvas’ta ve açık olarak yapılmasını tehlikeli bulmuyor musunuz? Güney yön1erinden Sıvas’a gelecek bir baskın, özellikle bu il halkının kansızlığı yüzünden Anadolu’yu ikiye ayırır ve pek tehlikeli olur. Bunun için bu ilin, son gün!ere değin, yan tutmuyormuş gibi görünmesi pek çok önemlidir. Bu kongrenin ille toplanması gerekiyorsa, aldığınız haberlere göre delegeler gelebileceklerse, acaba bunun doğuda bir yerde toplanması daha uygun olmaz mı?

6- Sıvas ve Amasya kentleri halkı pek karışık; ilçelerde ve köylerdeki halk, bunlara göre pek çok iyi. Bundan sonra, ona göre çalışmamı düzenleyeceğim.

7- İstanbul’dan aldığım haberde buradaki ulusal eylemlerin, hiçbir parti ya da hiçbir kişinin özel isteklerini yerine getirmek için olmayıp ulusal kurtuluş ve bağımsızlığın sallanması amacı ile yapıldığını bildirmek üzere, sizin bir bildiri yayımlayarak İngilizleri yatıştırmanız salık veriliyor. Gerekli görülürse ben bunun, sizin bir bildirinizle değil belki Erzurum Kongresinin kararları arasında yayımlanmasının uygun olacağını sanıyorum.

8- Ajanslar, Millet Meclisi seçimlerinden söz ediyorlar. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? (Refet)

Üçüncü Kolordu Kurmay Başkanı

Zeki

Bu tele verdiğimiz karşılığı da olduğu gibi bildirmekle yetineceğim.

Şifre

Subay eliyle çekilmesi

ivedidir.

171 23.7.1919

Sıvas’ta Üçüncü Kolordu Kurmay Başkanı Zeki Bey’e

Refet Beyefendiye:

1- Salâhattin Bey’le ilgili teli bir daha okumak üzere aradım, ama bulunamıyor. Anımsadığıma göre Salahattin Bey için söz konusu olan şeyler İstanbul’dan bildirilmişti. Her alınan haberi, istenildiği gibi belgelemek kolay olmuyor. Doğu durumu üzerine aldığımız bilgiler aşırılıktan uzak olmamakla birlikte, bize yanlış bir adım attırmış değildir, kanısındayım. Ulusun yazgısı ile ilgili işlerde, yalnız doğu olaylarının gelişimi temeline dayanmakla yetinilmiş değildir. Ulusal örgütlere genişlik ve canlılık vermek; kongrelerle ulusal istekleri ortaya koydurmak; orduyu ulusal örgütlere yardımcı kılmak; ulusal amacın yitimine meydan vermemek için komuta ve silah işlerinde, bilinen kesin kararı vermekte, yapıldığından başka türlü ve daha ölçülü davranmak, acaba bugünkü iyi sonucu verebilir miydi? Her halde şimdiki durum sevindirecek niteliktedir.

2- Kazım Paşa’nın vekil olarak atanması pek uygun düşmüştür. İngilizlerin üstelemesini gerektirecek bir ipucu vermemeye çalışıyor. Ama silah işinde ve Trabzon’a yapılacak bir çıkarmayı önleme konusunda çekingen davranamayacağımız apaçık bir gerçektir. Oysa, bu nedenler İngilizlerin kuşkusuz hoşuna gitmeyecektir.

3- İngilizler, benim İstanbul’a götürülmem için pek çok üstelediler ve Hükümeti iyiden iyiye sıkıştırdılar. Hükümet ve Padişah ile, makine başında günlerce süren konuşmalarda işin bu yanı apaçık olarak bildirildi. Bu konuşmalarda neler geçtiği, buluşmamızda bilginize sunulacaktır. Ama, meslekten çekilince üsteleme son buldu. Bu duruma göre, sizin için de, görevden çekildikten sonra çok üsteleyeceklerini ummam. Bununla birlikte, tersi de olsa, izinizi kaybetmektense Salahattin Bey’in güç duruma girmesini yeğlerim. Burada Halit Bey için, Hükümet ve İngilizler, Kazım Paşa’yı çok sıkıştırdılar. Kazım Paşa, bir şey yapılamayacağını söylemekte direndiğinden, şimdi Halit Bey, bugün, resmi olmasa da, tümeninin başındadır.

4- Hamit Bey, son bir teli ile hepimizden daha hızlı iş görmek isteğini gösteriyor. Şimdilik yumuşatıldı.

5- Sıvas kongresi ile ilgili teli daha görmedim. Gerçekten kimi yerlerde olumlu ve kimi yerlerde de olumsuz aşırılıklar görülüyor. Kuşkusuz duruma göre verimli iş görmek için çekingen davranma isteğindeyim. Herkes için bu kesin ve açık izlence, bugün toplantıya başlayan Erzurum Kongresi görüşmelerinden çıkacaktır.

Sıvas Kongresinden pek çok yarar beklerim. Bugün değil, Sıvas Kongresi ilk söz konusu olduğu gün bile, her yerden ve özellikle güneyden bir baskın gelmesini, çok olası gördüğümü ve bu nedenle savunma önlemleri alınması için ricada bulunduğumu anımsarsınız. Bununla birlikte, Erzurum Kongresi’nin toplantıları sırasında, Sıvas’a gelecek delegelerin sayısına ve Erzurum Kongresinin yapacağı etkilerle doğacak duruma göre daha elverişli ve güvenli bir yöntem de düşünülür.

6- İşleri düzenleme konusundaki, siz kardeşimin görüşleri pek yerindedir. Bununla birlikte, kentlileri de ulusal duygu ve etki altında tutmaktan uzak kalınmayacağını umarım.

7- Ulusal eylemlerin amaç ve ereği, kongrece her yere gönderilecek bildirilerle, düşündüğümüz gibi yayılacaktır.

8- Millet Meclisi toplanmalıdır. Ama İstanbul’da değil, Anadolu’da. Bu konu, kongrede görüşülecek ve bunun üzerine işe girişilecektir. Hepimiz gözlerinizden öperiz, kardeşim. (Mustafa Kemal).

Üçüncü Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı

Albay Kazım

***

ERZURUM’LULARIN DESTEĞİ

Efendiler, ben askerlikten çekilince, bütün Erzurum halkının ve Vilayatı Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyetinin Erzurum Şubesinin bana karşı pek açık olarak gösterdikleri güven ve yakınlığın bende bıraktığı unutulmaz izlenimleri burada açıkça anmayı bir ödev sayarım.

Derneğin Erzurum şubesinden aldığım 10 Temmuz 1919 günlü yazıda: “Derneğin başına geçmemi ve Çalışma Kurulu Başkanlığını kabul etmemi” öneriyorlar ve birlikte çalışmak üzere ayırdıkları beş kişinin adlarını bildiriyorlardı.

Bu beş kişi: Raif Efendi, Emekli Binbaşı Süleyman Bey, Emekli Binbaşı Kazım Bey, Albayrak Gazetesi Müdürü Necati Bey, Dursun Beyoğlu Cevat Bey idi. Söz konusu ettiğim yazıda, Rauf Bey’in de Çalışma Kurulu İkinci Başkanlığına seçildiği bildiriyordu.

O günlerde, Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Raif Efendi ve üyeler Hacı Hafız Efendi Süleyman Bey, Maksut Bey, Mesut Bey, Necati Bey, Ahmet Bey, Kazım Bey ve yazman Cevat Bey idi.

Erzurum Şubesi, İstanbul’daki Genel Merkez Başkanlığına ulaştırmaya çalıştıkları bir telle: “Genel Merkez adına söz söyleme yetkisinin bana verildiğinin telle bildirilmesini” de rica ettiler

Bundan başka, bizim Erzurum Kongresine girmemizi kolaylaştırmak için, Kongreye Erzurum delegesi olarak seçilmiş olan Emekli Binbaşı Kazım ve Dursun Beyoğlu Cevat Beyler delegelikten çekildiler.

***
Ekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Ekin'in Mesajına Teşekkür Etti