Konu: Nutuk
Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.01.09, 23:44   #5
Ekin
Moderator

Ekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Konular: 1175
Mesajlar: 8,990
Ettiği Teşekkür: 30790
Aldığı Teşekkür: 40437
Rep Derecesi : Ekin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Kotu Cocuk
Standart

SIVAS VALİSİNİN KAYGILARI

Sıvas’taki kaygı ve coşku şöylece anlaşıldı. 20 Ağustos günü öğleyin Sıvas’taki Vali Reşit Paşa’nın istemesiyle telgraf başına çağırıldığım zaman, paşanın uzun bir teli veriliyordu. O tel şudur:

Erzurum’da Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine

İlkin, sizi rahatsız ettiğimden dolayı beni bağışlamanızı diler, sağlığınızı sorarım. Ne iş için rahatsız ettiğimi aşağıda bildiriyor ve açıklıyorum efendim. Görünüşte, Fransız işyerlerini teslim almak, gerçekte buraların durumu üzerinde incelemeler yapmak için, Cizvit papazları ile birlikte önceki gün İstanbul’dan Sıvas’a gelerek valilik katını ziyaret eden Fransız subaylarının bu ziyaretlerine karşılık dün sabah yanlarına gitmiştim. Ziyaret ve konuşmanın sonunda orada bulunan Fransız binbaşılarından Jandarma Müfettişi Bay Brüno (Brınot), biraz özel görüşmek istediğini söyleyerek beni başka bir odaya aldı. Söylediği sözleri olduğu gibi aktarıyorum:

“Mustafa Kemal Paşa ile Kongre üyelerinin Sıvas’a gelip burada bir kongre yapacaklarını işittim. Bunu İstanbul’dan gelen Fransız subayları söylediler. Sizinle böylesine dostça konuşur ve kişiliğinize karşı pek çok saygı beslerken bu işi benden saklamanıza çok üzüldüm.” dedi. Ben de gereken yanıtı vererek kendisini inandırmaya çalıştımsa da son söz olarak: “Eğer Mustafa Kemal Paşa Sıvas’a gelir ve burada kongre toplamaya kalkışırsa beş on gün içinde askerlerimizin buralara gireceğini kesin olarak biliyorum. Sizin kişiliğinize beslediğim saygı dolayısıyla bunu haber veriyorum. İnanmazsanız, iş olup bittikten sonra inanırsınız. O vakit yurdunuzu uçuruma sürükleyenler arasına siz de girmiş olursunuz.” sözlerini söyledi. Dahiliye Nazırlığından dün aldığım kapalı tel de başka türlü yazılmakla birlikte gene bu kanıyı uyandıracak nitelikte idi. Yeni gelen Fransız subaylarından biri dün Kolordu Komutanı uzun uzadıya görüşerek kongre konusunda Komutan Beyefendinin düşüncesini anlamaya çalıştığı gibi bu sabah da Bay Brüno bana gelerek alafranga saat üçte, öbür Fransız subaylarıyla birlikte kongre üzerine görüşüleceğini ama kendisinin aradaki dostluk dolayısıyla daha önce benimle ayrı görüşmek istediğini bildirdi. Bir süre konuşulduktan sonra sonuç olarak şunu da söyledi: “Ben dünden beri bu iş üzerinde pek çok düşündüm sonunda şuna karar verdim ki, eğer Mustafa Kemal Paşa ile Kongre üyeleri Sıvas Kongresinde İtilaf devletlerine karşı kışkırtıcı davranışlarda bulunmazlar ve onlar için saldırgan bir dil kullanırlarsa kongrenin toplanmasında hiçbir sakınca yoktur. Ben kendim General Franse Despere’ye (Faranchet d’Esperey) yazar. Mustafa Kemal Paşa için çıkarılan tutuklama buyrumunu geri aldırır ve kongrenin toplanmasına engel olunmaması için Dahiliye Nazırlığından size buyruk göndertirim. Fakat şu koşulla ki, siz de benden hiçbir şey saklamayacaksınız ve içten dostluğumuzu gözeterek birbirimize karşı hep açık bir dil kullanacağız. Yalnız kongrenin toplanacağı günü öğrenmek gerekir.” dedi. Ben de bu konuda kesin bir şey bilmediğimi ve öğrendiğimde kendisine bildireceğimi ve aradaki dostluk dolayısıyla hiçbir şeyi saklamayacağımı söyledim. Binbaşının işgal konusunda dünkü kesin sözlerine karşın bugünkü yumuşaklığının nedenini, en ince ayrıntıları kavrayan yüksek görüşlerinize sunmayı ödev bilir ve bu konuda sözü uzatmayı gereksiz sayarım. Açıkça anlaşılıyor ki bunların düşüncesi kongreyi Sıvas’ta toplatmaya yanaşmış görünerek kongrenin yüce üyeleriyle sizi burada toplamak ve el altından hazırlıkta bulunarak bütün arkadaşları ele geçirmekten ve hem de burayı ele geçirmeyi oldubittiye getirmekten başka bir şey değildir. Dün akşam Dahiliye Nazırlığından aldığım kapalı bir tel de başka biçimde yazılmış olmakla birlikte aşağı yukarı gene bu nitelikteydi. İşte ben her gerçeği saklı tutulmak ricasıyla sizlerin bilginize sunuyorum. Bundan sonra tutulacak yolun çizilmesi size düşer. Düzenli dolaplı bir tehlikenin bu denli yakın ve sanki elle tutulacak denli görünmekte olduğunu bilip dururken durumu size bildirmemeyi ve sonuç olarak Sıvas’ta kongre toplamaktan vazgeçilmesini önermemeyi vicdanıma sığdıramadım. İşte bunun için sizlerden ve orada bulunan öbür yüksek arkadaşlardan pek çok rica ederim ki ikinci bir kongrenin toplanmasına kesin gereklik yoksa vazgeçilsin. Gereklik varsa dört yandan ele geçirilmesi pek ko1ay olan Sıvas’ın toplantı merkezi olmasından vazgeçilerek, düşmanın kolayca giremeyeceği Erzurum’da ya da uygun görülürse Erzincan’da toplanma yoluna gidilmesini yurdun esenliği adına çok rica ederim. Kolordu Komutanı Salahattin Beyefendi de bu konudaki görüşlerini ayrıca Kazım Paşa Hazretlerin aracılığıyla size yazacaklardır. Şimdi yanımda bulunan eski Sıvas milletvekili Rasim Bey de eski Erzurum milletvekili Hoca Raif Efendi Hazretlerine bu konudaki bilgi ve düşüncesini kapsayan bir tel çekecektir. Doğal olarak okuduktan sonra Hoca Raif Efendi Hazretlerini Ilıca’dan dönüşünde kendilerine yollamak iyiliğinde bulunursunuz. İşte efendim, durum böyledir. Söz götürmez yurtseverliğinize karşı sizi daha çok rahatsız etmekten çekinir ve karşılık olarak göndereceğiniz buyruğunuzu beklerim, efendim. İşte Rasim Bey’in teli.

Reşit

Bu tele orada verdiğim yanıtı olduğu gibi bilginize sunacağım. Ertesi gün, Temsilciler Kurulu adına da aynı anlamda uzun bir tel çekilerek yatıştırmaya ve inandırmaya çalışıldı. Ayrıca, Kadı Hasbi Efendi’ye de bir aracı eliyle tel çekildi. Kolordu Komutanına da gerektiği gibi yazıldı. Rasim Bey’e de, gönlünün rahatlaması için, kendim yazdım.

20 Ağustos 1919

saat:1 sonra

Sıvas Valisi Reşit Paşa Hazretlerine

Verdiğiniz bilgiye göre yüksek görüşlerinize özellikle teşekkürlerimi sunarım. Bay Brüno ve arkadaşlarının gözdağı vermek için söylediklerini yüzde yüz kurusıkı sayarım. Sıvas kongresinin toplanması yeni bir şey olmayıp aylardan beri dünyaca bilinen bir iştir. Tuhaftır ki, İstanbul’da bulunan yetkili Fransız siyaset adamlarının da bana gönderdikleri haberler, Anadolu’da ulusça girişilen işlerin pek haklı ve yasal olduğu ve ulusumuzun istekleri kendilerine açıkça bildirilirse iyi karşılayacaklarını ve uygulanmasını üzerine alacaklarını gösterir yazılı bir güvenceyi şimdiden vermeye hazır oldukları yolundadır. Bay Brüno’nun ikinci görüşmede ağız değiştirmesi ve yumuşaması bizleri kazanmak için olsa gerektir. Binbaşı Brüno’nun dediği gibi, Fransızların beş on gün de Sıvas’a girmeleri öyle kolay bir şey değildir. Şunu anımsamanız gerekir ki, İngilizler bu konuda gözdağı vermekte daha ileri giderek Batum’daki askerlerini Samsun’a çıkarmaya karar verdiler ve dahası, özellikle beni korkutmak için, bir tabur da çıkardılar. Ama bu girişime karşı, ulusun güçlü bir dayanç, inan ve ateşle karşı koyacağı gerçeği kendilerince anlaşıldıktan sonra birlikte orada bulunan taburu alıp götürmek zorunda kalmışlardır. Sıvas Kongresinde görüşülecek konularda, Erzurum Kongresi Bildirisinden kolayca anlaşılacağı üzere, İtilaf devletlerine karşı kışkırtmalarda bulunmak gibi amaçlar güden hiçbir yön yoktur. Burada şunu da bilginize sunayım ki, ben de Fransızların ne de herhangi bir yabancı devletin arka çıkmasına önemseyen kişilerden değilim. Benim için en büyük barınma yeri ve yardım kaynağı ulusumun kucağıdır. Kongrenin gerekliği, zamanı ve toplantı yeri üzerine etki yapacak bir davranış, benim kendi kararımın çok üstünde geçerliği bulunan ulus kararına bağlı bir durumdur. Yalnız, düşündüğünüz gibi Fransızların, kongre üyelerinin Sıvas’ta toplanmasını ister görünerek sonradan bu üyeleri ele geçirebilmesi bence çok uzak kuruntulardandır. Bütün bu sözlerimi, olduğu gibi Bay Brüno’ya söylemenizde de hiçbir sakınca görmüyorum. Böylece, ulusumuzun haklarını korumak ve bağımsızlığını savunmak için Erzurum Kongresi Bildirisiyle bütün dünyaya olduğu gibi kendilerinin İstanbul’daki siyasal temsilcilerine de bildirmiş olduğu temel kararları uygulamaktan çekinmeye kesinlikle yer olmadığı Bay Brüno’ya ve arkadaşlarına anlatılmış olur. Bay Brüno bilmelidir ki, Fransızların Sıvas’a girmeye karar vermeleri, kendilerine pek pahalıya oturabilecek yeni kuvvetlerle ve çok paralarla yeni bir savaşa karar vermelerine bağlıdır. Böyle bir kararın Jandarma Binbaşısı Bay Brüno ile arkadaşları arasında sözü geçse bile Fransız ulusunca benimsetmesine olanak yoktur.

Milletvekili Rasim Bey’in Raif Efendi Hazretlerine olan telyazısını okudum. Korkmaya yer olmadığını kendilerine lütfen duyrulmasını rica ederim.

Gerek bana ulaştırdığınız bilgi ve düşüncelerinizi gerekse Rasim Bey’in telyazını Temsilciler Kuruluna olduğu gibi sunacağım. Bundan dolayı Sıvas Kongresi ile ilgili kesin karar ancak Temsilciler Kurulunun görüşmeleri sonunda belli olacaktır. Alınacak karar doğal olarak size bildirilecektir. Yalnız bugün için ricam, Brüno’nun gözdağı verdiğini halka duyurmamanız, böylece halkın moralinin kırılmasını önlemenizdir. Saygılarım kabulünü ve Salahattin ve Refet Beyefendilere de selamımın ulaştırılmasını rica ederim saygıdeğer Paşa Hazretleri.

Mustafa Kemal

Verilen yanıt üzerine Reşit Paşa’dan alınan ikinci tel:

Ben anlayabildiğim kadarını sizlerin bilginize sunmakla vicdan ödevimi yerine getirmiş oluyorum. İstanbul’daki Fransız siyasa adamlarının görüşlerini ve size verdikleri sözlere güvenilip güvenilemeyeceğini kestiremem. Söz götürmez yurtseverliğiniz açısından yurdun esenliği söz konusu olduğuna göre, iyice düşünerek gereken yolun tutulması sizlerle yüce kongre üyelerinden orada bulunan saygıdeğer kişilere düşer. Buyruklarınızı yerine getireceğimi bildirir, saygılarımı sunarım efendim.

Reşit

Efendiler, Diyarbakır ve Bitlis dolaylarındaki halkı aydınlatmak düşüncesiyle, oralarda ordu komutanı olarak bulunduğum sıralarda bir bölümünü kişisel olarak tanıdığım birtakım ileri gelen kişilere özel mektuplar yazdım ve Van, Bayazıt çevrelerinde bulunan birtakım aşiret başkanlarıyla da bağlantı ve ilişki kurdum.


ERZURUM’DAN AYRILMA GEREĞİ

Sonunda Efendiler, ağustos içinde her yerde birtakım delegelerin Sıvas’a doğru yola çıktıkları ve kimilerinin de Sıvas’a varmaya başladıkları anlaşıldı. Sivas’a varan delegeler bizim ne zaman yola çıkacağımızı sormaya başladılar.

Artık Erzurum’dan ayrılmak gerekiyordu. Ama, şimdiye değin verdiğim bilgiden anlaşılmıştır ki, Sıvas Kongresi doğu ve batı illerinin ve Trakya’nın, yani bütün yurdun birliğini sağlamak amacını güdüyordu. Bunun için, bu kongrede doğu illeri delegelerinin bulunması gerekirdi. Bu illerden Sıvas Kongresi için delegeler seçtirmeye kalkışmak elverişli olmayan bir düşünceydi. Erzurum Kongresinde bulunan delegelerin Sıvas’a götürülemeyecekleri de anlaşılıyordu. Kaldı ki, geldikleri yerlerden doğu illerinin haklarını savunmak için yetki almış olan bu delegelerin daha genel bir amaca ilişkin yetkileri de yoktu. Gene bu nedenle, Erzurum Kongresinin Sıvas Kongresine doğu illeri adına bir delege topluluğu göndermeye yetkisi olmayacağı da açık bir gerçekti.

Yeniden delege seçtirmeye kalkışmak ne ölçüde elverişsiz idiyse, birtakım kuramsal düşüncelerin, çerçevesi içinde sıkışıp kalmak da o ölçüde elverişsizdi.

En kolay ve çıkar yol, Vilayatı Şarkiye Müdafai Hukuk Cemiyeti Temsilciler Kurulunu Sıvas’a gidip kongreye katmaktı.

Üyelerden Mutki aşireti reisinin, Mutki dağlarından dışarı çıkmaktan korktuğunu ben kendim bilirdim. Siirt Milletvekili Sadullah Bey ortada yok.

Servet ve İzzet Beyler, kongre biter bitmez birer özür bildirerek Trabzon’a gitmiş bulunuyorlar.

Erzurum’da Rauf Bey ve Raif Efendi var. Raif Efendi de özür bildiriyor.

Yolumuzda, Erzincan’da Şeyh Fevzi Efendi’yi bulabileceğiz.

Servet ve İzzet Beyleri çağırdım, gelmediler. Raif Efendi’ye bizimle gelmesi için rica ettik, kabul etti.

Sonunda, Temsilciler Kurulu üyesi olarak, Erzurum’dan üç kişi, Erzincan’dan bir kişi ve Sıvas’ta bulduğumuz, Bekir Sami Bey’le beş kişi olduk ve Sıvas Kongresini meydana getiren delegelerin belgelerini incelemek gereği duyulduğu zaman, ben, orada şöyle bir belge yazdım ve altını Temsilciler Kurulu mühürü ile mühürledim.

Temsilciler Kurulundan:

Mustafa Kemal Paşa

Rauf Bey

Bilginlerden Raif Efendi

Şeyh Fevzi Efendi

Bekir Sami Bey

Yukarıda adları yazılı kişiler, Doğu Anadolu adına Sıvas Kongresinde bulunmak üzere Erzurum Kongresince görevlendirilmişlerdir.

Mühür

Efendiler, Erzurum’dan çıktığımız gün, 29Ağustos 1919’dur


SIVAS YOLUNDA

Amasya’dan Erzurum’a gelirken Sıvas’ta küçük bir öyküye konu olan olayı unutmamışsınızdır. Tuhaftır ki, Erzurum’dan Sıvas’a giderken de buna benzer küçük bir durumla karşılaştık.

Erzincan’dan batıya doğru yola çıktığımız günün sabahı, Erzincan boğazı girişine gelir gelmez, birtakım jandarma er1erinin ve subaylarının coşkulu ve korkulu bir davranışla otomobillerimizi durdurduklarını gördük.

Durumu açıkladılar: “Dersim Kürtleri boğazı tutmuşlardır. Tehlike var. Geçilemez.”

Bir subay, kuvvet gönderilmesini merkeze yazmış, o, kuvvet gelince gerek1i düzenlemeyi yapacak, haydut1arı püskürtecek ve yolu açacakmış.. Pek iyi ama, bu haydutların kuvveti nedir; neresini, nasıl tutmuş; ne kadar kuvvet gelecek, ne zaman gelecek?

Bu bilmeceler çözülünceye değin, geriye Erzincan’a dönmek ve kim bilir kaç gün beklemek gerek! Bizim ise işimiz pek ivediydi. Ben Erzurum ile Sıvas arasındaki yolu belli süre içinde aşıp belli günde Sıvas’ta bulunamazsam; şurada burada, şundan ya da burudan ötürü korktuğum ve beklediğim, Sıvas’ta ve her yerde duyulursa bozgun başlayabilir, işler altüst olabilirdi.

Öyleyse karar? Tehlikeyi göze alıp yola koyulmak. Başka türlü de yapamazdık. Yalnız küçük bir düzenleme yapmayı uygun buldum.

Ellerinde hafif makineli tüfek1er bulunan özverili arkadaşlarımızdan birkaçını (Şimdi bir alay komutanı olan Osman Bey, ki Tufan Bey adıyla tanınmıştır, bunların başında idi) bir otomobil ile kendi otomobilimizin önüne geçirdik. Sağdan soldan gelecek, uzaktan açılmış ateşlere önem verilmeyerek otomobiller hızla karayolu üzerinde ileri yürümeye devam edecekler. Vurulan, ölen olursa onlarla ilgilenilmeyecek... Tam karayolu üzerinde ve yakınında, yolu kapayan haydutlarla karşılaşılırsa hepimiz otomobillerden atlayacağız ve bunlara saldırarak yolu açacağız ve kalanlar gene, kullanılabilecek durumda olan otomobillere binerek ve hızla ilerleyerek yola devam edecekler... İşte verilen buyruk da buydu...

Bu düzenleme ve davranışı akla uygun ve güvenilir görmeyenler bulunabilir. Gerçi o günlerde Elazığ Valisi Ali Galip Bey’in Dersim’de dolaştığı ve birtakım oyalayıcı işler yapmaya ve türlü düzenler kurmaya çalıştığı biliniyor idiyse de, açıklayayım ki ben, öncelikle, boğazın gerçekten tutulduğuna inanmadım. Bunu, İstanbul Hükümetinin yardakçısı olabileceğini sandığım birtakım kimselerin, özellikle beni durdurmaya zorlamak için uydurdukları bir düzen saydım. Sonra, Dersim Kürtleri boğazı tutmuşlarsa bunların yapabilecekleri işin, uzak tepelerden yola ateş etmekten başka bir şey olamayacağım çok iyi kestiriyordum.

Kısacası, yürüdük, boğazı geçtik ve 2 Eylül 1919 günü Sıvas’a vardık. Halkın, kentin çok uzaklarından başlayan büyük ve parlak gösterileriyle karşılandık.

Üçüncü Kolordu Komutanı olan Salahattin Bey Sıvas’ta bulunuyordu. Vali Paşa ile birlikte, kongreye gelen delegelerin yerleştirilmesinde ve Temsilciler Kurulu için lise binasının ve kongre toplantı salonunun düzen1enmesinde ve her türlü ön1emin alınmasında konukseverliğe örnek olacak biçimde olağanüstü çalışmışlardı.

Refet Bey orada değildi. Nerede bulunduğunu da kimse bilmiyordu. Oysa, 7 Temmuz 1919 günlü yönergemiz gereğince, kendi bölgesi olan Üçüncü Kolordu bölgesinden ayrılmaması gerekli idi. Üstelik, tam Sıvas’ta kongre toplanacağı günlerde orada bulunması uygun olacaktı. Yazışma sonunda kendisinin Ankara’da olduğu anlaşıldı. Ankara’da Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa’ya “Hemen ve hiçbir özür dinlemeksizin Sıvas’a gönderilmesini” buyurdum 7 Eylülde geldi. Kendisini Temsilciler Kurulu üyesi olarak kongre üyelerine tanıttım.

Efendiler, bizden önce gelmiş olan delegeler, bizi beklerken, aralarında toplantılar yapmışlar ve hazırlık niteliğinde birtakım tasarılar kaleme almışlar.

Bizim varışımızdan sonra da birkaç özel toplantı ve görüşme olmuş ve bu kez birtakım kararlar da verilmiş. İzin verirseniz, çok özel bir niteliği olduğu için, bu noktayı açıklayayım:

../..

.....
Ekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Ekin'in Mesajına Teşekkür Etti