Konu: Nutuk
Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.01.09, 23:45   #6
Ekin
Moderator

Ekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Konular: 1175
Mesajlar: 8,990
Ettiği Teşekkür: 30788
Aldığı Teşekkür: 40437
Rep Derecesi : Ekin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Kotu Cocuk
Standart




Nutuk1 (5.Bölüm)a


SIVAS KONGRESİ AÇILIYOR

Sıvas kongresi 1919 Eylülünün dördüncü perşembe günü öğleden sonra saat ikide açıldı.

Öğleden önce delegeler arasında bulunan ve öteden beri kendisini tanıdığım Hüsrev Sami Bey yanıma gelerek şöyle bir haber verdi: Rauf Bey ve birtakım başka kişiler, Bekir Sami Bey’in evinde özel bir toplantı yapmışlar ve beni başkan yapmamaya karar vermişler. Arkadaşların, özellikle Rauf Bey’in, böyle bir davranışta bulunacaklarını hiç ummadım ve Hüsrev Sami Bey’in, açık söyleyeyim ki, biraz ağırca olarak, böyle yersiz sözleri bana ulaştırmaması için dikkatini çektim. Verdiği haberin doğru olamayacağını, arkadaşlar arasında yanlış anlayışlara yol açacak sözler söylemenin uygun olmadığını da sözlerime ekledim.

Efendiler, ben bu kongrede başkanlık işine önem vermiyordum. Başkanlığa, belki yaşlı bir kişinin getirilmesinin uygun olacağını düşünüyordum. Bu yüzden kimi arkadaşların da düşüncelerini sordum. Bu arada, kongre salonuna girmezden önce koridorda Rauf Bey’e rastladım. “Kimi başkan yapalım?” dedim. Rauf Bey, hemen hemen coşkulu bir sesle, önceden söylemeye hazırlanmış olduğu o andaki durumundan anlaşılan bir davranışla ve keskin bir dille: “Sen başkan olmamalısın!” dedi. Hemen Hüsrev Sami Bey’in verdiği haberin doğruluğuna inandım ve doğal olarak üzüldüm. Gerçekte Erzurum Kongresinde de benim başkanlığımı sakıncalı görenler var idiyse de onların ne biçim insanlar olduklarını açıklamıştım. Bu kez, en yakın arkadaşlarımın da o anlayışta olmaları beni düşündürdü. Rauf Bey’e: “Anladım, Bekir Sami Bey’in evinde aldığınız kararı bana bildiriyorsun.” dedim ve yanıtını beklemeksizin yanında uzaklaşarak kongre salonuna girdim.

Kongrenin açılmasından sonra ilk söz alan bir yüksek kişinin, kongre tutanağına olduğu gibi geçirilen şu sözlerini işittik:

“Efendim, şimdi doğal olarak başkanlık işi söz konusu olacak. Ben başkanlık görevinin birer gün ya da birer hafta sürmek üzere sırayla yapılmasını ve üye adlarının ya da temsil edilen il ve sancak adlarının baş harflerine göre abece sırasıyla yapılmasını öneriyorum.”

Efendiler, öyle şaşılacak bir rastlantıdır ki, bu, öneriyi yapanın temsil ettiği ilin adı da, kendi adı da abecenin ilk harfi ile başlıyordu. Ben, çağrıyı yapan kişi olarak, bir söylevle kongreyi açtıktan sonra, geçici olarak başkanlık yerinde bulunuyordum.

“Bu neden gerekiyor efendim?” diye sordum.

Öneriyi yapan:

“Böylece işin içine senlik benlik karışmamış olacağı gibi dışarıya karşı da, eşitliği gözettiğimiz için, iyi bir etki yapılmış olur.” dedi.

Efendiler, ben yurdun, öneriyi yapanla birlikte bütün ulusun, hepinizin nasıl bir felaket çıkmazında bulunduğumuzu göz önüne getirerek, kurtuluş yolu olduğuna inandığım girişimleri bitmez tükenmez güçlükler ve engeller de olsa maddesel ve ruhsal bütün varlığımla yürütmeye çalışırken, benim en yakın arkadaşlarım, daha dün İstanbul’dan gelmiş ve doğal olarak işlerin içyüzünü bilmeyen, saygı duyduğum yaşlı bir kişinin diliyle bana senlikten benlikten söz ediyorlar.

Bu öneriyi oya koydum. Çoğunlukla kabul edilmedi. Başkan seçimini gizli oya koydum. Üç üye dışında bütün üyeler oylarını bana verdiler.


***


SIVAS KONGRESİNİN ÜZERİNDE DURDUĞU İŞLER

Sıvas kongresinin gündemi, Erzurum Kogresinin tüzük ve bildirisi ve bir de bizden önce Sıvas”a gelmiş olan yirmi beş kadar üyenin düzenlediği bir bildiri olacaktı.

İlk açılış günü olan 4 Eylül günü ile eylülün beşinci ve altıncı günleri, yani üç gün, İttihatçı olmadığımızı açıkça belirtmek için andiçmek gereğini konuşmakla ve ant örneğini düzenlemekle: Padişaha sunulacak yazıyı yazmakla ve kongrenin açılışı dolayısıyla gelen tellere karşılık vermekle ve daha çok da, kongre siyaset uğraşacak mı, uğraşmayacak mı konusunun tartışılmasıyla geçti. İçinde bulunulan didişmeler ve uğraşmalar, siyasetten başka bir şey değilken bu son tartışmalara şaşılmaz mı?

Sonunda kongrenin dördüncü günü, asıl konuya geldik ve o gün, Erzurum Kongresi Tüzüğünü görüşerek hemen sonuca bağladık. Çünkü, Erzurum Kongresi Tüzüğünde yapılması gereken değişiklikleri önceden hazırlamış ve gerekli gördüğümüz üyeleri bu konuda aydınlatmış bulunuyorduk.

Bununla birlikte, yapılan değişiklikler, sonradan kimi direnmelere, anlaşmazlıklara ve birçok yazışma ve tartışmalara yol açtığı için, bu değiştirilen noktaların önemlilerini bildireceğim:

1- Derneğin adı “Şarki Anadolu Müdafaai Hukuk Cemiyeti’” idi, “Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti” oldu.

2- “Temsilciler Kurulu Doğu Anadolu’nun bütününü temsil eder.” sözü yerine “Temsilciler Kurulu yurdun bütününü temsil eder.” dendi. Üyeler arasına da daha altı kişi katıldı.

3- “Nasıl olursa olsun, yurdumuza girmeyi ve işimize karışmayı Rumluk ve Ermenilik örgütleri kurma amacıyla yapılmış sayacağımızdan elbirliğiyle savunma ve direnme ilkesi kabul edilmiştir.” yerine “Nasıl olursa olsun, yurdumuza girmenin ve işimize karışmanın ve özellikle Rumluk ve Ermenilik örgütleri kurma amacını güden davranışların durdurulması için elbirliğiyle savunma ve uğraşma ilkesi kabul edilmiştir.” denildi.

Bu iki tümcedeki ayrılık, anlam bakımından kuşkusuz pek büyüktür. Birincisinde İtilaf devletlerine karşı düşmanca bir durum alınacağı ve direnileceği söylenmiyor. İkincisinde bu yön açıkça belirmiş oluyor.

4- Tüzüğün, dördüncü maddesinde yer alan sorun, oldukça tartışmalara yol açtı. Madde şu idi:

“Osmanlı Hükümetinin yabancı devletler baskısı karşısında buraları (yani doğu illerini) bırakmak ve buralarla ilgilenmemek zorunda kaldığı anlaşılırsa yönetim, siyaset, askerlik bakımlarından nasıl davranılacağını belirtilmesi ve saptanması” yani geçici yönetim kurma işi.

Sıvas Kongresi Tüzüğünde bu maddedeki “buraları” yerine “yurdumuzun herhangi bir parçasını bırakmak ve orası ile ilgilenmemek...” biçiminde kapsayıcı ve genel sözler kondu.


AMERİKA MANDASI İÇİN PROPAGANDALAR

Bundan sonra, 8 Eylül toplantısında, demin söylediğim bildiri üzerinde konuşuldu. Bu bildiride başlıca Amerikan güdümü söz konusu oluyordu.

O günlerde, İstanbul’dan gelen kimi kişiler, Amerikalı Bay Bravn (Brown) adında bir gazeteciyi de Sıvas’a getirmişlerdi. Bu işle ilgili olarak kongrede geçen görüşmelerden söz açmadan önce konu üzerinde yüce kurulunuzun yeterince aydınlanmasını sağlamak üzere, ilkin bu konuya giriş olarak birtakım bilgileri sunayım. Bu bilgiler, Erzurum’dan beri başlayan birtakım yazışmalardan daha iyi anlaşılacağı için, onları olduğu gibi sunacağım.

Güvenlikle ilgili ve

çok ivedidir.

Amasya, 25/26 Temmuz 1919

Erzurum’da Üçüncü Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanlığına

1- Mustafa Kemal Paşa’ya özeldir: Bugün 25 Temmuz 1919 akşamı Bekir Sami Beyefendi Amasya’ya geldiler. Kendileriyle uzunca bir süre konuştum. Mustafa Kemal Paşa’ya ve Rauf Beyefendiye saygılarını sunarlar. Kendisi, aşağıdaki düşüncelerini bildirmemi rica etmiştir.

2- Bağımsızlık, istenilmeye ve yeğlenmeye değer. Ancak, tam bağımsızlık istemeye kalkışırsak ülkemiz birçok parçalara ayrılacaktır. Bu, kesindir ve hiç kuşku götürmez. Bu durum karşısında, iki üç il içinde kalacak bağımsızlıktan yurdumuzun bütünlüğünü sağlayacak bir devletin güdümü altına girmek kuşkusuz yeğdir. Bütün Osmanlı ülkesini kapsayacak meşrutiyetimizi ve dışarda temsilci bulundurma hakkımız yürürlükte kalmak üzere belli bir süre için Amerika’nın himayesini istemeyi ulusumuz için en yararlı bir çözüm yolu sayıyorum. Bu konuda Amerika temsilcisi ile görüştüm. Birkaç kişinin değil, bütün ulusun sesini Amerika’ya duyurmak gerektiğini söyledi ve aşağıdaki koşullarla Vilson’a (Wilson), Senatoya ve Amerika Kongresine başvurulmasını ileri sürdü:

a)- Adaletli bir hükümetin kurulması.

b)- Eğitim ve öğretimin yayılması ve genelleştirilmesi.

c)- Din ve mezhep özgürlüğünün sağlanması.

ç)- Gizli antlaşmaların kaldırılması.

d)- Bütün Osmanlı ülkesini kapsamak üzere Amerika Hükümetinin bizi güdümü altına almayı kabul etmesi.

3- Bundan başka kongremizin seçeceği bir kurulu, Amerika’ya bir zırhlı ile ulaştırmayı da temsilci üzerine almıştır.

4- Bekir Sami Bey daha bir iki gün buralarda kalacağından her türlü iradenin ve yönergenin benim aracılığımla duyurulmasını ve özellikle Sıvas Kongresinin toplanma zamanı ile kendilerinin o güne değin nerede beklemesi uygun olacağının bildirilmesini rica etmekte olduğu.

Beşinci Kafkas Tümeni Komutan Vekili

Arif

Şifre

İvedi ve kişiye özeldir.

196 Erzurum

Amasya’da Beşinci Tümen Komutanlığına

1- Şimdi Amasya’da bulunan eski Vali Bekir Sami Beyefendiye özeldir: Yüksek telyazınızdan pek yararlandık. Toplantılarını sürdüren Doğu illeri Kongresi, hemen hepsi geldikleri yerlerdeki halkça, konuşmasını bilir, sözü geçer ve etkili olarak tanınmış kişilerden kurulmuş güçlü bir kurul niteliğindedir. Bu kongrede, şimdiye dek olan görüşmelerde, devletin ve ulusun tam bağımsızlığının savunulmasında direnilmektedir. Demek ki, daha bizce de koşulları ve niteliği bilinmeyen bir Amerika güdümünden kongreye doğrudan doğruya söz açılması pek sakıncalı olacağından, sizlerin İstanbul’da ilişki kurduğunuz kişilerle olan konuşmalarınızın ışığı altında aşağıdaki noktaları açıklayarak bizleri tez elden aydınlatmanızı özellikle rica ederiz. Bundan önce de doğrudan doğruya İstanbul’dan bu konuda gelen bilgiler kuşku verici görüldüğünden oradan açıklama istenmişti. 21 Temmuz 1919 günü Sıvas’ta Refet Bey aracılığıyla İstanbul’dan gelen bilgiler de gene öyle kuşku verici bulunduğu için buradan da, doğruca, koşullar sorulmuş ve açıklama istenmiştir.

a- “Tam bir bağımsızlık istenmeye kalkışılırsa ülkemiz birçok parçalara ayrılacaktır. Bu, kesindir ve hiç kuşku götürmez.” buyruluyor. Bu kanının kaynağı nedir?

b- Ülke bütünlüğünden, ülkenin bölünmezliği mi yoksa egemenlik hakları mı anlaşılacaktır?

c- Bütün Osmanlı ülkesini kapsayacak meşrutiyetimiz ve dışarda temsilci bulundurma hakkımız yürürlükte kalmak üzere bir devletin güdümünü istemeyi en yararlı bir çözüm yolu olarak görüyorsunuz. Ancak, temsilcinin ileri sürdüğünü bildirdiğiniz şeylerle bu çözüm yolu çelişkili görünüyor. Çünkü meşrutiyetimiz yürürlükte kalınca hükümet, yasama organından güvenoyu almış ve onun denetimi altına girmiş bir kurul olur ki, artık bu kurulun meydana getirilmesinde Amerika’nın eli ve etkisi olamaz. Öyle ise, ya meşrutiyet yürürlüktedir ve adaletli bir hükümet kurulmasını Amerika’dan istemeye yer yoktur; ya da, adaletli bir hükümetin kurulması Amerika’dan istenilince meşrutiyetin yürürlüğü sözde kalır.

ç- Eğitim ve öğretimin yayılıp genelleştirilmesinin anlamı nedir? İlk aklımıza gelen, yurdun her yerinde Amerikan okullarının açılmasıdır. Çünkü daha şimdiden yalnız Sıvas’ta yirmi beş kadar okul açmışlardır ki, yalnız birinde bin beş yüz dolaylarında Ermeni öğrenci vardır. Buna göre, Türk ve Müslüman eğitim ve öğretiminin yayılıp genelleştirilmesi ile bu yapılan işler nasıl bağdaştırılabilecektir?

d- “Din ve mezhep özgürlüğünün sağlanması” sözleri de önemlidir. Patrikhanelerin ayrıca1ıkları varken bunun değişik yönü ve anlamı nedir?

e- Temsilcinin beşinci madde olarak sözünü ettiği bütün Osmanlı ülkesinin sınırları nedir? Yani savaştan önceki sınırımız mıdır? Eğer bu deyim içine Suriye ve Irak da giriyorsa Anadolu halkının Araplar adına himaye istemeye hakkı ve yetkisi olabilir mi?

f- Şimdiki hükümetin siyasası nedir? Tevfik Paşa neden Londra’ya gitti? Amerikalılar gibi İngilizlerin de ayrıca bir güdümcülük ardından koştukları görülüyor. Ayrımları nedir? Hükümet Amerika güdümüne ne gözle bakıyor? Yani buna yatkın mı, yoksa çekingen mi davranıyor? Amerikalılar neden Ermenistan’ın himayesini bıraktılar? Amerikalılar himaye almaya ne ölçüde eğilimli ve isteklidir?

2- Sıvas Kongresinin toplanması Erzurum Kongresinin sona ermesine bağlıdır. Bunun üzerinde ayrıca çalışılmaktadır. Sizlerin o zamana değin ya Tokat’ta ya da Amasya’da bulunmanız uygundur. Saygılarımızı sunarız.

Mustafa Kemal

Güvenlikle ilgili ve ivedidir.

93

Amasya, 30.7.1919

Üçüncü Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanlığına

1- Mustafa Kemal Paşa’ya özeldir: Bekir Sami Bey’den alınan yanıt aşağıda bilginize sunulur:

a- Tam bağımsızlık istenirse ülkemin birçok parçalara bölünmesi ve birkaç devletin güdümü altına girmesi Dörtler Kurulunca kararlaştırılmıştır. Bunu önlemek için tek devletin himayesini istemenin en uygun olacağını söylemiştir.

b- Yalnız egemenlik hakları söz konusudur, ülkemizin bütün olarak bizde kalması temel ilkedir.

c- Amerika’dan, herhangi biçimde bir hükümet kuruvermesini istemeyeceğiz. Amerika’ya, adaletli bir hükümet kuracağımız konusunda güvence vereceğiz. Anayasamız hükümleri yürürlükte kalmak, padişah soyunun her türlü egemenlik haklarına dokunulmamak ve dışarda temsilcilerimiz eskisi gibi bulunmak koşullarıyla Amerika Hükümetinin mutluluğumuza ve gelişmemize yardım etmesini isteyeceğiz. İsteyeceğimiz himaye bu biçimdedir.

ç- Eğitim ve öğretimin yayılıp genelleştirilmesinin anlamı Amerikan okullarının köylerimize dek girmesine izin vermek değil, Türk ve Müslüman eğitim ve öğretimini yayıp genelleştirmeye özen göstereceğimiz konusunda kendilerine söz vermekle birlikte, yardımlarını istemektir. Güdümcülüğü Amerikan misyonerlerine değil, Amerika Hükümetine vermek istiyoruz.

d- Din ve mezhep özgürlüğü, öteden beri İslam dininin ilkeleri gereğindendir. Amerika kamuoyu bu gerçeği bilmedikleri için kendilerine bu konuda güvence vermek istiyoruz ve temsilcinin sözünü ettiği sınır, savaştan önceki sınırımızdır. Suriye ve öteki bölgeler üzerinde bizim güdüm istemeye yetkimiz olup olmaması, kongrece çözümlenecek bir sorundur. Daha önce Suriye ve Irak’ta Amerikalılar kamuoyu yoklamasına başvurdular. Suriye ve Filistin de bağımsız bir Arap hükümeti kurmayı istemekle birlikte, Amerika’nın himayesi altına girmeyi yeğlediklerini bildirdiler.

e- Şimdiki hükümet yeni kurulduğundan, güdeceği siyasa belli değildir. Ancak, önceki hükümetlerin siyasaları güçsüzlük ve İtilaf kuvvetlerinin her bir buyruğuna boyun eğmekti. Tevfik Paşa Londra’ya gitmeyerek Ferit Paşa ile geri dönmüştür. Amerika, Ermenistan Hükümeti kurulmadan önce, orada dolaşan Amerikan kurullarının raporlarına bakılırsa, büyük bir Ermenistan kurulamayacağı düşüncesindedir. Manda himaye konusunda ayrıntılı bir yazı posta ile gönderilmek üzeredir.

2- Şimdilik sizlerden gelecek bildirimleri bekleyerek Tokat’ta bulunacağım. Amasya ve Tokat’ta ve ilçelerde gereken bildirimleri yapmaktayım ve iyi sonuçlar vereceğini ummaktayım. Hepinize saygılarımı sunarım efendim.

Beşinci Tümen Komutanı

Arif

Şifre

Kişiye özeldir. Erzurum, 1 Ağustos 1919

Amasya’da Beşinci Tümen Komutanlığına

Bu telin hemen Bekir Sami Beyefendiye ulaştırılması ve karşılığının ivedilikle alınması rica olunur:

Bekir Sami Beyefendiyedir:

30.7.1919 günlü tele yanıttır: Amerikan mandacılığı üzerine son açıklamanızı öğrendik. Bu koşullara göre, genel olarak korkulacak bir şey olmamak gerek. Bununla birlikte, daha bir nokta üzerinde yüksek görüşlerinizi de öğrenmek istiyoruz. Bize elverişli bunca koşullar ileri sürebilecek olan Amerika Hükümeti, böyle bir mandacılığı kabul etmesine yani buna katlanmasına karşılık, Amerika adına ne gibi yararlar ve çıkarlar sağlamış olacaktır? Bununla kendi hesaplarına ne amaç güdüyorlar? Bu konuda edindiğiniz bilgilerle ve yüksek düşüncelerinizle de bizi aydınlatmanızı ivedilikle bekleriz efendim.

Mustafa Kemal

Amasya, 3.8.1919

Üçüncü Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanlığına

Bekir Sami Bey’den alınan yanıt aşağıda bilginize sunulur;

Mustafa Kemal Paşa’ya özeldir: Amerikalılarla şimdiye değin yapılan görüşmeler, doğallıkla hep özel olarak yapılmış olduğuna ve salt bir varsayımdan öteye geçemediğine göre, manda ilgili anlaşmda iki devletin uyacakları koşullar üzerinde durulmamıştır. Sıvas Kongresinin, gerçekleşebilecekse, hazırlanacak ivedilikle açılması gereğini özet olarak bilginize sunarım.

Kurmay Yarbay

Arif

Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine

Saygıdeğer Efendim,

Yurdun siyasal durumu en sıkışık bir evreye geldi. Kendimize bir yön çizmek için Türk ulusunun zarını atıp olumlu bir duruma girmek zamanı ise geçmek üzere bulunuyor.

Dış durum İstanbul’da şöyle görünüyor:

Fransa, İtalya, İngiltere, Türkiye’nin manda işini Amerika Senatosuna resmi olarak önermekle birlikte, bütün güçlerini Senatonun bunu kabul etmemesi için harcıyorlar. Bölüşmeden pay kaçırmak doğal olarak işlerine gelmiyor.

Suriye’de umduğunu elde edemeyen Fransa, zararını Türkiye’den çıkarmak istiyor. İtalya, namuslu bir emperyalist olduğundan, savaşa ancak Anadolu’nun bölüşülmesinde pay almak için girdiğini açıktan açığa söylüyor. İngiltere’nin oyunu biraz daha incedir.

İngiltere, Türkün birliğini çağdaşlaşmasını, gerçek bir bağımsızlık kazanmasını, gelecek için bile olsa, istemiyor. Yeni araçlar ve görüşlerle yepyeni ve güçlü bir Müslüman Türk hükümeti, başında Halife de olursa, İngiltere’nin Müslüman tutsakları için bir kötü örnek olur. Türkiye’yi bütün olarak İngiltere alabilse kafasını kolunu koparır, birkaç yılda kendisine gönülden bağlı bir sömürge durumuna getirir. Buna, en başta özellikle yurdumuzdaki din adamları çoktan isteklidir, Bunu Fransa ile döğüşmeden yapamayacağı için istemez. Fakat Türkiye’yi bütün olarak bırakmak zorunluluğu belirirse, yani bölüşmenin ancak askerlik yönünden büyük özverileri göze alarak elde edebileceğini anlarsa, Latinleri sokmamak için Amerika’nın mandacılık görüşünü tutar ve destekler. Nitekim, İngiliz siyasa adamları arasında şimdi bile bu düşünceye eğilimli olanlar var. Morison (Morisson) gibi tanınmış kişiler Amerika’nın Türkiye’de genel himaye almasından yanadırlar.

Bir başka çözüm yolu da Türkiye’yi, Trakya’dan, İzmir’den, Adana’dan, belki de Trabzon’dan ve kesin olarak İstanbul’dan yoksun bıraktıktan sonra, eskiden yabancılara tanınan ayrıcalık hakları ve bir gün, nasıl olsa çökecek iç sınırlar içinde bağımsız bırakmak.

Biz, İstanbul’da kendimiz için bütün eski ve yeni Türkiye sınırlarını kapsamak üzere geçici bir Amerikan mandasını, kötülerin en iyisi olarak görüyoruz. Nedenlerimiz şunlardır:

1- Aramızda nasıl olsa Hıristiyan azınlıkları kalacaktır. Bunlar hem Osmanlı uyruğu haklarından yararlanacaklar, hem de dışardaki bir Avrupa devletine dayanarak karışıklık çıkaracaklar, yabancı devletlerin boyuna işlerimize karışmalarına yol açacaklar, aslında sağlam olmayan bağımsızlığımızı azınlıklar adına her yıl parça parça yitireceğiz.

Düzenli bir hükümet ve çağdaş bir yönetim kurulması için Patrikhanenin siyasal ayrıcalıkları ve azınlıklarını güçlü devletler aracılığıyla, boyuna gözdağı verdirmeleri ortadan kalkmalıdır.Küçük ve güçsüz bir Türkiye bunu yapamayacaktır.

2- Birbirini yok eden; çıkar, hırsızlık ya da serüven ve ün için yaşayanların sonsuz isteklerini yerine getiren hükümet anlayışı yerine, ulusun rahatlığını ve gelişimini sağlayacak ve halkımızı; köyleri, sağlığı ve düşünüşü ile yepyeni bir halk haline koyabilecek bir hükümet anlayışı ve uygulaması bize gereklidir. Bu işin istediği para, uzmanlık ve güç bizde yok. Yabancı devletlerden ödünç para almak, siyasal tutsaklığı artıyor. Kayırma, bilgisizlik ve çok konuşmaktan başka, olumlu bir sonuç veren yeni bir yaşayış düzeni yaratamıyoruz.

Bugünkü hükümet adamlarına değer vermese bile, halkı ve halk hükümeti kurmayı ayrı sayan Filipin gibi yabanıl bir ülkeyi bugün kendi kendini yönetebilen yepyeni bir makine durumuna getiren Amerika, bu konuda çok işimize geliyor. On beş yirmi yıl sıkıntı çektikten sonra yeni bir Türkiye’yi; her kişisi öğrenimi ve anlayışı ile gerçek bağımsızlığı kafasında ve cebinde taşıyan bir Türkiye’yi, ancak Yeni Dünya’nın yeteneği yaratabilir.

3- Yurdumuzda boy ölçüşen devletleri ve kuvvetleri uzaklaştırabilecek bir yardımcıya gereksinme duyuyoruz. Bunu ancak Avrupa dışında ve Avrupa’dan güçlü bir elde bulabiliriz.

4- Bugünkü oldubittilerin kalkması ve ivedilikle davamızı dünyaya karşı savunabilmemiz için yeterince güçlü bir devletin yardımını istemek gerektir. Başka ülkeleri ele geçirmeye alışkın olan Ayrupa’nın bin bir dalaveresine ve alçakça siyasasına karşı, böylece bir vekil adı altında, Amerika’yı kendimize kazanarak ortaya atabilirsek Doğu sorununu da, Türk sorununu da gelecek için kendimiz çözmüş olacağız.


../..

.....
Ekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Ekin'in Mesajına Teşekkür Etti