Konu: Nutuk
Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.01.09, 23:48   #14
Ekin
Moderator

Ekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Konular: 1175
Mesajlar: 8,990
Ettiği Teşekkür: 30790
Aldığı Teşekkür: 40437
Rep Derecesi : Ekin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Kotu Cocuk
Standart

PADİŞAHIN BİLDİRİSİ

20 Eylül 1919 günlü, Sadrazam Damat Ferit imzalı bir genel bildirim ile Padişahın da bir bildirisinin yayımlandığını anımsayacaksınız. (belge8) Bu bildirinin dikkate değer yerlerini bir daha anımsatmak isterim. Bunları sıra ile göstereceğim:

1- Hükümetin izlediği siyasa sonucunda, İzmir’de geçen acıklı olaylar, Avrupa’daki uygar devlet ve ulusların ilgilerini çekti ve kardeşlik duygularını uyandırdı.

2- Bir özel kurul, olay yerinde yan tutmadan soruşturmaya başladı. Hakkımız, uygarlık dünyasının gözleri önünde belirlenmektedir.

3- Ulusal birliğimizi bozacak hiçbir karar ve öneri olmadı.

4- Bazı kimselerce, sözde halk ile hükümet arasında karşıtlık olduğu ilan ediliyor.

5- Bu durum, yasal koşullarda, bir an önce yapılmasım istediğimiz seçimleri de ertelediği gibi barışın yaklaşmakta bulunduğu bir sırada, varlığı çok gerekli olan Millet Meclisinin toplanmasını da askıda bırakacaktır.

6- Bugün, bütün ulusumdan beklediğim, hükümetin buyruklarına kesinlikle uymaktır.

7- Büyük devletlerin adalet duyguları, Avrupa ve Amerika kamuoyunun ılımlı davranışı, durumumuzu ve onurumuzu koruyacak bir barışa yakında kavuşmak umudumu sağlamlaştırmaktadır.

Bilirsiniz ki, bu bildirinin yayımlanması bizim, yurtla İstanbul Hükümeti arasında yazışmayı ve ilişkiyi kestiğimiz ve bunda direnmekte bulunduğumuz günlerde oluyor. Verdiğimiz yönerge ve genel buyruklara kesinlikle uyulsa, hiçbir yerden alınmaması ve halka okutturulmaması gerekirdi. Oysa, karar ve bildirimlerimize uyulmayarak ve görüşümüze büsbütün aykırı olarak bu bildirinin kimi yerlerce alındığı, şimdi bilginize sunacağım bir te1yazısından anlaşıldı.

Trabzon Mevki Komutanlığına

Şevketli Padişahımız Hazretlerinin ulusuna karşı, yayımladıkları kutlu bildirilerin hemen görevlilere ve halka ulaştırılması gereklidir. Böylece, şimdiki hayın hükümetin melek yüzlü, Padişahımız Efendimizi ne denli küstahça ve gözü peklikle aldatmakta olduklarını anlamayanlar kaldıysa, hepsi anlasınlar. Ulusu ve ülkesi için kutlu yüreğinin ne denli büyük bir sevgi ve esirgeyicilikle dolu olduğunu gösteren işbu bildiride, en açık olarak göze çarpan şey hükümetin hayınca gidişi üzerine ulusun Halifelik katına sunduğu yakınma yazılarının daha Padişaha bildirilmemiş olmasıdır. Çünkü, ulusa ve yurda karşı hükümet üyelerinin çektikleri hayınlık hançerini bilmiş olsalardı, bu hayınları bir dakika bile yerlerinde tutmayacaklarına kutlu bildirideki yürekten gelen anlatım en büyük tanıktır. Bu hayın1ar, bu gerçeği bildikleri için Halife Efendimizi doğrudan doğruya ulusla karşı karşıya getirmiyorlar. Bunun için, ulusa düşen ödev, şanlı Padişaha sonsuz sevgi ve bağlılığını durmadan göstermek ve sunmakla birlikte, bütün ulusun ve ordunun birlik olarak, Padişahın söz götürmez haklarını, ulusun ve yurdun varlığını kurtarmaya çalıştıkları; ama bu hayın hükümetin bu yasal ve gönülden gelen davranış Padişahımız Efendimizden gizledikleri, üstelik büsbütün ters bir biçimde gösterdikleri gerçeğini, dün karar verildiği üzere, Halifelik katına aracısız bildirmektir. Erzurum halkının bu yolda yazacakları telin bir örneği oraya bildirilecektir.

21 Eylul 1919 15’inci Kolordu Komutanı

Kazım Karabekir

Kazım Karabekir Paşa, bu telini şöyle bir ekleme ile bize de bildiriyordu:

“Bu konuda düşünceleriniz var mı? Bu kutlu bildiri, ulusun Padişahına gerçeği bildirmesine yeniden elverişli bir durum yaratmıştır ki Erzurum halkı, hükümetin bütün cinayetlerini sayarak, yeniden Padişaha dileklerini bildirecektir. Bunun örneğini ya çekilmek üzere ya da bilgi için sayın kurulunuza sunacağım.”

Kazım Karabekir

Makine başında karşılık olarak bildirdiğimiz düşünce şu idi:

“Ferit Paşa Hükümetinin canice işleri ve davranışları ile ilgili olan belgelerin ulusal gerektiği ölçüde köy ve bucaklara değin bildirilip yayılamamış olduğunu bilirsiniz. Bildirilmiş olsa bile bunlarla padişahın bildirisini karşılaştırarak değerlendirmek ve gerçek durumu anlamak kesin değildir. Bundan dolayı biz aslında böyle bir bildirinin Babıâli’de uydurulmakta olduğunu daha önce haber almış ve bunun, ulusun zihnini karıştırmasını önlemek için İstanbul’dan alınmamasını uygun bulmuştuk. İstanbul’la resmi yazışmanın da kesilmiş bulunması dolayısıyla, doğrudan doğruya Saraydan değil, yine Ferit Paşa’nın bir eklemesi ile Babıali’den verilen işbu bildirinin Sıvas, Ankara, Kastamonu ve başka merkezlerde olduğu gibi, hiçbir yerden alınmamış olduğunu sanıyorduk. Bu bildiriyi almak için daha önce ulusun Padişaha durumu ve gerçeği bildirmesine izin verilmesi gerekirdi. Bunun için bu bildirinin dağıtılıp yayılmasma aracılığı yararlı bulmuyoruz. Ancak, bu bildiri Trabzon, Erzurum ve Sıvas gibi merkezlerde gerekenlerce okunmuş bulunduğuna göre, düşündüğünüz gibi her merkezden İstanbul’a bir tel çekilmesi uygun olur.”

Mustafa Kemal

Padişahın bu bildirisinin, ulus üzerinde yapacağı kuşku götürmeyen kötü etkileri bir ölçüde önüne geçebilmek için, padişaha, söz konusu bildirinin içindekileri yalanlamaya ve hükümsüz bırakmaya yarayacak nitelikte bir yanıt yazmayı ve bunu yurtta dağıtıp yayarak okutturmayı tek çıkar yol olarak düşündük ve öyle yaptık.

(belge9)


HALİT BEY’İN TRABZON VE ÇEVRESİNDE ULUSAL ÖRGÜTLER KURMAKLA GÖREVLENDİRİLMESİ

Baylar, Trabzon’da bir iki kişinin, pek yurtsever ve saygıdeğer olan Trabzon halkının hiçbir bilgisi olmadan onlar adına, oradaki ulusal varlığı kendi kişilikleriyle temsile kalkıştıkları ve bu yüzden ulusal girişim ve kararların gereği gibi yürütülmemekte olduğu kanısına vardım. Trabzon’da Vali bulunan Galip Bey adında bir kişinin de yıkıcı akımı yaratmakta etken olduğunu anladım. Bunun üzerine, Trabzon yakınlarında Torul’da bulunan ve daha tümenine komutaya edimli olarak başlamamış olan Halit Bey’in, Trabzon çevresinde ulusal örgütler kurmak için görevlendirilmesi uygun görüldü ve Kolordu Komutanına bu düşünce bildirildi. 20 Eylül 1919’da alınan yanıtta: “İngilizlere karşı gizlenen Halit Bey’in, yaratılışı gereği, ortaya çıkarabileceği durumlar, bu elverişsiz zamanda belki düzeltilemez.” yolunda birtakım düşüncelerden sonra: Halit Bey bilgi dışında dilekte bulunsa bile yerine getirilmemesi. deniliyordu. (belge:100)

Kazım Karabekir Paşa’nın bu teline verdiğimiz yanıtta: İngiliz sakıncasının bizlerce düşünülmediğini bildirdik; sert ve kesin davranmak sakıncalı görüldüğüne göre, Trabzon’da durumun düzeltilmesi neye ve ne yapmaya bağlı ise, onun doğrudan doğruya kendilerince düşünülmesini, 22 Eylül 1919 günlü bir kapalı telle rica ettik. (belge: 101)

Bizim, On Beşinci Kolordu Komutanıyla bu yazışmaları yaptığımız günlerde, Torul’dan Yarbay Halit Bey doğrudan doğruya bizimle yazışmaya başladı.Kendisini karşılıksız bırakmamak ve durum üzerine aydınlatmak amacıyla yanıt verdik.

On Beşinci Kolordu Komutanının, bir bakıma bizim 22 Eylül 1919 günlü telyazımıza yanıt olan, 27 Eylül 1919 günlü bir kapalı telini aldık. Bunda, halkı önce aydınlatma ve uyarma görevini yaptığını ; direnenlere karşıda hakettikleri işlemi yapmaktan başka bir şey olmayan ve büyük deneyler sonucu olan ilkesini, olduğu gibi Trabzon çevresinde de uyguladığını açıkladıktan ve Dokuzuncu Tümen Komutanı Rüştü Bey’i, kurmaylarıyla birlikte, Üçüncü Tümen Komutanlığı vekilliği ile Trabzon’a gönderdiğini; Halit Bey’i Trabzon için uygun bulmadığını bildirdikten sonra : “İngilizlerle ilgili görüşe gelince; bana kalırsa, elden geldiği sürece açık ve silahlı bir çatışmadan kaçınmayı yeğ tutarım, deniliyordu. (belge: 102) Buna verdiğim 29 Eylül 1919 günlü özel ve kişisel yanıtımda şunları yazdım: “Trabzon ili kamuoyunun ne olduğu burada da kesinlikle anlaşılmıştır. Trabzon merkezinin dışarda, bütün ilçe ve sancaklarıyla haberleşilmektedir. Merkezdeki durum da Valinin tutuklanıp uzaklaştırılmasından sonra ortadan kalkmıştır (Valiyi tutuklayarak gözaltında Erzurum’a gönderen, buyruğum üzerine, Halit Bey’dir). Rüştü Bey’in üçüncü Tümen Komutan1ığı vekilliği ile Trabzon’a gönderilmesinde aklıma gelen noktaları bildireceğim.

Birincisi: Valiyi tutuklayan Halit Bey’dir. Birkaç gün sonra Rüştü Bey’in böylece gönderilmesi Halit Bey’in davranışını oradaki kötülüğümüzü isteyenlere karşı yermek gibi olabilir.

İkincisi: Halit Bey, önemli durumlarda Tümeninin başına geçmeyi beklerken, bugün geçirmekte olduğumuz önemli ve tarihsel anlarda başka bir kimsenin yerine geldiğini görmekten üzülebilir. Bu tutumdan vazgeçilmesini rica ederim. Bununla birlikte Kolordunuzun askeri işlerine karışmak istemem. ( belge : 103 )

Kazım Karabekir Paşa’nın verdiği 2 Ekim 1919 günlü uzun yanıtta, bu işlemin Halit Bey’in isteği üzerine yapıldığını ve kendisine durumu gereği gibi anlatmak için Erzurum’a çağrıldığını bildirdi. (belge.. 104) Oysa. 1 Ekim 1919 günü Üçüncü Tümen Emir Subayı üsteğmen Tarık imzasıyla, Başyaverim Cevat Abbas Bey’e gelen özel bir kapalı telin son tümceleri şöyleydi:

“Son günlerde Komutan Bey, Üçüncü Tümenin bugünkü komuta durumunun değiştirilmesini Kolordudan istedi. Eğer Kolordu bu öneriyi kabul etmez ve yerine getirmezse, kendiliğinden komutayı ele alacağını ve önceki karar gereğince Kolordudan ayrılarak doğrudan doğruya Kongrenin emrine gireceğini bildiririm. Paşa Hazretlerine gereği gibi bilgi veriniz efendim.” (belge: 105).

Bundan on beş gün sonra idi. Kazım Karabekir Paşa’dan 17 Ekim 1919 günlü şu teli aldım:

“Bölgemde ulusal isteğin gerçekleştirilmesi ve yerine getirilmesi için son noktaya değin askerlikten ve komuta zincirine uymaktan kimsenin ayrılmamasını, geleceğin sıkı düzeni için de çok gerekli görüyorum. Gözü peklikle sağgörünün bağdaştırılmadığı yerlerde ve işlerde, sonuç pek parlak da olsa, çabucak tersine döndüğü” ve değerden düştüğü benzerleriyle anlaşılmıştır. Özellikle İngiliz, Fransız temsilcilerinin bulunduğu Trabzon çevresinde, komuta zincirinin çok güzel görülmesine ve sağgörüyle iş yapmaya pek çok gereklilik vardır.

Ne yazık ki, verdiğim açık yönergeye uymayarak Halit Bey’in, kendi eliyle ve asker kılığı ile valiyi tutuklamak gibi aykırı işleri dillere destan olmuştur (Halit Bey’e bu işi yaptıranın kim olduğunu bildirmiştim). Seçimlerde de böyle davranırsa kendisi için İngilizlerin bir çıkış daha yapmaları ve güç durumun belirmesi önlenemez (seçimlerin çabuklaştırılması ve ulusal isteğe uygun olarak yaptırılması için, Halit Bey’e ve başka gereken birçok kişilere çalışmaları özellikle rica edilmişti. Bir de İngiliz girişiminin önlenemez ne gibi bir durum yaratabileceğini kendi durumumu gözönüne getirerek bir türlü anlayamamış olduğumu açıklamalıyım). Bunun için, adı geçen kişiyle yazışma yapılmayarak yüksek isteklerinizin uygulanmasında beni aracı kılmanızı çok rica ederim. Onun kişisel durumu söz götürmez sayılıyorsa herhangi bölgeden milletvekili seçilmesi üzerindeki yüksek düşüncelerinizin bildirilmesini dilerim.”

Bu tele 19 Ekim 1919 günü kısaca şu yanıtı verdim:

“Halit Bey’in milletvekili olmak ya da olmamak konusundaki eğilimini bilemediğimden bu yolda bir düşünce bildiremeyeceğim efendim.”

Baylar, Ferit Paşa Hükümetinin düşmesine değin geçen günler içinde karşılaştığımız sorunlar çeşitlidir. Enge1ler ve güçlükler az değildi. Bunların hepsini sayıp açıklamaya kalkışmak yüksek kurulunuzu çok yorabilir. Bunun için, bu evreyi tamamlayacağını sandığım kimi noktalara yalnız dokunmakla yetineceğim.

Ali Galip’in salık vermesi üzerine, İstanbul Hükümetince Dersim Mutasarrıflığına atandığı anlaşılan ve Sıvas’a gelen Osman Nuri Bey, 8 Eylülde Sıvas’ta alıkonuldu.

Ulusal akıma karşı hayınca davranışlarda bulunduğu öğrenilen Ankara Valisi Muhittin Paşa, özel bir amaçla görev gezisine çıkmıştı 13 Eylülde Çorum’da bulunuyordu. Muhittin Paşa’nın yakalanıp gözaltında Sıvas’a gönderilmesi için Ankara’da Kolordu Komutanına ve Samsun’da Beşinci Kafkas Tümeni Komutanına buyruk verildi. Muhittin Paşa tutuklu olarak Sivas’a getirilmiştir. Kendisiyle görüştüm. Gereken öğütleme ve uyarmalarda bulunduktan sonra yaşına saygı göstererek Samsun üzerinden İstanbul’a gönderdim. Çorum Mutasarrıfı Samih Fethi Bey’e de üç dört gün sonra özel olarak Sıvas’a çağrıldı.

Ulusal eylemlere karşı oldukları anlaşılan Niğde Mutasarrıfı, Saymanı ve Komiserinin gözaltında Sıvas’a gönderilmeleri için 16 Eylülde Niğde’de Tümen Komutanlığına buyruk verildi.


KASTAMONU VALİSİ’NİN İSTANBUL HÜKÜMETİNCE DEĞİŞTİRİLMESİ VE BUNDAN ÇIKAN OLAY

Baylar, Kastamonu’da Vali bulunan İbrahim Bey, ben ordu müfettişi iken kurmay başkanım bulunan Albay Kazım Bey’in yakından tanıdığı bir kişi idi. Bundan dolayı, kendisine her türlü gizli şeyler bildirilmişti. Aramızda şifre ile yazışmalar yapılıyordu. Kendisi İstanbul Hükümetince İstanbul’a çağrıldı. Bu çağrıya hiç uymaması gerekirken, anlaşılmaz nedenler ve düşüncelerle sanki İstanbul’da tutuklanmak için Kastamonu’dan ayrılmıştı. İstanbul, İbrahim Bey’in yerine bir başkasını Kastamonu valiliğine atamıştı. Yeni vali, 16 Eylülde İnebolu’ya varmış bulunuyordu. Onun tutuklanmasını oradaki ilgililere buyurduk. Bu işte ilgi çekici küçük bir evre oldu. İzin verirseniz biraz açıklayayım: Kastamonu’da ve Kastamonu ili içinde sarsıntı ve duraksama belirtileri görülmeye başlayınca Kastamonu’ya, güvenilir ve becerikli bir subayın gönderilmesini Ankara’da bulunan Ali Fuat Paşa’dan rica etmiştim. Fuat Paşa, Kastamonu Mevki Komutanlığı göreviyle oraya Albay Osman Bey’i göndermişti. Osman Bey, tam 16 Eylül günü Kastamonu’ya varmıştı. Yeni gelen vali için verdiğimiz buyruğun uygulanmasını ondan bekliyorduk. Bildirdiğim buyruğu verdikten sonra, uygulama ve yürütümle ilgili bilgiyi telgraf başında bekliyordum. Gece olmuştu. İstediğim bilgiyi verecek Kastamonu’da bir kişi bulamıyordum. Sonunda, 16/17 Eylül gecesi, Kastamonu ve çevresi Komutanı Albay Osman Bey, Kastamonu Telgrafhanesine geldi ve olduğu gibi şu teli verdi:

“Bugün Kastamonu’ya geldim. İstanbul Hükümetinin adamlarıyla Vali Vekili ve Jandarma Komutanının düzeni üzerine evimde tutuklandım. Yurtsever örnek subaylarımızın yardımlarıyla şimdi kurtuldum. Ben de Vali Vekilini ve Jandarma Alay Komutanını birlikte tutuklattım. Telgrafhaneye el koydum. Burada durum önemlidir. Kongreden çok rica ederim; bütün kararlarından buraya bilgi vererek Kastamonu’nun sayın halkımı aydınlatsın. Yeni valinin İnebolu’ya indiği haber alınmıştı. Kendisi için ne işlem yapılacaktır? Buraya vali vekili ve başka görevli atanması için Ulusal Kongrenin bana yetki vermesini rica eder ve bu dileklerimin yanıtını şimdi makine başında beklediğimi bilgilerine sunarım.”

Osman Bey’le makine başındaki haberleşmemiz şöylece biraz daha sürdü. Kendisinden sordum:

“Şimdi orada üstünlüğü sağladınız mı ? Ne kadar kuvvetiniz var? Orada ilin ileri gelen görevlilerinden güvenilir kim vardır? Yeni atanıp İnebolu’ya geldiği öğrenilen valinin adı nedir?’’

Osman Bey’in yanıtı şu idi: Şimdi ilde üstün durumdayım. Kongre, her durumda yardımcı olarak, beni aydınlatmalıdır. Atanan valinin, Konya valiliğinden emekli, çok eski bir kişi olduğu söyleniyor. Adı Ali Rıza’dır. Kuvvetim, iki yüz elli kişi çıkarır bir tabur ve dört tüfekli bir ağır makineli bölüğüdür. Halk ile daha görüşülememiştir. İlin ileri gelen görevlilerinden Defterdar Ferit Bey vardır.”

Osman Bey’e şu buyruğu verdim: “Şimdi kendiniz vali vekilliğini üzerinize alınız. Asker ve sivil bütün kuvvetleri elinize almaya tam yetkilisiniz. Gelmekte olan valiyi hemen tutuklatacak önlemleri çabucak alınız. İşlerinize açıktan engel olanlara karşı hiç duraksamadan silah kullandırınız. İl Defterdarı, benim Diyarbakır’dan tanıdığım Ferit Bey ise, size yardım etmesi gerekir. Bolu Mutasarrıfına, aldığınız durumu ve size verilen yetkiyi şimdi bildirerek onun da İstanbul’a karşı böyle davranmasını benim yerime söyleyiniz. Sinop Mutasarrıfı Mazhar Tevfik Bey’e de, benim yerime gene bu yönergeyi veriniz. Yanınızda hangi şifre anahtarı vardır?”

Osman Bey’in yanıtı; “Vali vekilliğini Defterdar Ferit Bey’e vereceğim, kendim alamayacağım. Bildiğiniz Ferit Bey’dir. Sinop Mutasarrıfı bildiğinizdir, kendisi görevden çıkarılmıştır; vekillik, Jandarma Tabur Komutanı Remzi Bey’dedir. Mazhar Tevfik Bey’in Sinop’ta olduğu bildiriliyor. Şifre anahtarı tutuklu Alay Komutanındadır; istendi, alacağım yanıta göre sonucu bildiririm efendim.”

“Yanınızda başka şifre anahtarı var mıdır? Ferit Bey şimdi nerededir, durumu biliyor mu?” diye sordum.

“Durumdan bilgisi yoktur, şimdi çağrıldı, gelecektir. Ben hiç şifre anahtarı almadım; çünkü tutuklanacağımı bilmiyordum. Makam şifresiyle yazarım umudunda idim.” karşılığını verdi.

‘‘Oradaki Jandarma Tabur Komutanı kimdir? Ne kadar Jandarma kuvveti vardır, buyruğunuz altına girdi mi?” sorusunu yazdırdım. Buna da verdiği yanıtta: “Jandarma Komutanı Emin Bey yanımda ve benimle işbirliği yapmıştır. Merkezde Jandarma sayısı otuz beş kadardır. Polis Müdürü Halil Bey de yanımda ve benimle işbirliği yapmıştır. Polis sayısı kırktır. Piyade Tabur Komutanı Şerif Bey, kendisi biraz budala olduğundan şimdilik tutuklanmıştır. Jandarma Tabur Komutanı Emin Bey yüzbaşıdır. Defterdar Ferit Bey geldi, yanımdadır.”

“Emin Bey’i biraz anlatır mısınız?’’ sorusuna: “318 çıkışlı, Üsküplü Emin, tanırsınız. Ayrıca ellerinizden öpüyorlar.”

Bunun üzerine şu satırları yazdırdım: “Emin Efendi’yi tanırım, teşekkür ederim. Ferit Bey’e durumu anlattınız mı? Önemli işler valilik katı şifresiyle bildirilebilir. Sinop Mutasarrıf Vekili olan Jandarma Komutanına güvenilemezse onun yerine sizce uygun görülecek birinin vekilliğe geçirilmesi için gerekli önlemlerin alınması düşünülmelidir. Yardım istiyor musunuz?”

Osman Bey: “Kuvvetçe yardımı gerekli görüp görmediğimi daha sonra bilginize sunacağım. Jandarma Tabur Komutanı yeni geldiği için, durumu anlaşılamamıştır efendim.” karşılığını verdi. Osman Bey’e başka bir söyleyeceği olup olmadığını ve Ferit Bey’le durum üzerinde görüşüp görüşmediklerini sorup anladıktan sonra, şu teli yazdırdım:

16/17 Eylül 1919

Osman Bey ve Ferit Beyefendiye

Önlemlerinizde ve işlerinizde başarı dilerim. Bize durumunuzdan ve gelmekte olan valinin tutuklandığından bilgi vermenizi bekleriz.

Mustafa Kemal


../..

.....
Ekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Ekin'in Mesajına Teşekkür Etti