Konu: Nutuk
Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.01.09, 23:50   #18
Ekin
Moderator

Ekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Konular: 1175
Mesajlar: 8,990
Ettiği Teşekkür: 30790
Aldığı Teşekkür: 40437
Rep Derecesi : Ekin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Kotu Cocuk
Standart

ALİ RIZA PAŞA HÜKÜMETİ ULUSAL ÖRGÜTLERİ VE AMAÇLARI SORUYOR

Efendiler, yeni Sadrazamdan beklediğimiz karşılık, sonunda geldi; şudur:

Çok ivedidir.

Sadrazamlık, 4.10.1919

Sıvas’ta Müdafaai Hukuk Cemiyeti Temsilciler Kuruluna

Y: 2 ve 3 Ekim 1919

Erzurum ve Sıvas Kongrelerinde kararlaştırılıp saptandığı telyazılarında bildirilen örgüt ve amaçların neler olduğu Bakanlar Kurulunca bilinmediğinden işin gereği incelenmek üzere, her şeyden önce, adı geçen kongrelerde alınan kararların tez elden bitirilmesini dilerim efendim.

Sadrazam Ali Rıza

Sadrazam Paşa ve sayın arkadaşlarının içlerinde, biraz sonra görüleceği gibi, Kuvayi Milliyenin delegesi olarak hükümete girdiğini bildiren Cemal Paşa bulunduğu halde hükümeti kurdukları güne değin, ulusal amaçların neler olduğunu bilmediklerini söylemeleri şaşı1acak iş değil midir? Bundan daha çok dikkati çeken nokta, ulusal isteklere uyup uymamak konusunda karar verebilmek için, her şeyden önce, kongrelerin kararlarlılığı istemeleridir. Oysa, bu denli gürültü doğuran ve uygulanması kendilerinden önceki hükümetin düşmesi sonucunu veren kongre kararlarını bilmemeleri düşünülebilir miydi? Amaçlarının, zaman kazanmak ve bize karşı hiçbir yüklenmeye girmeksizin, yeni ve şeytanca düzenlerle ulusu aldatarak kurulmuş olan dayanışmayı ve bağlantıyı gevşetmek olduğuna hiç kuşku etmedim. Ama bozuşma olacaksa, ben de her şeyden önce onların içlerinde sakladıklarını ulus önünde belirtecek bir yol tutmayı yeğledim. Bundan dolayı, Sadrazamın ve sayın arkadaşlarının isteklerini yerine getirdim. 4 Ekim 1919 günlü telyazısı ile Kongre Bildirisini, olduğu gibi ve tüzüğün yalnız örgütle ilgili temel noktalarını da özet olarak bildirdim. Hiçbir yerden resmi yazışmalara girişilmemesi içjn yeniden genel bildirimler yapıldı.

Efendiler, o gün şöyle bir tel a1dık:”

Sadrazamlık, 4.10.1919

Y: Başkanlığım altında kurulan hükümet ulusun isteklerine göre yurdun mutluluk. ve esenliğini sağlamak için kesin bir dayançla çalışmak konusunda görüş birliğine varmıştır. Osmanlı topluluğunun dağılmaması, ulus bağımsızlığının korunması, yüce Halifelik ve Padişahlığın dokunulmazlığı, Anayasa hükümlerince bütün ulusun gücüne ve buyrumuna dayanılarak kuşkusuz sağlanacaktır. Ateşkes Andlaşması tarihindeki sınır içinde kalan bütün Osmanlı topraklarının ve kentlerinin antlaşmaya temel olan Vilson ilkelerine uyularak doğrudan doğruya yüksek Padişahlığın yönetimi altında bırakılması ve sınır içinde kalıp büyük Müslüman çoğunluğunun oturduğu ülkenin parçalanmasını önleyerek bu toprak1ar üzerindeki, tarih, soy, din ve coğrafya bakımından olan haklarımız için, türeye ve adalete uygun bir karar alınmasının sağlanması da bugünkü hükümetçe kesin olarak istenmektedir. Millet Meclisinin toplanmasına değin ulusun yazgısı ile ilgili herhangi bir kesin ve resmi yüklenmeye girişilmeyeceği ve Barış Konferansına gönderilecek delegelerin ulusal istekleri anlamış, güvenilir, güçlü ve iyi düşünür kimselerden seçileceği kuşku götürmez. Yurdumuzda meşrutiyet yöntemi gereğince, ulus egemenliği yürürlükte bulunduğundan görevini iyi bilen şimdiki hükümet, ulusun kararını almaksızın yurdun kaderi üzerine bir işlem yapamayacağı için, seçimlerin bir an önce yapı1masını sağlayacak her türlü davranış ve girişimlerde bulunmakta ve Millet Meclisinin toplanmasını çabuklaştıracak kolaylıkları göstermeye çalışmaktadır. Ancak, hükümetin tutacağı yol, yasalara eksiksiz uymak, aykırı durumları önleyip ortadan kaldırmak olduğundan; olağandışı ve yasaya uymayan durumların sürüp gitmesi ise, Osmanlı devlet merkezi ile Anadolu’yu birbirinden ayırarak birçok tehlikeli sonuçlar doğurmakla, Tanrı korusun başkentin varlığını tehlikeye düşüreceğinden ve düşman1arın yer yer yurdumuza girmeleriyle sonuçlanıp ülkenin bütünlüğünü bozacağından; bugünkü hükümet, sizin el koyduğunuz resmi dairelerin boşaltı1acağına, hükümet işlerindeki kesikliğin giderileceğine ve en ufak bir karışmadan bile sakınılması gereken hükümet erkine saygı gösterileceğine, yabancılarla siyasal ilişkilere girişilmeyeceğine, milletvekili seçimlerinde halkım özgürlüğüne hiç dokunulmayacağına söz vermenizi istiyor.

Efendiler, dikkat buyurulursa bu telyazında ne ad vardır ve ne de imza. Sadrazamlık katından yazıldığı anlaşılıyor idiyse de, başka bir şey daha anlaşılıyordu; o da, bu satırları yazan kişi ya da kişiler, Temsilciler Kurulunu tanımak ve onunla imzalı olarak resmi olarak resmi yazışma ve görüş alışverişinde bulunmak istemiyorlardı.

Bir de bizim kongrelerde aldığımız kararların ve kendilerine önerdiğimiz üç noktanın dikkate alınmasını, yeni hükümetin Sadrazamı ve nazırları, olağan buluyorlar. Bu karar ve ilkelerin sağlanmasına çalışmakta olduklarını söylüyorlar.

Ancak Sadrazam: “Hükümetin klavuzu yasa hükümleridir. Görevi, aykırı durumları önleyip ortadan kaldırmaktır.” gibi bir başlangıçtan sonra, bizim ve davranışlarımızın olağandışı ve yasaya aykırı olduğuna dokundurarak bu durum sürüp giderse, merkezle Anadolunun birbirinden ayrı olacağını bildirip bundan doğacak tehlikeleri sayıyor. En sonunda baklayı ağzından çıkararak: “Sizin el koyduğunuz resmi dairelerin boşaltılacağına, hükümet işlerindeki kesikliğin giderileceğine ve hükümet erkine saygı gösterileceğine, yabancılarla ilişkilere girişilmeyeceğine, milletvekili seçimlerinde özgürlüğüne dokunulmayacağına vermenizi istiyoruz.” diyor. Böylece, bizim varlığımızı ve çalışmalarımızı ortadan kaldırmak amacında olduğunu anlatmış bulunuyor.

Efendiler, belki unuturum, ayrıntılara girişmeden önce söylemeliyim ki bizim el koyduğumuz resmi daire yoktu. Yalnız Sıvas Valiliği Temsilciler Kurulunu okulların tatil bulunması dolayısıyla lisede konuklamıştı.. Söz konusu edilmek istenilen resmi daire bu olacaktı. Yeni hükümet her türlü yürütümüne başlangıç olmak üzere Temsilciler Kurulunu buradan kovarak, onun erkini ve onurunu kamu önünde kırmak istiyordu.

Efendiler, kimden kime yazıldığı açıkça belli olmayan bu telyazısı üzerine, Sıvas telgraf merkeziyle İstanbul telgraf merkezi arasında işte şu haberleşme oldu:

Olağanüstü

İstanbul Merkez Müdürlüğüne

Sadrazamlık merkezinden yazılan telyazısı, başlığı ve imzası olmadığı için Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti Temsilciler Kurulunca kabul edilmedi. Telin örneği merkezimizde tutu1maktadır. Gerekenlere bilgi verilmesi rica olunur.

İmza

Kongre Merkezi

“Bize, üzerinde Sadrazam Paşa Hazretlerinin yanıtıdır başlığı ile Ametçi Bey verdi ve örneği telgrafhanededir. Siz Paşa Hazretlerine böyle veriniz.”

“Temsilciler Kuruluna geldiği vekilinden olduğu belli değildir. Bundan dolayı, başlık ve imza olmadığı için, kabul etmiyorlar.”

“Öyle ise şimdi dağıldı. Hükümet toplantısında bu konuda bir şey yazarlarsa kuşkusuz durum belli olur efendim.

Bu karşılığı verdikleri zaman dağıldılar. Artık bize bir şey gelmez. Fakat Sadrazam Paşa evinden belki yazar. Bizim bu merkezin işi, toplantı dağılınca biter, kapanır azizim.”

“Siz, dediğimizi Ametçi Bey’e söyleyin.”

“Ametçi Bey de gitti. Yalnızım.”

“Telefonla söyleyiniz.”

“Bizde şehir telefonu yok. Bununla birlikte siz teli öylece saklayınız da sabahleyin resmi olarak bir şey yazdıralım efendim.”

“Sadrazam Paşa’ya telefon edin.”

“Kardeşim, o Sadrazam Paşa’ya anlatamayız ki...”

Olağanüstü Babıali, 4.10.1919

Sıvas Kongre Merkezi Müdürlüğüne

Erenköyü’nde oturan Sadrazam Paşa Hazretleri te1efondan arandığı ve saat yirmi biri yirmi beş geçtiği halde bulunamadı. Yapılacak haberleşme sonucu, zorunlu olarak, yarın bildiri1ecektir efendim.

Babıali Müdürü

Hüseyin Hüsnü

Olağanüstü İstanbul, 4.10.1919

Kongre Merkezine,

Y: Babıali Müdürlüğünden de bildirildiği üzere şimdi yirmi biri yirmi beş geçeye değin, telefondan arandıkları halde Sadrazam Paşa Hazretlerinin konaklarından yanıt alınamadı.. Biraz sonra yine arayacağım. Yanıt alırsam hemen bildiririm. Alamazsam sabahı beklemek zorunlu olacaktır efendim.

İstanbul Telgraf Müdürü

Tevfik

Efendiler, ertesi gün, yani 5 Ekim 1919 günü, imzasız teli Sadrazamın Temsilciler Kuruluna yazdığı ve Kurulun teline karşılık olduğu söylendi. Bunu resmi olarak saptayan resmi ve imzalı bir açıklama olmamakla birlikte, biz böyle küçük bir noktada daha çok durmayı yararlı ve uygun görmedik. Sadrazam Paşa’ya yanıt vermeyi uygun bulduk. 5 Ekimde yazdığımız uzun karşılığın ana çizgilerini özetleyeyim:

“Önerilerimizin hepsinin uygun görülüp kabul edilmiş olduğu anlaşıldı.” Dedikten sonra, bizim söz vermemizi istedikleri noktalar üzerinde açıklama yaptık ve dedik ki: “Olağandışı ve yasaya aykırı durumların etmeni ve yaratıcısı Ferit Paşa Hükümeti idi. Ferit Paşa Hükümetinin yaptığı türeye uymaz iş ve davranışlarının nedenlerinin ve etmenlerinin kaldırılması için sizler kesin önlem alırsanız, bu durum kendiliğinden ortadan kalkar.

Cemiyetimizin, şimdiki hükümete karşı yüklenmelerde bulunması ve kendilerine yardım edebilmesi için önce, hükümetin ulusal örgütlerimizi iyi karşıladığını açık ve kesin bir dille söylemesi gereklidir. Yoksa, karşılıklı güven ve yakınlığın doğduğuna inanılamayacak ve karşıt davranış ve girişimlerin belirmesi beklenecektir.”

Ali Rıza Paşa’nın imzasız telyazısındaki: “Yurdumuzda, meşrutiyet yöntemi gereğince, ulusal egemenliğin yürürlükte olduğu” noktasına da: “Gerçekten öyle ise de Millet Meclisinin dağıtıldığı günden sonra dört ay içinde toplanması Anayasamızın açık hükümlerinden iken, bugüne değin seçmen kütükleri bile düzenlenmemiştir. Bu davranış, Ferit Paşa Hükümetinin açıktan açığa meşrutiyeti yıkmaya yeltenmesi ve Anayasaya kesin saldırısı demektir ve Ceza Yasasının özel maddesine göre ağır bir suç sayılarak bu suçu işleyenlere yasa hükümlerinin eksiksiz uygulanması, ulusal egemenliği kabul eden ve yasa hükümlerinin uygulanmasını kendisi için bir ödev sayan her yasal hükümetin ilk kutsal görevidir.” diye yanıt verdik. Ondan sonra şu önerileri ileri sürmeye başladık:

1- Yurtta rahatlık ve güvenlik olduğunu ve ulusal isteklerin yüzde yüz haklı ve yasaya uygun olduğunu resmi bir bildiri ile açıklayarak ulusun genel birliğine Hükümetin de katıldığını gösteriniz.

2- Düşük Hükümetin hayınca davranışlarına alet olmuş bulunan birtakım büyük görevler vardır. Onları ilgili mahkemelere veriniz. Ulusal eylemlere engel olan bazı eski valilerin devlet hizmetinde kullanılmamaları için gerekli işlemi yapınız. Ulusal eylemlere hizmet ettikleri için çıkarılanları eski görevlerine atayınız.

3- Önceki rütbeleriyle göreve alınmaları Millet Meclisinin onayından geçmemiş olan ve çalıştırılmamalarının tek nedeni birtakım kötü siyasal düşüncelerden başka bir şey olmayan emeklileri hemen, eski durumlarına getiriniz. Önemli askeri görevleri yetkili ellere veriniz.

4- Eski nazırlardan Ali Kemal ve Adil Beylerle Süleyman Şefik Paşa’nın, Millet Meclisi açılınca Yüce Divana verilmek üzere, hiçbir yere kaçmalarına meydan bırakılmamasını; Posta ve Telgraf Genel Müdürü Refik Ha1it Bey’in hemen tutuklanarak ilgili mahkemeye verilmesini; yasanın dokunulmazlığı ve ulusal hakların kutsallığı adına isteriz.

5- Ulusal eylemlere katılmış ya da ulusal eylemleri desteklemiş olanlara karşı başlanan kovuşturma ve baskılara son veriniz.

6- Basını yabancı sansüründen kurtarınız.

İşte efendiler, özet olarak saydığım bu noktalarla ilgili düşünce ve önerilerden sonra telimizi şöylece bitirdik: Bilginize sunduğumuz şeylere ve ileri sürdüğümüz önerilere ulusu inandıracak açık ve uygun karşılık verilinceye değin, ulusal amaçları gerçekleştirmek için, ulusça alınmış olan edimli önlemlerin, eskisi gibi sürdürülmesinin zorunlu olacağını, bütün illerle bağımsız sancaklardan ve bağlantılarından aldığımız kararlar üzerine tam bir kesinlikle bildiririz.

İmza: Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti Temsilciler Kurulu adına, Mustafa Kemal.

Efendiler, İstanbul’la haberleşme biter bitmez, şu genelge ile yurda durumu bildirdim:

Genelge

Belediyelere ve Basına

Sadrazam Paşa Hazretleri Erzurum ve Sıvas kongrelerindeki temel kararları ve ulusal örgüt1erin isteklerini yerinde görüyorlarsa da düşüncelerinde birtakım açıklanması gerekli yönler bulunduğundan hükümetle ulusun gerçekten anlaşmasının sağlanması amacıyla ve bütün merkezlerden alınan düşüncelerin özüne dayanılarak verilen yanıt ve ileri sürülen öneriler, aşağıda gösterilmiştir. Olduğu gibi kamuoyuna bildirilir. Gelecek karşılık ve ona göre alınacak kararlar da hemen bildirilecektir.

Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk

Cemiyeti Temsilciler Kurulu adına

Mustafa Kemal

../..

.....
Ekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Ekin'in Mesajına Teşekkür Etti