Konu: Nutuk
Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.01.09, 23:54   #23
Ekin
Moderator

Ekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Konular: 1175
Mesajlar: 8,990
Ettiği Teşekkür: 30790
Aldığı Teşekkür: 40437
Rep Derecesi : Ekin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Kotu Cocuk
Standart

SIVASTA ŞEYH RECEP OLAYI

Yalnız efendiler, biz Amasya’ya gelmek üzere Sıvas’tan ayrılır ayrılmaz, Sıvas’ta pek de hoşa gitmeyen bir olay geçmiştir. Bu olay üzerine kısaca bilgi vereyim:

Amasya’ya vardığımızda, İtilaf ve Hürriyetçilerin, yabancılarla ortaklaşa birtakım hayınca işlere giriştiklerine ilişkin bilgiler almıştık. Bunu hemen ilgililere genelge ile bildirmiştim. Sıvas’ta da, Padişaha, beni kötüleyen teller çekilmek gibi bir girişim olduğunu haber aldım; ama inanmadım. “Elbette Temsilciler Kurulu arkadaşlarımızın ve karargahımızda bulunan kişilerin, Valinin ve başkalarının dikkati buna engeldir.” dedim.

Oysa, Şeyh Recep ile arkadaşlarından Ahmet Kemal ve Celal adındaki kişiler, bir gece telgrafhanede, kendilerinden olan bir telgrafçı aracılığı ile istedikleri telleri çekmişler...

Gerçekten, Amasya telgrafhanesinden Salih Paşa’ya gelen şu telyazısını getirdiler:

16613 Y.

82

Sıvas 18 Ekim 1919

Bahriye Nazırı Salih Paşa Hazretlerine

Padişah Yaveri Naci Beyefendi Hazretlerine

Aylardan beri yurdumuzda olup bitenleri anlamak ve işin içyüzünü öğrenmek üzere yorgunluğa katlanıp il merkezine buyurmanızı yurdun ve ulusun yararı adına diler ve makine başına gelmenizi, yurt ve ulus adına büyük bağlılıklarımızla yalvarırız.

Sıvaslı Şemsettin oğullarından Recep Kamil

Bilginlerden, ileri gelenlerden, tüccar ve esnaftan yüz altmış mühür taşımaktadır.

Zaralıoğlu Celal İlyasoğlu Ahmet Kemal

Bana da 19 Ekim 1919 günlü şu telyazı geldi:

Amasya’da Mustafa Kemal Paşa’ya

Halkımız, Padişahın ve hükümetin düşüncelerini Salih Paşa’nın kendisinden ya da güvenilir bir ağızdan işitmedikçe, aradaki anlaşmazlığa çözülmüş gözüyle bakamayacaktır. Bundan dolayı, iki yoldan birini seçmek zorunda olduğumuzu bilginize sunarız.

İlyasoğlu Zaralıoğlu Sıvaslı Şemsettin oğullarından

Ahmet Kemal Celal Recep Kamil

Efendiler, biz, bütün yurdu uyarmak ve aydınlatmak için uğraşıyoruz. Ama, düşmanlarımız da, bize karşı her yerde, üstelik kendi bulunduğumuz ve her bakımdan egemen olduğumuz Sıvas kentinde bile, kötülüklerini yaptırabilecek alçak aracılar bulabiliyorlar.

Bütün uyarmalarımıza ve anımsatmalarımıza karşı, biz ayrılır ayrılmaz, Sıvas’taki ilgili kişilerin görülen dalgınlığı, her yerde ne denli ilgisizlikler ve göz yummalar olduğuna çok güzel bir örnektir.

19 Ekim günü Sıvas’taki arkadaşlar, Temsilciler Kurulu imzasıyla şu teli çekiyor1ardı:

Amasya’da Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine

Şeyh Recep ve arkadaşlarının size çekilmek üzere telgrafhaneye şimdi verdikleri telyazısı örneği, olduğu gibi, aşağıda bilgilerinize sunuldu:

Bu konuda Topçu Binbaşısı Kemal Bey ayrıca soruşturma yapmaktadır.

Bu tele, aldığımı bildirdiğim, telyazısının örneğini ekliyorlar.

Sıvas Telgraf Başmüdürü de, gene o gün, şu bilgiyi veriyor:

Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine

Sıvaslı Şemsettin oğullarından Recep, İlyasoğlu Ahmet Kemal ve Zaralıoğlu Celal imzalarıyla çekilen teller, sunuyorum. Bu teller, gece getirilmiş ve görevlilerimiz korkutularak çektirilmiştir. Herkesin, özel yöntemine uyarak tel çekmeye hakkı vardır. Ancak makine odasına rasgelenin girmesinin yasak olduğu şöyle dursun, görevlilerin korkutulması gibi hükümet onurunu kırıcı eylemlere yeltenmek, doğrusu, yasaya karşı gelme niteliğindedir. Durumu yüksek valiliğe bildirdim ve yurtta düzeni sağlamak için çalışmakta olan yüksek kişiliğinize de durumu bildiriyorum. Saygılarımın kabul buyurulmasını çok rica ederim.

19 Ekim 1919 Başmüdür Lütfi

İstanbul Merkez Şefi Bey’e:

Halkın dileklerini bildiren ve yurdun ve ulusun esenliği adına Padişaha sunulması rica olunan telyazılarımızı tutan, din ve devlet hayınıdır. Sonunda kan dökülmesine yol açacaktır. Padişaha duyurmak için kararımız kesindir. Yanıt bekliyoruz.

Padişahlık Özel Kalem Başyazmanlığına:

“Yüksek aracılığınızla sunulan dilekçemizin yanıtını yurdun ve ulusun esenliği adına makine başında bekliyoruz.

Padişahlık Özel Kalem Başyazmanlığı Aracılığı ile

Halife Hazretlerine:

İlimiz olan Sıvas’ta, Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti adıyla kurulan Kongre Kurulu Başkanı Mustafa Kemal Paşa, yanında sizin güven kağıdınız olduğu söylentisini yayarak, kötülüklerini örtmek isteyen küçük bir toplulukla birlikte, ulusal buyrumu temsil ediyorlarmış gibi davranıyorlar. Oysa, şanlı Halifemiz ve sevgili Padişahımıza her bakımdan saygılı ve tam bağlı olmamız, din buyruğudur. Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Padişahın Başyaveri Naci Beyefendi’nin Amasya’ya gönderildiklerini haber aldık. Kendileriyle görüşüp halk arasında doğan coşkuyu yatıştırmak için bilginler, ileri gelenler ve tüccardan iki yüzü aşkın imza ile çektiğimiz çağrı telimize karşılık alamadık. Kamuoyunun ne durumda olduğu kendilerinin yakından görmeleri için Sıvas’a değin gönderilmelerini bütün bağlılığımızla ve çok ivedi olarak yalvarırız. Bu yolda buyruk, Padişahımız Efendimiz Hazretlerinindir.

Efendiler, düşmanlar, Şeyh Recep’e gerçekten önemli bir rol yaptırmış bulunuyorlardı. Sırası gelince bilginize sunacağım belgelerden, Sait Molla’nın Rahip Fru’ya yazdığı 24 Ekim günlü bir mektubunda Molla, Papaz’a:

“Sıvas olayını nasıl buldunuz? Biraz düzensiz; ama yavaş yavaş düzelecek.” diyordu.

Bütün ulusun birlik ve dayanışmasından ve ulusal örgütlerin yurdun her köşesine yayıldığından söz eden, ulusun ortak dileğine uyarak ulusal ve askeri örgütlere dayanarak hükümeti düşüren; yeni hükümetle karşı karşıya geçen, bir kurulun başkanını kötülemek üzere tam yeni hükümetin delegesi ile görüşmeye girişeceği bir sırada ve bu amaçla Sıvas’tan çıktığının ertesi günü bütün Sıvas halkı adına ayaklanmayı gösterir bir telyazısının, telgrafhane korkutularak çektirilebilmesi kuşkusuz anlamlı idi.

Böyle bir kurulu kendi bulunduğu Sıvas’taki halk kötüleyince, bütün ulusun da böyle duyup düşünmeyeceğini tanıtlamak gerçekten güçtür. Öyleyse, temsil niteliği böyle olan bir kurulun ve başkanının dayandığı gücün de çürük olacağına inanmak neden doğru olmasın?

Sıvas’tan yükseltilen bu sesin, düşmanlar için ne denli güçlü ve önemli olduğu kolaylıkla anlaşılır.

Efendiler, Salih Paşa’ya gelen telyazısının, Amasya’ya geldiğinde kendisine verdirdim. Ama; Şeyh Recep ve arkadaşlarının hükümetçe cezalandırılmasını istedim. Sıvas’taki Temciler Kurulu üyelerine de telgraf başında, 19 Ekimde şunları sordum:

1- Şeyh Recep, Ahmet Kemal ve Celal Padişahın Özel Kalemine çekilen telyazısını gördünüz mü?

2- Telgrafhanede nöbetçi subayı yok mu?

3- Hepiniz orada bulunduğunuz halde böyle bir küstahlık nasıl olabilir? Hem de bu delilerin girişimleri hepinizce biliniyor. Salih Paşa’ya ve Naci Bey’e çekilmek üzere üç imza ile telyazısı hazırladıklarını biz buradan işitmiştik. Sizin bundan haberiniz yok mu?

4- Yabancılarla birlikte İtilaf ve Hürriyetçilerin birtakım hayınca işlere giriştiklerine ilişkin dün genelge ile yapılan bildirim alınmadı mı?

5- Baskı yapılan ve korkutulan telgraf görevlilerinin hemen gerekenlere, Vali Paşa’ya ve başka ilgililere haber vermemelerinin ve nöbetçi subayının bu işte aymazlık göstermesinin nedeni nedir?

6- Başmüdür Bey’in bildirmesi üzerine alınan önlemler nelerdir?

Mustafa Kemal

Valiliğin, bu işi askerlere bıraktığının anlaşılması üzerine, Kolordu Kurmay Başkam Zeki Bey’e de şunu yazdım:

Söz konusu olan işe karışmış bulunanların tutuklanıp cezalandırılmaları için valilikçe, buyruğu altındaki kuvvetler kullanılmış ya da bunlar yetmemiş de onun için mi iş Kolorduya bırakılıyor? Yoksa bu küstahça davranışlara karşı bile valilikçe önlem almakla duraksanıyor mu? Bunlar anlaşıldıktan sonra sorunun çözümlenmesi daha kolay ve kökten olur.

Mustafa Kemal

Daha sonra, Sıvas’ta bulunanlara şu buyruğu verdim:

1-Telgrafhane tam kontrol altına alınacaktır. Bir subay komutasında bir manga asker yerleştirilecektir. Bu kez olduğu gibi, telgrafhaneye girerek ve görevlilere baskı yaparak, ulusal birliğe karşı kafaları karıştırıcı ve güvenliği boğucu girişimlerde bulunacak hayınlar kesin olarak engellenecektir. Bu gibi güvenliği bozucu davranışlarda, yasa sınırını aşan ve askere saldıranlara karşı hiç duraksamadan, her nerede olursa olsun, silah kullanılacaktır.

2- Küstahça eylemlere yeltenenleri yola getirme bakımından, Kurmay Başkanının ileri sürdüğü nedenlerden dolayı kaçmalarına meydan verilmeksizin hemen gereği yapılacak ve sonucu bir iki saata değin bildirilecektir. Ancak, bu konuda karar vermek için, orada bulunan görevli kişilerden hiçbirinin işe el koymayıp bize sormaya kalkışmaları gerçekten üzüntü ile karşılanmıştır. Gerekli kararı, bir taburu Sıvas’ta bulunan Beşinci Tümen Komutanı Cemil Cahit Bey, tabur komutanına bildirmiştir. Orada bu kararın ivedilikle uygulanması, hiç olmazsa, aracılık edilmesi rica olunur.

3- Sıvas’ta düzeni sağlamak için uyanık olarak bütün ilgililerce kesin ve sert önlemler alınması gerektiğini bilgilerinize sunarım.

Mustafa Kemal

Özel olarak Osman Tufan ve Recep Zühtü Beylere şu yönergeyi verdim:

Ulusal eylemlere karşı küstahlık edenler için yapılacak işlerin, gerekenlere bildirilmiştir. Durumu izleyerek eksiksiz uygulanıp uygulanmadığını bildirmenizi ve savsaklama görülürse, işe kendiniz el koyarak bilinen kişileri tutuklamanızı ve yardakçılarını susturmanızı isterim. Bu yolda gerekirse, her kimse karşı olursa olsun, gereğini yapmakta duraksamaya yer yoktur.

Mustafa Kemal

20 Ekimde Vali Reşit Paşa, uzun uzadıya olayı anlattıktan sonra: “Olay genişleyebilecek iken önüne geçilmiş ve yapılan çabuk ve sert işlemlerden dolayı, buna benzer olayların artık çıkmayacağının anlaşılmış” olduğunu yazıyordu.

Efendiler, İstanbul Hükümetinin Şeyh Recep ile arkadaşlarını cezalandırmış olduğunu doğal olarak düşünmediniz. “Sıvaslı Şemsettin oğullarından” diye imza atan bu uyuşuk ve aşağılık Şeyhin, bundan sonra da düşman oyuncağı olarak işleyeceği kötülüklere rastlayacağız.

ADAPAZARI DOLAYLARINDA KIŞKIRTMALAR

Efendiler, daha Amasya’da iken, karşılaştığımız durum, yalnız Şeyh Recep ile kalmadı. Adapazarı dolaylarında da buna benzer bir olay çıktı. İzin verirseniz bunu da kısaca bilginize sunayım.

Adapazarı ilçesinin Akyazı yörelerinde türeyen Talostan Bey, İstanbul’dan para ve yönerge verilerek gönderilen ve süvari olacaklara 30 lira, piyade yazı1acaklara 15 lira aylık verileceğini söyleyen Bekir Bey ve Sapanca’nın Avçar Köyünden Beslan adında bir tahsildar birleşiyorlar. Bu adamlar başlarına topladıkları atlı, yaya birtakım kimselerle Adapazarı kasabasını basmaya karar veriyorlar.

Tahir Bey adındaki Adapazarı Kaymakamı bunu haber alıyor. Tahir Bey, İzmit’ten gönderilen bir binbaşıyı ve bulduğu yirmi beş kadar atlıyı alarak kasabayı basmaya gelenlere karşı yola çıkar. Lütfiye denilen bir köyde karşılaşırlar. Bu derme çatma kalabalığı ne yapmak istedikleri sorulmuş... Verdikleri yanıt şu imiş: “Padişah Hazretlerinin sağ olup olmadığını ve yüksek Halifelik makamında oturup oturmadığını öğrenmek için Adapazarı’na makine başına gelmek istiyoruz. Mustafa Kemal Paşa’nın padişah olmasını kabul edemeyiz.”

Tahir Bey’in, makine başında, İzmit Mutasarrıfına verdiği bilgide: “Adı geçenlerin İstanbul’da önemlice kişilerle ilişkileri olduğundan ve Padişahın bile bu yaptıklarından haberli bulunduğunu söylediklerinden” söz ediliyordu. Resmi olarak verilen bilgide Bekir’in, toplanan kimselere: “Bu iş için İstanbul’ca bir hafta süre verdiler. Beş gün geçti. iki günümüz kaldı. İşi çabuklaştıralım.” diye söylediği de bildiriliyordu.

İzmit’teki Tümen Komutanı, Adapazarı üzerine bir birlik gönderecekti. Ali Fuat Paşa da Düzce üzerine biraz kuvvet gönderecekti.

23 Ekim günü İzmit’te Tümen Komutanına, Bekir’i İtilaf ve Hürriyetçilerle yabancı düşmanların gönderdikleri ve karıştırıcı davranışlarının yasaklanması gerektiği bildirildi.

Adapazarı Kaymakamı Tahir Bey’e de, 23 Ekimde doğrudan doğruya “Bekir ve arkadaşları için sert ve çabuk önlemler alınmasında hiç duraksama gösterilmeyerek yaptıkları dokuncalı işlere son verilmesini ve sonucunun bildirilmesini” buyurdum.

Efendiler, 23 Ekim günlü bir kapalı telle, adı geçen Bekir ve yardakçılarının yaptıkları işler ve kimlikleri üzerine elde ettiğimiz bilgiyi Harbiye Nazırı Cemal Paşa’ya bildirdik ve: “İstanbul Hükümetince bu gibi karıştırıcı işlere ve davranışlara karşı, zamanında etkin önlem1er alınmaz da, işin ucu ulusal örgütlere dokunursa en sert önlemlere girişmek zorunda kalacağımızı bilginize sunarız.” dedik.

İzmit’ten giden ve orada gücü artırılan ulusal ve askeri bir birlik, önemli sayıda toplanmış ve toplanmakta olan kötü kişileri dağıtmış, tahsildar Beslan ve kardeşi Hasan Çavuş’u yakalamış. Asıl, yönerge ve para ile bir hafta önce İstanbul’dan gelmiş olan Bekir, kaçmış. Bu Bekir, subaylıktan kovulmuştur ve Manyaslıdır. Bundan sonra, vermek zorunda kaldığımız buyruklarla, İzmit’te kışkırtıcı ve düzenci olanlardan, “İngiliz İbrahim” denmekle tanınmış biri ve başka birtakımları için kovuşturma başladı.

“İlgililerce yerinde alınan önlemler sonunda, Bekir’in girişiminin etkisiz kaldığını ve kaçtığını; gene İstanbul’a dönerek yeniden hayınca girişimlerde bulunmasının çok olası görüldüğünü; kendisi için özel kovuşturma yapılmasını” Amasya’dan 26 Ekim 1919 günü Harbiye Nazırı Cemal Paşa’ya yazdım.

27 Ekim 1919’da Bolu Mutasarrıfı Haydar Bey’den gelen telde: “Bekir’in, yanında iki subay, kırk silahlı adam olduğu halde Abaza köylerinde halkı, İstanbul Hükümeti adına ulusal eyleme karşı kışkırttığı ve birçok para harcadığı; Nazırlığa bu konuda yazılan yazıların dikkate alınmadığı” bildiriliyordu.

Efendiler, bu gibi işlerde hükümeti uyarmak ve görevini yapmaya çağırmaktan başka bir şey olmayan başvurularımız, kuşkusuz hükümetin işine karışma gibi anlaşılmaz

sanırım.

İstanbul’da hükümetin gözü önünde yapılan ve iç ve dış düşmanlarla Padişahın bildikleri ve uygun buldukları kuşku götürmeyen girişimlerin başarıya ulaşacağı dakikaya değin beklemek ve: “kuşkusuz hükümet önlem alır, engel olur” diye her şeye böncesine boyun eğmek doğru olamazdı.

Efendiler, Amasya’da görüşmeye başladığımız 20 Ekim gününde gelen bilgilerin özeti şu idi: İstanbul’da, Hürriyet ve İtilaf Fırkası, Askeri Nigehban Cemiyeti ve Muhipler Cemiyeti bir birlik kurdular. Bu birlik ve Ali Kemal, Sait Molla gibi kişiler, Müslüman olmayan halkı durmadan Ulusal Kuvvetlere karşı kışkırtmaya başladılar. Rum ve Ermeni Patrikleri, Ulusal Kuvvetleri kötülemek için İtilaf devletleri temsilcilerine başvurdular. Ermeni Patriği Zaven Efendi, Neologos gazetesinde yayımladığı bir mektupla son ulusal eylemler yüzünden Ermenilerin göç etmekte olduklarını ilan etti.

Asılan Kazım’ın kardeşi Hikmet adında biri, İstanbul’dan aldığı yönerge ile Adapazarı yakınlarında başına birtakım silahlı adamlar toplamaya başladı. Bu Hikmet adına, önemli bir belgede de rastlayacağız. Adapazarı yakınında, Değirmendere’de de para ile adam toplanmaya başlandı. Çete olarak toplananların, Geyve hükümet konağını basmaya karar verdikleri haber alındı. Karacabey’de de buna benzer ufak tefek eylemler görüldü. Bursa’da, Gümülcineli İsmail’in kurduğu çetelerin Ulusal Kuvvetlere karşı kıpırtıları sezilmeye başlandı. Nigehbancılardan tutuklu bulunanların bir günde hepsi cezaevinden çıkarıldı.

Düşmanlarımızın, Ulusal Kuvvetlere karşı kurdukları çetelerin çalışmalara başlaması, karşı birliğin açıktan açığa eyleme geçişi, İstanbul Polis Müdürünün engelleyici çalışmaları, Ali Rıza Paşa Hükümetinin tutumuna aykırı davranışta nazırların varlığı, ulusal örgütlerimizin kimi merkezlerini, özellikle İstanbul merkezimizi umutsuzluğa düşürmeye başladı.

Hükümetin, genel olarak bir amacı ve kararı olduğunu gösterecek davranışta bulunamaması ve yalnız Dahiliye Nazırı Şerif Paşa’nın olumsuz ve hızlı çalışmalarını uygun bulur gibi davranması, gerçekten düşünülecek ve kaygı duyulacak bir görünüşte idi.

.. / ..

.....
Ekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Ekin'in Mesajına Teşekkür Etti