Konu: Nutuk
Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.01.09, 23:55   #25
Ekin
Moderator

Ekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Konular: 1175
Mesajlar: 8,990
Ettiği Teşekkür: 30787
Aldığı Teşekkür: 40437
Rep Derecesi : Ekin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardırEkin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Kotu Cocuk
Standart

DÖRT AYKIRI GÖRÜŞ

Efendiler, bu zamana değin, Cemiyet merkez kurullarından yazılı sorularımıza gelen yanıtlar, dört görüşe ayrılıyordu.

1- Birinci görüşe göre, Millet Meclisinin dışarda toplanması uygun görülüyordu.

2- İkinci görüşe göre İstanbul’da... Bu görüşü ileri sürenlerin başında Erzurum, Trabzon, Balıkesir ve bütün Karesi, Saruhan kurulları bulunuyordu. İstanbul’daki ileri gelen kişilerin hemen hepsinin bu düşüncede olduğunu biliyoruz. Padişahın isteği, hükümetin direndiği de bu idi.

3- Üçüncü görüş, İstanbul yakınlarında... Trakya-Paşaeli’nin düşüncesi bu idi.

4- Bir bölük merkez kurulları da, Salih Paşa’nın kişisel kanısına dayanarak, hükümet uygun bulursa dışarda toplanmasında bir sakınca görmüyorlardı.

***

Efendiler, İstanbul Hükümetinin ve onun yardakçılarının, kamuoyunu ne denli ayrılığa ve karışıklığa uğratmış oldukları ulusun gösterdiği bu görüş ayrılığından kolaylıkla anlaşılabilir.

Artık bunun üzerine, direnmenin dokuncalı sonuç vereceği kanısına varmak da zor değildir.

Şimdi l6 Kasım 1919’dan 29 Kasım 1919 gününe değin, günlerce süren görüşme ve tartışmalardan çıkan sonuçlarla varılan kararların tutanaklarını, olduğu gibi yüksek bilginize sunuyorum:

1- Millet Meclisinin İstanbul’da toplanmasında sakıncalar ve tehlikeler olduğu halde, toplantının İstanbul dışında yapılmasını hükümet uygun bulmadığı için ve yurdu sarsıntıya uğratmaktan çekinerek, İstanbul’da toplanma zorunluğu kabul edildi. Ancak, aşağıdaki önlemlerin alınması gerektiği kararlaştırıldı:

a- Bütün milletvekillerini durum üzerinde aydınlatarak teker teker düşüncelerini istemek.

b- Milletvekillerinin, İstanbul’a gitmeden önce Trabzon, Samsun, İnebolu, Eskişehir ve Edirne gibi yerlerde bölük bölük toplanarak, Millet Meclisi İstanbul’da toplanacağına göre, gerek İstanbul’da ve gerek dışarda alınması gerekli güvenlik önlemlerini ve izlencemizin ilkelerini savunacak güçlü bir grubun kurulması yollarını düşünüp görüşmeleri.

c- Cemiyetin örgütlerini çabucak yaymak ve güçlendirmek için kolordu Komutanlarının, bölge komutanları ve askerlik şubesi başkanları aracılığı ile çabuk ve etkin yardımda bulunmaları.

ç- Sivil örgütlerin başında bulunan bütün yüksek görevlilerden ne olur ne olmaz diye ulusal örgüte bağlı kalacaklarına söz almak ve kendilerinin, ellerinde bulunan bütün araçlarla Cemiyetin örgütlerini kurmaya ivedilikle girişmelerini istemek.

2- Millet Meclisi İstanbul’da toplandıktan sonra milletvekillerinin tam güvenlik ve serbestlik içinde yasama görevlerini:yapmakta olduklarını bildirecekleri güne değin Temsilciler Kurulu, şimdiye dek olduğu gibi, dışarda kalarak ulusal ödevini yapacaktır. Ancak, bütün sancaklardan birer, illerle bağımsız sancaklardan ikişer olmak üzere milletvekilleri arasından seçilecek kişiler, tüzüğün sekizinci maddesi gereğince Temsilciler Kurulu üyesi olarak Eskişehir yakınında toplanacaklar; burada durumun açıklanması ve Millet Meclisindeki yöntemimizin belirtilmesi ile ilgili görüşmeler yapılacaktır. Bunun için, Temsilciler Kurulu da oraya gidecektir. Bu toplantıdan sonra Temsilciler Kurulunun üye sayısı uygun şekilde artırılacak, öteki milletvekilleri İstanbul’a Millet Meclisine gideceklerdir. Temsilciler Kurulunun görevde bulunduğu sürece, ulusal örgütlerin kuruluşu ve çalışma yöntemi, tüzükteki gibi olacaktır.

Millet Meclisi tam güvenlik içinde bulunduğunu bildirdiği zaman, Temsilciler Kurulu, tüzükteki yetkisine dayanarak Genel Kongreyi toplantıya çağırıp, on birinci madde gereğince, Cemiyetin ileride alacağı durumun belirtilmesini Kongrenin kararına bırakacaktır. Kongrenin nerde ve nasıl toplanacağı o zamanki duruma göre belirtilecektir. Kongrenin toplantıya çağrıldığı zaman ile toplanması arasında geçecek süre içinde Temsilciler Kurulu, İstanbul Hükümeti ve Millet Meclisi Başkanlığı ile kesin zorunluk görmedikçe resmi ilişkide bulunmayacaktır.


3-
Paris Barış Konferansı, bizim için olumsuz bir karar verir ve Hükümet ile Millet Meclisince bu karar kabul edilirse, en uygun yolla ve çabuk olarak ulusal buyruma başvurulacak ve tüzükte açıklanmış olan ilkelerin gerçekleştirilmesine çalışacaktır.

Mustafa Kemal

Rüstem Mazhar Müfit Ali Fuat Hüsrev Hüseyin Rauf Kazım Karabekir Hakkı Behiç Hüseyin Salahattin İbrahim Süreyya Bekir Sami Ömer Mümtaz Şemsettin (12’nci Kolordu Kurmay Başkanı)

Vasıf


MİLLETVEKİLLERİNE VERİLEN YÖNERGE

Efendiler, bu kararlar gereğince milletvekillerini aydınlatmak için verdiğimiz bilgi ve yönergeyi, olduğu gibi bilginize sunacağım.

Seçilen milletvekillerine ulaştırılan bilgiler ve yönerge şudur:

Madde 1- İstanbul’un İtilaf devletlerinin ve özellikle İngiliz kara kuvvetlerinin elinde ve deniz kuvvetlerince kuşatılmış olduğunu; güvenlik kuvvetlerinin de yabancılar buyruğu altında ve onlarla olarak bulunduğunu biliyorsunuz. Bundan başka, Rumların kendi aralarında İstanbul milletvekili adıyla kırk kişi seçtikleri ve Atina’dan gelmiş Yunanlı başkan ve komutanların yönetimi altında gizli polis ve ayaklanma örgütü kurarak sırası gelince devletimize karşı başkaldıracakları anlaşılmıştır. Hükümetin İstanbul’da, yazık ki, bağımlı olduğunu açıkça söylemek zorunluğu vardır. Bu nedenlerden dolayı, Millet Meclisinin toplantı yeri üzerinde tartışmak gibi bir sorun ortaya çıkmış bulunuyor. Millet Meclisi İstanbul’da toplanırsa, milletvekillerinin yapacakları yurt ödevi göz önüne getirilince, tehlikelerle karşılaşmalarından doğrusu korkulur. Gerçekten İtilaf devletlerinin Ateşkes Anlaşması hükümlerini bozarak ve barışın yapılmasını beklemeksizin yurdumuzun önemli yerlerine girmek ve Hıristiyan azınlıkların haklarımızı çiğnemelerine yol açmak gibi haksız işlerini kötüleyerek ve kabul etmeyerek ülke bütünlüğümüzü ve bağımsızlığımızın korunmasını kesinlikle isteyip savunacak olan Millet Meclisinin dağıtılması ve üyelerinin tutuklanması ya da sürgün edilmesi olmayacak bir iş değildir. Kars’ta toplanan Ulusal İslam Şurasına İngilizlerin yaptıkları gibi. Seçimlere katılmamış olan Hıristiyan azınlıkların ve onların yolunda giden İngiliz Muhipler ve Nigehban Cemiyetlerinin, bu konuda düşmanların isteklerini yerine getirmek üzere her türlü kötülüğe girişebilecekleri de düşünülebilir. Bundan dolayı, Millet Meclisinin İstanbul’da toplanmasının, Meclisten beklenen gerçek ve tarihsel ödevin yapılmasına engel olacağını ve Millet Meclisi devletin ve ulusun bağımsızlık bayrağı olduğundan, onun dağıtılması ile bağımsızlığımızın da zedeleneceğini açıklamaya gereklik yoktur. Hükümet adına Amasya’da Temsilciler Kurulu ile görüşmelerde bulunan Bahriye Nazırı Salih Paşa Hazretleri de, bu gerçekleri göz önünde tutarak Millet Meclisinin İstanbul’un dışında güvenli bir yerde toplanması gerektiği kanısına vicdan ve aklı ile varmış ve bu işi uygun gördüğünü ilgili belgeyi imzalayarak belirtmiştir. Millet Meclisinin, düşman etkisinden uzak ve tam güvenli olan bir yerde toplanması, İstanbul’da toplanmasına göre düşünülen bütün sakıncaları ortadan kaldıracağı gibi, Halifelik ve Padişahlık katının tehlikede bulunduğunu dünya kamuoyuna ve özellikle İslam dünyasına duyurmuş olacak ve ulusal varlığımızın ve bağımsızlığımızın zararına verilecek olan bir karar karşısında ulus ve yurt ödevini yapabilecek bir durumda bulunacaktır. İtilaf devletlerine karşı da Meclisin ulusun yazgısı üzerinde tam egemen bulunduğu daha açık olarak belirtilebilecektir. Meclisin İstanbul dışında toplanmasında akla gelebilecek sakıncalar şunlardır:

Karamsarlar, “İstanbul’dan vazgeçildi” diye dokuncalı bir propagandaya olanak bulacaklardır. Hükümetin, İstanbul’da olduğu gibi, Meclisle ilişki ve bağlantısı kolay olmayacaktır. Meclisin açılış töreni de, Padişah Hazretlerinin yolculuk sıkıntısı çekmemesi için, ancak vekil edecekleri bir kişi aracılığı ile yapılabilecektir. İşte bu sakıncalara dayanan şimdiki hükümet, Millet Meclisinin dışarda toplanmasına olur dememiştir. Bu direniş yüzünden söz konusu sakıncalara aşağıdakiler de eklenmiş bulunmaktadır:

Millet Meclisinin yasal olarak toplanması, senatonun da toplantı zamanında orada bulunmasına bağlıdır. Oysa, hükümetin dışarda uygun görülecek bir yerde toplantı yapılmasını kabul etmeyişi yüzünden, senato üyeleri ve hükümet üyeleri dışındaki toplantıya gelmeyecekler ve Padişah Hazretlerine Meclisi yöntemine göre açtırmayacaklardır.

Buna göre, Millet Meclisinin dışarda toplanmasına yasal olarak olanak kalmayıp, bildirilen sakıncalar bulunsa da yine İstanbul’da toplanması zorunlu oluyor. Sayın milletvekilleri İstanbul’a gitmekten çekinip dışarıda kendiliklerinden toplanırlarsa yapılacak bu toplantı, kuşkusuz Meclisin bilinen yasama niteliği biçiminde olamaz. Belki, ulusun varlığını, isteklerini, bağımsızlığını temsil edebilecek ve alınyazısı üzerine verilen hükümleri eleştirip, ulusa dayanarak kabul etmeyebilecek ulusal bir toplanı niteliğinde olabilir. Bu durumda, Millet Meclisi de doğal olarak İstanbul’da toplanmamak zorunda kalır. Bu yolda bir davranışın, hükümetin karşı çıkmasına ve zorlayıcı önlemler almasına ve sonunda ulusa İstanbul Hükümeti arasında ilişkinin kesilmesine yol açacağı da düşünülebilir. Milletvekillerinin bir bölüğünün İstanbul’a gitmesi ise, bu yoldaki sakıncaları artırabilir.

Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti yukarıda bildirilen bütün konuları gözden geçirip tartıştıktan sonra, Millet Meclisinin İstanbul’da toplanması zorunluğuna karşı, durumu bütün milletvekillerine bildirerek her birinin düşünce ve görüşlerini almayı ödev saymıştır. Bundan başka, İstanbul’da Millet Meclisine katılmadan önce sayın milletvekillerinin, toplanma kolaylığı göz önüne alınarak, uygun yerlerde toplanıp aşağıdaki konuları görüşüp alınacak sonuçları, birleştirmek üzere, Temsilciler Kuruluna bildirmeleri gerekli görülmüştür. Görüşülecek konular şunlardır:

a- İstanbul’da toplanma zorunluğuna karşı, İstanbul’da ve dışarda bütün yurtta alınması gereken önlemler ve düzenlemeler.

b- Millet Meclisinde yurdun bütünlüğünü, devletin ve ulusun bağımsızlığını kurtarmaktan başka bir şey olmayan amacı korumak ve savunmak için oydaş ve dayançlı bir grup meydana getirme yollarını düşünülmesi.

Milletvekillerinin, bildirilen konuları görüşmek için toplanmaları uygun görülen yerler şunlardır: Trabzon, Samsun, İnebolu, Eskişehir, Bursa, Bandırma, Edirne.

Madde 2- Birinci madde, olduğu gibi bölgenizde bulunan milletvekillerine bildirilerek, önce kişisel görüşlerinin olabildiğince çabuk alınıp hiç vakit geçirilmeden Temsilciler Kuruluna ulaştırılması ve bölgenizdeki merkez kurullarına da verilerek bu konuda çalışmalarının sağlanması; sonra, bölgenizdeki milletvekillerinin birinci maddede belirtilen yerlerde toplanmalarına olanak sağlanması ve görüşme sonuçlarının Temsilciler Kuruluna ulaştırılması için gereken önlemlerin alınması rica olunur.

Bölgeniz içindeki yerlerin milletvekillerinden olup şimdi İstanbul’da bulunanların, İstanbul’a yakın toplantı yerlerinden birine, seçim bölgelerince çağırılması gereklidir.


EKİM 1919’DA ÖNEMLİ OLAYLAR

Efendiler, 1919 yılı Ekim ayı ile ilgili olup değinmek istediğim birtakım olayları da birkaç sözcükle özetleneme izin vermenizi rica ederim.

İzmir ili içinde, düşman elindeki yerlerde bulunan Müslüman halk kıyım görüyor ve öldürülüyordu. Bunun için, İtilaf devletlerinin temsilcileri katında etkili girişimlerde bulunmasını hükümetten rica ettik. Yunanlılar kıyımlarını ve yolsuzluklarını sürdürürlerse, karşılık vermek zorunda kalacağımızı da bildirdik. İzmir’de geçen acıklı olaylar üzerine İstanbul’da bir gösteri toplantısı yapılmak istenmişti. Buna engel olunduğunu haber alınca Cemal Paşa’nın dikkatini çektik.

Anzavur, Bandırma dolaylarında hayınca ve canavarca işlere başlamıştı. Onların dokuncalarını gidermek ve Karabiga, Bandırma yörelerine çıkan Nigehban Cemiyetinden subaylara karşı yapılacak işlemi Balıkesir’de Kazım Paşa’ya ve başka ilgililere yazdık. Otuz kadar Nigehbancı subayın da, yabancı işgaline yol açmak için, Hıristiyanlara karşı saldırıda bulunmak üzere Trabzon ve Samsun’a çıkacaklarını haber aldık. Hemen On Beşinci Kolordu Komutanının ve Canik Mutasarrıfının dikkatlerini çektik.

Bildiğiniz gibi Maraş, Urfa, Antep’te, başlangıçta İngiliz birlikleri vardı. Bu birliklere onların yerine Fransız askerleri geldi. Fransızların girişini önlemeye çalıştık. Girdikten sonra da ilkin siyasal sonra da eylemsel girişimlerde bulunduk.

Bozkır’da yemden önemlice bir ayaklanma oldu. Onun bastırılması için çeşitli önlemler aldık.

Maraş ve Antep’e Kılıç Ali Bey’i, Çukurova bölgesine de Topçu Binbaşısı Kemal ve yüzbaşı Osman Tufan Beyleri göndererek sağlam örgütler kurmaya ve girişimlerde bulunmaya başladık.

Efendiler, bu arada aklıma gelen bir noktayı da bildirmiş bulunayım: Sıvas Kongresinden sonra, Kongrelerin tüzük ve bildirilerinden başka, Temsilciler Kurulu, sorumluluğu üzerine alarak, Sıvas Kongresi Tüzüğüne ek olmak üzere “Müdafaai Hukuk Cemiyeti Kuruluş Tüzüğüne Ektir:I” başlıklı, “yalnız ilgililere özel ve gizlidir” işaretli ulusal silahlı örgütler için gizli bir yönerge düzenledi. Düşmanla çatışılan yerlerde bu yönergeye göre silahlı birlikler kuruldu.


ALİ RIZA PAŞA HÜKÜMETİ GÖRÜŞÜNDE DİRENİYOR

Efendiler, 2 Kasımda Harbiye Nazırı Cemal Paşa’dan aldığım bir kapalı telde: “Aslında az olmayan dedikodulara biri daha eklendi. Ziya Paşa’nın Ankara’ya değin gitmemesi desteklediğiniz hükümetin gücünü kırmaktan başka bir anlam taşımaz. Bu konuda hükümet, görüşünde direniyor.” denilmekte ve bunun yanıtının ivedilikle beklenilmekte olduğu bildirilmekte idi. Ziya Paşa’nın gönderilmemesi ile ilgili ricamızı, hükümet iyi karşılamamıştı. Ziya Paşa’yı görevlendirmiş ve yollamıştı. Ziya Paşa Eskişehir’e değin gelmiş ve oradan izin alarak geri dönmüştü. Cemal Paşa, gene o telinde: “Bozkır olayından dolayı basına verilen bildirinin yazılış biçimini hükümet aramızdaki uzlaşmaya aykırı görmektedir.” diyordu. Oysa, böyle bir bildirimiz yoktu.

Cemal Paşa’nın bu teline şu yanıtı verdik:

Şifre Sıvas, 3.11.1919

İvedidir.

Harbiye Nazırı Cemal Paşa Hazretlerine

Y: 2.11.1919 gün, 501 sayılı tele:

1- Hükümetle ulusal örgüt arasında içten gelen bir uzlaşma olmasını ve gerçek bir birlik kurulması ilkesini kabul ettik. Sizin aracılığınızla pek önemli bir ricamız var. O da haklı bir amaca dayanan ulusal örgütün çözülüp dağılmasını önlemek için bütün yüksek görevlilerin bu görüşe göre seçilmesi, bize karşı olanların değiştirilmesi idi. Bunlarla ilgili birçok ricalarımıza yanıt alamadık. Trabzon ve Diyarbakır Valileri ile Antalya Mutasarrıfı için ne yapıldığını daha bilmiyoruz. Tersine, Dahiliye Nazırlığı, Konya’nın yerel durumunu incelemeksizin oraya Muhipler Cemiyeti üyelerinden çok yetersiz ve güçsüz olan Suphi Bey’i vali olarak gönderdi. Dahiliye Nazırının bu işlerde bizimle hiçbir görüşme ve ilişkiyi kabul etmediği; sanki ulusal örgüte karşı imiş gibi davrandığı sanısı uyanıyor. Bu düşüncemizde yanılıyorsak uyarılmamızı ve aydınlatılmamızı rica ederiz. Ankara Valisi Ziya Paşa’nın kendi isteğiyle izin aldığını bildirmiştim. Kuşkusuz, yine kendisi, resmi olarak Ankara Valisi sayılmaktadır. Ama bildirdiğim noktadaki kuşku ve sanı ortadan kaldırılıncaya dek adı geçen Valinin izinden yararlanmayı sürdürmesi en iyi yol olarak kabul edilmelidir. Polis Müdürlüğünün, bugün de Nurettin Bey gibi bir kişi elinde bulunması, sizin de bu pek önemli noktaya karşı ilgisiz davranmakta olduğunuz kanısını vermektedir. Oysa, bu hoşgörünün sonucu hem hükümete hem de ulusal örgüte dokuncalı olacaktır. Temsilciler Kurulumuzun ulusal örgüt ve birliği bozacak en ufak bir davranışa karşı hoşgörülü davranamamasını kuşkusuz bağışlarsınız.

2- Bozkır olayı üzerine, Temsilciler Kurulunca basına bir bildiri verilmemiştir. Bunda bir yanlışlık olacaktır. Ola ki, bu bildiri dediğiniz şey, İradei Milliye gazetesinin aldığı bir haberdir. Temsilciler Kurulunun, bir gazetenin yazılarını denetlemeye yetkisi olmadığı sizce de bilinir. Bununla birlikte, gazetenin dikkati çekilmek üzere, bu haberde, hükümetle aramızdaki uzlaşmaya aykırı görülen noktaların açıklanmasını çok rica ederiz.

Temsilciler Kurulu adına

Mustafa Kemal

Temsilciler Kurulunun delegesi ve ulusal eylemlerin bir savunucusu olduğunu ileri süren Cemal Paşa’nın telimize verdiği yanıt şudur:

Harbiye, 4/5.11.1919

Sıvas’ta Üçüncü Kolordu Komutanlığına

Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine: Resmi bildiride yazıldığı gibi şimdiki hükümet, böyle bir zamanda yalnız yurda ve ülkeye hizmet etmek amacıyla pek büyük bir sorumluluk yüklenmiş ve bu görevini yapmak için tam bir tarafsızlık ve gönül aklığıyla iş görmekte olduğundan aşağıdaki noktaların ivedilikle açıklanması gerekti:

Birincisi: Milletvekilleri seçimine Müslüman olmayan halk katılmadığı gibi çeşitli partiler de şimdi bile çekingen durumdadır. Sözü geçen partiler, yurtta iki hükümet olduğunu ve seçimlerin tarafsız olarak yapılmadığını ileri sürmektedirler. Müslüman olmayan halkın da sonradan bu gerekçe ile seçime katılmadığını ileri süreceği akla pek yatkın gelmektedir. Seçimlerin iyi ve doğru yapılmadığı konusunda sızlanmalar ve söylentiler sürüp gitmekte, yabancı basına ve yabancı çevrelere değin uzanmaktadır. Millet Meclisi, ulusun bütününü temsil etmez ve özellikle Kuvayi Milliyenin etkisi altında kurulursa, bunun dünya kamuoyunda nasıl yorumlanacağını açıklamak gerekmez. Onun için, milletvekilleri seçiminde baskıya meydan verilmemelidir.

İkincisi: Bir kez daha açıklanması gerekmeyen nedenlerden ötürü, Millet Meclisinin başkentten başka bir yerde toplanması, içte ve dışta çeşitli sakıncalar ve dokuncalar doğuracaktır. Bunun için, Meclisin İstanbul’da toplanması, yurdun yaşamsal yararları gereğindendir.

Üçüncüsü: Taşrada, ulusal örgüt adına birtakım kimselerin hükümet işlerine karışmakta oldukları, sık sık verilen bilgi ve haberlerden anlaşılmaktadır. Bu gibi karışmaların tez elden önlenmesi çok gereklidir.

Şimdiki hükümet şu üç dilek üzerinde direniyor... Devlet işlerini başka türlü yürütmek olanağı yoktur.

Harbiye Nazırı

Cemal

Cemal Paşa’nın bu bildirimine –Başyaver Salih Bey açacaktır notuyla verdiğimiz yanıtı olduğu gibi bilginize sunmak isterim:

Şifre Sıvas, 5.11.1919

Harbiye Nazırı Cemal Paşa Hazretlerine

Y: 4/5.11.1919

1- Müslüman olmayan halk ile, bu yurt ve bu ulus için Müslüman olmayan halktan daha dokuncalı kimi siyasal partilerin seçimlere katılmamalarını, onların bile bile yaydıkları nedenlere bağlamak kuşkusuz doğru olamaz. Hıristiyan halkın, daha ulusal örgütün adı bile yokken, seçimlere katılmayacağını ilan eyledikleri, bilinen bir şey değil midir? Yaygara koparan siyasal partilere gelince, bunlar yalan söylüyorlar. Çünkü, her yerde seçimlere katılmışlardır. Ancak, beşer onar üyesi bulunan bu partilerin, ulus gözünde değerleri olmadığından ve ulus bu kez İstanbul’daki politikacılardan değil, kendi bağrındaki öz yurttaşlar arasından milletvekillerini seçmekte olduğundan, bunlar, kendilerinin başarı elde edemeyeceklerini anlayarak kaygıya düşüyorlar. Buna karşı bizim elimizden ne gelebilir? Böyle bir gerçek karşısında hükümetin kararsız bulunuşu şaşılacak şeydir. Sözü edilen baskı nerede yapılmıştır? Bunu kim yapmış, nasıl yapmıştır?Açıklamak iyiliğinde bulunulmalıdır ki, Temsilciler Kurulu görevini yerine getirebilsin. Boş savlara önem vererek kaygıya düşmek doğru değildir.

2- Toplantı yeri üzerindeki görüşte hükümetin direnmesinin yerinde olup olmadığını, zaman ve olaylar tanıtlayacaktır. Bu konudaki son düşüncelerimizin, merkezlerden alınacak karşılıklar üzerine bilginize sunulacağını bildirmiştik.

3- Ulusal örgüt adına hükümet işlerine nerede ve kim karışmışsa hemen bildirilmelidir ki, gereken işlem yapılabilsin. Ancak, Dahiliye Nazırı Paşa Hazretlerinin kuşku uyandırabilecek biçimdeki işlemlerine yüksek dikkatlerinizi çekmeyi gerekli görürüz efendim.

Temsilciler Kurulu adına

Mustafa Kemal


DAHİLİYE NAZIRININ YURDA GÖNDERDİĞİ ÖĞÜTÇÜ KURULLAR

Dahiliye Nazırı, yurt içine birtakım kurullar yollamaya kalkıştı. Bunlardan biri de, Harbiye Nazırlığı eski Müsteşarı Ahmet Fevzi Paşa adında bir kişinin başkanlığında, Yargıtay üyelerinden İlhami ve Fetva Emini Hasan Efendilerden oluşuyordu.

Temsilciler Kurulumuzun delegesi olan Cemal Paşa bize bunu bildirmemişti. 5 Kasım 1919 günlü bir kapalı telle kendisinden bu kurulun niçin gönderildiğini sorduk ve: “Özellikle Fetva Emini ile Kamil Paşa Hükümeti zamanında polis müdürü olan kişilerin böyle bir kurulda neden bulunduklarının” anlaşılamadığını bildirdik.

Efendiler, Fuat Paşa’nın Ankara’da kolordusunun başında bulunmasını gerektiren nedenler ortaya çıkmaya başladı. Bu nedenlerin önemlisi, yurt içinde halkın zehirlenmeye başlanması idi. İç ye dış düşmanlarla işbirliği yapanlar, A1i Rıza Paşa Hükümeti zamanında, Ferit Paşa zamanındakinden daha çok başarı sağlamaya başlamıştı.


REFET PAŞA SALİHLİ VE AYDIN CEPHELERİNDE

Balıkesir dolaylarında Kazım Paşa, cephe kurmaya ve üstünlük sağlamaya çalışıyordu. Salihli ve Aydın cephelerindeki komuta düzeninin, askerlik yöntemlerine uydurulması gerekiyordu. Buraya, az çok tanınmış bir askerin gitmesi gerekti. Elimizde bu işte yararlanabileceğimiz, Konya’da bulunan Refet Paşa vardı. Konya’daki Kolordunun başına Fahrettin Bey (Müfettiş Fahrettin Paşa Hazretleri) gelmiş bulunuyordu. Bundan dolayı Refet Paşa’ya, Aydın ulusal Kuvvetler Komutanlığını üzerine almak için cepheye gitmesini, A1i Fuat Paşa’ya da Ankara’ya dönmesini yazmıştık.

Refet Paşa’nın Nazilli’ye vardığı anlaşıldıktan sonra da Genelkurmay Başkanlığına gelmiş olan Cevat Paşa’dan, geçen savaşta pişmiş genç kurmaylardan seçilecek dört beş subayın Nazilli’ye, Refet Paşa’nın yanına gönderilmesini rica ettim. Bunu Refet Paşa’ya da bildirdim.


.. / ..

.....
Ekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Ekin'in Mesajına Teşekkür Etti