Tekil Mesaj gösterimi
Eski 29.01.09, 07:20   #2
Kartal
Müdavim

Kartal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 1414
Mesajlar: 5,633
Ettiği Teşekkür: 17569
Aldığı Teşekkür: 24297
Rep Derecesi : Kartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Muhammed Barzanî-Şeyh Ahmed Barzanî-Barzanîlerin T.C. ile Savaşı

Şeyh Ahmed Barzanî

Hollandalı Kürdolog Martin Van Bruinessen, Şeyh Ahmed Barzanî'yi şu cümlelerle değerlendirir:

"Kardeşinin yerini almıştı. Dinî lider olarak sürekli Irak'ta İngiliz yönetimine ve yerine geçen monarşiye karşı ayaklanmıştı. Zibari ağalarıyla ve Bradost Şefi Şex Rsid Loran'la olan sürekli çatısmalarının yanı sıra, rakipleri onu domuz eti yiyip şarap içerek münafıklaşmakla suçluyorlardı."

Büyük kardeşi II. Abdüsselâm'ın Musul'da idamından sonra 18 yaşında ailenin başına gelen Şeyh Ahmed, Zibarî Aşireti'nden Faris Ağa'nın kızıyla evlenerek, bölgedeki gücünü sağlamlaştırdı. Barzanîlerin temsilcisi olan bir siyasî Kürtçü'ye göre, "Barzan şeyhleri artık ister istemez Kürtçülükte önde bir roldeydiler. Bundan dolayı Kürt liderlerle haberleşiyor ve onlarla bilgi alışverişinde bulunuyorlardı." Kürtçülüğe ilgi duyan Fransız gazeteci Chris Kutscehera, yarı cahil ve kekeme bir molla olan ve ailesi tarafından "mehdi" kabul edilen ve İstanbul'da Osmanlı Sultanlarının tahtına oturması hayal edilen (?) Şeyh Muhammed'in 1903'de ölümü ile yerine geçen oğulları Şeyh II. Abdüsselâm, Şeyh Ahmed ve Molla Mustafa Barzanî'nin "tarih yapacak yetenekte" olduklarını ileri sürer.

Şeyh II. Abdüsselâm'ın idamı sonrası Osmanlı ordusu Barzan'i işgal ettiğinden, Şeyh Muhammed'in üç büyük oğlu Ahmed, Babo ve Muhammed Sıddık Hakkâri'deki Guerdi aşiretine, küçük oğlu Molla Mustafa ise Şirvan'ın Bergiyef köyüne sığınmıştı.


İngilizlere isyan

Bir süre kaçak olarak yasayan Ahmed, Şeyh II. Abdüsselâm'in yakın dostu olan Molla Mahmud'un talebesi ve meşhur bir Nakşibendî Şeyhi olan bu zâtın halifesi olmuştu. Şeyh Ahmed'in adı, iki İngiliz istihbarat subayının öldüğü 1919 Behdinan İsyanı'na kadar pek duyulmamıştı. Bölge, Birinci Dünya Savaşı sonucu İngiliz hâkimiyetine girince tüm Kürt ve Türkmen aşiretleri İngiliz Emperyalizmi'ne isyan eden Şeyh Mahmud Berzenci'nin çevresinde toplanmış, ona var gücüyle destek vermişlerdi. Bunlara biraz geç de olsa Barzan ve Zibar aşiretleri de katılmıştı. Kasım 1919-Mart 1920 tarihlerinde Barzan ve Zibar aşiretlerinin Nesturi ve Ermenilerden olusan İngiliz kuvvetlerine karşı savastığı, hatta Türklerden yardım istediği Bâb-i Âlî tarafından da öğrenilmişti. M. Sıraç Bilgin'e göre Şeyh Mahmud Berzenci, İngilizlere karşı tüm Kürt aşiretlerinden mektupla yardım istemiş, Şeyh Ahmed bunu olumlu bularak Behdinan aşiretlerine de Berzenci isyanını desteklemek çağrısı yaptıktan sonra Süleymaniye'ye biri Mustafa Barzanî komutasinda iki küçük birlik göndermis, ancak bu birlikler Süleymaniye'ye varmadan İngilizler, Şeyh Mahmud Berzenci'yi yaralı yakalayarak isyanı bastırmışlardı. Berzenci'ye yardım eden tüm Kürt aşiretleri gibi Barzanîlerin de üzerine yürüyerek, Barzan'a Asurîleri yerleştirmek isteyen İngilizler, nedense bu operasyondan "bir süreliğine" vaz geçmislerdi. Bu arada İngilizlerle iyi diyaloğu olan Türkiye'deki siyasî Kürtçüler de boş durmuyor, Seyyid Abdülkadir ve Şeyh Abdurrahman Şırnakî, Şeyh Ahmed Barzanî'ye mektuplar yazarak ona Kürtlerin liderliğini teklif ediyorlardi. O ise, bu liderliğin Şeyh Ubeydullah'ın torunu Şeyh Abdülkadir'e ait olduğunu düşündüğü için kardeşi Mustafa Barzanî'yi Muş'a göndererek Seyyid Abdülkadir ve Şeyh Said ile temas kurduruyor, ama bu ilişki nedense devam etmiyordu.


Gizli kitap

İngilizler 1922'de Barzan'a saldırmışlar, Ahmed Barzanî ve Zibari Aşireti lideri Faris Ağa, Barzan'ı terk ederek dağlara kaçmak zorunda kalmışlardı. Bu operasyon bir süre için Barzanî Aşireti'ni sindirmiş, inzivaya çekilmelerine neden olmustu. Kanaatimizce bu inziva, şeyhin dinî itikatlarını yeniden gündeme getirmişti. Daha 1922'de Barzanilerin ileri gelenlerinden biri, "Biz Barzanîler Tanrı'ya ve insanın temiz olması gerektiğine inanıyoruz. Fakat Kur'anı anlamıyoruz. Arapların kitabıdır. Atalarımızın önceleri Hrıstiyan olduklarına inanıyoruz. Ve biz Barzanîler dua etmiyoruz. Kur'an okumuyoruz, Ramazan'da oruç tutmuyoruz" diyordu. Molla Mustafa Barzanî'nin yakın dostu İngiliz diplomat Edmonds'un kitabında anlatıldığına göre Barzanîlerin elinde; şeyhten şeyhe gösterilen gizli ve gizemli bir kitab bulunmaktaydı. Kutschera, hâlâ Mesud Barzanî'nin elinde bulunan kitaptan söz etmektedir. Şeyh Ahmed de kendisinden önceki Barzan şeyhleri gibi aşırı derecede yüceltilmiş ve kutsallaştırılmıştı. Dahası Şeyh Ahmed, Hrıstiyan olmakla ya da yeni bir din kurmakla suçlanıyor, onun domuz eti yeme yasağını kaldırması da bunun delili olarak kabul ediliyordu. Şeyh Ahmed 1927'de ilk defa Bağdat yönetimiyle karşı karşıya kalmış ve bu tarihte onun sapık dinî iddiaları gündeme getirilerek üzerine sefer düzenlenmişti. Bu iddiaların İngiliz emperyalizminin yalanları olduğu da düşünülebilir. Ancak Muzaffer İlhan Erdost, "Şemdinli Röportajı'nda" bölgedeki Kürtlerin de bu sapkınlığı teyid ettiğini açıklamaktadır. Şemdinlili Seyyid İslâm Geylânî, "Dedeleri Molla Muhammed temiz adamdı. Namaz kılardı. Öbürleri eskiden beri böyledir. Namaz kılmazlar, kâfirdir onlar" derken; Barzanî Aşireti mensupları da, "Bize kâfir diyorlar, dinsiz diyorlar, domuz eti yiyor diyorlar" diyerek bölge halkının kendileriyle ilgili kanaatini belirttikten sonra bunları reddediyorlardı.


Barzanîlerin T.C. ile savaşı

Kürt ayrılıkçıların Ermeni ayrılıkçılarla birlikte 1927'de kurduğu "Haybun" örgütü, özellikle "silahli isyanlar" çıkararak, bağımsızlık propagandası yapmaya çalışıyordu. Haybun ve Ermeni Taşnak örgütü tek bir amaçta birleşmişti: Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu Türkiye'den ayırmak ve sonra da bölüşmek. Haço'nun Çaldıran, Cemilpaşaoğullarının Midyat ve Mazıdağı, Resul'ün Erun isyanları ve Şeyh Barzanî'nin Oraman baskını bu isyanlar arasında yer alıyordu. Haybun'un örgütlediği en önemli isyan ise 1930 Ağrı isyanı idi. İsyancıların ele başılarından Kör Hüseyin Paşa, Türk güvenlik güçleri karşısında zor durumda kalınca, oğlunu Barzan'a göndererek Ahmed Barzanî'den yardım istemiş, o da Molla Mustafa Barzanî yönetiminde 500 kişiyi Oramar bölgesine göndererek, Türk ordusunun gücünü bölebilmek için yeni bir cephe açmıştı.

16 Temmuz - 10 Ekim 1930 tarihlerinde ortaya çıkan Oramar İsyanı, Mustafa Barzanî tarafindan rakımı 2.000-3.500 metre arasında değişen yolsuz, sarp ve yalçın kayalarla aşılması güç bölgede, Şemdinli yakınındaki Oramar'ın basılması ile başlamıştı. Oramar hudut bölüğü âsîler tarafından kuşatılmışsa da bu kuşatma hava kuvvetlerimiz ve komşu hudut bölüklerinin yardımı ile kırılmış, İran'a doğru kaçan Barzanîler ve onların Oramar'daki işbirlikçilerinden oluşan âsîlere büyük kayıplar verdirilmişti. Haybun örgütü bu isyanı da bir propaganda malzemesi olarak kullanmış, uydurma rakamlarla "Olayda Türk birliklerinin 4.000 kayıp verdiğini, Türk hükümetinin 500 köyü yıkıp 12.000 kişiyi öldürdüğünü" ileri sürerek bunu Ermeniler aracılığı ile temas kurduğu Amerikan kamuoyuna da duyurmuştu.

İngiliz uçaklarının bombaları

Türkiye'nin ardından bir yıl sonra Alimed Barzanî ile Irak'ı yöneten İngilizler arasında da çatışma basladı. İngiliz Sir A. Wilson'a göre İngilizlere bağlı Irak Hükümeti Kürtlere, otoritesini kuvvet zoruyla kabul ettirmeye çalışmış ve İngiliz Hükümeti de bölgedeki bütün askerî gücü, özellikle uçakları ile bu operasyona destek vermişti. Bir aşiret kavgası gerekçe gösterilerek Temmuz 1931'de çatismalar baslamış, Irak hükümet güçlerinin Barzanîler karşısındaki başarısızlığı, İngiltere'nin takviyesi ile başarıya dönüştürülmüştü. İngiliz uçaklarından Kürtlere atılan bildirilerde "Uygar" İngilizlerin çağdaş gaddarlığının itirafları yer almaktaydı:

"Barzanli Şeyh Ahmed ve taraftarlarına!...

Madem ki daha önceki emir ve beyanları hesaba katmak istemiyorsunuz, bu defakiler size uçak saldırılarının şiddetleneceğini bildiriyor. Siz, köyleriniz ve sürüleriniz mitralyöz ve bomba ateşine tutulacaksınız. Bu bombalardan bazıları hemen değil, bir kaç saat sonra patlayacaktır. Kadınlarınızı ve çocuklarınızı güvenli yerlere koymanız tavsiye olunur. Bu harekâtlar, her türlü direnme ve muhalefetin sona erip şeflerinizin dize gelmelerine dek sürecektir. Dikkatli olun! Hükümet, direnmenizle etkilenmeyecek kadar güçlüdür. Her türlü direnme boşunadır. Ne diye bir daha insan kanı dökelim?"

İngiliz belgelerine göre İngiliz uçakları 79 köyü bombalamış, 2382 evden 1365'ini yerle bir etmişti. Şeyh Ahmed Barzanî, Kasım 1931'den Nisan 1932'ye kadar aralıklı, Nisan'dan Haziran'a kadar sürekli ve şiddetli olarak İngilizlerin saldırısına uğruyordu. Aralık 1931, Şubat 1932, Mart 1932, Nisan 1932 ve Haziran 1932'de tam beş kez Irak ve İngiliz güçlerince bombalanıyor, Barzanîler özellikle İngiliz uçaklarının bombalarını beyinlerinde hissediyorlardı. Irak Hükümeti'nin kara saldırılarını yer yer püskürtseler de uçaklara karşı direnmeleri mümkün değildi.


Türkiye'ye sığındılar

Sonunda, 21 Haziran 1932'de Şeyh Ahmed Barzanî, 400 kadar adamıyla sınırı geçip Türk yetkililerine sığınacaktı. Çok ilginçtir ki, İngiliz kaynakları Kasım 1931'de onun "Kendimi İngiliz uşaklarına teslim etmektense açık düşmanlarım olan Türklere teslim olmayı yüz kere yeğ tutarım" dediğini bildiriyordu. Şeyh Ahmed ve adamlarını; aşiretin diğer mensupları izledi. Üç komutan ve toplam 1.700 kişilik mülteci grubu, Binbaşı Şükrü Kanatlı yönetimindeki Türk ordusu tarafından çok iyi karşılandı. İki yıl önce Oramar'da Türk ordusunu arkadan vuranlar, bu sefer misafirperverlik ve "teslim olana" dokunmama geleneği ile karşılanmıştı. Bunu ylılar sonra Molla Mustafa Barzanî de itiraf ediyordu: "Biz Türkiye'de asılmayı bekliyorduk. O tarihlerde İngilizlerle Türkler ve Iraklılar iyi ilişkiler kurmuşlardı. İngilizlerin talebi üzerine Türkiye bizi asabilirdi. Ancak biz seve seve Türkiye'de ölüme gelmiştik. Fakat Türkiye'de beklediğimiz akibet bizi karşılamadı. Nitekim orada iyi muamele gördük. Bizi şehirden şehire alıp götürdüler. Daimî bir yerde oturtmadılar. Büyük ağabeyim Şeyh Ahmed'i Erzurum'a gönderdiler. Bizi birbirimizden ayırıyorlardı. Herhangi bir harekette bulunmamızdan endişe olunuyordu. Bunu seziyorduk. Bize iyi muamele ettiler."

Türkiye, sadece Barzanî ordusunda, onunla birlikte Türkiye'ye sığınan 10-15 Türkiye Kürdünü cezalandırmıştı. Türkiye, 1932 sonlarında Şeyh Ahmed, kardeşleri Muhammed Sadık, Molla Mustafa ve adamlarının Barzan'a geri dönmesine izin vermiş, ancak Irak Hükümeti onlara karşı Türkiye'den operasyon talebinde bulunmuştu. Türkiye böyle bir operasyonu yapmadı. Fakat Barzanî ailesi 1934'de yeni Irak Hükümeti'ne teslim oldu. Mart 1936'ya kadar Halil Hosevî ve Alu Bey önderliğinde Barzanî Aşireti'nin Irak Hükümeti'ne karşı isyanı sürmüştü. 13 Mayıs 1934'te Irak Hükümeti genel bir afla Barzanî Aşireti'nden tutuklananları serbest bırakarak Barzan'a gönderdi. Ancak Ahmed, Muhammed Sadık ve Mustafa Barzanî, Basra yakınlarındaki Hille'ye sürülmekten kurtulamadılar. Barzan dağlarından Hille çölüne sürülen Barzanîler burada çok sıkılıyordu. Geleceğin lideri Molla Mustafa, 1935'de Hille'den kaçarak Halil Hosevî'ye katıldı ve yönelttiği milis güçleri ile Revanduz'u ele geçirdi.


Camiler kapatılıyor

1936'da Barzanîler, yakalanan Molla Mustafa ile birlikte bu kez Süleymaniye'de sürgünde idiler. Aşiret yönetiminde ipler Seyh Ahmed'den Molla Mustafa Barzanî'nin eline geçmisti. Abdullah Nehrî, Şeyh Said Pironî, Şeyh II. Abdüsselâm Barzanî, Şeyh Rıza ve Ahmed Barzanî'nin dinî kaynaklı hareketlerinin aksine Molla Mustafa Barzanî dinî motiflerden yararlanmakla ve ailesinin dinî nüfuzunu kullanmakla birlikte ırkçı bir bakış ile Kürtlerin bağımsizlığı kavgasını başlatmıştı. Şeyh Ahmed Barzanî ise ikinci dereceye düşmüş olmanın hırçınlığı ile Barzan ve çevresinde kendi inançlarını kati bir şekilde uyguluyor, bu nedenle de sık sık tepkilere neden oluyordu. 12 yıl Irak hapishanelerinde kalan, sürgünlükler yaşayan, liderliği kardeşi Molla Mustafa'ya kaptıran Şeyh Ahmed, aşireti üzerinde yeniden nüfuz kazanmak için dinî konumunu kullanıyordu.

1961'den 1969'a kadar Şeyh Ahmed, Barzan köyünde oturarak Irak rejimine bağlı bir şekilde yaşadı. 1958'deki yeni Irak rejimi ve uygulamaları onu tatmin etmiş, serbest bırakılmakla kalmamış, tarihî merkez Barzan'da oturmasına da müsaade edilmişti. Şeyh Ahmed, ömrünün son yıllarında belki de gizli kitabın gereği olarak Peygamberliğini ilan etmiş, ibadeti yasaklamıştı. Kendine bağlı imamlara gönderdiği talimatta söyle diyordu:

"Camiler kapansın! Kur'an-ı Kerim okumak, namaz kılmak yasak. Radyo dinlemek kâfir işidir. Bütün radyolar evden kalksın. Gök Tanrısı Allah, yer Tanrısı benim! Sizin manevî huzurunuzu ancak ben sağlarım. Gösterdiğim yoldan gidin. Benim için ağlayın. Emirlerim ilahî bir emirdir. Ben size emretmekle kutsal görevinizi yapmanız için ikazda bulunmuş oluyorum."

Şeyhin bu istekleri, domuz eti yenmesi ve şarap içilmesi için verdiği izin, bazı aşiret mensuplarınca uygulansa da aşiretin çoğu tarafından tepkiyle karşılanıyordu. Hatta bizzat Molla Mustafa Barzanî de buna çok tepkili ve kızgındı. Ama hiç bir sey yapamıyordu. Ağustos 1967'de Molla ***** ve yirmi adamı Ahmed Barzanî'nin baskısından huzursuz olarak Türkiye'ye sığınmışlardı. 1969 başlarında Şeyh Ahmed Barzanî'nin ölümü, Barzan halkına büyük bir nefes aldıracak, ama onun yolunu devam ettirenler daha sonra da varliklarini sürdüreceklerdi.


Barzanîlerin Hizbullah kolu

Şeyh Ahmed Barzanî'nin oğlu Şeyh Muhammed Halid Barzanî, 1975'ten sonra sürgün yaşadığı İran'da Molla Mustafa ve oğullarının gölgesinde oldukça önemsiz biri olarak yaşadı. Humeyni Devrimi'nden sonra yeni İran yönetimi ile iyi ilişkiler kurdu ve 1980 ortalarında "Kürt Hizbullahı" adıyla ve sol düşünceyi silmek söylemi ile Kuzey Irak Kürtlerinin yeni liderlerinden biri olarak ortaya çıktı. Şeyh Halid'in peşmergeleri İran'da Barzanî ailesine yakın Kürt mülteciler arasından devşirilmişti. Barzanîler Kürdistan Demokrat Partisi'ni desteklemeyi sürdürse de Irak Kürtleri arasında Tahran'ın çok daha kolay kontrol edebileceği İslamî partiler kurmayı da ihmal etmiyorlardı. Gazeteci Cevdet Korkmaz'a göre Şeyh Halid Türkiye'deki kanlı terör örgütü Hizbullah ile de işbirliği içinde idi. Kürdolog Martin Van Bruinessen, bunu inandırıcı bulmasa da İran'ın Barzanî ailesinin laik, milliyetçi kanadına karşı İslamcı kanadı güçlendirdiğini, böylece İran devrimini ihraç etmeye çalıştığını kabul eder.


Tarih ve Düşünce Aralık 2002



NOT: kaynağından eksiksiz olarak alıntılanmıştır.
Kartal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Kartal'in Mesajına Teşekkür Etti