Tekil Mesaj gösterimi
Eski 18.02.09, 02:37   #1
Kartal
Müdavim

Kartal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 1414
Mesajlar: 5,633
Ettiği Teşekkür: 17569
Aldığı Teşekkür: 24297
Rep Derecesi : Kartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Öğretmenler için Kitapçık :Dikkat Edilmesi Gerekenler

» Öğretmenler için Kitapçık :


BAĞIMLILIK VE SONUÇLARI

Bağımlılığın tanımı bir önceki bölümde verilmişti. Bağımlılık bir anda gelişen bir durum değildir. Gelişmesi belli bir süreç alır.
Kişi önce maddeyi merak eder ve kullanır. Kullanıldığı zaman öncelikle korkusu azalır. Çoğunlukla bir kez kullanan kişi daha sonra tekrar dener. Her denemesinde kendi kendine bir daha denemeyeceğine ilişkin söz verir. Bu denemelerde sürekli madde kullanımını denetleyebileceği inancı taşır. İstediği zaman bırakabileceğini düşünmektedir. Çevresinde gördüğü diğer bağımlıların kendisi gibi olmadığına, onların zayıf karakterli olduğuna inanmaktadır.

Bir süre sonra madde kullanımının kendisi için bir sorun haline geldiğinin farkına varır. Ancak halen bağımlı olmadığı düşüncesinde olduğu için bırakmak yönünde ciddi bir adım atmaz. Bağımlı olduğunun farkına vardığı zaman ise birçok şey için geç kalmıştır.

Çevresinde yer alan diğer bağımlılar bu hastalığın düzelmeyeceğine ve hiçbir zaman bu maddeyi bırakamayacağına onu inandırmaya çalışırlar. Bu nedenle tedaviye başvurmakta zorlanır. Genellikle tedaviden beklediği konuştuklarının dinlenmesi, kendisine ileri derecede bir anlayış gösterilmesidir.

Bazen aile kişiyi maddeyi bırakması için zorlar, zorla yapılan bu tedavi girişiminin önemli bir yararı yoktur. Bir süre sonra kendisi de kurtulmaya karar verir. Bırakmayı düşündüğü şey sadece kendi kullandığı maddedir. Ancak arkadaş çevresi, yaşam biçimi, alışkanlıklarını değiştirmesinin gerektiğini ve hayatı boyunca bir daha hiçbir madde kullanmama gereğini düşünemez veya bilemez.

Tedavi tamamlandıktan sonra bir bağımlı için her şey bitmiş değil aksine birçok şey yeni başlamaktadır. Öncelikle temiz olmaktan mutludur, bir süre sonra eski kötü günleri unutur ve o günleri iyi bir şekilde anmaya başlar. Giderek bir kez daha madde denemeyi düşünmeye başlayabilir. İşte tehlike bu dönemde başlar.

Bir gün sadece bir kez denemek ister. Ancak bağımlılık hastalığının özelliği gereği madde tekrar bir kez dahi kullanılsa kişi eskisi gibi madde kullanmaya başlar ve çok kısa bir zaman içinde eski bağımlı günlerine döner.

Bağımlılık kişiye ciddi sorunlar getirir.
Ruhsal Sorunlar: Bunların başında kişide gözlenen davranış değişiklikleri gelir. Bağımlılık ve getirdiği sorunlar çaresizlik, yalnızlık, umutsuzluk gibi duygulara yol açarak depresyona neden olur.
İçinde yaşadığı ortama bağlı olarak kişilik değişimleri de gözlenir.

Bedensel Sorunlar: Kullanılan maddeye göre değişir. Ancak bütün maddeler bedensel zararlara yol açar. Kullanan kişilerin sağlıkları bozulur. Bu durum ölümle sonuçlanabilir.

Sosyal Sorunlar: Madde kullanımı; ekonomik kayıplar, arkadaş ve aile desteğinin kaybı, işsizlik, suç işleme gibi birçok sosyal sorunlara neden olabilmektedir.

ERGENLİK DÖNEMİ
Ergenlik on üç yaşlarında başlayan ve yirmi yaşlarına kadar devam ettiği kabul edilen cinsel, fizyolojik ve bilişsel yönden olgunlaşma süreci olarak adlandırılabilir.

Ergenlik öncesi dönemde, kız veya erkek çocukta birtakım değişiklikler başlar. Bunlar bazı bölgelerin kıllanması, göğüslerin çıkması, erkek çocuklarda ses değişikliği, boyun uzaması, kilo almak gibidir. Kız çocuklarının “ay” hali, erkek çocuklarının “gece boşalması” cinsel yönden olgunlaştıklarının ifadesidir. İlkel toplumlarda çocukluktan ergenliğe, yetişkinliğe geçiş törenler ile yapılır. Bu törenden sonra genç, yetişkinin tüm hak ve sorumluluklarını alır.

Toplumumuzda ergeni çeşitli açılardan ele alırsak, bu döneme şöyle yaklaşabiliriz.

Ergen hızla değişen, ‘gelişen vücuduyla tanışıp onu kabullenmek durumundadır. Bilindiği gibi eller ayaklar diğer organlara göre daha önce büyüyen organlardır. Genç elini ayağını kullanmayı beceremez. Olmadık sakarlıklar yapar, beceriksiz duruma düşer, mahcup olur. Kızlar büyüyen göğüslerini kapatmaya çalışıp, kambur yürümeye başlarlar. Erkekler konuşurken, aniden çatallaşan sesleri ile baş etmeye çalışırlar. Günümüzde özellikle medya tarafından “ideal kadın ve erkek tipleri” sunulduğundan benlik algısında sorunlar çıkabilir.

Ergenlikte genç kendisini spot lambalarının altında hisseder. İzlendiğini, hakkında konuşulduğunu varsayar. Bu konuda kendini yeterince güzel, yakışıklı, ince uzun bulmayabilir. Bu durum onda kaygı yaratabilir. Endişe kaynağı olabilir.

Gelişen ve olgunlaşan cinsel gelişimin toplumsal olarak kendilerine verilen rolü taşımaları beklenir. Ergenin içinde yaşadığı aile ortamında annenin kız evlada, babanın da oğula model olması görülür.

Ergenlik bilişsel olarak da gelişme dönemidir. Bu dönemde soyut düşünceler ön plana çıkar. Genç kendi var oluşunu sorgular. “Ben kimim, neyim, ne için varım...” gibi.

Ergenlikte arkadaşlık ve dostluk ön plana çıkar. Genç arkadaş çevresi içinde var olur. Kendi değer yargılarını oluşturmak ister.

Grup değerleri, grubun içinde lider olan kişinin, kişilerin etkisi büyüktür. Kendini gruba kabul ettirmek, oraya ait olduğunu hissetmek için grup değerlerini savunur. Dostu arkadaşı için fedakarlıkların ön planda olduğu bir dönemdir.

Grubun içinde, arkadaş çevresinde kendisini rahat hisseden genç, toplum tarafından anlaşılmadığını, yargılandığını kabul görmediğini varsayar.

Kıyafetinin, dinlediği müziğin, kullandığı kelimelerin, değerlerinin sürekli eleştirildiğini ileri sürer, böyle hisseder. Bundan dolayı aile- toplum çatışmaları bu dönemin en belirgin özelliklerindendir. Yine bu dönemde genç kendine bir müzik grubunu, üyesini, bir film oyuncusunu, bazen bir politikacıyı model olarak alabilir. Onlar gibi giyinip, davranmaya çalışır. Bu kahramanların gencin davranışları, tavır alışları üzerinde etkisi büyüktür.

Ergenlikte genellikle duygulanımda değişmeler görülür. Genç heyecanlarını kontrol altında tutmaya çalışır, ancak bunda pek başarılı olamaz. Engel olunamayan bir gerilim ve korku buna bağlı öfke ya da neşe patlamaları yaratır. Bu gerilim gencin içinde yaşadığı ortamların sonucudur. Ana babanın çok sert, otoriter oluşu, başarısızlıklar, grup içinde yetersizlikler, ana babanın beklentilerinin yoğun bir şekilde yansıtıldığı durumlarda ortaya çıkabilir.

Gençlerde bu heyecanların sonucunda ortaya çıkan korkulan sınıflandıracak olursak: Gelecek korkusu, bir yakınını kaybetme korkusu, yeni ortamlara girme, yeni insanlarla tanışıp, kendini ifadede yetersizlik, yalnızlık, karanlık gibi korkular diye sıralayabiliriz.

Ergen bütün “korkular”, “zalim dünya”, “anlamayan dünya” ile düş kurma yoluyla başa çıkmaya çalışır. Bazı psikologlar bunun uyumu güçleştirdiğini ileri sürerken, bazıları da çözümsüzlüğü görmekte yardımcı olacağını ileri sürerler.

UYUŞTURUCUYA BAŞLAMADA ETKENLER
Madde kullanmaya başlama etkenleri çok çeşitlidir. Tek bir etken bulunabilmiş değildir. Aynı anda birden fazla etken de rol alıyor olabilir.

1. Psikolojik etkenler
Uyum sağlama çabası: Kişi çevresine uyum sağlayabilmek ve bu yolda çektiği sıkıntıları azaltabilmek için madde almaktadır. Çevrede olanları veya zihinde olanları değişime uğratarak kendini rahat hissetme çabasıdır.

Kişilik Özellikleri:
Yeterli sosyal ilişkiler kuramamak
Engellenme eşiğinin düşük olması
Ödüllendirmenin gecikmesine dayanamama
Sorunları çözebilme yetisinin yetersiz olması
Riski göze alabilen davranış biçiminin var olması

2. Kültürel etkenler:
İnsan kültürüne ait birçok etken madde kullanmaya başlamayı etkileyebilir. Kültürün içinde belli bazı törenlerde geleneksel olarak çeşitli maddelerin kullanılması (örneğin bir partide alkol kullanılması
gibi) sayılabilir.

3. Aile ilişkileri:
Aile ile çeşitli sorunlar yaşayan çocuklarda, madde kullanma yaygınlığı daha fazla bulunmuştur (bir sonraki bölüme bakınız)

4. Kalıtımsal etkenler:
Ebeveynleri alkol kullanan çocuklarda alkol kullanım sıklığı daha yüksektir. Diğer uyuşturucu maddeler ile ilgili olarak bu konuda yapılan çalışmalarda kesin bilgiler edinilememekle birlikte, bu yönde bazı veriler saptanmıştır.

5. Sosyal etkenler:
Madde kullanımının toplum tarafından kabul görmesi, kullanım oranını daha da arttıracaktır..

6. Uyuşturucu maddeye erişebilirlik:
Eğer uyuşturucu madde kolaylıkla bulunup, elde edilebiliyor ise, kullanım oranı yüksektir. Ancak bu etkenin önlenmesi tek başına yeterli değildir.

RİSK ALTINDAKİ GENÇLER
Tüm ergenlerin uyuşturucu madde kullanmaya başlama riski vardır. İradesizlik, kişilik zayıflığı vb. madde kullanmak için mutlak etkenler değildir.
Ancak madde kullanmaya başlayan gençlerde ortak bazı özellikler dikkati çekmiştir. . Bu özelliklerin saptandığı gençler daha dikkatle izlenmiştir. Uyuşturucu ile ilgili eğitimlerde bu gençlere daha fazla önem verilmelidir.

Risk altında bulunduğu varsayılan ergenlerin özellikleri aşağıda yer almıştır.

1.Ani tepkiler veren
2 Saldırgan ya da asi davranışları olan
3.Her şeyi reddeden
4. Davranış bozukluğu gösteren
5. Aykırı davranışlar içinde bulunan
6. Erken yaşlarda davranış problemleri olan
7. Çabuk heyecanlanan
8. İçe dönük olan
9. İtaatkar olan
10. Yaşıtlarından aşırı etkilenen
Gencin aile yapısı özellikleri de risk etkenlerini belirlemeye yarayabilir. Çünkü uyuşturucu madde kullanan gençlerin ailelerinde benzer bazı özellikler bulunmuştur. Saptanan aile özellikleri şunlardır:

1. Parçalanmış, boşanmış aile
2. Ebeveynlerin birinin kaybı
3. Aile içinde uyuşturucu madde kullanan bir üyenin varlığı.
4. Aile içi iletişim eksikliği
5. Baskıcı ve ilgisiz aile
6. Aile içinde gencin özdeşim kurabileceği bir bireyin olmaması
7. Aşırı koruyucu, kollayıcı aile

Sigara ve alkol kullanan gençlerin, bu maddeleri kullanmayan gençlere göre daha yüksek oranda uyuşturucu maddeleri kullandığı gözlenmiştir. Çünkü sigara ve alkol kullanan gençler uyuşturucu maddeyi daha düşük oranda tehlikeli olarak değerlendirmekte ve diğer maddeleri kullanmaya daha istekli davranmaktadırlar. Ayrıca bu öğrenciler sigara ve alkol kullandıkları için çevreleri ile daha çok çatışma ve sorun yaşarlar ki, bu da onları diğer maddeleri kullanmaya iten önemli bir etken olarak değerlendirilebilinir.

MADDE KULLANMAYA GENÇLER DAHA ÇOK NASIL BAŞLIYOR
Gençler en sık olarak merak nedeni ile madde kullanmaya başlamaktadırlar. Bu nedenle uyuşturucuya karşı özendirici davranışlardan kaçınmak gerekir.

Arkadaş baskısı ikinci önemli etkendir. Bir arkadaş ortamında yapılan ısrara çoğunlukla dayanılamamaktadır. Arkadaş grubunun dışında kalmak, onlardan farklı olmak korkusu yaşanmaktadır. Bir de buna merak eklenirse kullanım kaçınılmaz olmaktadır. Bu nedenle gencin kendi hakkını koruması, “hayır” diyebilmesi çok önemlidir.

Sorunlarını çözmek için başka yol kalmadığına inandıkları anda kullanım sıklaşır. Bir başka deyişle çaresizlik önemli bir etkendir. Bu nedenle gençlere sorunlar ile başa çıkma yöntemlerinin öğretilmesi önem kazanmaktadır. Bir sorun karşısında nasıl davranmaları gerektiğinin öğretilmesi ve bugüne kadar kullandıkları yanlış davranış biçimlerinin düzeltilmesi gerekir.

Bu maddeleri kullanmak gencin kendini kanıtlamasının bir yolu olarak algılanmalıdır. Farklı ve değişik gözükmek, bir tür beğeni toplamak amaçlanmaktadır.

Maddenin bulunabilirliği bir başka etkendir. Uyuşturucu maddenin kolayca elde edilebilir olması, onun kullanılma oranını arttıracaktır.

UYUŞTURUCU MADDE KULLANAN KİŞİLER NASIL ANLAŞILIR?
Uyuşturucu madde kullanan kişilerin farkına varmak kolay değildir. Uzun yıllar kimse tarafından fark edilmeden yaşayan uyuşturucu madde bağımlıları vardır. Ayrıca madde kullanımını gösteren özgün belirtiler çok azdır.

Aşağıda sayılan belirtilerin büyük bir kısmı başka nedenlerle de görülebilmektedir.

Uyuşturucu madde satın alabilmek için gerekli parayı sağlamak için hırsızlık yapıp yakalanabilirler ve madde kullandıkları anlaşılabilir. Ya da yüksek doz madde aldıktan sonra komaya girer ve hastaneye kaldırıldıkları zaman çevreleri durumun farkına varır.

Uyuşturucu madde kullandıklarından kuşkulanılan kişilerde gözlenen davranışlar doğru yorumlanmalıdır. Gözlenen değişikliklerin başka nedenlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırılmalıdır. Özellikle ergenlik dönemine özgü olabilen bir takım değişiklikler gözardı edilmemelidir.
Kişi kullanmadığı halde, sadece bazı belirtiler benziyor diye suçlanmamalıdır. Böyle bir suçlama baştan ilişkiyi koparır. Yargılamak ya da etiketlemek tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Amacın kişiyi yakalamak değil, ona yardımcı olmak olduğu unutulmamalıdır.

Bu maddeleri kullanan kişileri anlamak için başvurulabilecek üç yöntem vardır.
a. Kan ve idrar tetkikleri
b. Davranış değişiklikleri
c. Madde etkisine bağlı değişiklikler
a.Kan ve idrar tetkikleri:
En nesnel yöntem kan ya da idrar tetkikleridir. . Bu yöntemler ile yapılan tetkikler doğru sonuç verir. Ancak madde kullandığından kuşku duyulan bir gençten idrar istemenin ne derece doğru olacağı tartışmalıdır.
b. Davranış değişiklikleri:
Uyuşturucu madde kullanan gençte gözlenen ilk değişiklik çevrelerinde yaptıkları değişikliktir. Yeni arkadaşlar edinirler. Eski arkadaşlıkları biter. Kişi iki nedenle çevresini değiştirmek zorundadır. Birincisi, yeni arkadaş çevresinde daha rahat madde bulabilecektir. İkincisi, bulabildiği maddeyi bu çevre içinde rahat kullanabilecektir. Genelde okul içinde bu tür maddeleri kullandığı düşünülen kişiler ile arkadaşlık etmeye başlamıştır. Kullandığı maddenin etkisine bağlı olarak ruhsal değişimler gösterir. Kimi zaman neşeli, sakin, kimi zaman öfkeli, saldırgan davranışlar gözlenebilir. Madde etkisi bitince davranışları farklılık gösterir.

Daha önce okul başarısı iyi olan öğrencinin giderek okul başarısı düşmeye başlar. Okul başarısı düşmesine rağmen, bu başarısızlık onun için ciddi bir sorun olarak algılanmamaktadır. Ancak dikkat edilmesi gereken önemli nokta, bu başarısızlığın altında yatabilecek diğer etkenlerin araştırılmasının gerekliliğidir. Aile içi sorunlar, ruhsal rahatsızlıklar, toplumsal sorunlar, olumsuz yaşam olayları da bu başarısızlıkta etken olabilir. Bu etkenler iyi ayırt edilmelidir.

Okula devam azalır. Okul devamsızlığından ailenin haberi yoktur. Genelde arkadaşları ile birlikte dışarıda, arkadaş çevresi tarafından bilinen ortamlarda zaman geçirmeye başlamıştır.
Ailesi ile görüşüldüğünde, evde bulunduğu zamanlarda odasında tek başına kalmayı tercih ettiği öğrenilir. Odasından dışarı çıkmaz.
Aile ilişkilerini azaltmaya ve evde az bulunmaya özen gösterir. Bu hem içinde bulunduğu durumun anlaşılmasını istemediği için, hem de ailesi ile bir takım çatışmaları olduğu içindir.

Her zamankinden daha fazla para harcamaya başlar. Kullandığı maddenin dozunu artırdıkça, gereksinim duyduğu paranın miktarı da artar. Evden para çalmaya başlayabilir. Son dönemde hırsızlık olayları yaşanır.

Kendine olan bakımı azalmıştır. Üstüne başına, giyeceğine para harcamaz. Çünkü para, kullandığı madde için gereklidir. Çevresi ve arkadaşları eski önemini yitirmiştir. Yaşamında değer verdiği tek şey maddedir.

c. Madde etkisine bağlı olarak ortaya çıkan değişiklikler:
Sınıf içinde dalgınlık, dikkat eksikliği göze çarpar. Derse konsantre olamaz. Hafif uykulu bir hali vardır. Bu durumdan genelde rahatsızlık duymaz. Belirgin bir halsizlik, yorgunluk gözlenebilir. Solgun, bitkin bir hali vardır. Kısa süre sonra okulu terk edebilir. Genel bir isteksizlik olabilir.
Bedensel olarak dikkat edildiğinde ise gözlerde kanlama saptanabilir. Daralmış ya da büyümüş göz bebekleri dikkat çeker.

Konuşmasında güçlük fark edilebilir. Peltek ya da mırıltılı bir biçimde konuşmaktadır. Ağızda kuruluk saptanabilir.

Aşırı terleme, bulantı, kusma, yürümede güçlük ortaya çıkar.

Ailesi ile görüşüldüğünde evde bir uyku bozukluğundan söz edilebilir. Eroin ve benzeri maddeler almadığı zaman şiddetli uykusuzluk ortaya çıkar. Diğer bazı maddeler ile sürekli uyuma isteği belirgindir.

Beslenme alışkanlığı da bozulur. Bu nedenle kilo kaybeder.

Madde yoksunluğunda eklemlerde ağrılar, kramplar, esneme, kaşıntı, tüylerin ürpermesi gözlenir. Bu amaçla ağrı kesici ilaçların kullanımı artmıştır.
Vücudunda yara izleri, ciltte renk değişikliği, iltihaplı yara ya da enjektör
izleri bulunabilir.

MADDE KULLANDIGI DÜŞÜNULEN GENÇ İLE NE YAPMAK GEREKİR
HAZIRLIK
Böyle bir genç ile konuşmaya başlamadan önce, öncelikle öğretmen onunla bu konuşmayı yapmaya kendini hazır hissetmelidir. Hazır olmadan konuşmak, yarar değil zarar getirebilir. Bu nedenle acele etmemek gerekir. Böyle bir durumda sakin olmak, yeterli gözlemi yapmış ve veriyi toplamış olmak gerekir. Öğretmen böyle bir durumda kendini suçlamamalı ya da öğrencisine karşı öfkeye kapılmamalı, bu duygulardan arınmış olmalıdır.
O an için gencin madde etkisi altında olması konuşmayı madde etkisinin geçmesi veya etkinin azalması beklenmelidir.

KONUŞMAYA BAŞLAMAK
Genellikle uyuşturucu ile ilgili konuşmaktan kaçınılır, Ancak konuşmaktan
korkmayın. Korkularınızı, kuşkularınızı ve nedenlerini onunla açıkça paylaşın. Konuşurken onu korkutmamaya özen gösterin. Gerçekçi, samimi ve yalın olun.
Amacınızın ne olduğunu üstüne basarak vurgulayın. Ona destek ve yardımcı olun. yardımcı olmak istediğinizi anlatın. Her zaman onun yanında olacağınızı hatırlatın. Onun düşünce, yaşantı ve korkularını anlamaya çalışın. Konuşurken kendinizi onun yerine koyun.
Madde kullanmasından dolayı onu suçlamayın ve yargılamayın. Ancak bunun sonuçlarına kendisinin katlanacağını hatırlatın.
Onun sorumluluğunu onun yerine üstlenmemeye özen gösterin. Onun kendi sorumluluğunu üstlenmesine yardımcı olun.

AİLE İLE GÖRÜŞME
Öğrencinin durumunu aile ile görüşürken çok dikkatli olmak gerekir. Öncelikle elinizde yeterli veri ya da kuşkularınızı doğrulayabilecek bilgiler olmalıdır. Onlar ile kuşkularınızı paylaşın ve öğrencinin ev içindeki durumunu değerlendirin.
Aile, bu konu açılınca büyük bir paniğe ya da öfkeye kapılabilir. Çünkü konu hakkında bilgisi yoktur ve ne yapacağını bilmemektedir. Çocuğu büyük beklentileri vardır ve hayal kırıklığına uğramıştır. O anda çevrenin tutumunu düşünerek baskı altında kalacağını düşünebilir. Anne ve baba kendisi için üzülmektedir.

Bazen aile bunu tamamen yadsıyabilir. Kendi çocuğunun bunu güçleştireceğinden, yapmayacağına kendisini inandırmıştır. En azından öyle olmasını istemektedir. Bu durumda ailenin fazla üstüne gitmek sakınca doğurabilir.

Başka bir güne görüşmeyi erteleyebilirsiniz. Böylece aileye konuyu düşünmesi için fırsat verebilirsiniz.

YÖNLENDİRMEK
Bu kişiler genelde tedavi kurumlarından çekinirler. Bu nedenle onu tedavi için cesaretlendirin. En azından danışmanlık için başvurmasına yardımcı olun.

Sık sık mesajınızı yineleyin.

Genç tarafından söylenen olumlu düşünceleri onun ardından siz de onun sözleri ile yineleyin. Böylece onun olumlu tarafları pekiştirilebilinir.

UYUŞTURUCU MADDE KULLANANLAR TEDAVİ OLABİLİR Mİ?
Evet. Uyuşturucu madde kullanan kişiler tedavi olabilir. Özellikle tedavi ilkelerini yerine getiren kişilerde uyuşturucu maddeyi bırakma oranı çok yüksektir.

Kullanıcılar arasında ‘bu hastalığın tedavisi olmadığı” yolunda bir kanı yerleşmiştir. Bu değiştirilmeye çalışılmalıdır.

Uyuşturucu maddeyi bırakan kişilerde tekrar madde kullanımına başlamak sık olarak gözlenen bir durumdur. Kişi bu maddeleri bıraktıktan sonra bir daha hiçbir zaman tekrar kullanmamalıdır. Bir kez kullanması, onun eski günlerine dönmesine neden olabilir.

TEDAVİNİN İLKELERİ
Bu maddeleri kullanan kişilerin tedavisi kişiye, kullanılan maddenin cinsine ve kullanım süresine göre değişiklikler göstermektedir.
Tedavinin başarısı için iki önemli etken sayılabilir.

1. Bunlardan birincisi kişinin tedavi olmayı istemesidir. Eğer kişi tedavi olmayı kendisi istemiyor ise, kimse ona zorla bıraktırmayı başaramaz.
2. Diğeri ise kişinin maddeyi bırakmaya kendini hazır hissetmesidir.

Çünkü, kişi maddeyi bıraktığı zaman alışkanlıklarını, yaşadığı ortamı değiştirmek zorunda kalabilecektir. Eğer tüm bunlara hazır değilse, yapılabilecek fazla bir şey yoktur. Uyuşturucu madde kullanan kişide bağımlılık geliştiyse, tedavi uzun süreli olmak zorunda olup, daha güçtür.

TEDAVİDE NELER UYGULANMAKTADIR?
Öncelikle kişi başvurduğu zaman bedeninin bu maddeden arındırılması gerekir. Buna detoksifikasyon adı verilir. Eroin gibi bazı maddeleri aniden kendi başına bırakmak tehlikeli olabilir. Bu nedenle kontrol altında bırakmak gereklidir.
Daha sonra kişinin kendini tanıması, maddeyi kullanma davranışını öğrenmesi, madde kullanma nedenlerini anlaması, tekrar başlamaması için neler yapması gerektiğini öğrenmesi sağlanır.
Ancak uzun süre kontrollere gelmesi, tedavi programına devam etmesi gerekir

ACİL DURUMLAR
Madde kullanan kişilerde ortaya çıkabilecek ve acil müdahale gerektirecek durumlar iki ayrı nedene bağlı olabilir.

Maddenin yüksek dozda alınması (zehirlenme, Entoksikasyon, aşırı doz)
Madde bulunmadığı için ortaya çıkan şiddetli yoksunluk belirtileri
Her iki durumda da yapılacak müdahale farklılık gösterir. Bu nedenle meydana gelen olayın açıklığa kavuşturulması ilk basamaktır. Ancak her durumda öğretmenin soğukkanlı davranması, çevresindekileri yatıştırması, ilk fırsatta öğrenciyi bir sağlık kuruluşuna göndermeyi düşünmesi gerekir.

ZEHİRLENME BELİRTİLERİ
Zehirlenme belirtileri alınan maddenin cinsine göre bir değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle kullanılan madde cinsinin bilinmesi önem taşır.

Onun sorumluluğunu onun yerine üstlenmemeye özen gösterin. Onun üstlenmesine yardımcı olun.
Eroin zehirlenmesinde, gözbebekleri toplu iğne başı kadar küçüktür, solunum yavaşlamıştır, derin uykulu bir hal ve dışarıdan verilen uyarılara karşı yanıtsızlık vardır.

Uçucu madde zehirlenmesinde, kişi şaşkındır. Bulunduğu yeri, zamanın ne olduğunu ve kiminle konuştuğunu bilemez. Sarhoşluk hali vardır. Boğulma belirtileri olabilir.

LSD zehirlenmesinde, kişi korku içindedir, bir panik hali vardır. Hayaller görebilir ve hayali sesler duyabilir.

Esrar yüksek miktarda alındığı zaman konuşmada dağınıklık, gerçeği değerlendirme yetisinde bozulma, korku, panik, intihar düşünceleri ortaya çıkabilir.

Kokain alındığında ise, aşırı kuşkucu davranış, saldırgan davranışlar, aşırı hareketlilik saptanabilir.

Sakinleştirici ve yatıştırıcı haplar ile solunum yavaşlar, uykulu bir hal gelişir ve tansiyon düşer.

YOKSUNLUK BELİRTİLERİ
Uyuşturucu maddelerin bırakılması veya kullanılan dozun azaltılması ile bazı belirtiler ortaya çıkar. Bunlar arasında; şiddetli ağrılar, kusma, ishal, terleme, uykusuzluk, burun akıntısı sayılabilir. Kokain gibi uyancı maddeler bırakıldığında ise mutsuzluk, durgunluk, uykulu bir hal veya depresyon benzeri bir tablo gözlenebilir.

Bütün maddelerin bırakılması ile ortaya sinirlilik, huzursuzluk, rahatlayamama hali ortaya çıkmaktadır. Bu durum saldırgan davranışlara neden olabilmektedir. Ancak tüm bunlar çok acil müdahale gerektiren durumlar değildir.

UYUŞTURUCU MADDELER İLE İLGİLİ YANLIŞ İNANÇLAR
1. “Ben bağımlı olmam”
Herkes bağımlı olabilir. Bunun psikolojik ya da sosyal etkenler ile doğrudan ilişkisi yoktur. Madde kullanımı bedende zamanla biyolojik değişikliklere yol açar. Madde kullanıldığı sürece bundan kaçınmak olası değildir.
2. “Bir kere kullanmaktan bir şey çıkmaz”
Kokain gibi bazı maddeler ilk kullanımdan sonra bile bağımlılık oluşturabilir. Bir kere kullandıktan sonra uyuşturucu maddenin ikinci kez kullanılması daha kolay olur. Çünkü kişinin korkusu kalkmıştır. Maddeyi nereden bulabileceğini bilmektedir.
3. “Ara sıra kullanmakla bir şey olmaz”
Genelde kişiler ara sıra kullanma niyeti ile başlar. Ancak daha sonra bağımlı hale gelmişlerdir. Ara sıra kullanılsa bile bunlar zararlarını gösterir. ‘Aralıklı uzun süre kullanım bireyde ruhsal ve kimyasal değişikliklere neden olur. Ara sıra kullanım ülkedeki madde talebini azaltmaz.
4. “Esrar, alkol ve sigaradan daha tehlikeli değildir”
Esrar tehlikeli bir uyuşturucu maddedir. Alındıktan sonra bedende yağ dokusunda birikir (özelliklede beyin ve üreme organlarında). 30 gün süre ile dokularda kalır. Bu nedenle zarar verici etkileri daha yüksektir. Bellekte kayıp, öğrenme bozukluğu, solunum sistemi bozukluklarına neden olabilir. Esrar sigaradan çok daha yüksek oranlarda kanser yapıcı madde içermektedir.
5. “Ben kontrol edebilirim”
Bu inanç ile madde kullanmaya ilk adım atılmaktadır. Uyuşturucu kullanılan ortamlara “ben kendimi kontrol edebilirim” düşüncesi ile girilmektedir. Halbuki seçilecek en güvenli yol bu ortamdan kaçmaktır. Birçok kişi hala kontrol edebileceği inancını taşırken bağımlı hale gelmiştir. Bağımlı olanların bir kısmı hala kontrol edebileceğine inanmaktadır.
6. “Benim iradem güçlüdür”
Yukarıda anlatıldığı gibi bunun irade güçlüğü ya da zayıflığı ile mutlak bir ilişkisi yoktur, Kişilik patolojileri kimi zaman madde kullanımına neden olabilmektedir. Ancak böyle bir sorunu olmayanlar da bağımlı olabilmekte ya da böyle bir sorunu olanlar bağımlı olmamaktadır. Bu nedenle bireysel özellikler önemli olmakla birlikte neden sonuç ilişkisi yaratmaz.
7. “Herkes kullanıyor ve bir şey olmuyor”
Bu düşünce kişinin kendisine yandaş arama çabasından kaynak alır. İnsanların ve gençliğin büyük çoğunluğu madde kullanmamaktadır. Çevresinde uyuşturucu kullanan kişilerin maddenin zararlarını görmesi zaman alabilir. Bu nedenle bugün onlara bir şey olmaması yarın maddenin zararlarım görmeyecekleri anlamına gelmez. Ayrıca az da olsa bazı kişiler madde ile ilgili büyük sorunlar yaşamamaktadır. Ancak bireyin onlar gibi olma şansı, bağımlı olma şansından çok daha düşüktür. Madde kullanmayan kişilerde mutlu ve üretken yaşayanların oranı, madde kullananlara göre daha fazladır.
8. “Sadece zayıf bireyler bağımlı olur”
Bunun tam tersi doğrudur. Madde kullanan kişiler belli bir süre içinde zayıf insanlar haline gelir. Hiçbir kimse bağımlı olmak amacı ile uyuşturucu kullanmaya başlamaz. Davranış ve kişilik değişiklikleri bir süre sonra uyuşturucu kullanımı nedeni ile ortaya çıkar. Bu nedenle bağımlıları zayıf, tehlikeli insanlar olarak nitelemek yanlıştır
9. “Uyuşturucu sadece kullanan kişiye zarar verir”
Aile sevdiği üyesinin durumundan etkilenir. Bireyin toplumsal üretkenliği ortadan kalkar. Sağlık harcamaları artar. İstenmeyen kazalara yol açabilir. Madde bulma zorunluluğu olduğunda suç işleyebilir. Çevresindeki diğer insanlara örnek olarak uyuşturucu kullanımının toplum içinde yaygınlaşmasına neden olabilir.
10. “Tüm bağımlılar hapsedilmelidir”
Bağımlıların hapsedilmesi sorunu çözmez. Kişinin hastalığını ortadan kaldırmaz. Tedavi ve rehabilitasyondan sonra birey iyileşebilir ve madde kullanmayı bırakabilir. Cezasını çektikten sonra çıkan kişi eğer tedavi olmadıysa tekrar madde kullanmaya başlayacaktır.

OKULDA UYUŞTURUCU MADDE EĞİTİMİ
Yapılması gerekenler:
Öğrencileri özendirmemeye dikkat edilmelidir. Kullanım biçimlerinin ve etkilerinin anlatılması ya da yasaklayıcı tavır özendirmeye neden olabilir.
Merakın artırılmamasına özen gösterilmelidir. Bu nedenle açık, samimi ve inandırıcı olmak önemlidir.
Baskıcı ve yasaklayıcı olmak çözüm getirmez, aksine kullanma merakını artırabilir.
Öğrencileri etiketleme sık yapılan bir davranıştır. Uyuşturucu kullandığından kuşku duyulan öğrenci bir süre sonra kullanıcı olarak etiketlenebilir. Bu aşamadan sonra o öğrenciye ulaşmak çok zor olacaktır.
Ön yargılı olmak ve bu yargılara göre davranmak, iletişimi bozabilecek ve doğru kararları vermeye engel olabilecek bir durum yaratır.
Uyuşturucu kullanımının nasıl olduğu ve kullanmak için neler gerektiğinin öğretilmemesine özen gösterilmelidir. Amaç önlemektir, nasıl kullanıldığını öğretmek değildir.
Uyuşturucu karşıtı mesajların doğrudan verilmesi beklenen yararı sağlamamaktadır. Bu nedenle endirekt mesajlar seçilmelidir.
Kimler, nasıl eğitilmelidir?
Uyuşturucu ile ilgili konulan konuşmaktan kaçınmamalıdır. “Bu konulardan konuşursam çocuğun aklına sokarım” düşüncesi yanlıştır. Ancak konuya hakim olmadan ve bilmeden konuşmaktan kaçınmak gerekir.
Öncelikle sorun küçümsenmemeli ve “benim sınıfımda kullanan yoktur” gibi ön yargılar ile yola çıkılmamalıdır.
Tüm sınıfa ulaşmak mümkün değil ise, o zaman risk altındaki öğrencilere yönelmek iyi bir çözüm olabilir.
Diğer derslerin arasında uyuşturucu ve zararlarından bahsetmek çok etkilidir. Buna örnek olarak kimya, biyoloji, yurttaşlık bilgisi dersleri verilebilir.
Küçük yaştaki öğrencilere eğitim verirken dikkat edilmelidir. Okul eğitimi projesi daha çok lise iki ve üst sınıf öğrencilere yönelik olarak hazırlanmıştır. Daha küçük sınıflarda bu kadar ayrıntılı bilgi vermek sakıncalar doğurabilir.
Alt sınıflarda sigara ve alkol ile ilgili konulara yer vermek, bu maddelerin zararlarını tartışmak daha iyi sonuçlar verebilir.

__________________

Kartal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla