Tekil Mesaj gösterimi
Eski 24.02.09, 06:16   #1
LaLe
Ne Mutlu Türküm Diyene

LaLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2490
Mesajlar: 21,832
Ettiği Teşekkür: 88528
Aldığı Teşekkür: 127783
Rep Derecesi : LaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Gülcemal (Germanic) Vapuru

Gülcemal (Germanic)



Ey gülcemal gülcemal

Dört tane direğin var

Aldın gittin yarimi

Ne hain yüreğin var"



- Halk Türküsü -
Gülcemal, daha sonra Titanic'i inşa edecek olan White Stars firması tarafından 1874 yılında Belfast'ta Germanic ismiyle denize indirilmiş. Uzun yıllar Avrupa-Amerika hattında yolcu taşımış. Gemi, 1910 yılında 15 bin altın karşılığında Osmanlı hükümetine ait olan Seyr-i Sefain İdaresi'ne satılmış. Ve gemiye devrin padişahı Sultan Reşat'ın annesinin adı verilmiş, Gülcemal. Diğer anlamıyla 'gülyüzlü'.

Gemi, 1915 yılında Çanakkale Savaşı sırasında cepheye asker ve erzak taşırken bir İngiliz denizaltısı tarafından İmralı önlerinde torpillenir. Gemide kalan erleri ve malzemeyi kurtarmak için Şirketi Hayriye, o sıralar Kalender gemisinin kaptanı olan Cemal Kaptan'ı görevlendirir. Gülcemal, Kalender ve Sahilbent gemileriyle İstanbul'a çekilir ve iki yıl tamir görür.Gülcemal mürettebatı savaş sonrasında Türklerle birlikte çarpışan Alman askerlerini ülkelerine götürür. Daha sonra Karadeniz, Ege, Akdeniz hatlarında posta seferleri yapar. Gülcemal daha sonra Amerika'ya giden ilk Türk gemisi olarak tarihe geçecektir.

Gülcemal'in saltanatı 1950 yılına kadar sürer. 75 yaşındaki yorgun Gülcemal, bir İtalyan firmasına satılır. Geride ne yazık ki, sadece anılar ve Gülcemal'in Karaköy'deki 'Tarih ve Sanat Merkezi'nde sergilenen suskun ama süslü piyanosu kalır.


Sedefli Hançerle Üstüne...

1893 yılında, Ubeydullah Efendi, Amerika'da düzenlenen Şikago Sergisi'ne görevli olarak gönderilir. İngiltere'nin Liverpool limanından yola koyulan Ubeydullah Efendi, bindiği gemiye olan hayranlığına "Amerika Hatıraları" adlı kitabında yer verir: "Vapur yola devam ediyor, saatte 14 mil alıyordu. Vapurun içinde çiçek yetiştirilir bahçesi bile vardı. Yemek masasını donattıkları çiçekler her gün taze taze oradan devşiriliyordu."

Ubeydullah Efendi, yıllar sonra kaleme aldığı anılarında, New York limanının girişindeki "Hürriyet Hanım" heykelinin bir benzerinin Kız Kulesi'ne konulmasını önerir. Okuyalım bakalım, heykelin kime benzetilmesini istemiş Ubeydullah Efendi "Gönül isterdi ki, Gazi'mizin öyle cesim bir heykeli Kız Kulesi'nde dikilsin ve elinde yine bir fanusla Asya'yı aydınlatıyor gibi gösterilsin ve fanus elektrik ziyasıyla hakiki surette Marmara'yı tenvir etsin!"

Bir Jön Türk olan Ubeydullah Efendi'nin yolculuk yaptığı geminin adı "Germanic"dir. Yani, Seyr-i Sefain tarafından satın alındıktan sonraki adıyla "Gülcemal!.."

Orhan Veli'nin "Sakal" adlı şiirinde sıraladığı maharetlerinde tanıdık bir isimle karşılaşırız:

Hangimiz bilir, benim kadar,
Karpuzdan fener yapmasını;
Sedefli hançerle, üstüne,

Gülcemal resmi çizmesini;

Bırakalım karpuzdan yapılan feneri, bir kağıt üstüne bile "Gülcemal" vapurunun resmini çizebilene aşk olsun!.. Kimde vardır böyle maharet?.. Orhan Veli, İstanbul limanındayken, kimbilir, kaç kez resmini yapmıştır "Gülcemal"in?

"Gülcemal", Karadeniz'de de birçok sefer yapmıştır. Kâzım Karabekir Paşa, 12 Nisan 1919'da, İstanbul'dan Trabzon'a "Gülcemal" ile gitmiştir. O yıllarda Trabzon'daki spor kulüplerinden biri olan İdman Ocağın'da "Gülcemal" ile İstanbul'a gelerek futbol karşılaşmaları yapmıştır. Karadeniz insanı tarafından öylesine sevilir ki"Gülcemal", Eser Tutel "Seyr-i Sefain" adlı kitabında, bölge halkı tarafından bazı hastalıklara iyi geleceği inancıyla, vapur Rize açıklarında demirlediğinde bir kayığa bindirilen hastaların etrafında yedi kez dolaştırıldığını yazar!..

Her kaptan gemisini sever. Ama, Lütfi Kaptan'ın "Gülcemal"e olan aşkı dillere destandır. Lütfi Kaptan evini güzelleştirsin diye armağan olarak verilen boyalarla "Gülcemal"i boyattırır. "Gülcemal" ile Amerika'ya yaptığı ilk seferde de, Titanik'in battığı bölgede sis ve buzdağlarıyla karşılaşır. Ama Lütfi Kaptan, ilk kez dümen tuttuğu sularda New York limanına ulaşmakta hiç de zorluk çekmez. Ne var ki, bu seferlerinden birinde "Gülcemal"i New York limanında kendisine ayrılan yere biraz sert yanaştırır ve rıhtımda hasara yol açar. Yetkililer gemiye tedbir koymaya kalkışsalar da, Lütfi Kaptan'ın gayretiyle "Gülcemal" hacizden kurtulur ve gemi İstanbul'da büyük bir törenle karşılanır.

Kemanını yanından hiç ayırmayan Lütfi Bey henüz 46 yaşındayken hastalanır ve kaptanlık şapkasını askıda yetim bırakır. Kızına yadigar kalan gümüş sigara tabakası da, İstanbul'a yaptığı bir seferde yolcusu olan Troçki tarafından armağan edilmiştir.

Sunay Akın‘ın yazısından bir alıntı
LaLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.