Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.02.09, 21:22   #2
ReaL
Deniz Sevengillerden

ReaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2602
Mesajlar: 30,046
Ettiği Teşekkür: 161534
Aldığı Teşekkür: 177614
Rep Derecesi : ReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardırReaL şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Arastirmaci
Standart Cevap: Emir Timur -Timur Han - Timurlenk (1336 – 1405)


Timur'un Büstü


Tarihin en büyük ve en gözü pek hükümdarlarından biri. tarihe adını, yirmi yedi ülkenin hakanına baş eğdirerek yazdırmıştır.


Moğol asıllı olan Timur, orta asya’daki aşiretlerden birinin oğlu olarak dünyaya gelmiştir. İsmi “demir” anlamına gelen timur’dur. Gençlik yıllarında bir savaşta ayağından sakatlandığı için “aksak” lakabını almış ve ‘aksak timur’ (timurlenk) olarak anılmaya başlanmıştır.

Genç yaşında orta asya’daki moğollar’ın başına geçen timur, türkistan’daki bütün hanlıkları kendine boyun eğdirir. Yaklaşık yüz elli milyon insan onun otoritesi altına girer. Hükümdarlığı sürekli savaşlarla geçer; Ermenistan, Kıpçak, Gürcistan, Hindistan, İran, İrak, Suriye ve Küçük Asya’yı fethederek iki yüz elli milyon insanın daha egemenliği altına girmesini sağlar. timur şimdiye kadar yeryüzüne hükmeden hükümdarların ulaşamadığı bir hızla dünyaya yayılır.

İskender, Sezar Ve Cengiz Han’daki dünyaya hükmetme isteği onda da vardır. “mademki gökte bir tanrı var; dünya üzerinde de bir hükümdar olmalı. Zaten yeryüzü bir kişinin isteklerine yanıt veremeyecek kadar küçük” sözüyle bu isteğini açıkça belirtir.

Timur, emellerine ulaşabilmek için görkemli ordusuyla fethedilmedik ülke, başeğmedik hükümdar bırakmamak için seferlere çıkar. Fethedeceği ülke halkları daha o gelmeden, adını duyar duymaz şehirleri boşaltıp dağlara kaçar. bağdat, tus ve iran’ın birçok kenti timur’un ayak seslerine şehirlerini teslim etmiştir. ermenistan ve mezopotamya ise timur’un ordusunu görmemek için haber göndererek bağlılıklarını bildirmişlerdir.

Timur ve ordusu çok acımasızdır; ünleri tüm dünyaya yayılmıştır. Girdikleri ülkelerde taş üstünde taş bırakmazlar. timur’un şiddeti çok çetindir. Bir gün fethettiği kentlerden isfahan’da bir ayaklanma çıkar. Çok sinirlenen timur 100 bin kişilik bir orduyu isfahan’a göndererek ayaklanmayı bastırmalarını ve her askerinin bir isfahanlı’nın kafasını getirmesini emreder. Adı kellelerden kule yapan imparatora çıkar.

Timur hindistan seferinde de büyük kıyımlar yapar. Ateşe taptıkları için yüz bin hintli’nin kafasını ganj nehrine düşürür. hindistan seferinde bir ay içinde yirmi savaş kazanarak alanında bir rekora imza atar.

Timur’un iyi huyları da vardır elbette. Fethettiği yerlerde taş üstünde taş bırakmamasına rağmen asla sanatçılara, şairlere, din adamlarına, düşünürlere, bilim adamlarına dokunmaz, öldürülmelerini yasaklarmış. Hatta üstün gördüğü bu sınıfı yanında semerkant’a götürüp onlarla sohbet edermiş. Sonra Timur gittiği yerlerde büyük din adamlarının mezarlarında durup dua etmeden de geçmezmiş.



Yıldırım Bayezid - Timur Kavgası
Timur fetihlerine devam ederken Yıldırım Bayezid de Osmanlı Devleti’ni hızla genişletmektedir. Timur doğudaki orduları dize getirirken, aynı işi Yıldırım batıdaki haçlı ordularına yapar. Dünya ikisi de aynı dinden olan bu iki hükümdara dar gelmiştir. Yeryüzü egemenliğine ulaşma hırsı er ya da geç iki devi karşı karşıya getirecektir. Ve nihayet Timur Batı’ya yaptığı sefer için anadolu’dan da geçmek zorunda kalır, Sivas Kalesi önüne gelir...



Sivas Katliamı
Timur, Sivas’ı -tüm doğu’yu dize getiren- güçlü ordusuyla kuşatır. Osmanlı kuvvetleri Sivas Kalesi’nde direnir. Kuşatma 18. gününe dayanmıştır. Şehrin büyükleri kan dökmemesi karşılığında şehri teslim edeceklerini söyler. timur kabul eder fakat şehre girdiğinde sözünü tutmaz ve şehirdekileri katleder. Aslında verdiği kan dökmeme sözünü tutmuş, şehir halkını diri diri toprağa gömmüştür. Yıldırım Bayezid’in oğlunun da kafasını kesip kartallara yem etmiştir.

Ankara Savaşı (1402)

Bu olaydan sonra iyice üzülen ve sinirlenen Yıldırım Bayezit, Anadolu ve Rumeli’deki ordularını toplar. Beş yüz bin kişilik büyük bir sayıya ulaşır. Timur’un ordusunun sayısı biraz daha fazladır. Ayrıca Moğol ordusunun önünde bulunan filler de Timur’a ekstra avantaj sağlamaktadır.

Savaş başlamadan önce Yıldırım ile Timur arasında gerçekleşen mektuplaşmalar sonuçsuz kalır. Timur mektuplarında daha sakin, ılımlı ve uzlaşmacıdır; Yıldırım ise tam tersine şiddetli, sert ve asabidir. Timur’a hakaret dolu mektuplar yazar. En son mektuplaşmalarında Timur’a hemen topraklarından çıkmasını ve Timur’u cezalandıramazsa bir daha haremine girmeyeceğini yazar. Mektubun sonunda da yıldırım kendi adını, altın harflerle Timur’un adının üzerine yazdırır. O dönemde hareme girmeme sözü müslümanlar arasında büyük hakaret sayılırmış; birbirlerine saygılı olan hükümdarlar asla haremlerinden bahsetmezmiş. Yıldırım’ın hakaret dolu mektubunu okuyan Timur “Murat’ın oğlu çıldırmış!” diye bağırır.

Yine bir mektubund Yıldırım Beyazit, Timur’a şunları yazar: “Ey Timur denen kudurmuş köpek. Ey tekfurdan büyük olan Timur. Mektubunu okudum bilesin. Beni korkutacağını mı sanıyorsun? Senin işin gücün hesapsız kan dökmek, bizimki ise nizam-ı alemi kurmak. Selam müslümanların üzerine, Allah’ın laneti de senin ve askerinin üzerine olsun.”

Timur savaşta sakin olan, hırsını kontrol eden taraftır; Yıldırım ise sabırsızdır ve Timur’u bir an önce alt etmeyi düşünür. Bu yüzden Timur’un istediği Ankara’nın çubuk ovasında karşılaşırlar. Tarihçiler bu savaşın ortaçağın en büyük meydan savaşı olduğunu iddia eder. Ankara topraklarında bir milyon savaşçı ve başlarında iki büyük komutan birbirlerine üstün gelmek için savaşır. Savaşı Timur kazanır; Yıldırım tutsak düşer.

Savaşın ardından Timur, Yıldırım’a beklenmedik bir şekilde iyi davranır. Yıldırım’ı yanına getirdiklerinde komutanlarından biriyle çadırının önünde satranç oynamaktadır. Hemen Osmanlı Padişahı’nın ellerindeki zinciri çözdürüp yanına oturtur. Yumuşak bir ses tonuyla konuşarak onu över, yenilgisinden dolayı üzüldüğünü söyler. Kendisine söz vererek onuruna ve yaşamına dokunulmayacağını belirtir. Hemen emir vererek kendi çadırının yanında Yıldırım Bayezit için üç çadır kurulmasını emreder; kendisinin burada tutsak olarak değil, konuk olarak ağırlanacağını duyurur.

Timur belki de onca savaştan sonra ince bir ruh haline ve olgun bir bakış açısına kavuşmuştu; kendisine hakaretler yağdıran Bayezid’e karşı bu yüce tavrını ancak böyle açıklayabiliriz.

Daha sonra Çin’e yaptığı sefer sırasında hastalanarak ölür.

ReaL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
11 Üyemiz ReaL'in Mesajına Teşekkür Etti.