Konu: Haarp
Tekil Mesaj gösterimi
Eski 06.03.09, 01:42   #1
Süperman
Uzman Üye

Süperman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Yaş: 31
Konular: 112
Mesajlar: 1,561
Ettiği Teşekkür: 177
Aldığı Teşekkür: 2061
Rep Derecesi : Süperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerdeSüperman Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: none
Standart Haarp

HAARP adında kitabı tam 2 kez okudum. Mutlaka bulup
okumanızı tavsiye ederim. ben arkadaşıma göndermek için
aradım ama hiçbir yerde
bulamadım. Önüme gelen herkese söylüyorum da..
Akıl almaz bir olay nasıl
gerçekleştiriliyor - ve bizlerin kılı bile
Duymuyor anlam veremedim.
Kitapta da adı geçen TESLA makinesinin kurulumu ile
dışarıdan, Türkiye'nin
ve benzeri yerlerin jeolojik konumunu ele almayı
amaç edinmiş adamlar.. Ve büyük an; 17 Ağustos ta
askeriyede yapılan büyük
kokteyl daveti ile ortak oldular. O gece kendi
adamları-askerlerini de
kaybettiler. Zarar vermeyeceğini düşündükleri
proje asrın felaketine
döndü. kitabı okuduktan sonra feci şaşkındım
ve benimde askeri çevremden araştırdığım tüm bu
anlatılanları doğruluyordu. Marmara olayını artık deprem olarak
kesinlikle düşünemiyorum.Marmara Depremi 17 Ağustos 1999,
Gölcük Saatler gecenin üçüydü
ve insanlar can havliyle kendilerini evlerinden
dışarıya atarken sanki bir
kıyameti yaşıyor gibiydiler. Ali Kırca' nın
yönettiği Siyaset Meydanı'nda enkazdan kurtarılan bir bayan
şunları söylüyordu 'O gece ne
olduğunu bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki
bu, depremden farklı bir
şeydi. Bir iddiaya göre depremden hemen önce
Gölcük'ten Avcılar' a kadar
geniş bir alanda görülen 'ateş topu' ile
ilgili bilimsel bir açıklama
yapılamıyordu. Birtakım teoriler ortaya atılmaya
başlandı. Kimine göre Ruslar bomba patlatmıştı. Kimine göre de
Yugoslavya'da yaratılan bombaların
yer kabuğunun dengesini bozması sebebiyle depremin
gerçekleştiğini söylüyordu. Hatta bazılarına
göre işi PKK bile yapmış
olabilirdi. Nitekim CNN televizyonu Başbakan
Bülent Ecevit ile yaptığı bir röportaj
sırasında depremin arkasında PKK'mı
var' sorusuna 'Sanmıyorum' cevabını
vermişti. Oysa bu sorunun doğal
yanıtı 'siz ne saçmalıyorsunuz, depremle PKK nın ne alakası
var.' olmalıydı. Bu soruya verilen cevap,
akıllara, PKK nın deprem
oluşturabilme ihtimalinin olduğunu
düşündürdüğü gibi, yapay depremlerin
olabileceği sonucuna da götürmektedir Bu teoriler
arasında akla en yatkın
olanı Future Times da yayınlanan araştırma
dizisinde yer alan hikâyeydi. Bu
senaryoya göre, San Andreas fay hattında meydana
gelebilecek büyük bir
depremin Amerikan ekonomisine çok büyük zarar
vereceğini bilen ABD, yerkabuğundaki değişimleri izleyerek, daha deprem
oluşmadan tektonik katmanlar arasında artan basıncı değişik
noktalardan patlatıp boşaltarak,
büyük depremi küçük depremlere dönüştürmenin
yolunu bulmuştu.Yıllar önce
Sırp asıllı Amerikalı bilimadamı mucit Nicola
Tesla tarafından geliştirilen
bu düşük frekanslı elektromanyetik ışınımla
yüksek enerji nakli' tekniğini,
hem Ruslar hem de Amerikalılar uzun zamandır bir
silah olarak kullanmanın yolunu arıyorlardı.
Bu yöntemle, çok uzaktan, hatta uzaydan geniş
alanlarda tahribat yapabileceklerdi. Ancak Pentagon yıllardır çok
güçlü bir silah geliştirmek amacıyla üzerinde çalıştığı bu projeyi, bir
yandan da barışçı 'deprem
indirgeme' sistemine uygulamak suretiyle
tepkileri azaltmayı ve fonlama
devamlılığını sağlamayı amaçlıyordu. Bu
nedenle proje önce Avustralya' nın çıplak ve seyrek
nüfuslu kırsal bölgelerinde
denendi ve geliştirildi. Daha sonra bunun deprem
bölgelerinde denenmesine
geldi sıra.. Değişik zamanlarda Kafkaslar' da,
Okyanus tabanında ve Güney
Amerika'daki Ant dağlarında tektonik uyarılar
verilmek suretiyle endüktif
deprem yaratma konusunda büyük adımlar atıldı..
Bu araştırmalar Amerika' da
HAARP ve diğer askeri tesislerin
kumanda merkezlerinde yürütülüyordu. Bu arada,
Türkiye, Japonya ve benzeri
deprem bölgelerinde de sismik ağ şebekeleri
kurularak bu bölgelerin
tektonikverileri saniyesi saniyesine devasa
bilgisayarların kayıtlarına
gönderilmeye başlandı. Ve gün geldi bu sistem
Türkiye'de denenmek istendi. Bölge zaten yılardır bu amaçla sismik
espiyonaj altındaydı.
Nitekim gelişmeleri dikkatle takip edenler,
depremden hemen sonra,TürkTelekom' un Türkiye' nin sismik
bilgilerini Pentagona ileten NATO
Üssü'nün iletişimini nasıl kestiğini ufak
puntolarla gazetelere düşen
haberlerden hatırlayacaklardır. ABD' ni nasıl
hedefi, Kuzey Anadolu fay
hattındaki deneyden elde edeceği tecrübe ve
bulguları, San Andreas fay
hattına uygulamaktı. Bu iş yine çok yüksek
askeri gizlilik taşıdığından, yürütme işi İsrailli uzmanlara
verilmişti. Gerekli makine ve
donanım gizlice denizaltılarla Gölcük üssüne
getirilerek oradaki, yeraltı,
denizaltı korunaklarına kuruldu. Türk makamları
durumdan detay bazda
haberdar değildi. Deney başarılı olacağından
sonunda kimse normal dışı bir
şeyin olduğunu fark etmeyecekti. Bu amaçla Gece
Şahini tatbikatı' nın Gece 03:00 da
başlaması planlandı. Gece saat tam
03:00 da düğmeye basılacak ve Gece Şahini
devreye alınacaktı. 1-2 dakika
içinde de oluşturdukları muazzam enerjiyle
Marmara'nın altındaki tektonik
tabakayı zayıf yerlerinden kırıp, aylardır
oluşan basıncı dışarı atacaklardı. Böylece büyük bir deprem
önlenmiş olacaktı.Ama o gece
bir şeyler yanlış gitti Doğa kendini yönetmek
isteyenlerden bir kez daha
intikam almıştı. 45 saniye süren deprem,
beklenenin 10.000 kat üstünde bir
güçle gelmişti. Zayıflayan ve titreyen
elektrikler geri geldiğinde,gece
saat 03:05'i gösteriyordu. Daha bir kaç dakika
öncesine kadar korunağın içinde şampanya patlatmayı
bekleyenler, şimdi korkudan buz
gibi donmuş,hareketsiz ayakta duruyorlardı.
Kimsenin ağzını bıçak
açmıyordu.On binlerce insan, çoluk çocuk, o
enkazın altında can çekişiyor
veya cansız yatıyordu. Bu tarihin en büyük
felaketiydi; hem de insan
eliyle yaratılan... İşte o andan sonra
çantalardan çıkan Q planı' çalışmaya
başladı. İlk önce bölgedeki tüm haberleşme ve
elektrik enerjisi felç edildi.
Kimsenin birbiriyle haberleşmesi
istenmiyordu.Cumhurbaşkanı dahi
sabahleyin'benim de telefonum kesikti'
şeklinde garip bir açıklama yaptı.Cumhurbaşkanı ve başbakan
şaşkındı. Saatlerce 'üzgünüz' bile
diyemediler. 4 dakika içinde İsrail Başkanı
Barak ve Birleşik Devletler Başkanı Clinton ile irtibat kuruldu. O anda
İsrail' de Ben Gurion' un Lod askeri havaalanından 4 adet savaş uçağı savaş
uçağı eşliğinde 2 nakliye uçağı havalanıyordu. 2 dakika sonra da İsrail
Deniz Kuvvetleri ve NATO Güney Deniz Saha komutanlığı' na bağlı tüm
birlikler DEFCON-4 acil durumuna geçirildi. Amerikan 6' ncı filosuna
bağlı gemiler de rotalarını
İstanbul'a çevirmek için Pentagon'dan emir
aldılar. Bu arada devreye
Avrupa ülkelerinin liderleri de giriyor ve belki de
onlardan da Türkiye için sözler alınıyordu. Yunanistan bile harekete
geçirilerek Türkiye' ye karşı olan hasmane tutumuna son vermesi
sağlanıyordu. Tüm Batı başkentleri
hareket halindeydi, panik yoktu. Her şey kontrol ve
koordinasyon altındaydı; bir tek Türkiye
dışında. İsrailli askerler ve üst
düzey subaylar o gece Gölcük'te ne
arıyorlardı. Bu devir teslim töreni her
yıl yapılan rutin bir ulusal törendi. Uluslararası
bir kimliği yoktu. Bunun
nedenini şimdi daha iyi anlıyoruz. Hiç kimse
bugüne kadar hiç katılmadıkları
bu devir teslim törenine neden katıldıklarını
sormadı. Ya şaşkınlıktan, ya
da telaştan, enkaz altında kaç İsrail askerinin
öldüğü, kaçının yaralandığını da soran olmadı. O felakette kaç
İsrail askerinin öldüğünü
ne Genelkurmay yayınladı ne de İsrail böyle bir
bilgiyi açıklamak nezaketinde bulundu. Herkese
verdikleri imaj ise oraya biz yardım için
geldikleriydi. Hemen bir hastane
kurdular. Esas amaçları enkaz altındaki
askerlerini ve önemli
askeri malzemeyi çıkartarak götürmekti. Biz de
'Bak şu İsrail'e helal
olsun, hemen yardımımıza koştu' diyerek
sevindik. Sabah saat 03.05 ile 06.30
arasında Batı'da bu hareketlilik yaşanırken
bölgede de çok hızlı ve
çok gizli askeri hareketlilik hakimdi. Ancak herkes
kendi derdine düşmüş olduğundan bu olağanüstü gizli operasyondan
kimsenin haberi olmuyordu. Böylece bu işi
planlayanlar gecenin karanlığından da yararlanıp denizaltından
parçaları yüzeye vuran
Tesla makinesinin kalıntılarını toplayıp, yer
altı ve yerüstündeki tüm izleri yok etmeye çalışıyorlardı. Ve bölgeye
son hızla gelen Rus araştırma gemisi
dahi sabah saat 06:30' da bölgeye vardığında,
havanın aydınlanmasıyla
birlikte etrafta delil olabilecek tekbir cisim bile
kalmamıştı. Deniz altında oluşan radyasyon anlaşılmasın, dibe
çöken kalıntılar araştırılmasın
ve patlama sonucu meydana gelen denizaltı krateri ve
çukur ortaya çıkarılmasın diye bu bölge derhal askeri
karantinaya alınarak
dalışa yasak bölge ilan ediliyordu. Ancak bütün
bu temizlikler yapıldıktan sonra Ecevit ve daha sonra
da Demirel'in bölgeye
gitmesine izin veriliyordu. Amerika tüm imkanlarını
seferber etti. Clinton
Amerikan halkından Türkiye'ye yardım etmesini
istedi. Kasım' da Türkiye'ye geleceğini ilan edip; Ecevit' in
de bu arada Amerika' ya (belki
de binlerce şehidin diyetini konuşmaya) kendini
ziyarete geleceğini haber
verdi. İlk anda çok yadırgadığımız Sağlık Bakanı Osman
Durmuş'un'yabancılara tek bir hasta bile
vermem demesini, ABD Deniz
Kuvvetlerine ait yüzer hastanede tek bir hastanın bile tedavi
edilmediğini,750 ton yardım malzemesiyle yüklü bir
İsrail gemisinin üç gün
süreyle gümrükte tutulmasını şimdi yadırgayabiliyor
musunuz? Enkaz altında binlerce Mehmet, Hatice,
Ayşe ve Ali'ye karşı bir vicdan borcumuz var. Onlar geride gözleri yaşlı on
binlerce sevenlerini,sıcaklıklarından mahrum
bırakırken, sırf Kaliforniya'da Johnny' ler,Susan' lar ve
Alice' ler yaşasın diye yaşamdan
çalındıklarını dünya bilsin


Alıntıdır...
Süperman isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla