Tekil Mesaj gösterimi
Eski 23.03.09, 18:52   #1
Smyrna
Okunuşu: Simirna

Smyrna - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 625
Mesajlar: 8,411
Ettiği Teşekkür: 37276
Aldığı Teşekkür: 38692
Rep Derecesi : Smyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzelSmyrna gerçekten güzel
Ruh Halim: Enerji Dolu
Standart Sabiha Gökçen (1913 - 2001)


S
abiha Gökçen (1913 - 2001)





(22 Mart 1913, Bursa – 22 Mart 2001, Ankara)

Dünyanın ilk kadın savaş pilotu ve ilk Türk kadın pilot.

Mustafa Kemal Atatürk’ün sekiz manevi evladından biridir.


Çöken İmparatorluk ve Teslimiyetçi Yönetim

Yirminci yüzyılın ilk yılları... Dünya hızla bir savaşa sürüklenmektedir. Osmanlı devleti iç ve dış sorunlarla boğuşmaktadır. Ülke tam bir kaos içindedir. 1914 Haziran'ında Birinci Dünya Savaşı başlar. Aynı yıl Ekim ayında, bir oldu-bittiyle, Osmanlı Devleti Almanya'nın müttefiki olarak savaşa sokulur. Savaş 1918'de biter. Dünyanın siyasi coğrafyası değişir... Bu, Osmanlı Devleti'nin de sonu olur. Teslimiyetçi yönetim, Sevr Antlaşmasıyla sınırları açar. Ülke, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan birlikleri tarafından işgal edilir. Yüzyıllardır özgür yaşamış Anadolu insanı, esaretin eşiğine gelmiştir. Ancak, halk devletin başındakiler gibi düşünmez. Esaret ve teslimiyet, Türk ulusunun asla kabul edemeyeceği bir şeydir. Düşmana karşı bölgesel direnişler başlar. Mustafa Kemal Paşa'nın Çanakkale'de efsaneleşen adı, dudaktan dudağa, yürekten yüreğe yayılmaktadır.

Bursa 1913 ( İstila Edilen Vatan ve Küçük Sabiha)

Yıl 1913... Mart'ın 21'i... Dünyadaki savaş bulutlarının bile karartamadığı ışıl ışıl bir bahar günü, bir kız doğar. Sabiha. O gün kimse bilmese de, tarihin bir dilimine adını altın harflerle yazdıracaktır küçük Sabiha.

Savaşın sonunda, küçük Sabiha'nın yaşadığı Bursa da işgal edilir. Evler basılır... Kadın-erkek, yaşlı-çocuk olduğuna bakılmadan insanlar bilinmeyen yerlere götürülür... Sokaklarda düşman askerlerinin çizme seslerinden başka bir şey duyulmaz olur. Sabiha bu sırada 7 yaşındadır. Babası ölür, ağabeyi Kuvayi-Milliye'ye katılır.
Sabiha Gökçen - ''Bursa'da herkes muzdaripti. Düşman istilası içinde her türlü kötülükler işitiliyor. Ve geliyorlardı işte, bizim evi arıyorlar bahçeyi arıyorlar silah aranıyordu falan. Ağabeyimin, Kuvayii Milliye tarafına geçtiğini duymuşlar. Ve her gece her evde dualar ediliyordu. Ve Gazi Paşa kurtaracak bizi, Gazi Paşa kurtaracak, ben hep bunları dinliyordum.''
1919'da, Mustafa Kemal Paşa'nın liderliğinde Kurtuluş Savaşı başlar. Bir ulusun şahlanışı, dünyanın egemen güçlerine baş kaldırışıdır bu. Kahramanları tüm bir ulus olan bir kahramanlık destanının yazılışıdır. Ve işgalciler, geldikleri gibi giderler.
1923 Cumhuriyet'le Taçlanan Bağımsızlık

Savaş zaferle biter ve 1923'te Türkiye Cumhuriyeti ilan edilir. Artık yaraların sarılması ve ülke düzeninin Cumhuriyete uygun olarak yeniden yapılanması başlamıştır. Türkiye'yi yeniden inşa etme çabasında olan Gazi Paşa, tüm yurdu adım adım dolaşmakta, ulusuna, her konuda önderlik yapmakta, köhnemiş bir imparatorluğun kalıntılarından modern bir ülke yaratmaya çalışmaktadır.

Yıl 1925... Savaşın sıkıntıları içinde büyüyen Sabiha 10 yaşındadır. Babasından sonra annesini de yitirmiş, kardeşlerinin yanında yaşamaktadır. Tek dileği vardır, yatılı bir okulda öğrenim görmek... Bu, onun için, gerçekleşmesi olanaksız bir düş gibidir.

Bursa halkı, sevinç içinde Gazi Paşa'nın gelişini beklemektedir. Paşa'nın evlerinin yanındaki köşkte kalacağını öğrenen küçük Sabiha, heyecan içerisinde Gazi Paşa'ya ulaşmanın planlarını yapmaktadır.
Sabiha Gökçen - '' Ben çok sevindim. Tamam dedim ben artık Gazi Paşa'yi görebileceğim. Ve hakikaten ben devamlı bakıyorum bahçelerimiz var. Arada bahçeler var tabi bakıyorum falan. Bir gün Gazi Paşa'yı bahçede gezerken gördüm. O tarafa doğru yürümeye başladım. ''Beni niye görmek istedin çocuğum'' dedi. Ben dedim bir yatılı okula gitmek istiyorum dedim. Esas buradan başlıyor işte. Ama biraz sonra düşündü peki dedi. Ben seni manevi evlat olarak almak istersem benimle gelirmisin ? dedi. Ben peki diyemedim. Ailem müsaade ederse tabi dedim. Hadi git öyleyse ağabeyini gönder bana. Ağabeyim benim orada vazifelydi.''

Çankaya 1925 Yeni kardeşler,yeni yaşam
Sihirli sözcükler söylenmiş, düş gerçeğe dönüşmüştür. Küçük Sabiha ertesi gün, ailesinin de onayı ile Çankaya'ya, Atatürk'ün öteki üç manevi kızı, Zehra, Afet ve Rukiye'nin yanına gidecektir. Küçük Sabiha artık, Atatürk Kızı Sabiha olmuştur. Yaşamı Atatürk'ün kılavuzluğunda biçimlenecektir.

Sabiha yeni kardeşleriyle Çankaya Köşkündeki yeni yaşamına çok çabuk uyum sağlar. Önce görgü kuralları, giyim kuşam gibi konularda manevi babasından ders alır. Sonra, okul yaşamı başlar. Köşkün bahçesindeki küçük okulda, Zehra, Rukiye ve yaverlerin çocuklarıyla birlikte ilköğrenime başlar.

Yıl 1927. Sabiha Arnavutköy Kız Koleji öğrencisi olmuştur. Ancak, burada hastalanır. Hastalığı zaman zaman nükseden Sabiha, yurtiçinde ve yurtdışında birkaç kez tedavi görür. Ondan sonra da Atatürk'ün yanından ayrılmaz.




1925... Türk Tayyare Cemiyeti

İSTİKBAL GÖKLERDEDİR!
Ülkenin yeniden yapılanması, kaynak gerektirir. Oysa kaynaklar çok sınırlıdır. İstikbal göklerdedir! diyen Atatürk için havacılığın çok özel bir önemi vardır. Savaş sonrasında genç Cumhuriyet, hava kuvvetlerini geliştirme çabalarına girer. 1925'te, onun önderliğinde, dünyanın ilk sivil havacılık örgütü olan Türk Tayyare Cemiyeti kurulur. Havacılık kavramı, tüm yurtta dalga dalga yayılan bir heyecana, yepyeni bir seferberliğe neden olmuştur. Gazetelerde, dergilerde havacılık üstüne yazılar yayınlanır, Tayyare Piyangoları düzenlenir. Havacılık artık Türk ulusunun en önemli gündem maddelerinden biri haline gelmiştir. Türk Tayyare Cemiyetinin örgütlemesi sonunda, 1925 - 1935 yılları arasında, illerden halkın topladığı paralarla 250 uçak alınır. Sıra, havacılık endüstrisinin kurulmasına gelecektir. Atatürk'ün havacılık konusunda bir başka düşü daha vardır. Sabiha'yla ilgili bir düş... Atatürk bunun ipucunu 1934'te verecektir.


10.Yııl... Çıktık Açık Alına...

29 Ekim 1933... Cumhuriyetin 10. yıl kutlama törenlerine, Türk Hava Kuvvetleri'nin yanı sıra Rusya, İran, Irak ve Yunanistan birer uçuş kolu ile yer alır.

Genç cumhuriyetin hava gücü, izleyenleri şaşkınlığa düşürür. Geçen on yılda Türkiye adeta bir kabuk değiştirmiş, yepyeni bir kimlik kazanmıştır. Bu yapılanlar, yeterli değildir Atatürk için. Başta kadın hakları olmak üzere pek çok projesi vardır hayata geçirilecek...


1934... Sabiha Artık Gökçendir

1934, Türk havacılık tarihi için bir dönüm noktasıdır. Çeşitli lisanslar alınarak Kayseri'de uçak üretimine başlanır.
Aynı yıl, soyadı yasası çıkarılarak, Gazi Paşa'ya Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Atatürk soyadı verilir. O tarihten itibaren, herkes onu, Atatürk diye anacaktır.

Sabiha artık 21 yaşında alımlı bir genç kız olmuştur. Bir akşam yemeğinde Atatürk manevi kızına Gökçen soyadını verir... Gökçen soyadı, Sabiha'nın bundan sonraki kaderini çizen sihirli sözcük olmuştur. Atatürk, gençliğe örnek olmak üzere, manevi kızını göklerde görmek istemektedir. Bu da, yalnızca bir yıl sonra gerçekleşecektir.

Aynı yıl, açılışını Atatürk'ün yaptığı Türk Hava Kurumu'na bağlı Türkkuşu kurulur. Atatürk, gençliğe şöyle seslenir: '' Türk çocuğu... Her işte olduğu gibi, havacılıkta da, en yüksek seviyede, gökte seni bekleyen yerini dolduracaksın...''
Sabiha Gökçen - '' Ben o tarihe kadar filmlerde ancak paraşütü görüyordum. Yani yakından uçak da görmemiştim ve düşünmemiştim havacı olmayı. Ama Atatürk oraya götürdü. Onlarla ilgilendim, paraşütleri yakından görünce, planörler gelmişti Rusya'dan iki tane mütehassıs getirilmişti. Planör getirmişler olar bir gösteri yaptılar, atlayış yaptılar. Ben onlarla çok ilgilendim. Yanına oturdum. Görüyorum dedi sen bunlarla çok ilgileniyorsun, olurmusun böyle bir sey dedi. Olurum belki de dedim. Ve zannettim ki paraşütten hemen atlanabilecek. ''
Bu soru, genç Sabiha'yı, dünya havacılık tarihinin unutulmaz isimlerinden birisi yapacaktır. Bu soru aslında, Atatürk'ün Sabiha için çizdiği yolun yalnızca başlangıcıdır.

Ertesi gün Sabiha Gökçen Türkkuşu'nun ilk kız öğrencisi olarak öğrenime başlar. Öylesine azimlidir ki, kısa sürede okulun en başarılı öğrencilerinden biri olacaktır.
Sabiha Gökçen - '' Bir eğlence gibi geldi bana bu şekilde, böyle kabul ettim belki de. Sonra baktım Atatürk fevkalade ilgileniyor. O kadar ilgileniyordu ki, sonra baktım aklım başıma geldi benim. Madem ki böyle Atatürk beni istiyor, ben mahcup olmayayım ona karşı, milletime karşı da olmayayım. Daha ciddi bir tavır takındım, daha ciddi çalıştım. ''

1935..Rusya - Koktebel... Gök Kızı Rus Semalarında Süzülen İlk Türk Kızı

Türkkuşu aynı yıl içinde 8 başarılı öğrenciyi, planör öğretmeni olmak üzere Rusya'daki Koktebel Yüksek Planör Okulu'na gönderecektir. Ekipte bir tek bayan havacı vardır: Sabiha Gökçen... Yüreğinde inanılmaz bir sevinçle çıkar yedi arkadışıyla birilikte yola.

Gökçen, Koktebel'deki öğrenimini başarıyla tamamlar. Buradan, Moskova'ya motorlu uçak okuluna gidecektir. Moskova'da, manevi kız kardeşi Zehra'nın ölüm haberini alır. Aşırı duygulu bir genç kız olan Sabiha, bu haberle yıkılır. Moskova'daki eğitimine başlamadan yurda döner. Dünyaya küser.


1936 Eskişehir Askeri Tayyare Okulu... Dünyanın İlk Kadın Savaş Pilotu Olmak

Sabiha, bir süre sonra Atatürk'ün ısrarı ile yeniden çalışmalarına başlar. Atatürk bir gün, '' Gökçen... Belki de dünyada ilk askeri kadın pilot olacaksın. Bir Türk kızının dünyadaki ilk askeri kadın pilot olması ne iftihar edici bir olaydır tahmin ediyorsun değil mi... Şimdi derhal harekete geçerek seni Eskişehir Tayyare Okulu'na göndereceğim... '' diyerek manevi kızının önünde yepyeni bir ufuk açar.

Sabiha Gökçen, buradaki görevi sırasında, uygulamalı ve kuramsal dersler görür, sürekli eğitim uçuşları yapar, Trakya ve Ege manevralarına katılır.

1937 Dersim Harekatı... Vatan İçin Ölümüne Uçmak

Nisan 1937... Sabiha bir görev uçuşundan dönüşte, karargâhta bir hareketlilik görür. Dersim'de isyan başlamıştır ve oraya bir filo gönderilecektir.

Filoya katılmak isterse de kimse bu sorumluluğu almak istemez. Sabiha, Atatürk'ün özel izniyle bu harekâta katılır. Atatürk, herhangi bir şekilde esir düşmesi durumunda kullanması için, manevi kızına kendi özel tabancasını verir.
Sabiha Gökçen - '' Sen bir kızsın dedi. Her hangi bir şey karşısında kalırsan dedi, kötü muamele görebilirsin dedi. Düşündün mü sen bunları dedi, yani gidiyorsun ama düşündün mü sen bunları dedi, yani gidiyorsun ama düşündün mü bunları dedi. Ben daha önceden de bunları duymuştum çünkü, Ağrı harekatında kötü muameleler yapmışlar. Evet dedim ben düşündüm, biliyorum, duydum. Ve al bunu dedi. Herhangi bir kötü şeyle karşılaşırsan ama ben temenni ediyorum karşılaşmayacaksın inşallah dedi. Karşılaştığın zaman bunu kullanmasını biliyorsun dedi.. ''
Bu harekât sırasında, çok tehlikeli keşif ve bombalama görevlerini başarıyla tamamlayan Sabiha Gökçen, arkadaşlarının ve komutanlarının takdirini kazanır. Artık deneyimli bir savaş pilotu olmuştur.

Sabiha'ya, başarıları nedeniyle, ''Bir Numaralı Murassa Madalyası'' verilir. Madalyayı göğsüne dönemin Başbakan'ı İsmet İnönü takar. Gazeteler, dergiler ondan söz etmekte, Türk ulusu, gençliğe kılavuzluk eden bu gencecik kızla gurur duymaktadır. 30 Ağustos 1937'de de Sabiha Gökçen, askeri uçuş brövesini alır.

Dünya, kaynayan bir kazan gibi hızla ikinci büyük savaşa doğru giderken, Atatürk, Balkanlarda, Ortadoğu'da paktlar imzalayarak Türkiye'nin barış ve güvenliğini sağlamaya çabalamaktadır. Yoğun günlerdir bunlar. Böyle bir dönemde, 1938 yılı baharında, Balkan Paktı heyeti Ankara'dadır. Sabiha'yla tanışan heyet üyeleri, kendisini uçakla bir Balkan turu yapmaya davet ederler.
Sabiha Gökçen- ''Atatürk'e diyorlar ki acaba bizim başkentlerimize uçarak gelir mi? Davet etsek olur mu diye. Atatürk, bana döndü sordu; bak senin için böyle söylüyorlar dedi. Yapar mısın, yapabilir misin, hepsinin başkentine gideceksin dedi.Yaparım herhalde dedim biraz çalışırsam. Tamam peki o halde, o kadar katidir ki Atatürk'ün her kararı ne zaman yaparsın sen bunu dedi. Onu söyleyeceğiz şimdi kendilerine dedi. İşte söyledi bir ay sonra dedi onlara. Bir tarih tespit edildi. ''
1938 yılında sağlığı çok bozulmus olan Atatürk'ün yanından ayrılmak istemese de, Gökçen, manevi babasinin direktiflerini yerine getirir. Atatürk de, tüm balkanları kapsayacak böyle gezinin yapılmasını arzulamaktadır.

Sabiha'ya şöyle der: '' Gökçen... Gittiğin her yerde, barışçı bir ülkenin barışçı kızı olduğunu, yurtta ve dünyada barışı arzu ettiğini, her Türk gibi bunu gönülden istediğini, Türkiye Cumhuriyeti olarak şu kısa dönem içinde nasıl birbirine kenetli tek yumruk olduğumuzu, bize düşman olanlarla bugün dost olmayı, şerefli bir dost adımı saydığımızı, Türk kadınını ve Türk toplumunu, bu toplumda kadınımızın yükseldiği yeri anlat. Daha da ilerleyeceğimizi, daha da uygar bir ülke olacağımızı ifade et onlara. ''
Sabiha Gökçen- '' Ben bir makinist alacağım yanıma dedim. Burada yetiştirildi makinistler çünkü. Onunla gideceğim dedim. Orada buna bakacak şeyler yok dedim. Onları soruşturdum ben biliyorum öğrendim. Hayır olmaz çocuğum dedi. Bayağı münakaşa ettim. Dedim ki efendim makinist pilotaj bilmez, onun işi yerde, bakımını yapar hazırlar dedim. Biliyorum çocuğum böyle ama dedi. Eğer sen yanına makinist alırsan şöyle derler dedi. Bir kurmay subayı koymuşlar yanına, makinist sıfatıyla, senin yapacağın işe gölge düşer dedi. Onun için olmaz. Sen tek başına gideceksin. Ben makinistleri başka bir vasıtalarla göndereceğim senin ineceğin yerlere.. ''



16 Haziran...1938 Balkan Göklerinde Bir Türk Kartalı

1938 yılında sağlığı çok bozulmuş olan Atatürk'ün yanından ayrılmak istemese de, Gökçen, manevi babasının direktifini yerine getirir. 16 Haziran 1938'de Vultee tipi bir uçakla İstanbul'dan havalanır. Önce, Atatürk'ün bulunduğu Savarona yatı üstünde, manevi babası için bir gösteri uçuşu yapar. Sonra ilk durağı olan Atina'ya doğru yola koyulur. Sabiha Gökçen'in Balkan turu 5 gün sürecektir.

Türk kadını, bir anda, hiçbir ülke kadınının başaramadığı ölçüde ön plana geçmiştir. Yalnızca yerli basın değil, dış basın da göklerin bu zarif, çekici, altın kızından, ''göklerin kızı'' diye söz etmektedir.

Sabiha o gün Atina'da, Yunanlılar ve Türkler tarafından bayraklarla karşılanır. Ertesi gün Selanik'e inip Atatürk'ün doğduğu evi ziyaret eder. Daha sonraki durakları olan Sofya ve Belgrat'ta da coşkuyla karşılanan Gökçen'e Belgrat'ta, Yugoslav Genel Kurmay Başkanı tarafından ''Beyaz Kartal'' nişanı verilir. Son durağı olan Bükreş'teyse, bir gösteri uçuşu yapması istenir Gökçen'den. Turun altıncı günü, 22 Haziran'da yine Savarona üstünde bir tur atarak Yeşilköy'e iner.

Yerli ve yabancı basının ilgisi inanılmayacak bir boyuttadır. Binlerce kişi heyecan içinde karşılar alanda onu. Ancak, onun aklı Atatürk'tedir. Uçarcasına Savarona'ya gider.
Atatürk, manevi kızının tüm dünyada yankılar uyandıran bu başarısından çok mutludur. Ama hastalığı ağır bir aşamaya gelmiştir.

10 Kasım 1938... Atatürk'süz Bir Dünya Artık İlginç Olmayacaktır.

10 Kasım 1938'de Atatürk, menzili bilinmeyen son yolculuğuna çıkar. Türk ulusunun bu büyük acısına tüm dünya katılır. Batılı bir yazar, duygularını, '' Atatürk'süz bir dünya artık ilginç olmayacaktır. '' diye anlatır. İngiltere'nin gelmiş geçmiş en büyük devlet adamlarından biri olan Churchill ise, yıllar sonra, '' Eğer o tarihlerde Atatürk sağ olsaydı, İkinci Dünya Savaşı çıkmazdı. '' der.

Atatürk öldüğü sırada Sabiha 25 yaşındadır. Manevi babasının yanında, onun kılavuzluğunda yaşadığı o mutlu yıllar sona ermiştir. Kısa bir hastalık döneminden sonra yaşamını yeniden düzene sokmaya girişir.

Kendisine, Türk Silahlı Kuvvetlerinde sağlam bir yer edinebileceği, kadınların orduda görev almasına ilişkin yasa çıkmadığı için, ordudan ayrılır. Artık çalışmalarını Türkkuşu'nda sürdürecektir. Türk Hava Kurumu Türkkuşu Uçuş Okulu'na Başöğretmen olarak atanır. Artık, Atatürk'ün izinde, geleceği göklerde arayan, göklerdeki geleceğin peşinde koşan gençleri eğitecektir. Bu görevini, 1954 yılında, istifa edinceye kadar aralıksız sürdürür. 18 yıl boyunca, Atatürk'ü anlatır öğrencilerine, onları kanatlandırıp Atatürk'ün düşlediği geleceğe doğru uçurur.

1940'da, meslektaşı Pilot Yüzbaşı Kemal Esiner'le evlenerek mutlu bir evliliğe adım atar. Ne var ki, çok sürmez bu mutluluk. 1943'te eşinin görevi sırasında yakalandığı bir hastalık onları birbirinden ayırır. Önce babası, sonra da kocası onu yalnız bırakmıştır. O tarihten sonra, tek sevgilisi gökyüzü, tek tutkusu öğrencileri olur.

1953 ve 1959'da davetli olarak Amerika'dadır. Kendisi için büyük bir Amerika turu düzenlenir. Bu gezilere, '' Atatürk'ü, Türkiye'yi ve Türk kadınını tüm dünyaya tanıtmak amacıyla katıldığını '' söyler.

1996'da bir ilke daha imza atar. 83 yaşında, Fransız pilot Daniel Acton eşliğinde, Falcon 2000 uçağıyla son uçuşunu yapacaktır.

Sabiha Gökçen 1996'da yine Amerika'dadır. Ama bu kez, Amerikan Hava Kurmay Koleji'nin mezuniyet töreni için düzenlenen '' Kartallar Toplantısı''nın onur konuğu olarak. Maxwell Hava Üssü'ndeki törende, havacılık kariyerinin en büyük ödülünü alır. Gökçen o yıl, dünya tarihine adını yazdıran 20 havacıdan biri seçilmiştir. Bu ödüle layık görülen ilk ve tek kadın havacı olarak büyük ilgi toplar.




Genç Sabiha Gökçen'ler Onun İzinde.

Bugün gökyüzüne aşık sayısız genç bayan havacı için bir başlangıç noktası Sabiha... Sayıları ve şartları 1930'lardakine göre çok farklı... ancak ''gök sevgisi'' onları bulutların üzerinde tarif edilemez duygularla buluşturuyor, sonsuza dek...

Yıl 2001... Mart'ın 22'si. Ankara'da pırıl pırıl bir bahar günü yaşanmakta. Tam 88 yıl önce Bursa'da doğmuş olan Sabiha Gökçen, bir süreden beri tedavi görmekte olduğu Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde yaşama veda eder.. Küçük Sabiha'nın, 1925 yılında Atatürk'ü görebilmek, onunla konuşabilmek için başladığı, birbirinden önemli başarılarla taçlandırılmış o uzun koşu bitmiştir. O, artık babası Atatürk'ün yanında sonsuz bir filo uçuşunda...


Aldığı Ödül ve Madalyalar
  • THK'nun bir numaralı Övünç (Murassa) Madalyası ve beratı,
  • Yugoslav Ordusunun en büyük nişanı olan Beyaz Kartal Nişanı ve ordu brövesi,
  • Romanya Ordusu Havacılık Brövesi,
  • Trakya ve Ege Manevraları'ndan dolayı verilen hatıra madalyalar,
  • Türk kadınının seçme ve seçilme hakkı kazanmasının 50. yılında TBMM'deki törende verilen mesleklerinde öncü kadınlar plaketi,
  • Selçuk Üniversitesi'nin fahri doktorluk payesi,
  • THK tarafından 1989'da verilen altın madalya,
  • 1991'de Uluslararası Havacılık Federasyonu'nun havacılığın bütün dallarında üstün başarı gösteren havacılara verdiği FAI altın madalyası,
  • 1996'da ABD'nin Maxwell Hava Üssü'ndeki törende "dünya tarihine adını yazdıran 20 havacıdan biri" ünvanı,
  • Ordu, çeşitli dernek ve kuruluşların verdiği 28 adet plaket.



Kullandığı Uçaklar

Eğitim Uçakları

1. CAUDRON C-59
2. FOCKE - WULF FW 44J
3. HANRIOT H-182
4. MILES MAGISTER MK-II
5. THK 5
6. PIPER
7. MONOSPAR ST-25
8. FIESLER STORCH



Askeri Uçaklar

1. CAUDRON C-59
2. BREGUET 19-7 A-2
3. BREGUET 19-7 B-2
4. CURTISS F-11 C2 HAWK II
5. P.Z.L P-24
6. FOCKE WULF FW-58K WEIHE
7. CONSOLIDATED FLEET YPT-11B ( USA)
8. GOTHA 145 A
9. VULTEE V-11 GBT





Sosyal Çalışmaları

1) Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği Şeref Başkanlığı

2) Yaşlıları Koruma Derneği Onur Üyeliği

3) Kız İzciler Derneği Onur Başkanlığı

4) Kemalist Atılım Derneği Üyeliği

5) Göz Bankası üyeliği

6) Türk-Kore Kadınları Derneği Üyeliği

7) Türk-Japon Kadınları Derneği üyeliği

8) Anıtkabir Derneği Üyeliği

9) Ninety-Nines, Inc. Derneği Üyeliği (1925'te 99 kadın pilot tarafından ABD'de kurulan bir dernek, bugün uluslararası bir kimliğe sahiptir ve binlerce üyesi vardır.)

10) Atatürkçü Düşünce Derneği Onur Üyeliği.
__________________
Smyrna isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
13 Üyemiz Smyrna'in Mesajına Teşekkür Etti.