Tekil Mesaj gösterimi
Eski 04.04.09, 19:47   #21
Yavuzhan
Gerçek Üye

Yavuzhan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Yaş: 41
Konular: 54
Mesajlar: 798
Ettiği Teşekkür: 994
Aldığı Teşekkür: 3505
Rep Derecesi : Yavuzhan muhteşem bir gelişmedeYavuzhan muhteşem bir gelişmedeYavuzhan muhteşem bir gelişmedeYavuzhan muhteşem bir gelişmedeYavuzhan muhteşem bir gelişmedeYavuzhan muhteşem bir gelişmedeYavuzhan muhteşem bir gelişmedeYavuzhan muhteşem bir gelişmedeYavuzhan muhteşem bir gelişmedeYavuzhan muhteşem bir gelişmedeYavuzhan muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Atatürk hakkında saçmalayanlara Engin Ardıç da katıldı...

Bu da yazının tamamı.. 1 Mart tarihinde yazılmış...



Aha tarihçilere bıraktım

Atatürk'ün doğduğu ev olarak bilinen ev, Atatürk'ün doğduğu ev değildir. O ev, Zübeyde Hanım'ın ikinci kocası, yani Atatürk'ün üvey babası Ragıp Bey'in evidir (Fikriye Hanım'ın da amcası.)
Atatürk o evde elbette oturmuş, Manastır Askeri İdadisi'nden izinli çıktığı zamanlar gelip orada kalmış, fakat orada doğmamıştır.
O evin arkasında bulunan, elli küsur yıl önce de Selanik Belediyesi tarafından yıktırılan, daha küçük bir evde doğmuştur!
Fakat "resmi tarihçilerimiz", bu ikinci evi daha fiyakalı bulduklarından, doğduğu ev diye bunu tanıttılar!
Bomba atanların ya da "tavaf turları" düzenleyenlerin kulakları çınlasın...
Atatürk'ün 1881'de doğduğu da kesin değildir, bu tarih 1880 de olabilir.
Çünkü Atatürk, 1296 tevellütlüdür! Rumi tarihle...
Rumi 1296 yılı, miladi 13 Mart 1880 günü başlar, 12 Mart 1881 günü biter. (İstanbul'daki darbe girişiminin tarihi olan rumi 31 Mart'ın miladi 13 Nisan'a denk geldiğini bilemeyip, gericilere karşı protesto gösterilerini iki hafta erken yapan "şaşkaloz solcuların" da kulakları çınlasın...)
Nitekim Atatürk'ün doğum yılı, 1934 Soyadı Kanunu'na, kendisine yeni bir nüfus kâğıdı verilene kadar hep 1880 kabul edilmiştir! Basında ve kitaplarda böyle yer almıştır.
Kafalar o kadar karışmıştır ki, Atatürk'ün ölümünden tam bir yıl sonra, 10 Kasım 1939'da çıkarılan bir hatıra pulunda bile doğum tarihi 1880 olarak gösterilmiştir...
Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi'nin fotoğrafındaki kişi de, Ali Rıza Efendi değildir!
O kişi, 1876'da, anayasanın ilanı üzerine Selanik'te kurulan Asakir-i Milliye taburunda görev alan gönüllü subaylardan, bilinmeyen birisidir.
Elde hiçbir Ali Rıza Efendi resmi bulunmadığından, "resmi tarihçilerimiz" bu adamı gözlerine kestirmişler ve onu Atatürk'ün babası yapıvermişlerdir...
Nitekim bizzat Atatürk'ün kendisi, Falih Rıfkı'ya, "bu bizim peder değil" demiştir!
Falih Rıfkı, Atatürk'ün bunu "alaycı bir dille" söylediğini de anlatıyor. Atatürk, dalkavuklarını adam yerine koymazdı pek... Biz hepsini milli kahraman yaptık.
Hani herşeyi "tarihçilere bırakmaya" pek meraklıyız ya... Ben de Andrew Mango, Cemil Koçak ve Ahmet Kuyaş'a sordum, bu yanıtları aldım.
Kuyaş, konuyla ilgili makalesinin üst başlığında "Atatürk'ü bilmiyoruz, öğrenmiyoruz, ezberliyoruz" demiş...
Aman Ahmet Bey, ayağını denk al, sonra yemediğin küfür kalmaz...
Bana bakma, ben alıştım!




Bu NTV Tarih dergisinde çıkmış Ahmet KUYAŞ'ın yazısı..


NTV Tarih Dergisi - Ahmet Kuyaş
Atatürk'ü bilmiyoruz, öğrenmiyoruz, ezberliyoruz...
1881'de doğmadı, Pembe Ev'e sonradan geldi, Ali Rıza Efendi fotoğraftaki kişi değildi
Atatürk'ün doğum tarihi 1948 baskısı Nouveau Larousse Universel'de 1878, 1960 baskısı Grand Larousse Encyclopédique'te 1880 veya 1881 olarak verilmiş. 1931 baskılı Tarih IV'te 1880 bilgisi veriliyor. 1934'te çıkarılan nüfus kağıdında 1881, birinci ölüm yıldönümünde basılan pulda ise 1880.
Can Dündar'ın "Mustafa" filminin gösterime girmesiyle başlayan tartışmalarda, neredeyse hiç söz konusu edilmeyen bazı temel noktalar var. Atatürk'ün doğum tarihi, doğduğu ev ve yıllardır bütün kitaplarda Ali Rıza Efendi olarak sunulan fotoğraf, bunların ilk akla gelenleri. Atatürk'ün hayatını çok az bildiğimiz ve az olan bilgimizin önemli bir bölümünün de pek derme çatma bir ezbere dayandığı ortada. Bu cehalet ve ezberciliğin bir nedeni, kuşkusuz Atatürk’ün hayatını bugüne kadar iyi araştırmamış olmamız. Başvurabileceğimiz en iyi biyografilerinin İngilizce yazıldığını unutmayalım. Ama bu başarısızlığımızın bir nedeni de Atatürk’ün hayatının bazı resmi çevrelerin tekelinde kalmış ve bir hayli tabulaştırılmış olması.
10 Kasım 1939’da, yani Atatürk’ün ölümünün ilk yıldönümünde tedavüle çıkan pulun üzerinde Atatürk’ün doğum tarihini 1880 olarak verenler, kendi başlarına yeni bir iş yapmıyorlardı. Ellerinde, 1931’de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nin hazırladığı ve tarihe son derece önem verdiği gibi 1930’larda yayımlanan bazı tarih kitaplarına bölümler de yazan Atatürk’ün mutlaka görmüş olması gereken Tarih IV başlıklı lise kitabı vardı. Bu kitapta, “Mustafa Kemal, 1880 senesinde Selanik’te doğmuştur.” Diye yazar. (s. 16).
Bu cümle anlaşıldığı kadarıyla kimseyi rahatsız etmiş olmayacak ki, kitabın dört yıl sonra yayımlanan ve Histoire de la République Turque adını taşıyan Fransızcasında da şu cümle bulunuyor.: “Mustafa Kemal… est né à Salonique en 1880/Mustafa Kemal, 1880’de Selanik’te doğmuştur” (s. 18). Yani Atatürk hayattayken resmi yayınlarda yer verilen doğum yılı 1880 idi. Nitekim Enver Behnan Şapolyo da, ilk baskısı 1944’te yapılan, Kemâl Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi adlı eserinde, “Halkevlerinde çalışırken Atatürk hakkında bir broşür neşredecektik. Köşk’ten Atatürk’ün doğum yılını sorduk. Yaverlik dairesi bize, ‘Atatürk 1880 senesinde Selanik’te doğmuştur’ diyerek ne gününü ve ne de ayını bildirmediler” der (3. Baskı, 1958, s. 17).
1932’de kurulan Halkevleri’nde çalışan heyecanlı bir gencin Atatürk’ün doğum tarihini bilmemesini okurlarımız yadırgayabilir. Ama 1900 doğumlu Şapolyo gibi, liseyi yıllar önce okumuş, dolayısıyla yukarıda adı geçen yeni lise kitabını görmemiş birinin Atatürk’ün doğum tarihini bilmemesi o sıralarda gayet olağandı; çünkü Türkiye, Atatürk’ün doğum yılını resmi ağızlardan ilk kez Tarih IV adlı kitaptan öğrenmiştir. Yani Atatürk’ün doğum yılı, kendisiyle 1922-1926 yıllarında yapılan ve çeşitli gazetelerde yayımlanan yaşamöyküsüne ilişkin söyleşilerde veya 1928’de yayımlanan ve Gazi’nin hayatı başlığını taşıyan kitapta mevcut değildir.
Atatürk’ün doğum yılını kimin 1881 olarak değiştirdiğini ve bunun ne zaman yapıldığını bilmiyoruz. Ama söz konusu değişikliğin de Atatürk’ün bilgisi dahilinde yapıldığını söylemek yanlış olmaz. Bu da, zaten, Atatürk’ün doğum tarihini neden 1930’a kadar öğrenemediğimizi açıklıyor.
Atatürk’ün askeri okula yazılmasından önceki öğrenim hayatı oldukça sıkıntılı geçmiştir. Gerek babasının vefatı gerekse mükemmeliyetçi ve gururlu bir delikanlı olması nedeniyle, ilk ve ortaöğrenimi birkaç defa kesintiye uğramıştır. Bu yüzden yıl kaybeden Atatürk, sınıf arkadaşlarından daha yaşlıydı. Nitekim bazı kaynaklarda Atatürk’ün doğum yılı 1878 olarak verilmiştir. Görece başarılı bir öğrencilik hayatı ve çok başarılı bir meslek hayatı olmasına karşın, sınıf arkadaşlarından daha yaşlı olmasının Atatürk’ü rahatsız ettiği ve gerçek doğum yılını bu yüzden açıklamak istemediği düşünülebilir.
Bununla birlikte Harp Okulu kayıtlarında doğum yılı olarak geçen rumi 1296 yılı, Atatürk’ün resmi doğum tarihi olarak kalmıştır. Bu tarih, bugün kullandığımız miladi takvime göre, 13 Mart 1880 ile 12 Mart 1881 arasındaki zaman dilimidir. Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın Şapolyo’ya söylediğine göre Atatürk, erbainde, yani kışın ilk kırk gününde (23 Aralık-31 Ocak) doğmuştur. Atatürk ise yakınlarına, kendisine ilkbaharda doğduğunun söylendiğini anlatmıştır.
Bu çelişik bilgiler hem 1880 hem de 1881 yılının Atatürk’ün resmi doğum yılı olarak kabul edilmesini mümkün kılıyor.
*
‘Bu benim babam değil’
Öteden beri Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi olarak sunulan fotoğraf için Falih Rıfkı Atay şöyle yazıyor: “1876’da, ilk Kanun-i Esasi’nin ilan edildiği güne rastlayan 23 Aralık’ta Selanik’te kurulmuş Asâkir-i Milliye Taburu’ndaki gönüllü subaylardan biri babası olarak öne sürülmüştür. Resmi ötekilerden ayrılarak büyütülmüştür. İstanbul hürriyetçilerine yardım etmek için toplanan bir milli kuruluşta babasının da bulunmuş olması Mustafa Kemal’in hoşuna gidecek bir şeydi ama, inanmış mıdır, sanmıyorum. Hatta bir gün alaycı bir dille: ‘Bu bizim peder değildir’ dediği kulağıma gelir.” (Falih Rıfkı Atay, Çankaya, 2. Baskı, İstanbul 1969, s. 17).
*
Doğum yılı olarak on yıla yakın 1880 dedikten sonra, neden 1881 tercih edildi. Bunun bir önemi mi vardı? Arşivlerdeki bazı anılar gün ışığına çıktığında, belki cevaplar da ortaya çıkacak.
*
Atatürk’ün doğduğu evler!
10 Kasım 1939 tarihli Ulus gazetesinin 13. Ve 14. Sayfalarında iki fotoğraf var. Birinin altında, “Atatürk’ün Selanik’te doğduğu ev”, diğerinde “Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin cephesi” yazılmış. İki binanın farklı olduğu hemen anlaşılıyor. Atatürk’ün babasının vefatından hemen sonra, annesi Zübeyde Hanım’ın maddi olanaklarının çocuklarıyla birlikte kardeşinin kâhyalık yaptığı çiftliğe sığınacak kadar zayıf olduğunu bilenler için, tahmin yapmak zor olmasa gerek. Ama Atatürk’ün resmi tarihini yazanlar, alçakgönüllü evi Atatürk’e yakıştıramamış olacaklar ki, daha hali vakti yerinde olanı “Atatürk’ün doğduğu ev” ilan etmişler. Bu evin Atatürk’ün bir süre yaşadığı, Manastır’da öğrenciyken ve sonrasında Selanik’e geldiğinde yattığı ev olduğu da doğru. Ama bu ev, annesinin daha sonra evlendiği Ragıp Bey’in eviydi. İki evin Atatürk’ün hayatında nasıl yer değiştirebildiklerini de biliyoruz. Evler yan yana, daha doğrusu arka arkayaydılar. Selanik Belediyesi’nce 12 Şubat 1937’de Atatürk’e hediye edilen mülk üzerindeki küçük ev, 1950’lerin başındaki restorasyon sırasında yıkılmıştır.



Arkadaşımızın yazdığı yazıyı bir çok sitede bu haliyle gördüm.. Bu yazıyı hazırlayan kimse biraz ordan burdan alarak yapmış.. Yazıyı çorbaya çevirmiş yazının başı k.çı birbirine girmiş.. Ayrıyeten Bir başkasından alıntı yapıldığı bilgilenildiği yazıda belirtildiği halde hiç belirtilmemiş..

Bence bu adama ön yargılı yaklaşmak için yazılarını okumak gerek.. Öyle senenin muhtelif zamanlarında yazdığı 3-5 yazıyı değil.. Atıyorum 1 ay boyunca yazdığı tüm yazıları okumak gerek..

Ondan sonra karar verilebilir..

Ülkemizde tarih iki türlü yazılmış.. Bir solcuların tarihi.. İki sağcıların tarihi..

Fakat ne hikmetse ikisini bir araya getirip eksiklikleri yanlışlıkları ayrıştırmayı becerememişiz!!!
__________________
Yıl 1923... Ne Mutlu Türküm Diyene... Hedef 2023..Ne oldu Türküm Diyene!!!! Ses Ver Türkiye !
Yavuzhan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla