Tekil Mesaj gösterimi
Eski 07.06.09, 23:58   #1
Kardelen26
Müdavim

Kardelen26 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2009
Konular: 232
Mesajlar: 4,845
Ettiği Teşekkür: 27055
Aldığı Teşekkür: 23199
Rep Derecesi : Kardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura aboutKardelen26 has a spectacular aura about
Ruh Halim: Suspus
Standart Bir gün seni bulacağım meleğim

BİR GÜN SENİ BULACAĞIM MELEĞİM


Melek hanım o halde doğruca banyoya girdi. Önce ellerini ve yüzünü yıkadı kendine gelebilmek için. Aynada kendini görünce, Samet’in neden ona o kadar dikkatli baktığını anladı. Çok kötü görünüyordu. Hüsnü Beyi görünce allak bullak olmuştu. Bütün geçen seneler boyu, onu aramadığı için hep ondan nefret etmişti. Ama tekrar görünce, ilk âşık olduğu andaki kıvılcımlar ateş olup kalbini tutuşturmaya yetmişti.

Banyoda epey bir bekledi. Kendine gelmişti. Oğlunun yanına döndü. Sonra canı Türk kahvesi çekti.

“ Oğlum ben Türk kahvesi içeceğim. Sen de içmek ister misin?
“ Evet içerim anne.! “

Kahveleri yapmak için mutfağa geçti. Mutfağını çok severdi. Çok büyük değildi ama ona yetiyordu. Neredeyse zamanının büyük çoğunluğunu orada geçirirdi. Camın önünde yetiştirdiği rengârenk menekşelerle hep sohbet ederdi. Sanki onu anlarlar, konuştukça daha hevesli açarlardı çiçeklerini.

Kahveleri yaparak salona geçti. Oğluna verdikten sonra kendisininkini de alarak Samet’ in tam karşısına oturdu. Büyük bir zevkle höpürdeterek içtiler. O sırada Samet annesinin garipliğini fark ettiği için kafasında oluşan soruları sormanın tam zamanı diye düşündü.

Anne! Dün sana sorduğum bir soru vardı hani. Hüsnü Bayram. Gerçekten tanımadığına emin misin? ?

Samet neden bu kadar bu kişinin üzerinde kilitlenip kaldığını anlayamıyorum oğlum.!”
Anne kilitlenmiyorum. Dün geldiğinde, bizim evin adresi vardı ve burayı arıyordu. Beraber geldik fakat sen evde yoktun. Ben de burada oturduğumu söylemedim. Tanımasa veya tanıma ihtimali olmasa neden arasın bu adresi? Tanıştığımızda da bana hayat hikâyesini anlattı. Anlattığı kişi sana o kadar çok benziyordu ki! Bana anlatmak istediğin şeyler var mı anne.? Ben de bir gencim ve ne olursa olsun bazı şeyleri bilmek isterim. Benden çekinmene gerek yok. Biz seninle doğduğumdan bu yana beraber yaşıyoruz. Senin mutlu olmanı istiyorum Annem. En çok sen hak ediyorsun mutluluğu. Lütfen bana gerçeği söyler misin? Hüsnü Bayram kim?

Samet iyice köşeye sıkıştırmıştı Melek Hanımı. Önce bir düşündü, sonra oğluna hak verdi. İdam mahkûmlarına bile söz hakkı, savunma hakkı veriliyordu.

Oğlum, Hüsnü Bayram ilk aşkımdı. Babanla zorla evlendirilmeden önce birbirimizi çok seviyorduk ve evlenmeyi planlıyorduk. Onunla ilgim ailem tarafından öğrenilince, çok zor durumda kaldım. Ve Hüsnü’ ye mektup yazarak beni bu durumdan kurtarmasını yazdım. İstemeye geldiler fakat babam onları evden resmen kovdu. Ertesi gece de sabaha yakın zorla arabayla beni evden kaçırırcasına götürdüler ve babanla evlendirildim. Hüsnü sevdasına ve bana sahip çıkmadı. Hiç aramadı ve sormadı. Ondan hep nefret ettim o günden sonra. Ta ki bugün sen onun nerede kalığını söyleyene kadar. Gittim uzaktan gördüm onu. Yaşlanmasına rağmen, hala yakışıklılığından bir şey kaybetmemiş. O an ondan nefret etmediğimi anladım. İşte öğrendin gerçeği. Mutlu musun şimdi? Bu yaşımda bana neler anlattırıyorsun. “ diyerek mahcup bir şekilde mutfağa kaçtı. O anda kendisini on sekiz yaşında bir genç kız gibi hissetmişti. Üstelik bu itirafı oğluna yapmıştı.

O arada birden Samet’ in aklına Hüsnü beyle buluşacağı geldi. Tamamen unutmuştu o konuyu. Hemen harekete geçmeliydi. Annesinin de onu hala sevdiğine karar vermişti. Ve annesinin mutlu olmasını istiyordu. Yıllarca onun için uğraşıp durmuştu kadın haliyle. Şefkat ve sevgi göremeden. Hemen aklına bir plan geldi. Onları bu akşam bir şekilde kavuşturmalıydı.

Anne! Ben çıkıyorum. Çok önemli bir işim var. Yemek yapma bu akşam tamam mı? Ben seni telefonla ararım. Bu akşam yemeği dışarıda yiyelim olmaz mı “ ?

Tamam, oğlum sen nasıl istersen. Aslında benim hiç dışarı çıkmak canım istemiyor ama dediğin gibi olsun. Seni kırmayacağım.”

Samet hızla evden çıktı ve tur için gelen turistleri devamlı götürdüğü bir lokanta vardı. Çok güzeldi. Ve yemeklerini de misafirleri çok beğeniyordu. Oraya doğru yöneldi. Lokantadakilerle zaten işi gereği ilişkileri çok iyiydi. Girdiği anda lokanta sahibi gördü Samet ‘ i.

Hoş geldin Samet! Nasılsın.?
İyiyim Ekrem Bey. Siz nasılsınız?
İşte gördüğün gibi. Uzun zamandır tur müşterisi getirmiyorsun?
Ekrem Bey o otellerin her şeyi dâhil sistemi yüzünden oluyor. Otele giren müşteri dışarı çıkmıyor. O yüzden, yoksa ilk getireceğim yer burasıdır. Deyince Ekrem beyin yüzü hafif bir tebessümle aydınlandı. Samet’i birkaç senedir tanıyordu. Herkes tarafından çok sevilen bir insandı. Çok terbiyeliydi. Ve ona her konuda çok güvenirdi.

Biliyorum Sametçiğim. Takılayım dedim sadece. “
Ekrem Bey, ben aslında buraya rezervasyon yaptırmaya gelmiştim. Yakınım olan iki kişi yemeğe gelecek. Fakat siz bana bazı konularda yardım edeceksiniz. Öncelikle arka tarafta özel bir bölümünüz vardı. Orayı istiyorum ben. Sonra bir planım var ve bunun sonucunda herkes çok mutlu olacak. Yardım eder misiniz bana. “

Tabii ki Sametçiğim. Gönülden. Hele sonunda mutluluk varsa her şeyi yaparım. “
Ekrem Beye yapması gerekenleri söyledikten sonra doğruca otele gitti. Hüsnü bey’ in canı sıkılmış lobiye inmişti. Sanırım meraktan bekliyor olmalıydı. Samet içeri girer girmez gördü Hüsnü Beyi. Selamlaştıktan sonra oturdular masaların birine. Biraz sohbetten sonra Hüsnü Bey heyecan ve merakla Samet’ e

Evladım, beni unuttun sandım. Yoksa kendim gidecektim o eve gelmeseydin. Tam zamanında geldin. “

Hüsnü Amca, ben unutur muyum hiç. Söz verdim sana. Benim için söz senettir. Birazcık işim vardı onu hallettim. Sonra buraya geldim işte. Biraz daha oturalım sonra çıkarız olmaz mı?

Olur oğlum. Ne içersin bu arada. Ben ev sahibiyim. Bir şeyler içelim. Ben tek başına içemedim.

Garsonlardan birini yanına çağırdı Hüsnü Bey. Garson masaya yaklaştı ve isteklerini sordu.

O zaman ben soğuk bir meyve suyu alayım. “
Ben de her zamanki gibi çay içeyim evladım.

Çayı ve meyve suyunu içtikten sonra epey bir sohbet ettiler.

Hüsnü amca artık gidelim mi? Sorusunu sorar sormaz heyecanla bekleyen Hüsnü bey hemen kalktı ve yola koyuldular. Fakat Hüsnü Bey gittikleri evi az çok zihnine kazımıştı. Fakat farklı yere gidiyor gibiydiler. Yolda giderken Samet bir ara Hüsnü Bey’ e,

Hüsnü amca bir beş dakika bekler misin? Bir telefon etmem gerekiyor. Hemen geliyorum diyerek bir dükkâna girdi.

Samet tanıdığı dükkândan annesine telefon etti. Lokantanın ismini verdi. Melek zaten lokantayı biliyordu. Yıllardır orada oturduğu için önünden çok geçmişti. Ama nasip olup ta yemek yiyememişti.

Telefondan sonra hemen üzerine güzel bir şeyler giyerek çıktı evden Melek Hanım.
O sırada Hüsnü Beyle Samet lokantaya gelmişlerdi. Hüsnü Bey lokantanın kapısına gelince hafif bir duraksadı ve şaşırdı. Samet’ in yüzüne baktı. Soru sorarcasına.

Hüsnü amca, içeri girelim her şey yerli yerine oturacak.
Tamam oğlum! “
Hüsnü beyi hazırlattığı odaya aldıktan sonra,
hemen dışarı çıktı. Gözleriyle şöyle bir kolaçan etti etrafı. O arada annesini gördü kalabalığın içinde. Melek hanım da lokantadan tarafa bakıyordu. Hemen yanına gitti Samet. Konuşarak içeri girdiler.

Melek hanım kapı girişindeki masalardan birine yöneldiği sırada, Samet annesine içeriye geçeceklerini söyledi. Melek hanım önde Samet arkada ara girişten geçtiler odaya. İçeride, loş bir ışık vardı. Ve masa çok güzel hazırlanmıştı. Sahil kenarında olduğu için de bulundukları yerden deniz harika görünüyordu. Ama masada birisi oturuyordu. Önce Melek Hanım bir an irkildi ve geriye dönecek oldu. O arada Samet annesinin elinden tuttu ve masaya doğru götürdü. Masanın ortasına çok güzel bir şamdan konmuştu. Hemen kibritle şamdanı yaktı. O arada loş ortam birden aydınlandı. Hüsnü bey sevinç içinde ayağa kalktı.


İkisinin de şaşkınlığından faydalanan Samet odadan çıkıp gitmişti bile. Ne yapacaklarını bilmez halde epey bir baktılar birbirlerine. Hüsnü Bey, sevinç çığlıkları atmak istiyor ama atamıyordu. Boğazına bir düğüm bağlanmıştı sanki. Gözleri sulandı ve Melek hanımın karşısına geçti. Melek hanım ise ondan farklı değildi. Hayatının baharında kaybettiği sevdiği adam karşısındaydı. Hâlbuki kaç gece rüyasında görmüştü ona koşarken kendini. Ama şimdi, kilitlenip kalmıştı bedeni ve ruhu.

O şaşkınlık anı geçtikten sonra masaya geçtiler. Önce iki yabancı gibi birbirlerinin hatırını sordular. Sonra da onca yılın muhasebesini yaptılar aralarında. Melek kendisini aramayışının hesabını istedi Hüsnü Beyden. O da olanları baştan sona anlattı. Düğümler çözülmüştü artık. Ve o arada da garsonlar girmişti içeriye. Samet her ayrıntıyı düşünmüş ve bir de kemancı istemişti lokanta sahibinden. Romantik bir ortam olsun istiyordu. Ve o akşam onca yılın acısını birbirlerinin gözlerine sadece bakarak tamamladılar. Artık ikisi de çok mutluydu. Ve geriye kalan ikinci baharlarını birlikte geçireceklerdi. Hüsnü Bey içinden “ iyi ki Samet’ e rastlamışım. O benim oğlum değil ama herhalde oğlum olsaydı ondan daha az severdim” diye geçirdi. Kader onları geç de olsa karşılaştırmıştı. Ve buluşmaları iyi kalpli oğulları sayesinde olmuştu. Belki de kader sayesinde…..

ONLAR ERDİ MURADINA, BİZ ÇIKALIM KEREVETİNE .
__________________
Kardelen26 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Kardelen26'in Mesajına Teşekkür Etti.