Tekil Mesaj gösterimi
Eski 19.08.09, 21:07   #1
Kartal
Müdavim

Kartal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 1414
Mesajlar: 5,633
Ettiği Teşekkür: 17569
Aldığı Teşekkür: 24297
Rep Derecesi : Kartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Masallar, Aisopos'un Düetleri


ÖNSÖZ
Aisopos masallarını kendi eli ve beyni ile ya da çağdaşları tarafından yazıldığı sanılmaktadır. Genelde hayvan dünyası ile ilgili masalların Aisopos tarafından yazıldığı kabul edilmektedir. Aisopos, çağının sorunlarını filozofça ele alarak yazın haline dökmüştür. Toplumu iyiye ve güzele yönlendirmiştir.
Feodal düzende; insan toplulukları yabani ve evcil hayvanlarla iç içe yaşamışlardır. Bu bakımdan, düzenin masal söylemleri hayvanlar üzerine kurulmuştur. Hayvan masalları ile insanların hayal güçlerini geliştirmişlerdir. Toplum içinde de yasakları organize etmekte Aisopos masalları öncülük etmiştir.
Aisopos’ un Bandırma’ da doğup Sisam’ da İ.Ö VI. yüzyılda yaşadığını tarihçiler söylemektedir. Tarihçiler aynı zamanda Aisopos’un zekası ile dış görünüşünün tam karşıtlık olduğunu; bodur ve çok çirkin olması sebebiyle yazılarında karşıt fikirleri ele aldığını belirtilmektedirler.
Aisopos masalları çok farklı kültürlü toplumlarda gereken önemi kazanmıştır. İnsanlar bu masallardan etkilenmişlerdir. Ahlaki değerlerin ön plana çıktığı düz yazılarda yazı motifleri nesilden nesile beğenilerek bu günlere gelmiştir. Bilim çağında bu tür masalların kitleler tarafından okunması ve tartışılması geçen yüzyıllara göre daha az olmakta birlikte, Aisopos yazıları yine de kitlelerde yerini korumaktadır.
Bu derleme yazı dizisinde; çok önemli ressamların yapıtlarını kullanarak, masallara ilgi duymayan kişiler için masalları daha göze hitap eden ve okunur hale getirmeye çalıştım. Aisopos’ un masallarını; Van Gogh, Monet ve Cezanne’nin yağlı boya şaheser tabloları eşliğinde sunarak değişik bir masal okuma tarzı yaratmaya çalıştım. Belki resimleri izlerken masalı kaçıracaksınız. Veya Aisopos’ u okurken resimleri atlayacaksınız. Masallardan bir şeyler alırken, tabloların büyüsü de beyninizde gelişmeler sağlayacaktır. Bu üç ressam, yaşadıkları toplumlara iyiyi ve güzeli vermek için yarışmışlardır. Bu sanatkarlar duyarlılıklarıyla, toplumlarının huzur içinde yaşamaları için eserlerini hep olumludan yana kullanmışlardır.
Van Gogh, Monet ve Cezanne Avrupa toplumunun oluşturulmasında resim sanatlarını yayarak, din üstü bilgeliğe yağlı boya resimleriyle yardımcı olmuşlardır. Bu sanatkarlar, toplumların en iyi öğelere sahip olması gerektiğini resimleriyle göstermişlerdir.
Yunan ve Roma uygarlıklarında sevilen bir anlatı olan hayvan masalları, ahlaki değerleri öne çıkarmaktadır. Bu davranış biçimleri toplumların duyarlı ve insancıl olma yeteneklerini geliştirmiştir. Filozofların ideal toplum için çalışma ürünlerine bu tür hayvan masalları destek vermiştir. Bundan dolayı halk, yaşamda nasıl davranılması gerektiği konusundaki ahlaki ilişkilerde de bilgilendirilmiş olunmaktadır.
Topluma masallarla benimsetilen erdemli yaşama tarzı; hayatı daha kolay algılamayı sağlamış, sosyal ilişkileri birlikteliğe ulaştırmıştır. Sosyal erdemler çerçevesinde insan davranışları ön plana çıkarılmıştır. Masallarda zaman zaman işlenen açıkgözlük konusu da, insanın kıvrak zekasına hitap etmektedir.
Aisopos masalları; toplumları uyutma türünde özellikler taşımamakta olup, bilhassa toplumun itici gücü olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yunan ve Roma uygarlıklarında, bilim ve düşün adamları, çağın yönetimini ön plana çıkarmışlardır. Halkın huzur ve güven ortamında yaşamaları için teorik birikimleri olan kişiler ön plana çıkarılmıştır. Aisopos da bu türden bir filozoftur. Bu bakımdan Aisopos’un masalları toplum tarafından kabul görmüştür. İnsan yaşamları günah – sevap ikileminin dışına çıkarılarak yaşam tarzları; örnekleme masallar ile yaşam kuralları anlatılmıştır. İnsanlara korku vermeden basit hayvan masalları ile toplum yaşamı dengelenmiştir ve bu tarz medeniyet düşüncesi bugün Avrupa’ya hakim olmuştur.
Aisopos’ un masalları kişiler arasında yerini almıştır. Masalları okuyarak düşünmek ise; bu asırda bile gerekli olmaktadır.



Aisopos ile Monet'in Düeti


ZEUS İLE UTANMA


Zeus insanı yarattıktan sonra ona türlü duyguları, düşünceleri de vermiş ama mayasına utanma katmayı unutmuş. “ Acaba neresinden soksam ?” diye bir hayli düşünmüş : “ Bari dibinden sokayım! “ demiş. Utanma önce razı olmamış : “ ben öyle yerlerden giremem” diye dayatmış ; bakmış ki Zeus zorluyor, dediğini ille yaptıracak: “ Peki, demiş, gireyim; ama bir şartla : Eros buradan girmeyecek; o girerse durmam, o saat çıkarım.” İşte bunun içindir ki ahlak düşkünlerinde utanma olmaz.
Aşk insanı bir kavradı mı, utanmaya yer komaz, bu masal onu gösteriyor.



ZEUS İLE TİLKİ


Zeus tilkinin aklına, becerikliliğine hayran olmuş, onu hayvanların kralı ilan etmiş. Ama : “ Bu hayvanı böyle yükselttik ya, bakalım huyu değişti, tamahından vazgeçti mi? ” diye merak etmiş, yeni kral tahtırevanına kurulmuş, geçerken Zeus bir böceği uçuruvermiş. Tilki böceği görünce dayanamamış, halini şanını düşünmeden yerinden fırlamış, ille yakalamak istemiş. Zeus bunu görünce kızmış, krallığı elinden alıp gene eski haline döndürmüş.
Soysuzu giydir, kuşat, istediğin kadar yükselt, huyunu değiştiremezsin ki ! Bu masal onu gösteriyor.



ZEUS İLE İNSANLIK


Zeus insanları yaratıp biçim verdikten sonra Hermes’ i çağırmış : “ Şunlara akıl dağıt” demiş. Hermes aklı almış, bölmüş, kimsenin payı kimseninkinden aşkın olmasın diye çok çalışmış. Ama işte bunun için kısa boyluların aklı bütün vücutlarını doldurmuş; uzun boylular ise tam dolamamışlar, bir hayli boş yerleri kalmış.
Bu masal boyca uzun, akılca kısa insanlar için söylenir.



ZEUS İLE APOLLON


Zeus ile Apollon, oku hangimiz daha ileri atarız diye çekişiyorlarmış. Apollon yayını germiş, okunu atmış, ama Zeus onun okunun gittiği yere kadar bacağını uzatıvermiş.
Kendimizden güçlülerle yarışmaya kalkmanın sonu işte böyle olur : hem onlara yetişemez, hem de kendimize güldürürüz.



ZEUS İLE YILAN


Zeus evleniyormuş ; bunu duyan bütün hayvanlar, karınca kararınca, birer hediye götürmek istemişler. Yılan ağzına bir gül almış, sürüne sürüne tanrının yanına kadar çıkmış. Zeus onu görünce : “ Yoo ! demiş, öteki hayvanların hediyesini alırım ama senin ağzından gelecek hediye benden uzak olsun! “
Kötülerden çekinmeli, bir nezaket gösterdiler mi ona da kapılmamalı.



ZEUS İLE İYİLİKLER KEÇİSİ


Zeus bütün iyilikleri bir fıçıya koymuş, saklasın diye bir adama emanet etmiş. Ama o adam pek meraklı imiş, fıçının içinde ne olduğunu ille öğrenmek istemiş ; kapağını usulca kaldırmış, bütün iyilikler o saat uçup göğe, tanrıların yanına gitmiştir.
Bu masal da gösteriyor, insanların elinde kala kala bir ümit kalmıştır ; ümit de uçup gitmiş nimetlerin bir gölgesidir.



ZEUS, PROMETHEUS, ATHENA, MOMOS


Zeus bir boğa yaratmış, Prometheus bir insan yaratmış, Athena tanrıça da bir ev yapmış. “ Momos ‘a soralım, hangisi daha güzel oldu? “ demişler, kalkmışlar, Momos’a gitmişler. Momos kıskanmış onları. Zeus’a : “ Bu hayvanı yaratmışsın, ama gözlerini neden boynuzlarına koymadın? Varacağı yeri nasıl görsün? “ demiş ; sonra Prometheus’a dönmüş, insanı göstererek : “ Sen de bunun yüreğini dışarı çıkarmalıydın ki kötülüğü gizli kalmasın, ne düşünüyorsa herkesler görüp anlayabilsin” demiş. Athena’nın yaptığı evi de beğenmemiş : “ Hani bunun tekerlekleri? Olur ki yanına bir kötü gelir; o zaman nasıl kalkıp da uzaklaşır? " demiş. Zeus, Momos’un kıskançlığına kızmış, onu Olympos’tan kovmuş.
Bu masal da gösteriyor : İlle kınamak isteyen her işin bir eksiğini bulur.
( Momos : Alay, yerme , kınama Tanrısı)



ZEUS İLE KAPLUMBAĞA


Zeus evleniyormuş, büyük bir düğün yapmış, bütün hayvanları da davet etmiş. Hepsi gelmişler, ama kaplumbağa gözükmemiş. Zeus ne oldu acaba diye merak edip ertesi gün kaplumbağayı bulmuş : “ Ziyaretime bütün hayvanlar geldi de sen neden gelmedin?” diye sormuş. Kaplumbağa : “ Evceğizim, sen bilirsin hallederiz!” diye cevap vermiş. Zeus kızmış : “ Ya öyle mi? “ diye kaplumbağayı, bir daha nereye giderse evini de arkasında taşımaya mahkum etmiş.
İnsanların da çoğu öyledir, başkalarının sofrasında doyasıya yemektense kendi evlerindeki azıcık aşı üstün tutarlar.



ZEUS’ UN YARGIÇLIĞI


Zeus bir gün Hermes’i çağırmış: “ İnsanlar ne kötülük ederse birer deniz kabuğuna yazar, yanımdaki torbaya bıraksın ; ben hepsine bakar, cezalarını da veririm” demiş. O günden beri Hermes herkesin ettiklerini öyle yazıp durur. Ama işte bakıyorsun ki deniz kabukları karışıveriyor, Zeus’un eline kimi çabuk varıyor, kimi geç... Ama sonunda hepsi eline ulaşıyor.
Kötüler cezalarını hemen görmüyorlar diye şaşmayın, her şeyin bir sırası vardır ; bu masal işte onun için söylenmiş.



KATIR


Katırın biri arpayı yemiş yemiş, semirmiş ; başlamış sıçramaya, zıplamaya. Bir yandan da : “ Ben at dayıma çekmişim, her şeyim ona benziyor ! “ dermiş. Ama bir gün koşturmuşlar. Koşu bittikten sonra suratını asmış, birdenbire aklına babası eşek gelmiş.
Bu masal da gösteriyor : bir insan , işleri yolunda gidip de yükseldi mi, ne oldum delisi olmamalı, aslını unutmamalı ; çünkü güven olmaz bu dünyaya.



GÜNEŞ İLE KURBAĞALAR


Yaz aylarındaymış, güneş artık evlenmeye karar vermiş, büyük bir düğün yapmış. Bütün hayvanlar sevinmişler, kurbağalar bile keyiflenmiş. Ama içlerinden biri : “ Bize de ne oluyor ? Görmüyor musunuz, güneş bir başına iken bütün gölleri, havuzları, bataklıkları kurutuyor ; evlenip bir de kendi gibi bir çocuğu olunca bizim halimiz ne olacak ? “ demiş.
Düşüncesiz çok kimseler vardır, hiç de sevinilmeyecek şeylere seviniverirler.



DOKTOR İLE HASTA


Hekimin biri bir hastaya bakıyormuş. Hasta hastalıktan kurtulamamış, sizlere ömür hasta ölmüş. Cenaze kaldırılırken doktor : “Bu adamcağız şarap içmeyip de sabırlı davransaydı ölmez daha yaşardı “ demiş. Bunu duyanlardan biri : “ A efendim ! şimdi sırası mı böyle sözlerin ? Böyle güzel öğütlerin vardı da neye zamanında söylemezsin ? Artık adamcağızın öğüt dinleyecek hali kaldı mı? “ demiş.



ÇAYLAK İLE YILAN


Çaylağın biri bir yılanı kaptığı gibi havalara kaldırmış.
Yılan da dönmüş , onu sokmuş . İkisi de yükseklerden yere düşmüşler, çaylak ölmüş.
Yılan : “ Sen deli miydin de sana dokunmayana kötülük etmeye kalktın? Cezasın gördün işte “ demiş.
Bir insan büyüklüğe kapılıp ta kendinden küçükleri ezeyim dememeli, bir de bakar ki kendinden güçlüğe düşer ; o zaman eskiden yaptığı kötülüklerin hepsinin birden cezasını çeker.



İHTİYAR AT


İhtiyar atın birini satılığa çıkarmışlar, bir değirmenci gelip değirmen taşını döndürsün diye ihtiyar atı satın almış. Zavallı hayvan yeni işine başlayınca : “ Hey gidi günler hey ! ben ki bir zaman meydanlarda dönüp koşardım, şimdi bakın beni nereye koştular da döndürüyorlar ! “ demiş.
Gencim, kuvvetliyim, ünüm sanım var diye göğsünüzü kabartmayın, nice kimseler ihtiyarlıklarında türlü eziyetler çekmiştir.



AT İLE SEYİS


Seyisin biri baktığı atın arpasını çalar, satarmış ; sonra da bütün gün hayvanı tımar eder, ovar, kaşağılarmış. At bir seyise : “ Sen benim güzelleşmemi gerçekten istiyor musun ?? Niçin bu kadar zahmete girersin? Bırak arpamı yiyeyim, güzelleşirim “ demiş.
Gözü aç kimseler, yaltaklanarak, tatlı sözler söyleyerek zavallıları kandırıp neleri varsa ellerinden kapmaya bakarlar.



SAZ İLE ZEYTİN AĞACI


Saz ile zeytin ağacı, hangimiz daha dayanıklıyız diye başlamışlar çekişmeye. Zeytin ağacı : “ Sen kim oluyorsun ki. Cılız bir şeysin, her yel estikçe iki büklüm olursun ! “ demiş. Saz bu söze ne desin ? Hiç sesini çıkarmamış. Tam o sırada sert bir rüzgar esmeye başlamış. Saz epeyce sallanmış, birkaç kere yerlere kapanmış ama sonunda yakayı kurtarmış ; zeytin ağacı ise dayattığından rüzgar onu kökünden söküvermiş.
Olup bitenler katlanıp kuvvete boyun eğmesini bilen kurtulur, güçlülere karşı koyayım diyenden üstün çıkar.



IRMAĞI PİSLEYEN DEVE


Devenin biri ırmaktan geçiyormuş, dışkısı gelmiş, pisleyivermiş. Irmağın suyu da hızlı akıyormuş ; deve bir de bakmış ki pisliği önüne geçmiş, gidiyor. : “ Bu da ne ? Daha demin arkamdaydı, şimdi önüme geçmiş” demiş.
Nice devletler vardır, akıllı uslu adamlar arkada kalır, bakarsınız en kötüler, budalalar öne geçiverir ; bu masal işte onların haline uygundur.


Kaynak:WWW.1de1.com

__________________

Kartal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Kartal'in Mesajına Teşekkür Etti.