Tekil Mesaj gösterimi
Eski 19.08.09, 21:20   #5
Kartal
Müdavim

Kartal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 1414
Mesajlar: 5,633
Ettiği Teşekkür: 17569
Aldığı Teşekkür: 24297
Rep Derecesi : Kartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Masallar, Aisopos'un Düetleri

Aisopos ile Monet'in Son Düeti



ASLAN İNİNE GİREN GEYİK


Geyiğin biri, avcılardan kurtulmak için koşarak bir inin önüne gelmiş. İçeride bir aslan varmış. Ama geyik ne bilsin ? Buraya sığınırım diye dalmış içeriye. Aslan da geyiği yakalayıvermiş. Geyik ölürken “ Neymiş benim bahtım! İnsanlardan kaçayım derken kalktım kendimi parçalayıcı bir hayvanın pençesine attım !..” demiş.
İnsanlar da böyledir işte. Küçük tehlikeden kaçayım derken daha büyük tehlikelere gittiklerini bilemezler!



TEK GÖZLÜ GEYİK


Bir geyiğin tek gözü varmış; ötekini bir ok gelip çıkarmışmış.... Bir gün geyik göl kenarına inmiş. Orada başlamış otlamaya : “ Hele sağlam gözümü karadan yana çevireyim, avcılar gelirse görür kaçarım; gölden tehlike gelmez, kör gözümü o tarafa çeviririm “ demiş. Gölden bir sandal geçiyormuş ; içindekiler geyiği görünce hemen yaylarını kurup nişan almışlar, geyiği devirmişler. Hayvancağız ölürken : “ Alnımın kara yazısı ! demiş, karada tehlike vardır diye karayı gözetliyordum, sığınırım dediğim göl bana kötülük etti “
Biz insanlar da hesabımızda yanılırız; kötü sandığımız şeylerden bakarsın iyilik gelir, iyidir dediklerimiz kötü çıkar.



GEYİK İLE BAĞ


Avcılardan korkup kaçan bir geyik bir bağa girmiş. Üzüm bağında bir çubuğun altına saklanmış. Avcılar geçip gittikten sonra geyik : “İyi yere saklanmışım doğrusu! Bir tehlike kalmadı artık” deyip başlamış çubuğun yapraklarını yemeye. Yaprakların hışırdadığını duyan avcılar gerisin geriye dönmüş. “Şu çubuğun altında kımıldanan bir hayvan olmalı” diyerek yaylarını kurmuş, oklarını atmışlar. Geyik vuruluvermiş. Öleceğini anlayınca; ”Ben ne ettim? “ demiş ; bu bana müstahaktır, çubuk beni kurtarmıştı, ben onun iyiliğini bilmedim de kalktım yapraklarını yedim, ona eziyet ettim !.."
İyiliğini gördüğün kimseye kötülük edeyim deme, tanrı seni cezasız bırakmaz; bu masal işte onun için söylenmiş.



MEŞE AĞAÇLARI İLE ZEUS


Bir gün meşe ağaçları Zeus tanrıya yakınmışlar : “ Meğer biz boş yere dünyaya gelmişiz ! Baksana şu halimize ! Bizim kadar balta yiyen ağaç var mı ? “ Zeus onlara : “ Başınıza belayı siz kendiniz getiriyorsunuz, demiş ; size inen baltanın sapı sizden, iyi keresteniz oluyor, çiftçinin de işine yarıyorsunuz. Öyle olmasaydı sizi de rahat bırakırlardı. “
Nice kimseler vardır, başlarına belayı kendileri getirirler, sonra da kalkar, suçu tanrılarda bulurlar.



ODUNCULAR İLE ÇAM AĞACI


Birkaç oduncu birleşmişler, bir çamı yarıyorlarmış ; ağacın odunundan önce üç beş tane kama yaptıkları için işleri kolay gidiyormuş. Çam bakmış ; “ Baltaya kızmıyorum, elbette keser beni; ama benden doğan şu kamalar yok mu, asıl onlarınki gücüme gidiyor ! “ demiş.
İnsana yabancının ettiği kötülük pek ağır gelmez de eşten dosttan biri bir kötülük etti mi, en çok ona üzülür.



KÖKNAR İLE BÖĞÜRTLEN


Köknar ile böğürtlen bir gün çekişiyorlarmış. Köknar övünerek demiş ki : “ Bak ben ne güzelim, boyum da nerelere yükseliyor ! Tapınakların çatılarını, gemileri hep benden yaparlar. Sen mi benimle boy ölçüşmeye kalkışacaksın ? Ben neredeyim, sen neredesin ! “
Köknar böyle deyince böğürtlen bakmış : “ Sen baltayı da testereyi de unutuyorsun galiba ; yoksa sen de bencileyin bir böğürtlen olmak isterdin ! “ demiş.
Ünüm var, sanım var diye övünmemeli ; ünsüz sansız kişilerin günleri daha korkusuz geçer.



KARGA İLE HERMES


Karganın biri kapana düşmüş : “ Kurtulursam Apollon tanrıya tütsü yakayım “ diye adak adamış. Kurtulmuş, kurtulmuş ama sözünde durmamış. Gel zaman git zaman gene bir tuzağa düşmüş. Bu sefer de Hermes’e bir kurban adamış. Hermes gözüküp : “ Behey alçak ! Senin sözüne inanır mıyım hiç ? Senin ilk efendine adadığını yerine getirmediğini unuttum mu ben ? “ demiş.
İnsan iyilik gördüğü bir kişiye nankörlük ederse, bir daha başına bir şey geldi mi, artık kimseden yardım ummamalı



HASTA KARGA


Karganın biri hasta düşmüş, anasına; “ Anneciğim, ağlama da tanrılara dua et ! “ demiş. Anası; “ A oğul, hangi tanrıya dua edeyim ? Sen etini aşırmadık tanrı mı bıraktın ? “ demiş.
Bu masal da şunu gösteriyor; çok düşman edinen kişiler, başları sıkıya geldi mi hiçbir dost bulamazlar.



ALAKARGA İLE KÖPEK


Alakarganın biri Athena’ ya kurban kesiyormuş, köpeği de et yesin diye çağırmış. Köpek; “ Ne diye masrafa giriyorsun ? Senin kurban kesmen neye yarar ? Bilmez misin, tanrıça senden nefret ediyor, senin geleceği bildirmene de hiç inanmıyor “ demiş. Alakarga; “ Ben de onu bildiğim için kurban kesiyorum ya ! demiş; belki yumuşatırım da benimle barışır diyorum. “
İnsanlar da çoğu düşmanlarından korkup onlara bir iyilik etmekten çekinmezler.



KUĞU İLE KAZ


Zengin bir adamın bir kuğusu ile bir de kazı varmış ; ikisini bir arada besliyormuş ama birini eti için, birini de sesi için. Kaz beslenmiş, semirmiş, kesilme vakti gelmiş. Bir gece onu kümesten çıkarıp kesmek istemişler. Gece vakti uşakların gözleri iyi seçememiş, kaz yerine kuğuyu yakalamışlar. Kuşlar ölürken dünyaya bir şarkı ile veda edermiş. Kuğu da kesileceğini anlayınca bir şarkı tutturmuş. Sesinden tanımışlar, hayvancağız canını kurtarmış.
Bu masal da müziğin gücünü gösteriyor.



DAVETLİ KÖPEK


Adamın biri eşine dostuna bir ziyafet çekiyormuş ; köpeği de kendi arkadaşlarından birini çağırmış ; “ Gel de birlikte yiyelim” demiş. Davetli köpek keyifli keyifli gelmiş. Yemeklere bakmış, içinden; “ Talihim varmış ! Ziyafet dediğin böyle olur işte !... Öyle bir yiyeceğim, öyle bir yiyeceğim ki yarın bütün gün karnım acıkmayacak ! “ demiş. O içinden böyle hülyalar kurup dostuna güvene dursun, aşçı onun bir o yana bir bu yana kuyruk sallamasından sinirlenmiş, bacağından tuttuğu gibi pencereden aşağıya atmış. Köpek bağıra bağıra evine dönerken yolda arkadaşlarına rastlamış. İçlerinden biri; “ Nasıl ? Yemekler iyi miydi ? “ diye sorunca; “ İçkiyi pek fazla kaçırmışım, o kadar sarhoştum ki nereden çıktığımı bilmiyorum “ demiş.
Başkasının malı ile cömertliğe kalkana güvenmemeli; bu masal onu anlatıyor.



TAVŞANLAR İLE TİLKİLER


Tavşanlar bir gün kartallara savaş açmışlar, tilkileri de yardıma çağırmışlar. Tilkiler; “ Yardıma gelirdik, gelirdik ama sizi de tanırız, kimlerle savaşıyorsunuz, onu da biliriz “ demişler.
Kendinden büyükle savaşa kalkışan artık selamet beklemesin, bu masal onu gösteriyor.



TAVŞAN İLE TİLKİ


Tavşanın biri tilkiyi görmüş, “ Tilki kardeş, senin için işini bilir, durumu yolundadır diyorlar, doğru mu ? “ diye sormuş. Tilki; “ Şüphen varsa bir yol benim yuvama uğra, sana bir yemek yedireyim de göstereyim “ demiş. Tavşan; “ Konduk yine! “ diyerek tilkinin peşine düşmüş. İçeride bir de ne görsün, yiyecek bir şey yok, dişe dokunur bir kendisi var. Aklı başına gelmiş, ama iş işten geçtikten sonra neye yarar ? “ Anlaşıldı, tilki kardeş ! demiş ; cezamı çekeceğim, sana işini bilir demeleri meğer çok bildiğinden değil, kurnazlığındanmış “ demiş.
Herkes için ne söylendiğini merak edip de öğrenmeye kalkışanların başına işte böyle büyük belalar gelir.
__________________

Kartal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Kartal'in Mesajına Teşekkür Etti.