Tekil Mesaj gösterimi
Eski 19.08.09, 21:25   #7
Kartal
Müdavim

Kartal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 1414
Mesajlar: 5,633
Ettiği Teşekkür: 17569
Aldığı Teşekkür: 24297
Rep Derecesi : Kartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardırKartal şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Masallar, Aisopos'un Düetleri

Aisopos ile Van Gogh'un Son Düeti


KURT İLE KEÇİ


Kurdun biri bakmış, dik kayaların üzerinde bir keçi dolaşıyor. Ağzının suyu akmış, ama oralara nasıl tırmansın ? Aklına bir kurnazlık gelmiş, keçiye; “ Ayol , oralarda dolaşmaktan korkmuyor musun ? Ya ayağın kayar da düşüverirsen ? İn aşağı, bak ne güzel burası; çayırlık, çimenlik...” demiş. Ama keçi kanmamış; " Senin beni çayıra çağırman benim karnım doysun diye değil, senin karnın doysun diye... Belli ki aç kalmışsın! “ demiş.
Kötüler, içyüzlerini bilenlere kurnazlık etmeye kalktıklarında kurnazlıkları bir işe yaramaz.



KURT İLE KOCAKARI


Kurdun karnı açıkmış, bir şey bulsam da yesem diye dolaşırmış. Gitmiş gitmiş, bir evin önüne gelmiş. İçeriyi dinlemiş, bir de bakmış ki içeride bir çocuk ağlıyor, bir kocakarı da; “ Sus, yoksa seni şimdi kurda veririm! “ diyor. Kurt, kocakarının gerçek söylediğini sanıp orada uzun uzun beklemiş. Akşam olmuş, çocuğu veren yok. İçeriyi bir daha dinlemiş, bu kez de bakmış ki kocakarı çocuğa; “ Kurt gelirse, biz onu tutar öldürüveririz ! “ diyor. Kurt bunu duyunca; " Ne acayip insanlar var bu evde ! Önce ne diyorlar sonra ne yapmaya kalkıyorlar ! “ demiş ve dönmüş geldiği yere.
Bu masal, yaptıkları dediklerine uymayan kimseler için söylenmiş.



KURT İLE AT


Kurdun biri bir tarladan geçiyormuş, boydan boya tarlada arpa görmüş. Kurt ne yapsın arpayı? Yiyemez ki ! Bırakıp gitmiş. Yolda önüne bir at çıkmış. Onu görünce; “ Ben de seni arıyordum, şurada arpa buldum ama yemedim sana sakladım, bayılırım senin dişlerinin gıcırtısına. Gel sen ye, ben de seyredeyim” demiş. At kanmamış bu sözlere; “ Yahu, ben kurtları bilmez miyim? Sen arpa yiyebilseydin karnını doyurmak zevkini bırakır da kulaklarının zevkini düşünür müydün ? “ demiş.
Yaradılışlarından kötü olanlar, kendilerine iyilik ediyormuş gibi bir süs verseler de gene kimseyi kandıramazlar.



KURT İLE EŞEK


Kurdun biri öteki kurtlara başkan seçilmiş, hemen yeni bir yasa çıkarmış; “ Bundan böyle her kurt avda ne eline geçerse öteki kurtlarla paylaşacak, böylelikle hiçbir kurt açlık çekmeyecek, birbirimizi yemekten kurtulacağız “ demiş. Orada bunları dinleyen bir eşek varmış, hemen gelip; “ Senin bu yeni yasana doğrusu diyecek yok, çok güzel, yüreğinin yüceliğini gösteriyor. Ama sen dünkü avını götürdün inine sakladın, onu niçin ortaya çıkarıp diğer kurtlarla paylaşmıyorsun ? “ demiş. Kurt utanmış yasayı geri almış.
Hakka, adalete uygun dediğimiz yasaları çıkaranların çoğu, o yasalara kendileri uymazlar.



YOLCU İLE AYI


İki arkadaş yolda gidiyorlarmış, önlerine birdenbire bir ayı çıkmış. Biri hemen ağaca tırmanmış, dalların arasına saklanmış ; öteki kendini yere atmış, ölü gibi öyle durmuş. Ayı burnunu uzatmış, adamın her yerini koklamış ; ama adamcağız nefesini bile tutmuş. Ayı ölüye dokunmaz derler, bu söz doğru olacak ki o ayı da yürümüş gitmiş. Hayvanın uzaklaştığını görünce, ağaçtaki adam da yere inmiş, ötekine; “ Ayı senin kulağına bir şeyler söyledi, ne dedi ? “ diye sormuş. Arkadaşı : “ Ne diyecek ? Tehlikeyi görüverince seni bırakıp kaçan dostlarla sakın bir daha yola çıkma dedi ! “ demiş.
Asıl dost kötü zamanda belli olur, bu masal onun için söylenmiş.



YOLCULARLA KARGA


Birkaç kişi birlikte yola çıkmışlar, bir işe gidiyorlarmış ; önlerine bir gözü kör bir karga çıkmış. Yolculardan biri; “ Karga uğursuz hayvandır, dönelim geri ! “ demiş. Ötekiler de döneceklermiş ama biri; “ Yahu ! demiş, bu karga bizim başımıza geleceği nereden bilir ? Bilseydi, kendi başına geleceği bilirdi de böyle bir gözü kör olmazdı ! “
Kendi işlerine bakıp düzeltmeyenler, başkalarının işine karışırsa böyle tuhaf olur.



YOLCULAR İLE BALTA


İki kişi birlikte yola çıkmışlar. Biri bir balta bulmuş. Arkadaşı; “ Bir balta bulduk “ demiş. Bunun üzerine öteki; “ Bir balta bulduk deme, sen bir balta buldun de “ demiş. Gitmişler gitmişler, arkalarından ayak sesleri duymuşlar. Dönüp bakmışlar, bir de ne görsünler ? Baltayı yitirenler mallarını istemeye geliyorlar. Baltayı bulan; “ İşimiz kötü ! “ demiş. Bunun üzerine öteki; “ Neden işimiz kötü diyorsun ? Benim işim kötü de. Sen baltayı bulduğun zaman beni işin içine kattın mı ki şimdi katıyorsun “ demiş.
Dostunun bahtiyarlığından payını alamayan kimse, felaketinden de yerinmez, bu masal onu gösteriyor.



YOLCULAR İLE ÇINAR AĞACI


Bir yaz günü öğle vakti iki yolcu yorulmuş , sıcaktan terlemişler; uzaktan bir çınar görünce sevinip hemen gitmişler, gölgesine serilmişler. Biraz sonra başlarını kaldırıp bakmışlar; “ Kısır bir ağaç, yemişi yok ki ! Ne işine yarıyor insanın? “ demişler. Bunun üzerine ağaç dile gelmiş; “ Ne nankör insanlarsınız siz ! Benim altımda oturmuş serinliyor, yorgunluğunuzu gideriyorsunuz. Bu iyiliğimi unutup bana kısır diyor, insanın bir işine yaramaz diyorsunuz ! “ demiş.
İnsanlar arasında da öyleleri vardır. Bazılarının talihi o kadar kötüdür ki komşularına iyilik ederken bile bir işe yaradıklarına inandıramazlar.



YOLCU İLE DOĞRU SÖZ


Yolcunun biri bir çölde giderken bir kadın görmüş. Bir başına oturan, gözlerini yere eğmiş bir kadıncağız... Yolcu; “ Kimsin sen ? “ diye sormuş. Kadın; “ Doğru sözüm ben” demiş.. “ Ne diye şehri bıraktın da çölde oturuyorsun ? “ diye sorunca da; “ Ne yapayım ? Eskiden yalana az kişide rastlanırdı ; şimdi ise ne denilse, ne işitsen içine yalan karışıyor “ demiş.
Yalan , doğru sözden çok olunca yaşamak insanlar için zorlaşır, acılaşır.



YOLCU İLE HERMES


Adamın biri uzun yola çıkacakmış, ne bulursa yarısını Hermes tanrıya adamış. Gitmiş gitmiş, bademle hurma dolu bir torba bulmuş. İçinde para var sanarak sevinçle yerden almış, sallamış, açmış. Para olmadığını görünce gene elinden atmamış ; “ Ne yapalım ! Bu da kardır ! “ diyerek bademleri de , hurmaları da yemiş, sonra bademlerin kabuklarını , hurmaların çekirdeklerini toplamış, bir büyükçe taşın üzerine götürüp; “ İşte adağımı yerine getiriyorum Hermes tanrı. Sana bulduğumun içinden de veriyorum, dışından da ! “ demiş.
Bu masal, açgözlülüğünden tanrıları bile kandırmaya kalkan pinti için söylenmiş.



YOLCU İLE TALİH


Adamın biri uzun uzun yol gitmiş, yorulmuş; bitkin bir halde bir kuyunun başına serilivermiş. Öyle kalsa kuyuya yuvarlanıverecekmiş ama peri gelmiş uyandırmış : “ Kalk, be adam ! Sen bu kuyuya düşseydin suçu kendi düşüncesizliğine bulmaz, bana bulurdun” demiş.
Çoğu kimseler, kendi suçlarıyla felakete düştüler mi, suçu tanrılarda bulur, talihten yakınırlar.



EŞEĞİ DENEYEN ADAM


Adamın biri bir eşek alacakmış, pazara gitmiş, bir tane bulmuş, denemek için evine getirmiş. Öteki eşeklerin arasına götürüp yemliğin başına bırakmış. Eşek, bütün eşekler arasında en tembelini, en oburunu bulup yanına gitmiş. Adamcağız hayvanın bir iş yapmadığını görünce başını yulara geçirmiş, gene pazara götürüp sahibine geri vermiş. Eşeğin sahibi; “Geri getiriyorsun, ama iyice denedin mi ?" diye sorunca öteki; “ Denemeye hacet kalmadı. Ne eşek olduğu seçtiği arkadaşlarından belli ! “ demiş.
Biz de kimlerle düşüp kalkarsak, huyumuzu onlarınki gibi bilirler.



EŞEK İLE KATIR


Bir katırla bir eşeği yüklemişler, yola çıkarmışlar. İkisinin taşıdığı da birmiş ; eşeğe ne kadar yüklemişlerse katıra da o kadar yüklemişler. Eşek kızmış bu işe; “ Katıra bana yedirdiklerinin iki katını yediriyorlar, bari yükü de iki katı vursalar ! “ demiş. Gitmişler gitmişler, eşekçi eşeğin pek yorulduğunu anlamış, onun sırtında ne varsa hepsini alıp katıra yüklemiş. Katır başını kaldırıp eşeğe bakmış, demiş ki; “ Şimdi söyle bakalım. Bana sana yedirdiklerinin iki katını yedirmeleri doğru değil miymiş ? “
Bir kimseye verilen parayı kıskanmadan önce, başlangıçta ne yapıyor, ona değil, sonunda ne yapıyor, ona bakmalıyız.



EŞEK İLE KÜÇÜK KÖPEK


Adamın birinin bir küçük köpeği ile bir de eşeği varmış ; hep köpeği ile oynarmış. Yemeğini gidip çarşıda yese, köpeğini unutmaz, ona bir şey getirir, köpek kuyruğunu sallayarak yanına gelince önüne atıverirmiş. Eşek bu hali kıskanmış; “ Ben de yaparım ! “ diyerek akşam efendisine gitmiş, sıçrayıp oynamış, adamcağızın boynuna atılmaya kalkmış ; ama ayağı ile vurup canını acıtmış. Efendisi kızmış, ahıra gönderip bağlatmış.
Her iş herkesin elinden gelmez, bu masal onu gösteriyor.

- SON -
[/FONT]
Kartal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Kartal'in Mesajına Teşekkür Etti.