Tekil Mesaj gösterimi
Eski 07.10.09, 12:21   #1
Abartmatozu

Abartmatozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Yaş: 43
Konular: 282
Mesajlar: 2,797
Ettiği Teşekkür: 1050
Aldığı Teşekkür: 2399
Rep Derecesi : Abartmatozu parlak bir geleceği varAbartmatozu parlak bir geleceği varAbartmatozu parlak bir geleceği varAbartmatozu parlak bir geleceği varAbartmatozu parlak bir geleceği varAbartmatozu parlak bir geleceği varAbartmatozu parlak bir geleceği varAbartmatozu parlak bir geleceği varAbartmatozu parlak bir geleceği varAbartmatozu parlak bir geleceği varAbartmatozu parlak bir geleceği var
Ruh Halim: Uykucu
Standart Terörle Mücadelede Eğitimcilere Düşen Görevler

ÖĞRETMENLERE DÜŞEN GÖREVLER

Gençler için okul, öğrenim görülen, arkadaşlıklar ve yeni ilişkiler kurulan toplumsal bir ortamdır. Orta öğrenimden itibaren, gençlerle öğretmenler arasında etkin bir iletişim doğmaktadır. Gençlerin tutum ve davranışları, özgürlük girişimleri öğretmen-öğrenci ilişkisine değişik bir boyut kazandırmaktadır. Bu dönemde, genç, kendisini ayrı bir varlık olarak görmek ve göstermek çabasındadır. O artık kendi başına kişiliği olan biri olarak tanınmak ister ve ailesinden dolayı değil, kendi yetenekleriyle, başarısıyla ve kişilik özellikleriyle beğenilmek ve kabul görmeyi arzu eder. Bu bakımdan okul ortamı, etkilendiği ve başkalarını etkileyebildiği bir toplumsal ortamdır. Hayranlık duyduğu bir öğretmen bu geçiş döneminde ona dayanak olur. Anne ve babasıyla kopardığı iletişimi okulda sürdürebilir. Kendine yeni özdeşim örnekleri yaratır. Öğretmen de gence değer veriyorsa genç mutludur, onun kişiliğinden kendi benliğine olumlu özellikler katmaya çalışır.


Eğer, öğretmen okulda aşırı disiplin ve baskı uyguluyorsa, gençlerin ergenlik döneminden kaynaklanan problemlerine yardımcı olmak yerine, anlayışsız davranıyorsa, bir genç ailesinden ve okulundan bulamadığı sevgi ve saygı dolu hoşgörülü ortamı başka yerlerde aramaya teşebbüs eder.


PKK terör örgütü içerisinde 3,5 yıl silahlı eylem ve faaliyetlerde bulunduktan sonra örgütün iç yüzünü tüm çıplaklığıyla görüp, güvenlik güçlerine teslim olan Sami Demirkıran, gazeteci Arslan Tekin ile yaptığı röportajda, örgüte okulda öğretmeninden yediği bir tokat nedeniyle katıldığını söylemiştir.




Aşağıda yer alan bir öğretmenin öğrencileriyle kurmuş olduğu olumlu iletişim, olumsuz sonuçlan bakın nasıl engellemektedir.

"Öğretmen bu lisede göreve yeni başlamıştı. Bir gün üçüncü ya da dördüncü defa girdiği sınıflardan birinde burnuna yoğun bir alkol kokusu geldi.
Sınıf, öğretmenin bu kokuyu alacağını düşündüğünden tetikte bekliyordu. Gözlerini öğrencilerin üzerinde dolaştıran öğretmen, arka sıralara doğru yürümeye başladı.
Duvar dibinde oturan bir öğrenci her hali ile "Koku benden geliyor" diyordu.
Öğretmen öğrencinin başına dikildi. Delikanlı, olabileceklerin endişesi içinde "İstersen bu konuya hiç girme" gibilerinden uyarıcı bir bakışla öğretmene baktı.
Bütün sınıf dönmüş kendilerini izliyordu. Öğretmen samimi bir merakın dışına taşmamaya özen göstererek sordu:

-Bu kokuyu nereden kaptın?

Bu esprili soru delikanlıyı rahatlattı. Yine de tedirginliği tam olarak geçmemişti. Bu, o anda pek mümkün de değildi. Fakat yine de kendisinde, bir elini yüzüne siper yapıp cevap verme cesaretini buldu.

-Ben, dedi. Geceleri, babamın çalıştırdığı bir meyhanede barmenlik yapıyorum... Bazen ben de içki içiyorum... Dün akşam öyle oldu...

Sonra öğretmenin tepkisini anlamak ve karşı tepkiye hazırlanmak için elini yüzünden çekip dik bakışlarla öğretmenine baktı...

Öğretmen hafif bir gülümsemenin eşlik ettiği bir kararlılık ve ciddiyet içindeydi.
Konuyla bir öğretmenin alışılmış tavrı içinde ilgili olmadığını, kendisi için bir büyük meselenin ortaya çıkmadığını, sınıfa içkili geldiği için kendisini azarlamak gibi bir niyetinin olmadığını tek bir hareketle anlattı.
Elini delikanlının omzuna koyup biraz sıktı.
Bunda "çalışmana memnun oldum" gibilerden bir mesaj da yok değildi.
Bütün bunlar olup biterken senaryo da çoktan hazırdı. Şöyle dedi öğretmen:
"-Geçenlerde ünlü bir barmenle yapılmış bir röportaj okudum. Adam ben ömrümde ağzıma içki koymadım diyordu. Bunun ne kadar zararlı bir şey olduğunu yıllardır izliyorum. Bu ifadeler çok ilgimi çekti. Müşterilerle beraber içki içen çok barmen vardır. Fakat içki içmeyen bir barmene ilk defa rastladım.
Bu adam bana çok güçlü bir kişiliğin sahibi gibi geldi. Ben aynı iradeyi sende de görüyorum. Sende de aynı güçlü karakter var. İçki içmeyen bir barmen olabilirsin..."

Öğretmen itirazına barmenlikten başlasaydı büyük ihtimalle değişen bir şey olmayacaktı.
Çocuk öncelikle bu yönde bir itiraz beklediğinden karşı itiraz için hazırlığını yapmıştı bile. İşe "içki içmeyen barmen" imajının yüceltilmesiyle başlanması delikanlı üzerinde beklenen etkiyi yaptı.
Kafasındaki "madem barmenim benim içki içmem normal" kabulü bir anda yıkıldı. Daha önemlisi ona "içki içmeyen barmen" tiplemesi daha cazip geldi. Zaten istenen buydu. Delikanlı düşüncesini bir anda değiştirerek "irade ve karakter" sahibi birisi sıfatıyla içki içmeyen bir barmen olmaya karar verdi. Üstelik artık daha çok ilgi görecekti. Diğer barmenlerden farklı olduğunu düşünmek ona heyecan vermişti.
Düşüncedeki "operasyon" başarılı oldu.
Çocuk, zihninde kendisi için çok ilgi çekici bir resim yaptı ve bu resme uymak için gerekli adımları attı. Kendisi ile ilgili eski resmin yırtılıp atılması için birkaç saniye yetti.
O şimdi ne içki içiyor, ne de barmenlik yapıyor.
Öğretmen, delikanlının zihnindeki resimleri değiştirmek için fazla zorlanmadı."

kaynak Ankara Emniyet Müdürlüğü
erişim tarihi:07.10.2009



Abartmatozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Abartmatozu'in Mesajına Teşekkür Etti.