Tekil Mesaj gösterimi
Eski 15.10.09, 22:38   #1
LaLe
Ne Mutlu Türküm Diyene

LaLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2490
Mesajlar: 21,832
Ettiği Teşekkür: 88528
Aldığı Teşekkür: 127782
Rep Derecesi : LaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Bunlara Kendimizi Tanıtacağız






Ankara Palas'ta verilen öğrenci merasiminde (23 Nisan 1929)


Bunlara Kendimizi Tanıtacağız


Ankara’ya son gidişimde bir akşam gazi, beni Ankara Palas’a götürmüştü. Sofrada bir kaç kişi daha vardı. Yedik, içtik, eğlendik, gece yarısına doğru Fransız Büyükelçisi pavyona geldi. Paşa bu elçiden hoşlanıyordu. Sofraya çağırdı, bir kaç kadeh de onunla birlikte içildi. Büyük şehirlerden, Paris’ten söz açılmıştı.

Bu arada Büyükelçi, Gazi’ye: - Ekselans, Paris’i bir daha görmek istemez misiniz? Dedi.

Mustafa Kemal Paşa:

- "Nasıl görmek istemem? Gençlik hatıralarımı tazelerim," diye cevap verdi.
[/INDENT]
Bu karşılığa çok sevinen büyükelçi:
- "Böyle bir seyahat Fransa’yı çok sevindirir. Ben de refakatinizde bulunmaktan şeref duyarım. En büyük Fransız zırhlısı bizi İzmir’den alır. Akdeniz donanması emrimize verilir. Marsilya’ya çıktığınızda Fransız ordusu kumandanız altına girer. Hükümdarlara yapılmayan bir törenle karşılanırsınız."

Bu sözleri dikkatle dinleyen Gazi:

- "Bu daveti siz kendiliğinizden mi yapıyorsunuz, yoksa hükümetiniz adına mı konuşuyorsunuz?" diye sordu.

Bu soru karşısında büyükelçi hemen kendisini topladı:

- "Muvaffakiyetinizi hükümetime bildirirsem, hükümetim de bunu büyük bir şeref sayar," dedi.

Gazi’nin yüzü değişti. Çok kesin bir dille:

- "Ekselans, Paris’i çok görmek istiyorum, ama büyük törenle karşılanacağım Paris’i değil. Ben Paris’e, dünyanın bu güzel şehrine, operalarını, tiyatrolarını, revülerini, zarif kadınlarını bir daha görmek için gitmek isterim. Dedim ya gençlik hatıralarımı tazelemek için... Böyle olunca da belli olmadan gitmek isterim. Yoksa törenlerle karşılanmak için değil."

Büyükelçi gaf yaptığını anlamıştı, biraz sonra bir iş uydurarak sofradan kalktı.

Gazi’nin de neşesi kaçmıştı.

- "Kalkalım çocuklar, sofraya Çankaya’da devam ederiz," dedi. Sofradakilerin çoğunu pavyonda bıraktı yalnız iki-üç yakın arkadaşını yanına aldı.

Yolda kendisine:

- "Elçi çok fena bozuldu ama, söylediğine de söyleyeceğine de pişman ettiniz" dedim.

Artık kızgınlığı geçmişti:

- "Bana bak Kemal, sen de başıma kırk yıllık diplomat kesilme. Adamın zihniyetini anlamadın mı? Bu Avrupalılar bizi bir türlü kavrayamıyorlar. Adam beni bir şark emiri sanıyor. Hangi donanmayı kimin emrine, hangi orduyu kimin kumandası altına veriyor? Bunlara kendimizi tanıtacağız, kim olduğumuzu öğrenecekler. Yoksa ben kaba bir adam değilim çocuğum" dedi.

Atatürk, çok ince bir adamdı.

(Kemalettin Sami Paşa’dan Cevat Dursunoğlu)
LaLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.