Tekil Mesaj gösterimi
Eski 26.11.09, 18:40   #129
|.YaraLı Yüreğim.|
Ziyaretçi
|.YaraLı Yüreğim.| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Konular:
Mesajlar: n/a
Rep Derecesi :
Ruh Halim:
Standart Cevap: Mülteci Hayallerin Kurbanıyım Tamamen

Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın
'Nereden çıktın bu vakitte' dememeli bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında;
'Gözünün dilini' bilmeli; dinlemeli sormadan söylemeden anlamalı
Arka bahçede varlığını sezdirmeden
mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında;
sen her daim onun orada olduğunu hissetmelisin.
İhtiyaç duyulduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli kovuklarına saklanabilmelisin.
Kucaklamalı seni güvenli kolları
dalları bitkin başına omuz yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı
En mahrem sırlarını verebilmeli en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin sorgusuz sualsiz
Onca dalkavuk arasında bir tek o sözünü eğip bükmeden söylemeli
yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.
Alkışlandığında değil sadece asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.
Övmeli alem içinde baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona
övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin 'hak ettim' diyebilmelisin.
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi
Seni senden iyi bilen sana senden çok güvenen bir sırdaş
Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.
Ve sen ağladığında onun gözünden gelmeli yaş

Böyle bir dostum var benim.
Pek sık görmesem de hep yanımda olduğunu bildiğim yalansız riyasız dertleşebildiğim.
Kuşağımın en iyisi hilafsız
Beraber okuduk birlikte koştuk son 20 yılın parkurunu
Katılasıya ağladık doyasıya güldük yol boyu Ekmeğimizi acılarımızı bölüştük.
Çocuklar doğurduk büyükler gömdük.
Sonunda yara bere içinde oraya buraya savrulduk.
Buluştuk geçenlerde
Bitaptı; kayan bir yıldız kadar ışıltılı bir o kadar yorgun:
'-Ne yapıyorsun' diye sordum
'-Seyrediyorum' dedi; 'çaresizce öfkeyle şaşkınlıkla ama sadece seyrediyorum'.
Seyrettiği; kuşağımızın en kötülerinin
pespayelik yarışında ipi ilk göğüsleyenlerin zirveye hak kazanmalarındaki akıl almaz gariplikti.
İyiliğin ve ustalığın bu kadar eziyet gördüğü
kötülüğün ve yeteneksizliğin bunca ödüllendirildiği bir başka coğrafya var mıydı acaba?
Okuldaki ideallerimizden gençlik coşkumuzdan söz ettik bir süre;
tozlu raftaki bir kitabı yıllar sonra karıştırır gibi
Ülkemizin kaderini değiştirmeye azimliydik mezun olurken;
lakin karanlığını boğmaya yemin ettiğimiz ülke karanlığına boğmuştu bizi
Pazarda görsek tezgahından meyve almayacağımız adamların cenderesinde bir ömür geçirmiş
tünelden çıkış sandığımız ışığın üstümüze gelen kamyonun farı olduğunu çok geç fark etmiştik.
Velhasılı ne sevebilmiş ne terk edebilmiştik.
Krizde geçmişti bütün gençliğimiz; ve şimdi çocuklarımıza tek devredebildiğimiz
çok daha ağırlaşmış bir kriz
'-İşte' diye geçirdi içinden kadim dostum 'bunları seyrediyorum bir kenardan sessizce'

işte en çok da böyle zamanlarda bir dostu olmalı insanın
Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış
cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında
birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri
'Parkurun bütün zorluğuna rağmen dostluğumuzu koruyabildik acıları birlikte göğüsleyebildik ya;
yenildik sayılmalıyız' diyebilmeli
Issızlığın yalnızlığın en koyulaştığı anda küçücük bir kağıda yazdığımız kısa
ama ümitvar bir yazıyı
yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz:
Bunu da aşacağız!
  Alıntı ile Cevapla