Tekil Mesaj gösterimi
Eski 01.01.10, 21:03   #2
SuLTaN
Fosforlu

SuLTaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Konular: 708
Mesajlar: 4,453
Ettiği Teşekkür: 36956
Aldığı Teşekkür: 24738
Rep Derecesi : SuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyor
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Yunus Emre



Türk halk şairlerinin tartışmasız öncüsü olan ve Türk'ün İslam'a bakışını Türk dilinin tüm sadelik ve güzelliğiyle ortaya koyan Yunus Emre, sevgiyi felsefe haline getirmiş örnek bir insandır. Yaklaşık 700 yıldır Türk milleti tarafından dilden dile aktarılmış, türkü ve ilahilere söz olmuş, yer yer atasözü misali dilden dile dolaşmış mısralarıyla Yunus Emre, Türk kültür ve medeniyetinin oluşumuna büyük katkılar sağlamış bir gönül adamıdır.


Bazı kaynaklarda Anadolu'ya gelen Türk boylarından birine bağlı olup, 1238 dolaylarında doğduğu rivayet edilirse de bu kesin değildir; tıpkı 1320 dolaylarında Eskişehir'de öldüğü yolundaki rivayetlerde olduğu gibi. Batı Anadolu'nun birkaç yöresinde "Yunus Emre" adını taşıyan ve onunla ilgili görüldüğünden "makam" adı verilen yer vardır. Bir garip öldü diyeler Üç gün sonra duyalar Soğuk su ile yuyalar Şöyle garip bencileyin diyen Yunus, belki de doğduğu ve yaşadığı topraklardan çok uzaklarda bu dünyadan göçüp gittiğini anlatmak istemektedir.

Türkiye'nin pek çok yerinde Yunus Emre'nin mezarı olduğu iddia edilen pek çok mezar ve türbe vardır. Bunlardan başlıcaları şöyle sıralanabilir:

Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy;
Karaman'da Yunus Emre Camii avlusu;
Manisa ili Kula İlçesi arasında Emre Sultan köyü;
Erzurum, Duzcu köyü;
Isparta'nın Keçiborlu ilçesi civarı;
Aksaray;
Afyon'un Sandıklı ilçesi;
Ordu'nun Ünye ilçesi;
Sivas yakınında bir yol üstü.

Görüldüğü gibi sayı ve iddia hayli kabarıktır. Bazı belgeler, Yunus Emre'nin asıl mezarının Karaman veya Sarıköy'de olduğuna işaret etmektedir. Nitekim, 1970'li yılların başında Sarıköy'deki mezarın Yunus'a ait olduğuna kesin gözüyle bakılarak bu köye Yunus Emre adı verildi ve oradaki bir bahçe içine anıt dikildi. 1980'li yıllarda ise, 1350'de yapılmış olan Karaman'daki Yunus Emre Camii'nin yanındaki mezarın onun gerçek mezarı olduğu iddia edildi. Aslında bu durum, Yunus Emre'nin Türkler tarafından ne kadar sevildiği ve benimsendiğinin çarpıcı bir örneğidir. Gerçekten de halktan biri olan Yunus Emre, halkın değer, duygu ve düşüncelerini dile getirişi itibariyle tarihimizin en halkla barışık aydınlarından biri olma özelliğine sahiptir.

Türk tasavvufunun dilde ve şiirde kurucusu olan Yunus Emre'nin şiirlerinde ahlak, hikmet, din, aşk gibi konuların hemen hepsi tasavvuftan çıkar ve tasavvuf görüşü çerçevesinde bir yere oturtulur. Mısralarında didaktik ahlak telkinlerinde bulunan Yunus Emre, "gönül kırmamak" konusuna ayrı bir önem verir ve "üstün bir değer" olarak şiirlerinde bu konuyu özenle işler.

Bu arada Yunus Emre'yi öne çıkaran bir başka önemli özelliği de, şiirlerinde işlediği konuları ve telkinleri bizzat kendi hayatında uygulamasıdır. "Din tamam olunca doğar muhabbet" diyen Yunus, İslam'ın sabır, kanaat, hoşgörürlük, cömertlik, iyilik, fazilet değerlerini benimsemeyi telkin eder.

Yunus'un sanat anlayışı, dini ve milli değerleri bağdaştırdığı mısralarında kendini gösterir; millileşen tasavvufa, Türkçe'nin en güzel ve en güçlü özelliklerini kullanarak tercüman olur. Gerçekten de 11,12 ve 13. asırlarda Türkistan ve Anadolu Türkleri arasında çok yayılan tasavvufun Türk şairleri arasında iki büyük sözcüsü vardır:

Türkistan'da Ahmet Yesevi,
Anadolu'da Yunus Emre...

Yunus Emre'nin tasavvuf anlayışında dervişlik olgunluktur, aşktır; Allah katında kabul görmektir; nefsini yenmek, iradeyi eritmektir; kavgaya, nifaka, gösterişe, hamlığa, riyaya, düşmanlığa, şekilciliğe karşı çıkmaktır.

Yunus Emre aynı zamanda bütün insanlığa hitap eden büyük şairlerdendir. Bu anlamda Mevlana'nın bir benzeridir. O'nun Mevlana kadar çok tanınmayışı ise, bir yandan kullandığı dil olan Türkçe'nin Batı'da Farsça kadar bilinmemesi, öte yandan da Türk aydınlarının O'nu ihmal etmesindendir. Yunus'taki insanlık sevgisi, neredeyse kendisiyle özdeşleşmiş "sevgi felsefesi"nin bir parçası ve hatta sonucudur. Nitekim Yunus'un insan sevgisini ilahi sevgi ile nasıl bağdaştırdığını gösteren en çarpıcı mısralarından birisi

"Yaradılanı hoş gör / Yaradan'dan ötürü"dür.

Yunus Emre'ye göre insanlar, din, mezhep, ırk, millet, renk, mevki, sınıf farkı gözetilmeksizin sevilmeyi hak etmektedirler. Madem ki insanoğlu ruh yönüyle Allah'tan gelmektedir; öyleyse insanlar hiçbir şekilde birbirlerinden bu anlamda ayrılamazlar.

Yaşadığı çağın gerçekleri göz önünde bulundurulduğunda Yunus'un bir başka önemli tarafı ortaya çıkar: Yunus Emre, hükümetsizlik içinde çalkalanan ve Moğol istilaları ile mahvolan Anadolu topraklarında ortaya çıkan sapık batınî cereyanların hiçbirine kapılmadığı gibi, bu akımların Türklerin bütünlüğüne zarar vermesi tehlikesi karşısında da engelleyici bir rol üstlenmiştir. Bu bakımdan bakıldığında Yunus Emre, hem Türk şiirinin kurucusu, hem de milli birliğin önemli tutkallarından biridir. Yunus Emre, kelimenin tam anlamıyla "milli bir sanatçı"dır. Tıpkı, Nasrettin Hoca, Köroğlu, Dadaloğlu veya Karacaoğlan gibi... Yunus Emre'nin şiirlerinde en fazla işlenmiş temalar;
İlahi aşk,
Din,
Ahlak,
Gurbet,
Tabiat,
Ölüm
ve
faniliktir.

YUNUS EMRE'NİN ŞİİRLERİNDEKİ DİL ÖZELLİKLERİ
Günümüzden 600 küsur yıl öncesine ait olmalarına ragmen Yûnus Emre'nin şiirlerinin dili, bugün için de oldukça sade ve anlaşılırlıgından hemen hiçbir şey yitirmemiş durumdadır. Sıradan bir ögrenim görmüşTürkçe bilen hemen herkes, bu şiirlerin yüzeysel anlamına ulaşmak için çok seyrek olarak sözlüge bakmak ihtiyacı duyar. -Şüphesiz, anlamın derinligine ulaşmak çok özel bir kültürü gerektirmektedir.

Anadolu'da din ve bilim dilinin Arapça, devlet ve sanat dilinin Farsça oldugu bir devirde meydana getirilmiş olan bu şiirlerde Arapça ve Farsça kelime ve deyimlerle normal ölçülerde karşılaşılır.

Çok kere, kelimeler ve kuruluşlar öylesine tabiî seçilmiştir ki, Şiirin Yûnus'a ait oldugunu bilmesek günümüzün usta bir şairi tarafından meydana getirilmiş oldugunu sanabiliriz. Yûnus'un şiirlerinin çok söylenmiş, çok ezberlenmiş, çok istinsah edilmiş ve çok okunmuş ve okunmakta olmasının sebebi, bu şiirlerin konularından çok dilindeki bu tabiilik olsa gerek.

Yûnus'un
şiirlerinin dili, her ne kadar, bazı bilgi yükü taşımayan fonetik yorumlar bir yana (Örnek: bazı eklerin vokallerinin düz vy yuvarlak olması, bazı hallerde ötümlü ve ötümsüz konsonantların farklı seçilmeleri, * Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Ögretim Üyesi Yunus Emre Sempozyumu Bildirileri, (15-16Ekim 1991),

Erzurum, 1991, s. 61-77.2vs.) STT (Standard Türkiye Türkçesi)'ninkilere yakın özellikler sergilese de, bu şiirlerde daha çok Eski Anadolu Türkçesi'nin, bir kısmı günümüz Türkiye Türkçesi'nde, Azerbaycan Türkçesi'nde, Türkmen Türkçesi'nde canlılıgını sürdüren yaygın özelliklerini buluruz.

Yine bu şiirlerde bazan Eski Türkçe'nin, özellikle Karahanlı Türkçesi'nin, yani Dogu Türkçesi'nin izleriyle de karşılaşırız. Divanü Lûgat-it Türk'te, Kutadgu Bilig'de, Atebetü'l Hakayık'ta görülen bazı kelime ve deyimler seyrek de olsa karşımıza çıkar. (ERZURUM - 1991 Efrasiyap GEMALMAZ)

Yunus Emre'yi üstün bir mutasavvıf olarak niteleyen Nihat Sami Banarlı'nın şairin dili hakkında söylediği şu sözler konunun bütünlüğü açısından dikkate değerdir:

"...Böylelikle, Anadolu'da XIII. asırda başlayan ve bir daha yerini hiç bir yabancı dile bırakmayan Türkçe'nin bu kat'i zaferinde Yûnus Emre'nin aziz hizmeti vardır. Ancak Yûnus Emre Türkçe'si, bazılarının yanlış olarak söyledikleri gibi bir öztürkçe değildir. Bu dil ortak İslâm medeniyeti içinde öteden beri gelişmeye başlamış ve bu ortak medeniyet dillerinden Türkçeleştirilmiş kelimelerle zengin bir İslâmî Türk Dili'dir." (Banarlı 1983:335).


YUNUS EMRE'NİN ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER


BEN YÜRÜREM YANE YANE

Ben yürürem yane yane, Aşk boyadi beni kane
Ne akilem ne Divane, Gel gör beni aşk neyledi
Gah eserem yeller gibi, Gah tozaram yollar gibi
Gah akaram seller gibi, gel gör beni aşk neyledi

Akan sulayın çağlaram, Dertli cigerem dağlaram
Şeyhim anuban ağlaram, gel gör beni aşk neyledi
Ya elim al kaldır beni, ya vaslına erdir beni
Çok ağladım güldür beni, gel gör beni aşk neyledi

Mecnun oluban yürürem, ol yari düşte görürem
Uyanıp melul oluram, gel gör beni aşk neyledi
Miskin Yunus biçareyem, baştan aşağı yareyem
Dost ilinden avareyem, gel gör beni aşk neyledi


Akıl : Akıllı
Divane : Deli, Meczup
Melül : Elem


AŞKIN ALDIN BENDEN BENİ

Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni
Ben yanarım dün ü günü, bana seni gerek seni
Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum bana seni gerek seni

Aşkın aşıklar öldürür,Aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur,bana seni gerek seni
Aşkın şarabından içem,Mecnun olup yola düşem
Sensin dün ü gün endişem, Bana seni gerek seni

Sufilere sohbet gerek, Ahilere ahret gerek
Mecnunlara Leyla gerek, bana seni gerek seni
Eğer beni öldüreler, külüm göğe savuralar
Toprağım anda çağırır, bana seni gerek seni

Cennet dedikleri ne ki, bir kaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver onları, bana seni gerek seni
Yunus-durur benim adım, gün geçtikce artar ödüm
İki cihanda maksudum, bana seni gerek seni


Tecelli: Allah eserlerinin mevcut olanda görünmesi
Sufi : Derviş
Maksud : Amaç


SEVELİM SEVİLELİM

Hak cihana doludur, kimseler Hakkı bilmez
Onu sen senden iste, o senden ayrı olmaz
Dünyaya gelen geçer, bir bir şerbetin içer
Bu bir köprüdür geçer, Cahiller onu bilmez

Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım
Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz
Yunus sözün anlar isen, mani'sini dinler isen
Sana iyi dirlik gerek, bunda kimseler kalmaz

Mani : Anlam


SuLTaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
13 Üyemiz SuLTaN'in Mesajına Teşekkür Etti.