Tekil Mesaj gösterimi
Eski 08.01.10, 05:58   #1
LoDoS
Uzman Üye

LoDoS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2009
Konular: 361
Mesajlar: 1,846
Ettiği Teşekkür: 3094
Aldığı Teşekkür: 6219
Rep Derecesi : LoDoS muhteşem bir gelişmedeLoDoS muhteşem bir gelişmedeLoDoS muhteşem bir gelişmedeLoDoS muhteşem bir gelişmedeLoDoS muhteşem bir gelişmedeLoDoS muhteşem bir gelişmedeLoDoS muhteşem bir gelişmedeLoDoS muhteşem bir gelişmedeLoDoS muhteşem bir gelişmedeLoDoS muhteşem bir gelişmedeLoDoS muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
LoDoS - İCQ üzeri Mesaj gönder LoDoS - MSN üzeri Mesaj gönder LoDoS isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart Kaybolmaya Yüz Tutmuş Meslekler

Attarlar





Baharat, güzel koku, şifalı ve sağlığa faydalı bitkileri hazırlayıp satan kişi. Attarlar, günümüzde olduğu gibi eczanelerin bulunmadığı zamanlarda sadece güzel koku satmazlar, ilaç yapımında kullanılan hayvani ve nebati bitkileri de satarlardı.

Attarlar; ilaçları alıcının şikayetine göre bulundukları dükkanlarda kendileri hazırlardı. Bazan da alıcı yapacağı ilacın hammaddesini kendisi attardan alır, ilacını yapardı.

Attarlar bugünkü modern eczacılığın çekirdeğini teşkil etmektedir. Bugün attarların sattığı maddelerin çoğu halk hekimliğinde bulunmadığı gibi, eczacılıkta ve kozmetik sanayiinde kullanılmaktadır.

Attarlık babadan oğula geçen bir ocak mesleğidir.




Ayvazlar





Çoğu Van yöresinden gelen ve konaklarda çalışan Ermeni gençlere deniyordu. Orta halli bir İstanbul konağında haremde bir bacı, selamlıkta da bir ayvaz bulunurdu. Konaklardaki ayvazlar, bekçilik yapar, gelenleri karşılar, yemek servisi yapar, ocağı yakardı. Hizmet sınıfı içinde en çilekeş meslek olarak bilinirdi.




Cezzar





Seyyar kasaplar. Şehirlere yerleşimin artmasıyla birlikte pek çok esnaf gibi cezzarlar da yerleşik düzene geçti. Esnafın henüz yerleşik hayata geçmediği eski dönemlerde cezzarlar, tıpkı ciğerciler gibi omuzlarında üzerine etler dizilmiş bir sırık, ellerinde etleri kesecek büyük bir bıçak ve bellerine bağlı bir peştemalla sokaklarda dolaşırlardı.

Mallarını satabilmek için de “semiz” ya da “semiz etlerim var” diye bağırırlardı. En çok satışı pazarlarda yaparlardı. Şehirlere yerleşimin artmasıyla birlikte pek çok esnaf gibi cezzarlar da yerleşik düzene geçti.



Çığırtkan





İstanbul'da özellikle çarşı pazarda kendilerine mahsus edebiyatı olan bir meslekti. Bir şey duyurulmak ya da bir yere insanları toplamak gerektiğinde çığırtkanlar sokak sokak dolaşarak ahaliyi toplarlardı.

Dellallar; Dellal, hizmet karşığında satılan malın bedelinden ondalık hesabı ile ücret alan aracılara denirdi. Onlar mal konusu üzerinde ihtisas sahibi insanlardı. Uzmanlık alanlarına göre ayrılırlardı; ev, arsa dellalları, bedestan dellalları, balıkhane dellalları gibi...




Hasırcılar




Hasır, kurumuş bitki sapları ve saz gövdelerinin birbirine geçirilmesiyle örülen, genellikle taban döşemesi, bazen duvar ve tavan kaplaması olarak kullanılan bir cins yaygıdır. Hasırlar, yapıldığı sazın incelik, kalınlık ve türüne göre Trablus hasırı, Mısır hasırı, Kaba hasır vb.adlar alırdı. Boyanmış sazlarla hasırlara desenler yapılırdı.

Osmanlılarda hasırcılık, 17.yy’dan başlayarak önemli zanaat kollarından biri durumuna geldi. İstanbul’da Hasırcılar Çarşısı adıyla, çarsısı bile vardı. Günümüzde hasırcılık, sadece kırsal kesimde belli oranda devam etmektedir.



Kassarlar





Eski kayıtlarda kassar şeklinde tesadüf edilen çırpıcı kelimesi, Türk diline “çırpmak” kökünden geldi. Boyalı şeyleri çırpıp suya vuran anlamına gelir.

Kassarlar ise özel bir şekilde inşa edilmiş taş havuzlarda halı, kilim, tülbend, keçe ve benzeri şeyleri yıkama yani suda çırparak temizleyen kişilere denirdi.



Keçeciler





Keçe, yün, kıl ya da pamuğun ıslak ortamda çiğnenip dövülerek liflerinin birbirine kaynasmasıyla elde edilen ve örtü, yaygı, çadır, giysi yapımında kullanılan kaba kumaştır. Keçe Orta Asya’dan beri Türkler tarafından bilinmektedir. Osmanlılarda Konya, Diyarbakır, Afyon, Isparta, Uşak, Urfa, Bursa keçe üretim merkezleri olarak tanındı. Ahilik örgütleri içinde yer alan esnaf loncalarında keçecilik, önemli bir yer tutuyordu.

Kalfa ve ustalar 6-7 yıl süren hairlik dönemlerinde yün ditme, yün atma, ayakla yün tepme, kalıba yün hazırlama, hamamda keçe pişirme gibi yöntemleri öğreniyorlardı.



Koşumcular





Koşum, bir koşum hayvanının araba, kağnı gibi araçlara ya da saban, pulluk gibi aletlere kosulmasini sağlayan kayış takımıdır. Koşumcu, cesitli koşum parçalarını yapan kimsedir. İlk koşum takımlarına M.Ö. 4 yy’da Mezopotamya’da rastlanmaktadır. Günlük hayatında ve meydana getirdiği uygarlıklarda atın büyük yeri olan Türkler koşum takımlarını, Orta Asya’dan beri kullanmaktaydılar.

Bugün koşumculuk, koşum hayvanlarının önemini kaybetmesiyle birlikte kaybolmaya yüz tutan bir meslek haline gelmiştir.




Mahyacılar




Mahyacı, yazı veya şekli önce kareli kağıt üzerinde planlar her bir kareye isabet eden çizgiye göre yapılacak düğümleri hesaplar. Sonra ayrı ayrı iplere kandiller (lambalar) dizilir, böylece harf ve çizgiler sırasıyla minareler arasındaki yerini alır.

İşte o zaman mahya ustaları bir ömür boyu kazandığı hünerle, aylardan beri büyük bir titizlik ve gizlilik içerisinde hazırladığı tasarılarını uygulama alanına koyarak, sema ekranında sergiler. Bütün bu işler eskiden bir sır, bir rekabet ve bir yarışma havasını da taşırdı.

Her gece yeni bir mahya kuranlar olduğu gibi, teravih namazından önceki mahyasını, teravihten sonra yeni bir mahya ile değiştirme ustalığına sahip, mesleğinin aşığı, sanat rekabetine gönül vermiş ünlü mahyacılar da vardı. Usta mahyacılar, namazdan önce gerdikleri mahyayı, herkes teravihte iken, birkaç saat içerisinde yenisiyle değiştirirdi.

Diğer camilerin mahyacılarına bir bakıma tatlı bir meydan okuyuş anlamına gelen bu gösteriyle, unutulmaz ramazan gecelerine renk ve heyecan katarlardı.



Nalbantlık





Nalbantlık, At, eşek, katır gibi binek ve hizmet hayvanlarının toynaklarına koruma amacıyla, nal çakma zanaatına nalbantlık denir. Nallar hayvanın toynağınaa “nal tokmağı”denen tahta tokmaklar ya da nallama adı verilen özel çekiçle çakılır.

Geçmişte ulaşım, taşımacılık ve çeşitli hizmetlerde hayvanların yaygın olarak kullanılması nedeniyle, nalbantlık 20.yüzyılın ilk yarısına kadar önemini korudu. Osmanlı ordusunda nalbant ihtiyacını karşılamak üzere, bir Askeri Baytar Mektebi’nin kuruldugu biliniyor.




Esansçılık




Esansçılık, iki kapaklı dört tarafı cam bir kutu içine yerleştirilmiş küçük şişelerde esans satma işidir. Esançılar genellikle köy, kasaba ve şehirlerin pazar yerlerinde, kahvehane, lokanta gibi toplu yaşama mekanlarında dolaşır; belli ücret karşılığında bir miktar esansı bir enjektör aracılıyla müsterilerin üzerine püskürtürlerdi.

Esansçılığın dev bir sektöre dönüştüğü günümüzde, eski tip esanslara ve esansçılara çok az rastlanmaktadır.




Semercilik





Semer, beygir, katır, eşek gibi hayvanların sırtına yük bağlamak bazende binmek için kullanılan, ağaç bir iskeletin sazla doldurulmuş “yatak”tan oluşan üstlüğüdür. Semer genellikle ağaç, çuval ve sazdan yapılır. Yük bağlamak ve binek hayvanına rahat binmek için kullanılır. Semerler boyunlu ve çatal semer olarak ikiye ayrılır. İlk kez Araplar ve İranlılar tarafından kullanıldığı söylenir. Türklere de onlardan geçmiştir.



Kaşıkçılık





Kaşıkcılık, Anadolu’da, ilk kaşığa, Çatalhöyük ve Hacılar’da rastlanmıştır.(M.Ö. 6000yıl). Kaşıklar Anadolu’da yapıldıkları malzemeye göre adlandırılır. Önce topraktan yapılan kaşıklar daha sonra tahtadan ve madenden yapılmaya başlandı. Tahta kaşıklar daha çok simsir, ardıç, gürgen, meşe, armut, karaağaç, gibi ağaçlardan, metal kaşıklar ,demir, bakır, pirinç, gümüş ve altından yapılır.

Anadolu’da kaşıkları ile ünlü merkezler arasında Konya, Akseki, Kaş, Gedi, Gevye, Taraklı, Bolu, Kastamonu, Bergama, Bursa, Eskişehir, Anamur, Silifke özellikle anılabilir.



Sedefkârlık





Sedefkârlık, sedef üzerinde çalışma, sedef kakma esya yapımıdır. Bu işi yapan ustalara da sedefkâr denirdi. Sedefkârlık Osmanlılar’da önemli bir meslekti. Özellikle 16.yy’da kendine özgü bir üslup kazanmıştı. Osmanli Sarayında sedefkârların çalıştığı özel atölyeler vardı.

Bunlar, tahtlardan saltanat kayiklarına kadar, padişahların pek çok eşyası üzerinde bu ince sanatı uygulama imkanı buluyorlardı. Bugün önemini büyük ölçüde kaybeden sedefk
ârlık konusunda, Topkapı Sarayı’nda sedef kakmalı eşyaların restorasyonuyla ilgilenen bir bölüm bulunmaktadır.



Zembicilik





Hasırdan ya da sazdan örülerek yapılmış kulplu torbaya zembil denir. Selçuklular’ın ve Osmanlılar’ın günlük hayatında zembil eşyalarının büyük önemi vardı.

Sanayileşmenin gelişmesiyle birlikte zembil eşyaların günlük hayat içindeki önemi büyük ölçüde kaybolmuştur. Bugün zembil eşyaları, daha çok kentlerin varoşlarında ve kırsal kesimde üretilmekte ve kullanılmaktadır.




Urgancılık





Urgancılık, urgan yapım ve satış işidir. Urgan kenevir, keten, jut, pamuk gibi dogal liften yada poliamid, polyester gibi sentetik liften yapılır. İnsanlık tarihinde önemli bir yere sahip olan, urgancılık mesleğinin geçmişi Antik Çağ'a kadar uzanmaktadır.

Sanayileşmenin gelişmesi, sicim ve urganların mekanik olarak üretilmesiyle birlikte günümüzde urgancılık mesleği, kaybolan meslekler arasına katılmıştır.




Taş İşçiliği





Yerleşik hayata geçmeleriyle birlikte, Türklerin hayatında taş'ın önemli bir yeri olmuştur. Selçuklular’dan başlayarak Türkler, taşi sanatkarane bir şekilde işlemeye, kemer ve nakış süslemeye büyük önem vermişlerdir. Han, hamam ve kervansaraylarda, bugün bile hayranlıkla izlenen benzersiz örnekler ortaya koymuşlardır.

Günümüzde hem taşın öneminin azalması hem de “sanatkar” bakışın kaybolmasıyla birlikte taş işçiliği de giderek azalmaktadır.



Çömlekçilik





Çömlek, topraktan yapılan ve pişirilerek sağlamlaştırılan kap, tenceredir. Çömlekcilik, Anadolu’da Cilalı Taş devrinden beri bilinmektedir. Özellikle Mersin, Çatalhöyük, Hacılar, kültepe ve Boğazköy çömlekleriyle ünlüdür.

Günümüzde bilinen en eski çanak çömlek örnekleri, Anadolu’da Çatalhöyük’te ele geçen ve yaklaşık 9000 yıl önceye ait seramiklerdir. 12.yy’da Ortadoğu’da İslam çanak çömlekçileri sır maddesini kil hamuruyla karıştırıp saydam yumuşak porselen yapımını denemişlerdir.

__________________
LoDoS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
23 Üyemiz LoDoS'in Mesajına Teşekkür Etti.