Tekil Mesaj gösterimi
Eski 20.03.10, 19:24   #1
SuLTaN
Fosforlu

SuLTaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Konular: 708
Mesajlar: 4,453
Ettiği Teşekkür: 36956
Aldığı Teşekkür: 24739
Rep Derecesi : SuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyor
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Türkçenin Çürütülmesi

Dil, bir milletin özüdür. Eğer bir toplumun üretkenliği, geleceğe dair umutları varsa, insanlarında coşku, sevgi ve dayanışma varsa, bu mutlaka dillerine yansır. O yüzden Türkçemiz bu kadar zengin ve gelişmeye açıktır. Her ulusun dili, o milletin kültürünü taşır. Dil, hem bir aynadır geçmişi bugüne yansıtır hem de bir yaratım aracıdır.


Atatürk’ün de söylediği gibi: ‘Türk dili, Türk toplumunun kalbidir, beynidir’ İnsan, kendini anlatmak, kendi dışında olup bitenleri algılamak için dili kullanmak zorundadır Her insan, kelimeleri bir araya getirerek özgürce kurduğu düşüncesini en iyi ana diliyle ifade edebilir.

Çünkü insanlar, en güzel ana dilinde konuşur, düşünür ve üretir.



Dil, toplum yaşamına yön veren güçlerin etkisi altındadır. Türk toplumunun yaşamına da para büyük ölçüde egemen olduğundan ve bu paranın kaynağı dışarıda olduğundan, dilimiz yabancı güçlerin etkisi altında. Türkçenin gelişmesini engelleyerek, düşünce üretimine engel olunuyor. Siz ülkenizde ana dilinizden daha çok yabancı dillere önem verirseniz ve bunları eğitim dili olarak da kabul ederseniz, ister istemez de geçlik bu yabancı dile ve o ulusun kültürüne özenecektir.

Genç beyinler, aynı toprak gibidir; bugün ne ekersen, yarın o çıkar. Belli bir zaman sürecinde Türkçe ve buna bağlı olarak kültürümüz o kadar geriletildi ki şimdi ülke gençliği Amerikan kültürünün ve dilinin kuşatması altında. Ne acıdır ki bugün levis kot pantolonu, nike ayakkabısı olmayan, kendini ezik hissediyor. Okullarda insanlar birbirini, ayakkabılarının markasıyla değerlendiriyor. Toplumu, eğitim kurumları yerine kitle iletişim araçları yönlendiriyor. Medyada yeterli denetimin yapılmamasından dolayı, deyim yerindeyse, Türkçenin organlarının sökülüp çıkarılması, hayata karşı duyarlı olan tüm insanların beynini, kalbini ve belleğini örseliyor
Kirlene kirlene; kirletile kirletile dilimiz, ne yazık ki kirli bir mendile dönüştü. Hiç zaman kaybetmeden, herkes,Türkçeyi koruma konusunda bir şeyler yapmak, bu konuda taraf olmak zorundadır. Ana dilimizde bilinçlenmenin toplumun tüm kesimlerinde hızla yayılması için, –çoğu şeyde olduğu gibi– önce bir kıvılcım gerekli. Okuyup yazanlar, düşünüp tuvale dökenler, yontup şekillendirenler ve daha niceleri, bir an önce Türkçeyi yoğun bakıma almak zorundalar. Bir toplumun kendine güvenmesinin ilk kuralı, diline sahip çıkmasıdır.

Belediyelerimize de Türkçenin korunması konusunda görev düşüyor. Bu bağlamda Karaman,Niğde ve Malatya Belediyeleri işyeri isimlerinin Türkçeden başka bir dil olmaması konusunda karar aldı. Bu tür çalışmaları görmek, bizleri mutlu ediyor.

İlginç bir ülke olmamızdan dolayıdır, düşünce işleriyle uğraşanlarımız da dile pek fazla önem vermiyor. Konuşmak da, yazmak da insana özgü en güzel eylemlerdendir. Dilini işlemeyen insan, düşüncesini de işleyemez. Çalgısını akort etmeden çalan sanatçı neyse, dilini düzenlemeden yazmaya kalkan aydın da odur. Söyledikleri karmakarışık bir gürültü olmaktan öteye gidemez. Çünkü gelişigüzel yazan, gelişigüzel düşünür.

Yabancı dille eğitim konusuna gelince; ben Antalya Anadolu Lisesi’nde son sınıf öğrencisiyim. Benim dönemim, ortaokulu da Anadolu Liselerinde okuyan son öğrenciler. Biz ortaokulda matematik ve fen bilgisi derslerini İngilizce olarak gördük. Şimdi daha iyi değerlendirebiliyorum; o zamanlar bu dersleri İngilizce görünce, kendimizi bir şey sanıyorduk ama o zaman gördüğümüz İngilizce matematik ve fen, kelimenin tam anlamıyla yarım yamalak bir eğitim oldu.

Daha konuyu tam anlamadan, terimlerin İngilizce karşılıklarını ezberliyorduk. İngilizce olan dersi kimse anlamadığından, öğretmenlerimiz Türkçesini de öğretmek zorunda kalıyordu. Daha ortaokulda konuyu zor anlarken, bir de bunu İngilizce öğrenmeye çalışmak, tam bir işkence oluyordu. Sınavlarımızı da İngilizce olduk, üç sene boyunca İngilizce olarak gördüğümüz matematik ve fen bilgisi derslerinin kimseye bir yarar sağladığına inanmıyorum.

Öyle bir noktaya gelinmişti ki öğretmenlerimiz bizi konuyu İngilizce anlatmakla korkuturdu. Oktay Sinanoğlu’nun da dediği gibi, ‘yabancı dille eğitim, düşünceyi kısırlaştırıyor’ Onun için en iyi, en güzel eğitim, insanın ana diliyle yapılan eğitimdir.

Türkçemiz üzerinde oynanan oyunlar, bilinçli bir şekilde sözcüklerin kullanımının kısıtlanması, ideolojik olarak kelimelerin paylaşılması, Türk gençliğinin ana diline; Türkçesine yabancılaştırılması, farklı dillere yönlendirmeler, toplumun kalbi medyada kasıtlı olarak Türkçeye saldırıları, onu yıpratmak için elinden geleni yapan programcılar, Türkiye Cumhuriyeti insanını birkaç yüz kelimeye sığdırma çalışmaları, öyküye, romana, yazınsal yapıtlara önem verilmeyişi de beraberinde getiriyor.

Geçmişi geleceğe taşıyan dildir, yazıdır. Şimdi dili bozarak, bizleri geçmişten soğutmaya, dünümüzü unutturmaya çalışıyorlar.

Gençliği edilgenleştirmek isteyenler, şunu bilmeliler:

Tarihin her döneminde gençlik, toplumların dinamiği, devrimlerin itici gücü olmuştur. Türk gençliği de Türk devriminin güvencesidir.

21 yy’da dünya küçülürken Cumhuriyet Gençliği olarak biz, hiçbir dogmaya bağlı kalmadan bilimle, bilgiyle, Atatürkçü düşüncenin ışığında ilerliyoruz.



Alıntıdır
SuLTaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz SuLTaN'in Mesajına Teşekkür Etti.