Tekil Mesaj gösterimi
Eski 01.04.10, 17:35   #1
LaLe
Ne Mutlu Türküm Diyene

LaLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2490
Mesajlar: 21,832
Ettiği Teşekkür: 88528
Aldığı Teşekkür: 127783
Rep Derecesi : LaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Atatürk’ün Vasiyetnamesini Yazmaya Karar Verişi

Atatürk’ün vasiyetnamesini yazmaya karar verişi






Atatürk'ün vasiyetini nasıl düzenlendiğini, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak şöyle anlatmıştır :



"1938 senesi sonbaharı, Dolmabahçe Sarayı'ndayız. Bir sabah Atatürk'ün yatak odasına girdim. Büyük adam, yatağında başı biraz yüksekte arka üstü yatıyordu. Salonu solgun bir güneş kaplamıştı. Yüzü fildişi rengindeydi. Yüzü her gün biraz daha zayıflayıp uzuyor, o gök mavisi gözleri irileşiyordu. Ben yatağının ayak ucuna doğru, gösterdiği yere oturdum. Her zaman ki sorularını yineledi : "Ne haber?"

O günlerde Avrupa'da siyasal hava çok bozulmuştu. Atatürk genel kaygılara ve bir takım tehlikeli belirtilere karşın Almanların daha, İtalyanlarınsa hiç hazırlanmamış olduklarını ileri sürerek müsterih bulunuyor. O yıl savaş olmayacağını, anlaşmazlıkların mutlaka bir pamuk ipliğine bağlanacağını, savaşı ancak 1939 yılında ya da ondan sonraki yıllarda beklemek gerektiğini söylüyorlardı. Son yirmi dört saat içindeki günlük konulara ilişkin gelen haberleri özetledim. Görüşünü doğrular nitelikte olan bu haberleri ilgiyle dinliyor, ara sıra bazı şeyler soruyor ve kısa cümlelerle değerlendirmeler belirtiyordu. Böyle olmakla birlikte düşünceli ve heyecanlı olduğu belliydi. Sözlerimi bitirince sağ kolunu bana doğru uzattı. Doktorlar, kesin gerek olmadıkça güç harcamasını yasakladıkları için hareketlerinde yardım ediyorduk. Elini tuttum, doğruldu. Yatağının içinde bağdaş kurdu. Birkaç dakika denize ve karşı kıyıya baktı. Belliydi ki heyecanını yenmeye çalışıyordu. Gözlerini bana çevirdiği zaman, uzun kirpiklerinin ıslandığını fark ettim. Bütün hastalığı boyunca yanımda gösterdiği tek zaaf (bu yüce sakinliğe zaaf demek uygunsa) buydu. Sonra önüne baktı ve ağır ağır konuşmaya başladı.

"Bu yolda konuşmak benim için de senin için de ağır bir şey ama başka çaremiz yoktur. Konuşmaya mecburuz çocuk. Hani seninle ara sıra bir işimizden söz ederdik. Üstelik bunun için de yasa çıkarılmıştı: Şu vasiyet konusu. Bugün yarın o işi bitirmeliyiz. Nasıl olsa bir gün karnımdan su alınacaktır. Ne olur ne olmaz. Bağırsaklardan biri delinebilir, başka bir arıza olabilir. Herhalde sakınımlı olmalı."





Atatürk’ün Vasiyeti
Atatürk'ün 5 Eylül 1938 günü Dolmabahçe'de düzenleyerek İstanbul 6. Noteri İsmail Kunter'e teslim ettiği vasiyetnamesidir :






"Malik bulunduğum bütün nukut (nakitler) ve hisse senetleriyle Çankaya'daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi'ne atideki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum:

1- Nukut ve hisse senetleri, şimdiki gibi, İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.

2- Her seneki nemadan, bana nispetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, Makbule'ye ayda bin, Afet'e 800, Sabiha Gökçen'e 600, Ülkü'ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile'ye şimdiki yüzer lira verilecektir.

3 - Sabiha Gökçen'e bir ev de alınabilecek ayrıca para verilecektir.

4- Makbule'nin yaşadığı müddetçe Çankaya'da oturduğu ev de emrinde kalacaktır.

5- İsmet İnönü'nün çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç oldukları yardım yapılacaktır.

6- Her sene nemadan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil Kurumları'na tahsis edilecektir."


Kemal Atatürk







LaLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.