Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.05.10, 10:02   #5
YOLCU
Tam Üye

YOLCU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 17
Mesajlar: 314
Ettiği Teşekkür: 113
Aldığı Teşekkür: 526
Rep Derecesi : YOLCU Karimasını arttırmak için doğru yerdeYOLCU Karimasını arttırmak için doğru yerdeYOLCU Karimasını arttırmak için doğru yerdeYOLCU Karimasını arttırmak için doğru yerdeYOLCU Karimasını arttırmak için doğru yerdeYOLCU Karimasını arttırmak için doğru yerdeYOLCU Karimasını arttırmak için doğru yerdeYOLCU Karimasını arttırmak için doğru yerdeYOLCU Karimasını arttırmak için doğru yerdeYOLCU Karimasını arttırmak için doğru yerdeYOLCU Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: none
Standart Cevap: 27 mayıs'ın utanç belgesi

Hakime göre Ankara'da yürüyüş yapan subaylar iyi çocuklarmış

2 Aralık 1960 tarihinde başlayan 'Topkapı olayları davası'nda Celal Bayar, Adnan Menderes, Kemal Aygün, Ethem Yetkiner başta olmak üzere 60 sanık yargılanıyordu. Başsavcı, İsmet İnönü'yü İstanbul Topkapı'da öldürmek için büyük bir hazırlık yapıldığını, bunun için de adam tutulduğunu ve toplanan bu insanların ellerine sopalar tutuşturulduğunu iddia ediyordu. Duruşmalarda Hakim Salim Başol, hürriyet mücadelesi veren üniversite gençliğine neden mani olunduğunu soruyor, belki de ağzından kaçırarak şöyle diyordu: "Çocuklar bir şey uğruna canla başla çalışıyorlar." Aslında Başol'un 'bir şey uğruna' dediği şey darbenin ön hazırlığıydı.

İhtilalden sonra MBK başkanlığına getirilecek olan dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel, 27 Mayıs darbesinden birkaç hafta önce Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes'e bir mektup vermişti. Ethem Menderes, bu mektuptan Başbakan'a ayak üstü bahsetmiş, ayrıntısına girmemişti. Darbeden sonra Resmi Gazete'de yayımlanan bu mektupta Başbakan Adnan Menderes, ülkedeki gelişmelerle ilgili olarak uyarılıyor; Celal Bayar'ın cumhurbaşkanlığından ayrılması isteniyordu. Mektubun orijinalindeki "Cumhurbaşkanı Adnan Menderes olmalı" kısmı sansürlenerek yayımlanmıştı.
'MEKTUBU GÖRSEYDİN, ÇOK MÜHİMMİŞ'
Yassıada duruşmalarında ne savcı ne de hakim, bu mektuptan söz açmak istedi. Bir ara söz açıldı, sadece o zaman da Hakim Başol, mektuptaki Adnan Menderes'i öven kısımları okumadı bile... Mektubun içeriğinden ilk kez burada haberdar olan Menderes, hakimi hayretler içerisinde dinliyordu. Başol, "Yazık, bunu yazan daha o vakit üç silahlı kuvvetlerden birinin başıydı. Bence tek başına yazılacak bir şey de değil. Çünkü gayet mühim ve tehlikeli." diyerek, Adnan Menderes'e dönüp şu soruyu yöneltti: "Peki siz bu mektup hakkında ne muamele yaptınız?"
Menderes: Bu mektubu şimdi dinliyorum beyefendi.
Hakim Başol: Hiç göstermedi mi?
Menderes: Hayır beyefendi. Yalnız Gürsel Paşa'dan bir mektup aldığını söyledi... Bu metni aynen görmüş olsaydım...
Başol, mektup olayını hızlıca geçiştirme niyetindeydi; ama yeri gelmişken Menderes'e dokundurmadan da edemedi: "Mektubu neden dikkate almadınız? O vakit lüzum hissetmemişsiniz, şimdi hayati olduğu anlaşılıyor." Sıra iddianameye gelmişti... Savcının suçlamaları aslında bütün bir Yassıada duruşmalarındaki iddianamelerin özeti gibiydi. Asıl amaç şu cümlelerde ortaya çıkıyordu. Celal Bayar ve Adnan Menderes, İsmet İnönü'yü öldürmekle suçlanıyor ve toplam 12 sanık hakkında idam talep ediliyordu: "Sanık Celal Bayar ve Adnan Menderes, Tek Parti diktatörlüğünü gerçekleştirmek amacıyla ve muhalefetin görevini yapamaması yolunda yıllardır tatbik eyledikleri kanun, karar ve fiillere ilaveten, bu partinin mevcudiyetinin en önemli unsuru olarak gördükleri İnönü'yü öldürerek muhalefetin başını koparmak yollarını aradıkları, bu istikamette politikalarıyla anayasa dışına çıktıkları... Bu politikalarını da Topkapı'da uygulamaya koyduklarını görüyoruz..."
__________________
YOLCU isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz YOLCU'in Mesajına Teşekkür Etti.