Tekil Mesaj gösterimi
Eski 26.06.10, 23:18   #1
Nazlı
Süper Üye

Nazlı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2010
Konular: 306
Mesajlar: 2,955
Ettiği Teşekkür: 4786
Aldığı Teşekkür: 9601
Rep Derecesi : Nazlı muhteşem bir gelişmedeNazlı muhteşem bir gelişmedeNazlı muhteşem bir gelişmedeNazlı muhteşem bir gelişmedeNazlı muhteşem bir gelişmedeNazlı muhteşem bir gelişmedeNazlı muhteşem bir gelişmedeNazlı muhteşem bir gelişmedeNazlı muhteşem bir gelişmedeNazlı muhteşem bir gelişmedeNazlı muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: Hasta
Standart Trajedi İstanbul

1.perde/ çok zaman

Kadın
geçer şehrin önünden her
gece böyle pervasız
yer
arka
sokaklar
bir bank
ve havada kar kokusu




hışımsız dolanacak diline maval
kızıl ve safran renginde masal
her kavga dişe diş acıtan kanatan
çok sonraları biriken öfke
hastalıklı bir telaş
intikam



kayıp gençliğin sonrasında imtiyazsız aşk
korkusuz çizik düş
veryansın
bırak yansın




gece kaçıncı sessiz çığlıkta,
bu kaçıncı sustalı bekleyiş
dar
sokak,
ayak sesleri ve uykusuz kaç kadın
göğsüne batırılmış onca korku dik yokuş


kadın intikam, kadın hınç
kadın baştan başa öfke
kadın dipdiri yalnızlık




adam sapsarı beniz: kramp ve acz
ve titrek
sokak lambası
üryan yanılgı



nikotin kokulu soğuk ter döken düşleri
başına bela kıskançlık nöbetleri
serseri bir baş ağrısı
zonklayan kınasız ellerinde kıymık

meyvesiz düşler




2. perde/geniş zaman





müstehcen bir film, farzı mahal
nâhoş istiare
sonrası karanlık kuşku
eksik etek bir gülümseme kanatsız kuş
kaçıncı es geçiş dudak kenarı dokunuş
bedelli



kanlı bıçaklı
sokak düşleri
deşifre muhbir mecburiyet



keskin bir koku gölgesi kan
hızla çıkılan öfke ve solunan günah
şimşek hızı




adam ölümü düşünür
oda soğuk
kadın aldırmaz

gül büz/üşür
gül ölür


ardında
topuklarından sızan kan izleri
tanıksız cinnet
fasılasız




3.perde/ son




Kadın,

yakıcı lodosa döner yüzünü
sessizce iç geçirir
aklına kazır haritasını
İstanbul’un
koyup masaya gölgesini karanlık ruhunun
ne çok üşür deniz
martılar ne çok korkar


düşünmekten haylice geçkin
şerefesi tozlu bir aydınlık ısıtırken içini


‘’ Hayye ales-salâh

Hayye alel-felah

Essalatü hayrün minen nevm’’
oysa
‘’elveda meyhaneci ’’diyordu dolmuştan gelen şarkı



okkalı bir küfür düşürür
sokaklarına onursuzluğun
bu hüzün yutmuş arabesk
bu şarkılar
ah bu
İstanbul
genzinde vahşi koku
öldürecektir
öksürük nöbetlerinden evvel




‘’hayy
salah
felah
minen nevm’
p/aklanmalıdır



yeniden yalvarır
kalacak yürek, gidecek cesaret dilerken


kararır
gözü
tutunur boşluğa
son trenden az evvel
huzura doğru





2010 /
haziranonbeş
__________________
Nazlı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Nazlı'in Mesajına Teşekkür Etti.