Tekil Mesaj gösterimi
Eski 05.11.10, 10:07   #1
Sibel
Ziyaretçi
Sibel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Konular:
Mesajlar: n/a
Rep Derecesi :
Ruh Halim:
Standart Japonya’da Bir Osmanlı Gemisi | Ertuğrul Fırkateyni

Ertuğrul Fırkateyni 120 yıl sonra yurda dönüyor. İyi niyet elçisi olarak gittiği Japonya’da batan geminin kalıntıları ve çıkarılan eserler Mersin’den başlayarak birçok şehirde sergilenecek.






1889 1890

1876 yılında tahta çıkan Sultan II. Abdülhamit Uzak Doğu’da parlamaya başlayan Japon İmparatorluğu ile ilişkileri geliştirmeye karar verir. 1878’de ‘Seiki’ Okul Gemisi’nin ziyareti ile başlayan bu ilişkiler hızla gelişir ve İmparator Meiji’nin II. Abdülhamit’e İmparatorluğun en büyük nişanı olan Krizantem Nişanı’nı vermesi ve Sultan’ın da buna 1. Rütbe Murassa Nişanı’yla karşılık vermesiyle daha da güçlenir. 1887 Eylül’ünde İmparator Meiji’nin amcası Prens Komatsu’nun ziyaretinden sonra II. Abdülhamit Japonya’ya bir gemi göndermeye karar verir.

Seçilen gemi Ertuğrul Fırkateyni’dir. Geminin yaşlı ve bakımsız olması dile getirilerek sefere çıkamayacağı itirazları oluşur. Buna rağmen 79 metrelik firkateyn 609 kişilik mürettebatıyla Miralay Osman Bey komutasında 14 Temmuz 1889’da İstanbul’dan ayrılır. Üç ay sürmesi planlanan sefer kaza ve aksilikler sonucu 11 aylık uzun bir yolculuğa dönüşür. Gemi Tokyo’nun limanı Yokohama’ya varır.

Getirdikleri nişan ve hediyeleri İmparator Meiji’ye sunan Ertuğrul ekibi büyük ilgi görür. Üç ayı geçen bir süre Yokohama’da kaldıktan sonra dönüş yolculuğu başlar. 16 Eylül günü rüzgâr gittikçe kuvvetlenir, akşama doğru şiddetli bir tayfun şeklini alır. 21:30 civarında Japon ana adasının en güney noktası olan Oshima Adası’nın ucundaki Funagora kayalarına çarparak dağılır. Beş yüzün üstünde denizci şehit olur, kurtulan 69 asker ve subay Oshima halkının gayretleriyle tedavi edildikten sonra Hiyei ve Kongo gemileriyle İstanbul’a dönerler.

Acı sona rağmen Ertuğrul denizcileri görevlerini başarıyla tamamlamışlardır; iki ülkenin ilişkilerini geliştirmek amacıyla yola çıkmış olan Ertuğrul Fırkateyni Türk-Japon dostluğunun temel taşı olmuştur.
















2004 2010

1890 yılından beri Ertuğrul Fırkateyni’nin kalıntıları çok iyi bilinen bir noktada yatıyor: Funagora Kayalıkları. Ertuğrul’un hatırası bu adada hâlâ yaşıyor: Denizin azgın sularına yüksekten bakan Ertuğrul Müzesi’nde geminin tarihi ve kalıntıları sergileniyor. Acı kaybımızı ve iki halk arasındaki derin bağları hatırlatan Türk anıtı ise biraz ileride. Yolun sonunda, kurtulan denizcilerin karaya çıkmasına rehberlik eden deniz feneri 120 yıldır olduğu gibi hâlâ ayakta ve Japonya ve dünyanın dört bir yanından adaya gelen ziyaretçileri selamlıyor.
Türkiye’de sualtı arkeolojisi alanında seneler boyu çalıştıktan sonra Ertuğrul konusundaki fikrimiz soruldu. 2004 yılında Kushimoto’ya yaptığımız kısa ziyaretten sonra projenin büyük potansiyel vaat ettiğine ikna olduk ve hazırlıklara başladık.

Türk ve Japon araştırmacılardan oluşan ekibimiz 2007 yılından bu yana fırkateynin kalıntıları üzerinde çalışıyor. Fırtınalar ve deniz hareketleri 120 yıldır gemiden geriye kalanlara zarar vermiş ancak su yüzeyinin 13 metre altında yatan gemi ve denizcilerden geriye kalanlar hâlâ görülebiliyor. Kum ve deniz kabukları arasında subayların düğme, kemer ya da ayakkabılarını, altın ve gümüş sikkeler, tabancalar, kurşunlar ve parçalanan gemiden kalan çivi, palanga, makine parçaları, kapı ve lambalardan kalan kırık camlarla yan yana yatarken gördüğünüzde, ürpertici bir his sizi zamanda geriye doğru bir yolculuğa çıkartıyor.

Geminin Japon İmparatoru’ndan Osmanlı Sultanı’na gönderilen ve yerine ulaşamayan hediyelerden oluşan zengin yükünden arta kalanlar, denizin altında yatıyor ve gün ışığına çıkmayı bekliyor: Zarif porselenler ve İstanbul’a Japon sanatının kendine özgü egzotik tadını sunan süslemeleriyle kalaylı tepsiler… Merkezinde imparatorluk ailesinin simgesi olan 12 yapraklı krizantem bulunan süslü tabak, belki de en önemli bulgularımızdan biri.

Su altında dört yıl süren arkeolojik çalışmalardan sonra, Bodrum’daki Sualtı Arkeolojisi Enstitüsü ve Japonya’daki Kushimoto kentinin katkılarıyla, devasa Ertuğrul bulmacasının parçalarını oluşturan 6 binden fazla bulguyu su altından çıkardık, laboratuarımızda temizledik, katalogladık ve fotoğraflarını çektik. Birbirinden çok uzaktaki bu iki halk arasındaki işbirliği ruhu, bu kez bir araştırma projesinde hayat buldu.


























  Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz 'in Mesajına Teşekkür Etti.