Tekil Mesaj gösterimi
Eski 06.11.10, 12:46   #1
Sibel
Ziyaretçi
Sibel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Konular:
Mesajlar: n/a
Rep Derecesi :
Ruh Halim:
Standart Türk Musikisi’nin Piyanosu | Kanun




Değerli Türk romancılarından Kemal Tahir’in, esprili iki kanun tarifi vardır. Şöyle der: “Kanun, büyük sineklerin delip geçtiği, küçük sineklerinse takılıp kaldığı bir örümcek ağı; Artaki’nin sazıdır”... Demek ki kanun, birinci anlamıyla gücü sadece küçük sineklere yeten bir örümcek ağı, ikinci anlamıyla da çağımızın başlarının ünlü Ermeni kanunîsi Artaki (Candan) Efendi’nin sazıymış. Şimdi latifeyi bir yana bırakıp sazın tanımına geçelim...








Kökeni Antikçağ'da

Müzik aletleri insanla beraber doğup geliştiği için, kanunun ortaya çıkışı hakkında kesin bir saptama yapmak zor. Bazı kaynaklarda kanunun, 10. yüzyılda Türkistan’da yaşamış olan ünlü İslam alimi Farabi tarafından icat edildiği rivayet edilir. Albert Lavignac, Konservatuvar Lugatı ve Müzik Ansiklopedisi’nde kanunun bir Arap buluşu olduğunu öne sürüyor; kimi de, bu sazın Asya’da Türkler tarafından icat edildikten sonra göç yoluyla Orta Asya’dan Anadolu topraklarına getirildiğini...

Bu çalgının Arabistan’a, uzun yıllar Osmanlı egemenliği altında kalan İran’dan taşındığı da bir başka bilgi... Gün ışığına çıkarılan bazı tarihî belgeler ise, bu sazın kökeninin antikçağa kadar uzandığını gösteriyor. Kanunun Avrupa sahnesinde yerini alışı ise çok eskilere dayanmıyor. Örneğin Fransa, bu sazla Napolyon’un 1792’de Mısır’a yaptığı seferler sonucu tanışmış.

Parlak sesiyle her türlü duyguyu ifade etmeye uygun bir özelliği olan kanunun çok geniş bir şekilde Osmanlı döneminde de kullanıldığını görüyoruz. Özellikle 18. yüzyılda hanımların da bu saza çok ilgi gösterdiklerini, Osmanlı saray hayatını incelemek için gelen gezgin ve ressamların eserlerinde bulabiliriz... 1738-1742 yılları arasında İstanbul ve İzmir’de bulunan İsviçreli ressam J. E. Liotard’ın çizdiği saz takımındaki kanunlar, onun 18. yüzyılda kullanıldığını gösteren diğer belgeler...






Büyük Virtüöz; Hacı Ârif Bey

İcat edilişinden sonraki uzun süreçte birtakım değişikliklerle bugünkü şeklini alan kanun, düz bir tahta üzerine paralel olarak gerilmiş tellerden oluşan bir enstrüman. 20. yüzyıl başlarına kadar hayvan bağırsağından yapılan 'kiriş tel'ler, daha dayanıklı olmaları, daha güçlü ses vermeleri ve çeşitli kalınlıklarda bol miktarda bulunması nedeniyle yerini naylon tellere bıraktı. Kanun, geçen yüzyıla kadar çok güç olan şekliyle çalınıyordu. Yani sol elin baş parmağının tırnağı ile tellerin çeşitli yerlerine bastırıp perdeleri bulmak suretiyle... 'Mandal' denilen metal parçacıklar kullanılmaya başlanınca, icra kolaylaşır hale geldi. Kanuni Hacı Ârif Bey için, kanunun mandalsız olarak çalındığı devrin en büyük kanun virtüözü diyebiliriz... Ondan sonra ilk gerçek virtüözümüz sayılması gereken Ferid Alnar, henüz çok genç yaşında alışılmadık icralarıyla büyük beğeni toplamış ve 20 yaşına gelmeden usta bir kanun sanatçısı olarak sivrilip tanınmış.

1946'da 'Yaylı Sazlar ve Kanun için Kanun' konçertosunu besteleyen Alnar'dan sonraki kanun icracıları arasında Âmâ Nazım Bey, Vecihe Daryal, Ahmet Yatman'ı sayabiliriz.

Kanun, bir müzik aleti olarak özelliğini ve üstünlüğünü, göğüs ağacı, bölme ve balkonları, derisi, eşiği ve mandal sistemi gibi ustalık isteyen elemanlarından alır. Çalgının göğsünde, kutu içindeki sesin dışarıya daha güzel çıkmasını sağlayan altı adet işlemeli kafes vardır. Sağ tarafında 12-19 santimetre ölçüsünde oğlak veya yayın balığı derisiyle kaplı dört bölüm bulunur ki, ‘eşik’ adı verilen kelebek köprünün dört ayağı, tellerin yükünü deriye yükler. Kanun yapımında kullanılan ağaçlar çok çeşitli. Köknar, ladin, çınar, ıhlamur, gürgen ve kayın bunlardan birkaçı...






Musikinin Maestro Sazı

Kanunu çalacak kişinin ilk işi, onu dizleri üstüne yerleştirmek. Ardından da her iki elin işaret parmağına kaplumbağa kabuğundan yapılmış ‘mızrap’ ve onu tutan metal yüzükler takmak...

Beste içerisindeki bemol ve diyezlere göre mandallar sol elle ayarlanırken, sağ elle de melodi çalınır. Musikimizin mızraplı sazları içinde çın çın öten sesiyle en dişisi, yani en kalabalık topluluklarda bile kendini duyuran sazı kanun, sabit akortlu ve hazır sesli olması bakımından çalınması kolay gibi görünen eşsiz bir renk ve melodi sazıdır. Halk arasında “Kedi gezinse bir nağme çıkar” deyiminin yerleşmiş olması da işte bu yüzden.





Tüm parmaklar kullanılarak çalınan kanun, arp ve gitar tekniğine yakın bir teknikle çok sesli çalışmalara da en açık ve uygun bir çalgı olarak Türk Musikisi’nin piyanosu olarak adlandırılabilir. Eski üstad Uzunyan’dan sonra, günümüzdeki en iyi kanun yapımcıları arasında Ejder Güleç, Ümit Bolu, Erkin Gürdoğan, Ataç Sevil, Mustafa Sağlam yer alır.




1981’den bu yana ABD’den Japonya’ya kadar gittiğim yaklaşık 40 ülkede, çeşitli konserler verdim. Bunların sonucunda tespit ettiğim en önemli noktalardan biri de, kanun sazının her türlü müziği icra edebilmesi sonucu insanları kolaylıkla etkisi altına alabildiğidir. Hem bir eşlik sazı, hem de solist sazıdır kanun...




Grup ile çalındığında diğer bütün sazları alır ve sürükler götürür. Türk Musikisi’nin maestro sazıdır, yani bir nevi şefidir... Hem caz, hem de oda müziği tarzında eserleri ve aynı zamanda solist saz olmanın getirdiği avantajla senfonik eserleri kolaylıkla seslendirebilmesi, bu saza ayrı bir önem kazandırır.
Gültekin Aydoğdu
Tahir Aydoğdu



  Alıntı ile Cevapla
8 Üyemiz 'in Mesajına Teşekkür Etti.