Tekil Mesaj gösterimi
Eski 07.11.10, 21:56   #1
Sibel
Ziyaretçi
Sibel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Konular:
Mesajlar: n/a
Rep Derecesi :
Ruh Halim:
Standart Türkülere Hayat Veren İmza... Bağlama

Binlerce yılın birikimini ve büyük göçün izlerini taşıyan bağlama, Anadolu’nun en yaygın halk çalgısı, türkülere hayat veren imzadır.

Bağlama… Halk müziğimizin kök hücresi ve ‘ozanlık geleneği’nin kültürel hafızası. Soy kütüğümüz, parmak izimiz. Anadolu’nun özgün motiflerinden biri ve en yaygın halk çalgısı. Toplumsal genlerimize, müzikal şifreler kodlamış tarihsel bir enstrüman.

Ve kopuz…

Şamanlarca kutsal sayıldığı için çeşitli ayinlerde kullanılan, Asya kökenli, telli Türk çalgısı. Kıl kopuz, oklu kopuz, çertme kopuz, çerti kopuz, kolca kopuz (kollu kopuz) gibi birçok türe ismini veren ata sazımız.




Kopuzdan Bağlamaya

Türklerin batıya göç serüvenine tanıklık ederek gelir uygarlıklar beşiği Anadolu’ya. Nehirler misali bir büyük denize akan gezgin ozanlar, akıncılar ve ‘Horasan erenleri’ ile... Göç yollarında yeniden yoğrulur, tanıştığı birçok kültürle etkileşerek. Yetinmez, Anadolu’nun zengin kültür birikimiyle de kucaklaşır. Değiştikçe gelişir, geliştikçe değişir. Büyük Selçuklular ve Osmanlılarla Kafkasya’dan Balkanlar’a, Ortadoğu’dan Kuzey Afrika’ya dek yayılır. Ve bu uzun yolculuğun her durağında, yeni yeni türevleri doğar kopuzun…

MS 14. yüzyıla gelindiğinde, evriminde önemli bir ivme yaşanır kopuzun. Fiziksel özellikleri, tınısı, ses rengi ve çalma tekniği, köklü değişimlere sancılanır. Kolca kopuzun sapına ‘perde’ bağlanmasıyla bağlama şekillenmeye başlar Anadolu’da. Önce iki telliden üç telliye dönüşür. Tellerin yalnızca sayısı değil, niteliği de değişir.

At kılı, hayvan bağırsağı ve ipekten üretilen tel yerine, metal kullanımına geçilir. Böylece, ‘şelpe’ tekniği olarak bilinen, parmaklarla çalma geleneği zamanla terk edilir. ‘Tezene’ ya da ‘mızrap’ ile tanışılır. Derken, göğüs kısmının yapımında deriden vazgeçilir ve madensel telin basıncını karşılayabilmek için ağaç kullanılmaya başlanır. Zincirleme olarak, sazın boyutu büyür ve sap boyu uzar. Bu gelişme, ‘düzen’ denilen akort zenginliğini getirir beraberinde. O da, armonik yapının evrimini. Ezgiler, giderek farklılaşır ve çeşitlenir. ‘Yöresel tavır’lar kişilik kazanır böylelikle.

Kopuzun bazı türlerine ‘saz’ denilmesi 15. yüzyıla rastlar. Binlerce yılın birikimini ve büyük göçün izlerini taşıyan bağlama ise, benzeş sazların ortak adı olur sonradan.





Bağlama Ailesi

Hayli kalabalık olan bağlama ailesinin üyeleri; yapılarına, tel ve perde sayılarına, boyutlarına, akort türlerine, çalınış biçimlerine, aşiret ve kavimlere, bölgelere ve çalındıkları mekânlara, hatta söyleniş biçimlerine göre meydan sazı, divan sazı, bağlama, bozuk (Bozok Türkmenleri’ne ait), tambura, çöğür, âşık sazı, cura, divan curası, bağlama curası, tambura curası, parmak curası, karadüzen, kopuz, komus, kobus, kobız, komıssaz, sazılak, çeşte, çangür, çağur, ruzba, ırızva, dombra (tambura), dütar, dıngıra, dıngırdak, destek, ikitelli, çiftetelli, bulgari, yelteme, baz, berene, harek vb. gibi birçok değişik adla anılır. Bu terminolojik farklılıklar, yaygınlığını ve çeşitliliğini gösterir bağlamanın...

Kolca kopuzun -belki de- Anadolu’daki ilk evrim basamağı olan ‘cura’, ailenin en küçük ve en ince ses veren çalgısıdır. En büyük ve en kalın sese sahip olan versiyonu ise ‘meydan sazı’dır. Son dönemlerde, daha çok bas partilerini icrada kullanılan ve ritm ağırlıklı olarak çalınan ‘bas bağlama’nın yanı sıra, farklı ve güçlü bir tınısı olan ‘elektro bağlama’ da yaygınlaşmaktadır.

Bağlama, aslen üç ana bölümden oluşur: Tekne, göğüs ve sap... Sap kısmında, misina ile bağlanmış ‘perde’ler vardır. Kopuzun perdesiz bir çalgı olarak doğduğu, sonradan bağlanan ilk perdelerin ise ‘pentatonik’ olduğu bilinir. Yerleşik düzene ve toplu icralara geçilmesiyle birlikte, tel ve perde sayıları artar. Günümüz Türk Müziği’nde kullanılan ‘komalı sistem’e ait 24 ses, bağlamada da kullanılmaya başlanır.





Günümüz bağlaması, genellikle yedi tellidir. Tellerin, üzerinden geçirilerek tekneden burgulara dek gergin bir şekilde kullanılabilmesini sağlayan araçlara ‘eşik’, akort yapmaya yarayan parçalara ise ‘burgu’ denir. İkişerli ve üçerli olarak üç grup hâlinde takılan teller, istenen ‘düzen’e akortlanabilir. Çeşitli yörelerde ve farklı adlarla kullanılan yirmi civarında düzen vardır. Birçok alt grupları da bulunan ana düzenler, bozuk düzeni, bağlama düzeni, misket düzeni ve müstezat düzenidir. Bunlar, yörelerin tonal ve makamsal özellikleriyle doğrudan bağlantılıdır.





Ağaçlar Birbirini Sevmeli

Gelelim, yaprak veya oyma olarak üretilen bağlamanın yapımına: Özen gösterilen ilk aşama ağaç seçimidir. Özgül ağırlığı fazla olan, sert yapılı ağaçlar tercih edilir. İyi ses verebilme özelliği bulunan bu ağaçlar titizlikle seçilir ve doğal ortamda kurumaları sağlandıktan sonra sazın iskeleti oluşturulur. Bağlamanın tekne, göğüs, sap, eşik ve burgu gibi farklı bölümlerinin yapımında dut, ardıç, kestane, kavak, ceviz, gürgen, ladin, kayın, maun, şimşir, sedir, abanoz, kelebek ve ıhlamur gibi değişik ağaçlardan yararlanılır. Ancak, bağlama yapım ustaları, söz konusu farklı kısımları üretirken bile, birbirine yakın özelliklere sahip ağaçları kullanırlar. Bunun önemini de, “Ağaçlar birbirini sevmeli” diyerek ifade ederler.

Yani, bağlamanın bedeninde de, yüreğinde de aşk bulunmalı ve bu aşk, yüzyıllar boyu söylenecek türkülerin ateşi olmalıdır.

Çok sözleri az, az sözleri öz söylemek gerekirse; toplumsal öykülerimiz olan türküler, bağlamanın gönderinde dalgalanan kültür bayraklarımızdır. Onlara ilişkin bilimsel ve çağdaş araştırmalar yapmak ise evrensel ufuklu bir çaba… Bağlama da, türküler de, yalnızca ülkemizin değil tüm insanlığın, ‘Dünya’ adlı bu gezegenin ortak kültür miraslarıdır. Yeryüzünde yaşam devam ettiği sürece aşk, umut, mutluluk, şikayet, başkaldırı, acı, keder, sevinç gibi insani duygular bu sazın havası, suyu olacak ve türküler yüreğimize akmaya devam edecektir.










Arif Sağ



  Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz 'in Mesajına Teşekkür Etti.