Tekil Mesaj gösterimi
Eski 11.01.11, 14:21   #3
şövaLye
Tam Üye

şövaLye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2011
Konular: 36
Mesajlar: 256
Ettiği Teşekkür: 827
Aldığı Teşekkür: 1028
Rep Derecesi : şövaLye Karimasını arttırmak için doğru yerdeşövaLye Karimasını arttırmak için doğru yerdeşövaLye Karimasını arttırmak için doğru yerdeşövaLye Karimasını arttırmak için doğru yerdeşövaLye Karimasını arttırmak için doğru yerdeşövaLye Karimasını arttırmak için doğru yerdeşövaLye Karimasını arttırmak için doğru yerdeşövaLye Karimasını arttırmak için doğru yerdeşövaLye Karimasını arttırmak için doğru yerdeşövaLye Karimasını arttırmak için doğru yerdeşövaLye Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Kitaplığımdan...(Türk Edebiyatı)




Yeşil Gece / Reşat Nuri GÜNTEKİN

İnkılap Kitabevi, 1998
222 Sayfa

"Toplumsal yönü ağır basan ve o dönemde var olan -günümüzde yeniden filizlendirilmek istenen- çağ dışı görüş ve uygulamalara dikkat çeken yorumuyla roman, medresede yetişen, ancak sonra öğretmen okulunu bitirerek Anadolu'daki bir kasabada, gerici ve çıkarcı birtakım güçlerle savaşan, idealist bir gencin yaşadıklarını anlatıyor.Atatürk Devrimi'nin o coşkulu havası içinde, çok güçlü sezgi ve gözlemlerle kaleme alınmış bu kitapta, toplumumuzun o günkü bütün büyük sorunları, yürekli biçimde tartışılıyor. Romanın kahramanı Şahin Hoca'nın kişiliğini oluşturan nitelikler, mücadelesi ve uğradığı yenilgilerin öyküsü sayılabilir." (tanıtımdan)

"...'Yeşil Gece’nin Şahin Hoca'sı edebiyat tarihimizin karakter olabilmeyi başarabilmiş ender roman kahramanlarından biridir. Reşat Nuri Güntekin, onun acısını, acısından çıkan olgunluğunu, kişisel dönüşümünü öyle başarıyla verir ki, bu 'Yeşil Gece'yi bir roman olarak da başarılı bir yapıt yapmaya yeter bir ölçüttür. Oysa materyalizmden, idealizme geçişin ışık hızıyla yaşandığı günümüzde ne kadar güzel bir karakterdir Şahin..." (Nihat Ateş)

"Yeşil Gece", büyük ozan Nâzım Hikmetin değerlendirmesiyle en önemli on Türk romanından biridir.





**********
Reşat Nuri GÜNTEKİN kimdir?



1889 yılında İstanbul’da doğdu.
Annesi, Erzincan valisi Yaver Paşa'nın kızı Lütfiye Hanım, babası ise askeri tabip Nuri Bey'dir.

İlköğrenimine Çanakkale'de başladı.
Babasının, mesleği gereği değişik illerde bulunması nedeniyle Reşat Nuri öğrenim yaşamını değişik okullarda tamamladı.

1912 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi ve Bursa’da öğretmenliğe başladı. Değişik okullarda öğretmenlik yaptı. Milli Eğitim müfettişiliği, Çanakkale milletvekillliği (1933-43), Paris Kültür Ateşe'liğinde bulundu. 1954 yılında emekli oldu.

Yazı yaşamına 1917 yılında başladı.
İlk yapıtı, uzun öykü türündeki "Eski Ahbap" aynı yıl basıldı.
Daha sonra tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayınlarken bir yandan da Şair Dergisi, Nedim Dergisi, Büyük Mecmua'da öyküler yazdı.

"Çalıkuşu"nun 1922 yılında Vakit gazetesinde yayınıyla büyük bir ün kazandı.
İdealist ve aydın Feride’ yi anlatan roman, az okumuş ve aydın iki sınıfı doğal ve canlı diliyle etkiledi.

Kahramanları genelde tek yönlü olan yazar, olay kahramanlarını çevreyle birlikte verir. Anadolu insanını iyi tanıdığı, eserlerinden anlaşılır. Hemen hemen bütün romanlarında dekor olarak taşra kasaba veya kentleri ve sorunlarıyla Anadolu ortamı görülür. Bazı eserlerinde genç cumhuriyetin toplumsal ideallerini işlemiştir.Yapıtlarına konuşma dilinin zenginliğini zorlanmadan yansıtır. Romanlarında sosyal ve duygusal konuları işleyen yazar, küçük öykülerinde bunların yanına gülmeceyi(mizah) de eklemiştir.

Reşat Nuri Güntekin, tedavi için gittiği Londra’da 7 Aralık 1956 günü yaşama veda etti.

Öykü, roman ve oyunlarıyla edebiyatımızda önemli bir yere sahip olan ve yapıtlarının tümü ölümünden sonra, eşi Hadiya Hanım tarafından bir külliyat halinde yeniden bastırılan Güntekin, Hikmet Feridun'la yaptığı bir konuşmada çalışma yöntemlerini şöyle açıklar:

"Roman ve hikâye yazarken konunun evvela asıl canlı noktası, amudi fıkarisi (belkemiği) gelir. Bu amudi fıkaridir ki bana yazmak arzusunu verir. Bu bazen bir vak'a olur, beni alâkadar eden bir vak'a.. Fakat çok kere pek alakadar olduğum insan tipi. (Şu vak'ayı veya şu insanı, şu tipi yazayım) derim. Bu suretle eserin iki adımı atılmış olur. Mevzuu pek iptidai bir şekilde fikrime gelir. Hiçbir zaman hemen derhal bu mevzunun planını yapıp da yazmağa başladığım vaki değildir. Bulduğum mevzuu zihnimde bir köşeye atarım. Onun francala hamuru gibi kendi kendine kabarması için uzun müddet bırakırım. Çok defa aradan birçok senelerin geçtiği de vakidir. Bu müddet zarfında mevzua bazı ilaveler yaparım. Bazı kısımlarını tayyederim, atarım, çıkarırım. Vakaları retuş ederim. Tipleri develope ederim (geliştiririm).. Yazma işine başladığım zaman da çok muntazam çalışırım. Romanın sonunu nasıl bitireceğimi tayin etmeden yazıya başlamam. Evvela umumi bir şema yaparım. Fakat eser henüz definitif (kesin, belirli) olmamıştır. Ortada şahıslar vardır, vakalar vardır, eserin ana hatları vardır. Fakat yazmaya başladıktan sonra şahıslar ekseriyetle hüviyetlerini değiştirirler, evvelce hiç düşünmediğim vak'alar, yeni şahıslar gelir. (Muhit dergisi, 1933; anan: Muzaffer Uyguner, Reşat Nuri Güntekin, Ağustos 1967) Kişilerine sevgiyle sokulan bir romancıdır Reşat Nuri. Genellikle onların gerçek yaşamlarındaki en belirgin özelliklerini yitirmeden yansıtmaya çalışır. Gözlem yeteneği yaşama çok geniş bir perspektiften bakma olanağını sağladığı için romanları geçiş dönemi yaşayan ülkemizden "insan manzaraları" çizme başarısına ulaşmıştır."

- Öykü kitaplarından:
Tanrı Misafiri (1927)
Sönmüş Yıldızlar (1927)
Leyla ile Mecnun (1928)
Olağan İşler (1930)

- Gezi yazılarından:
Anadolu Notları (1936 ve 1966)

- Oyunlarından:
Balıkesir Muhasebecisi (1953)
Tanrıdağı Ziyafeti (1955)

- Romanlarından:
Gizli El (1922)
Çalıkuşu (1922)
Damga (1924)
Dudaktan Kalbe (1925)
Akşam Güneşi (1926)
Bir Kadın Düşmanı (1927)
Yeşil Gece (1928)
Acımak (1928)
Yaprak Dökümü (1930)
Kızılcık Dalları (1932)
Değirmen (1944)
Miskinler Tekkesi (1946)
Kavak Yelleri (1950)
Kan Davası (1955),

(güven ankara tarafından derlenmiştir.)
__________________
Ulusal onurdan yoksun olanlar, insanlık onurundan da yoksundurlar...
şövaLye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
şövaLye'in Mesajına Teşekkür Etti