Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.02.11, 15:53   #46
LaLe
Ne Mutlu Türküm Diyene

LaLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2490
Mesajlar: 21,832
Ettiği Teşekkür: 88528
Aldığı Teşekkür: 127782
Rep Derecesi : LaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Günün İçinden...

Bekir Coşkun'un Postal isimli köşe yazısını duygulanarak okudum ve köpeği olmayanın onun sevgisini anlayamayacağını ima ettim yorumumda.

Köpeğimiz 2.5 aylıktı bize geldiğinde. Litvanya'dan bir aile dostumuz bana hediye getirmişti. Sabahın çok erken saatiydi kapı çaldığında, geleceğinden haberim bile yoktu. Odamın kapısı açıldı, yarı uyur gözlerle kapıya baktım, kapı önünde yerinde duramayan dünyalar güzeli bir Springer Spaniel, hem de BJK renklerinde. Hemen yatağımdan doğruldum, o şımarık bunu bekliyormuş zaten, hemen yatağıma zıplamaya çalıştı. O güne kadar asla yatağımda köpek falan yatıramam diyen ben, onunla sarmaş dolaş olmuş ve bunu sonra da sık sık yapar olacaktım.

Yavruydu o... Bildiğiniz ufak bebek inanın, hiçbir farkları yok. Şefkat araması, yaramazlığı, oyun oynamak istemesi.... Ağzının yanık süt gibi kokması... Uyurken rüya görüp çıkardığı sesler... İnanın hepsinin bir ufak çocuktan farkı yok.


Kızdırdığı zamanlar da oldu tabii. Mesela evde koltukların bacaklarını, masanın bacaklarını kemirmeye çalışıyor. Benim bir çorabımı buldu mu doğru yatağına götürüp, üzerine yatıyor, almak istediğimde ise bana hırlıyordu. Bir tarafından ben, bir tarafından o çorabı çekiştiriyorduk. Ama beni çok sevindiren yaramazlığı, hiç sevmediğim bir tanıdığımızın bizi ziyaretinde yeni almış olduğu pabuçlarının arkasını kemirmesiydi.


Yerlere çişini, kakasını yaptı. Yatağıma işedi. Halılarımıza işedi. Okuldan geldiğimde sevinçle beni karşılayıp, kucağıma zıplayarak şarıl şarıl kucağıma işedi. Kimine kızdım, kimini temizlemekten hiç gocunmadım.


Göl kenarı, ya da deniz kenarına gittiğimizde benim daha ''dur, hayır, sakınnnn'' dememe fırsat kalmadan, cupppp attı kendini suların içine. Kimi zaman pis suların içine atladı. Zift dolu denize girdi. Patileri ve karnındaki tüyler zift oldu hep. Çıkartmak için saatlerce uğraştım. Eziyet çekti tinerin kokusundan, biliyorum...


Büyüdü, olgunluk zamanına geldi, duruldu. Ama yine de sevinçli zamanlarında şımarıklıklardan geri kalmadı.


Ağladığımda karşıma oturup, kafasını yana çevirip dik dik gözlerime bakarak, hafif ağlamaklı bir ses çıkararak göz yaşlarımı yaladı. Koca evde yalnız kalmak onun sayesinde bana hiç korku vermedi. Film izlerken koltukta kucağıma kendini iyice yayarak horul horul uyudu.


Aile fertlerinden birinin arabası daha sokağın köşesine gelmeden kapı önünde dimdik oturup beklemeye başladığında bize ''ailemden birileri geliyor, sizin haberiniz yok'' mesajını verdi.

Sonra anne oldu. Bir sürü, çoğu kendi renklerine benzeyen, yavruları oldu. Doğumuna bir gün kala hazırlığını yaptı. Halbuki biz çoktan yapmıştık bile, ama o kendi istediği, kendi dürtüsüne göre hareket etti.

Koridorda ufak bir kilerimiz var. Okunan gazeteleri orada yerde biriktiriyoruz. Aslında oraya pek girmez, ama akşam vakti girdi ve patileri ile gazeteleri yere dağıttı. Sonra üzerlerinde tepinir gibi iyice yaydı onları. Dağıtma işi bitince yattı üzerlerine. Ne kadar çağırdıysam gelmedi. Annem ''dokunma, o çok sürmez doğum yapacak'' dedi.

Hiç uyumadım, onunla beraber bende bekledim. Gece saat 2 yi geçiyordu kasılmalarıyla ilk bebeğini doğurdu. Veterineri de çağırdık hemen. Doğan yavrunun üzerindeki zarı yırtması, göbek kordonunu dişleri ile kopartması ve yavrunun nefes alması için onu diliyle yalayarak masaj yapması benim hüngür hüngür ağlamama sebeptir. O herşeyi kendi doğasına göre yapıyordu, hiç kimse ona birşey öğretmemişti... Tam 5.5 saat sürdü son bebeğin gelmesi. Bütün yavruları mis gibi yaptı. İnanın sanki yıkanmış gibilerdi ve hepsi annesinin memesinde toplanmışlardı.

Sonra büyüdü yavrular, ayaklandılar ve.. ve... ve.... Kısaca hepsini hediye ettik ve anne hala bizimle. Bebeklerin verilmesinin ardından birkaç gece ağladı. Yavruların oynadığı ufak bir oyuncak vardı. Hep o oyuncağı evde nereye gidiyorsa oraya taşıdı. Zaman zaman koklayarak ağlamaklı sesler çıkardı. Sonra sakladım o oyuncağı, daha fazla bunalıma girmesin diye, unuttu... Ya da ben öyle sanıyorum.

Yaramazlık yok artık. Çok olgun ve akıllı.

Zaman zaman bir süre sonra bizi terk edip gideceğini düşünmüyor da değilim.

Daha uzun süre bizimle beraber olmasını dilemekten başka yapacak birşeyim yok, zira sağlıklı yaşaması için herşeyi yapıyoruz zaten...

Postal'ın Annesi beni duygulandırdı ve çenem düştü
LaLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
10 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.