Tekil Mesaj gösterimi
Eski 01.03.11, 19:17   #2
LaLe
Ne Mutlu Türküm Diyene

LaLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2490
Mesajlar: 21,832
Ettiği Teşekkür: 88528
Aldığı Teşekkür: 127782
Rep Derecesi : LaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Cengiz Aytmatov (1928 - 2008)

Aytmatov’un eserlerinden, eserlere konu olan Kazak ve Kırgız Türk boylarının din telakkileri hakkında da ipuçları çıkarmak mümkün. Eserlerinde yöre insanının din anlayışı, İslamiyet ve Şamanizm’in harmanlandığı, İslamiyet’ten uzak olmayan ama Şamanist unsurlarda içeren bir ‘töre’ anlayışı çerçevesinde şekillenmekte. Gün olur asra bedel romanında, kadim arkadaşı Kazangap’a layıkıyla bir cenaze töreni yapmak isteyen Yedigey, yeni yetişen neslin din ve gelenek karşısındaki aldırışsızlığına isyan eder. Dostu için yaptığı törende dini gereklilikleri ihmal etmek istemeyen, arkadaşının naaşını atasından gördüğü gibi kıbleye doğru koyan, Kur’an okuyan Yedigey, etrafındaki gençlere, cenazeyi nasıl gömdüğüne dikkat etmelerini, kendi ölünce de onu böyle gömmelerini öğütler.
Burada yazar halk içinde din duygusunun kaybolmasına sebebiyet veren rejim ve onun uygulayıcılarına yedigey’in dilinden okuduğu lanetlerde, milletinin dininden, tarihinden, kendinden uzaklaşması karşısında duyduğu üzüntüyü dile getirir. Eserlerinden, her ne kadar dinden uzaklaşmış olunsa da yüzyıllardır insanların hayatlarını şekillendiren İslam’ın izlerinin toplum hayatından kolayca silinmediği anlaşılmakta. Lakin eserlerde at eti yeyip kımız içen, Atların tanrısına, Boynuzlu maral anaya dua eden karakterlerin varlığı, Kırgız ve Kazak Türkleri arasında alttan alta geleneklerde yaşayan Şamanizm’in kalıntıları olarak kendini gösteriyor;

Ey Isık-Göl, yeryüzü’nün gökyüzü’ne bakan gözü! Sana sesleniyorum ey suları buz tutmayan göl! Ey kutsal ebedi Varlık! Kadere hükmeden Gök tanr gözünü köpüklerine çevirdiği zaman, duamı O’na ulaştırasın diye, sana sesleniyorum... Yıldırım Sesli Manasçı’dan
.

Ey koruyucu Çoban Ata, koyunların koruyucu ruhu! İşte sürülerin ilk kuzusu! Onu kolla, bütün kuzuları kolla! Biz çobanları da kolla!... Elveda Gülsarı’dan
Aytmatov’un kuşkusuz en önemli özelliği romanlarında kullandığı folklorik malzeme. Halk ait olan her şeyden, kültüründen, coğrafyasından yani insanından haberdar olması Aytmatov’un farklı yanı. Destanlardan, masallardan, atasözlerinden söylentilere, fırtına habercilerine (halkın tecrübeleri) vs kadar. Bunların arasında efsaneler ve masallar ön plana çıkıyor. Beyaz gemi romanı ile efsane ve masalları eserlerinde daha ağırlıklı kullanmaya başlayan Aytmatov, Gün Olur Asra bedel ve onun devamı olan Cengiz Han’a Küsen Bulut romanlarında da efsanelere yer veriyor. Beyaz Gemi’de hikaye bir masala dayanıyor; Boynuzlu Maral Ana destanı. Düşmanları tarafından kılıçtan geçirilip kimsenin sağ bırakılmadığı bir kabilede düşmanlarının gözünden kaçan bir kız bir oğlan iki küçük çocuğun, yavruları insanlar tarafından öldürülen bir maral tarafından sahiplenilmesini anlatan masal Aytmatovun kaleminde iyiyle kötüyü çarpıştıran, iyiliğin pasif olamayacağına vurgu yapan bir hikayenin malzemesine dönüşüyor. Gün Olur Asra Bedel’de ise mankurt efsanesi ve raymalı aga ile begimay hikayesi anlatılıyor. Cengiz han’a küsen bulut’ta ise romana ismini veren efsane, han’ın üzerinde onun gittiği yere giden ve o iyilik yaptıkça orada kalacak olan bir bulut. Aytmatov, efsane ve masalları kendi hayalinde değiştirip onları konuyla ve zamanımızla örtüşen bir zemine çekiyor. Bir mülakatında, eserlerinde kullandığı efsane ve masalları orijinal halleriyle kullanmadığını, günümüz için daha çarpıcı olacak şekilde değiştirdiğini söylüyor.

Aytmatov’un eserlerinde yer verdiği bir diğer folklorik öğe ise türküler. Onun yaptığı sadece türküleri hikayede kullanmak değil, türküler hakkında bir hassasiyet oluşmasını sağlamak, onlara dikkat çekmektir. Nitekim hikayelerinde kullandığı türküleri, türkünün doğduğu ortamın şartlarıyla, ardındaki hikayelerle birlikte alır. Eserlerinde birçok yerde türkülere verdiği önemin altını çizer;


“... bir türkü söylenmektedir, ya genç yada yaşlı bir çobandır bu türküyü söyleyen. Dedem beni hemen durdurur: ‘bak dinle, der, böyle türküyü her zaman duyamazsın.’ Orada durup dinleriz. Dedem içini çekerek sesin geldiği tarafa bakar ve başını sallar.”


“dedem diyor ki, geçmiş zamanların birinde bir han başka bir hanı tutsak almış. Bu han tutsağına: “Eğer istersen benim kölem olarak yanımda kalır uzun zaman yaşayabilirsin. İstemezsen en büyük arzunu yerine getirir, sonra da seni öldürürüm”, demiş. Tutsak han düşünüp cevap vermiş: “Köle olarak yaşamak istemiyorum, beni öldür daha iyi. Ancak öldürmeden önce herhangi bir çobanı buraya getirmeni istiyorum.” “Ne yapacaksın o çobanı?” “Ölmeden önce ondan bir türkü dinlemek istiyorum.” Dedem diyor ki, işte böyle vatanlarının bir türküsü için canlarını feda eden insanlar varmış. Böyle insanları görmeyi ne kadar isterdim! Herhalde onlar büyük şehirlerde yaşıyorlar.


“Türküyü dinlerken dedem kulağıma fısıldar: İlahi! Ne büyük insanlarmış eski insanlar! Ne türküler yakmışlar

Aytmatov’un Kırgız şifahi edebiyatının ana unsurları olan masal, efsane ve türkülere yaptığı vurgunun altında, insanına kendini hatırlatma çabası vardır. Gün olur asra bedel romanında Abutalip adlı öğretmen halk içinde dinlediği masal ve türküleri yazıya dökerek gelecek kuşaklara aktarma telaşı içerisindedir.



Senden geniş nehir var mı ?
Senden aziz yurt var mı Enesay?
Senden derin bir dert var mı Enesay?
Senden özgür olan var mı Enesay?
Senden geniş bir nehir yok Enesay,
Senden aziz bir vatan yok Enesay,
Senden derin bir dert de yok Enesay,
Senden özgür özgürlük yok Enesay,
Enesay, Yenisey nehrinin kırgızca ismi.


Aytmatov’un başarısının ardında, onun, devasa Kırgız kültürünün yazılı edebiyattaki ilk temsilcilerinden biri olmasının yanında, kendi kültüründen, coğrafyasından, insanından haberdar olmak yatmaktadır. Beslendiği kaynak daha nice Aytmatov’lar çıkaracak gürlüğe sahiptir.



Eserleri
  • Dağlar Devrildiğinde-Ebedi Nişanlı (Son romanı - 2007)
  • Darağacı - Dişi kurdun Rüyaları (1988)
  • Gün Olur Asra Bedel ,(Kırgız Türkçesi, 1980),
  • Fuji-Yama (Fuji Dağının Tepesi 1973)
  • Beyaz Gemi (Kırgız Türkçesi, Ак кеме : Ak Keme, 1970)
  • Selvi Boylum Al Yazmalım , (1970)**
  • Elveda, Gülsarı! (1966)
  • Dağlar ve Steplerden Masallar (1963)
  • İlk Öğretmenim (1962)
  • Cemile (Kırgız Türkçesi, 1958)
  • Yüzyüze (1957)
  • Zorlu Geçit (1956)
  • Toprak Ana
  • Cengiz Han'a Küsen Bulut
  • Çocukluğum
  • Kızıl Elma
  • Hiroşimalar Olmasın
  • İlk Turnalar
  • GülSarı
  • Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek
LaLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
8 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.