Tekil Mesaj gösterimi
Eski 05.03.11, 01:58   #1
Bahar
Tam Üye

Bahar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2010
Konular: 64
Mesajlar: 265
Ettiği Teşekkür: 39
Aldığı Teşekkür: 992
Rep Derecesi : Bahar isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Ruh Halim: Keyifli
Standart Atatürk ve Kin




Gazi Mustafa Kemal İzmir Türkocağı’nda Çayda...
Sağında: Fahrettin Altay Paşa, Solunda: Kâzım Dirik (2 Şubat 1931)


Atatürk, bir işi yaparken fayda ve zararını sadece kendisi açısından değerlendiren insanların bencil olduğunu düşünürdü. Asıl olan insanların yaptığım iş başkalarına ve özellikle benden sonra geleceklere ne kazandırır veya ne kaybettirir, diye düşünebilmeleridir. Bu anlayış insanları bencillikten uzaklaştırır, ufkun ötesini görmelerini sağlayarak başkaları için bir şeyler yapmanın zevkine onları ulaştırır. İnsanların bencil, kinci ve bağnaz olmalarında bu düşünceden yoksunluk vardır.


Aşağıdaki olayda görevini yapmadığından dolayı evlatlarının zarar göreceğini düşünmeyen babayla, kendini o görevlinin evlatlarını düşünmek zorunda hisseden gerçek baba Atatürk’ün anlayış farkını yansıtmaktadır.Atatürk’ün asla kini yoktur. Bir kimseye ne kadar kızarsa kızsın, bir süre sonra affeder, olanları unutur, bir daha duymak bile istemezdi. Bu yüzden civarındakilerden birçokları zaman zaman gözden düşer, sonra yeniden affedilir, yeniden eski mevkiini alırdı.

Fakat, asla göz yummadığı şey, bir kimsenin ekmeğiyle oynanmasıydı.Yeni harflerin kullanılmasının kararlılıkla takip edildiği dönemde bir seyahati esnasında bir hükümet bürosuna girdi. Açtığı bir defterde bir deste eski harflerle yazılmış notlar ve kağıtlar buldu. Defterin sahibi yaşlı bir memurdu.Atatürk, hayatında ender rastlanan bir hiddetle memurdan başladı, amirde bitirdi, hepsini kovdu.

Dışarı çıkarken de:
- Bunlar mikroptur, efendim! Milli bünyenin iyiliği namına temizlenmeli!... diye bağırdı.
Akşam oldu, vilayet konağında bir ziyafet vardı. Bir aralık söz yine yeni harflere geldi. Atatürk, valiye sordu:
- Bugünkü yobazlara ne yaptın?
Vali:
- Görevlerine son verdim, paşam. Esasen ücretli hizmetlilerdi.Atatürk durakladı, sonra usulca:
- O olmadı işte!... dedi. Bu adam, kabahatli, muhakkak!... Fakat, çoluğunun çocuğunun suçu ne? Onları aç bırakmaya hakkımız yok. Onu görevine usulca iade et!... Biz adamları cezalandırmalıyız, ama ekmekle oynamak doğru değildir!...

N.A. BANOĞLU, Nükte ve Fıkralarla Atatürk, s.325-326



Bahar isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Bahar'in Mesajına Teşekkür Etti.