Tekil Mesaj gösterimi
Eski 25.03.11, 15:39   #2
MyStery
Gerçek Üye

MyStery - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2011
Konular: 180
Mesajlar: 713
Ettiği Teşekkür: 2975
Aldığı Teşekkür: 3776
Rep Derecesi : MyStery muhteşem bir gelişmedeMyStery muhteşem bir gelişmedeMyStery muhteşem bir gelişmedeMyStery muhteşem bir gelişmedeMyStery muhteşem bir gelişmedeMyStery muhteşem bir gelişmedeMyStery muhteşem bir gelişmedeMyStery muhteşem bir gelişmedeMyStery muhteşem bir gelişmedeMyStery muhteşem bir gelişmedeMyStery muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Osmanlı Döneminde Minyatür Sanatı

17. Yüzyıl Türk Minyatürü




II. Mehmed'in Gentile Bellini tarafından yapılmış portresi

Yüzyılın ilk hükümdarı olan ve genç yaşta tahta çıkan Sultan 1. Ahmed (1603-1617) döneminde Türk minyatürü örnekleri değişik türde eserlerde karşımıza çıkar. Devrin vezirlerinden ve aynı zamanda başarılı bir vassale sanatçısı olan Kalender Paşa tarafından hazırlanarak genç Sultana sunulan Falnâme ve birkaç albüm bu dönem Türk kitap sanatının en önemli yapıtlarıdır. Alışılmışın dışında boyutlarda hazırlanan (47.5 X 34.5 cm.) Falnâme tam sayfa ölçüsünde 35 minyatür vardır. Kitabı hazırlayan Kalender Paşa eserin önsözünde, minyatürlerin karşı sayfasında yer alan metnin o minyatürü açan kişinin falı olduğunu belirtir. Resimler genellikle dinsel temaları işler. Uslup farkları çeşitli saray musavvirlerinin iş birliğini gösterir.


Günümüzde Sultanın adıyla tanınan Albüm ise tımarhane, kaplıcada yıkananlar, maskeli dansların yapıldığı gece eğlencesi gibi konuların işlendiği o dönem Osmanlı toplumunun çeşitli kesimlerindeki günlük yaşamı belgeleyen resimlerin yanı sıra, İran’da olduğu gibi Saray ve çevresindeki tiplerin tanıtıldığı tek figür çalışmalarını kapsar (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp. B. 408).

Albümün önsözünde Kalender Paşa, resimleri toplayarak bir araya getirdiğini ve sultana sunduğunu yazar. Kalender Paşa albümün vassalelerini ve kaat’ı süslemelerini yapmıştır. Olasılıkla Kalender Paşa tarafından aynı dönemde hazırlanmış bir diğer minyatürlü albüm Dublin, Chester Beatty Kütüphanesi’ndedir.

Nakkaş Sinan Bey tarafından yapılan II. Mehmet resmi


Sultan 1. Ahmed dönemini anlatan bir Şahnâme olmamasına karşın Osmanlı tarihi ile ilgili minyatürlü yazmalar hazırlanmıştır. Bunlardan birisi olasılıkla 1604 yılında tamamlanan Vakayi nâme-i Ali Paşa’ dır (Süleymaniye Ktp. [ Ef. 612). Ikinci eser Hoca Sa’d ad-Din’in Taç ad-Tevarih adlı eserinin 1025 (1616 tarihli nüshasıdır (Paris Jacquement AndrĞNo. D. 262).

Sultan 2. Osman’ın kısa süren saltanat yılları (1618-1622) 17. yüzyıl Osmanlı minyatür sanatının en verimli dönemi olmuştur. Bu yıllarda saray Şahnâmeciliği görevini Nadiri yapmıştır. Nadiri Türkçe ve manzum olarak yazdığı Şahnâme-i Nadiri adlı eserinde Sultan Osman’ın saltanatının ilk yıllarından, Hotin seferinden Istanbul’a dönüşüne kadar olan olayları konu alır. Eser 1622 yıllarında, Sultanın öldürülmesinden önce tamamlanmış olmalıdır. Bazı sayfaları eksik olan bu şahnâme 20 minyatür saray nakkaşlarının işbirliği ile gerçekleştirilmiştir. Minyatürlerden ikisi bu dönemin ünlü nakkaşı Nakşi tarafından yapılmıştır.
Aynı yıllarda resimlendirilmiş bir diğer eser Tercüme-i Şekâik-i nu’mâiye’dir (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp. H. 1263), Türk âlim ve şeyhlerinin biyografilerini konu alan eserdeki minyatürlerde bu ünlü kişilerin tek başına veya öğrencileriyle tasvirleri yer alır. Eserdeki 49 minyatür Nakşi tarafından yapılmıştır. En son minyatürde sanatkâr kendisini Sultan 2. Osman ve Mehmed Paşa ile birlikte tasvir etmiştir.

Bu dönemde Nakşi tarafından resimlendirilmiş bir diğer eser, Nadiri’nin şiirlerininde bulunduğu bir mecmuadır (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp. H. 889). Nakşi’nin resimlerine rastlanan diğer eserler arasında Firdevsi Şahnamesinin Türkçe çevirisine ait üç nüsha (Uppsala, Üniversity Lib. Celsing 1; Paris Bibl. Nat. Suppl. Turc 326, New York, Spencer Coll, MS.I) yer alır.

Osmanlı minyatür sanatının ve 17. yüzyılın tarihi konulu minyatürlü eserlerinin sonuncusu Sultan 4.Murad döneminde yazılmış ve resimlenmiştir. Paşaname adli bu eserdeki 6 minyatürden bazılarında Nakşi’nin üslubunun etkileri görülür (Londra, British Museum add. 3584).

Yüzyılın ikinci yarısında imparatorluğun siyasal açıdan giderek zayıflaması, peş peşe yenilgiler ve Batı’nın etkisiyle yavaş yavaş değişen beğeniler sonucu Şahname yazarhğı ve tarihi ressamlık önemini tamamen yitirmiştir. 17. yüzyılın ikinci yarısından yok denecek kadar az minyatürün günümüze gelişini, sultanların Edirne Sarayı’nda oturmaları nedeniyle Istanbul Saray atölyelerinin himayesiz kalışına da bağlayabiliriz. Bu dönemde Edirne Sarayı gelişmiş ve önem kazanmıştır. Edirne Sarayı’nda bir nakkaşhane olduğu bilinmesine karşın faaliyetlerini gösterecek örneklere sahip değiliz. Bu dönemden günümüze gelen örnekler, padişah portreciliğinin devam ettirildiği şecere kitapları, günlük yaşamla ilgili albüm resimleri ve Avrupalı krallar için hazırlandığı sanılan kıyafet albümü türündeki eserlerdir.



18. Yüzyıl Osmanlı Minyatürü

18. yy\'ın ilk yarısı Osmanlı minyatürünün ikinci ve en parlak dönemi sayılabilir. Dönemin hükümdarı III. Ahmet gerçek bir sanat koruyucusudur. Kendisi de şair ve iyi bir hattat olan Sultan kitap ve minyatür sanatına büyük ilgi göstermiştir. Osmanlı tarihinde Lale Devri olarak anılan bu dönemde (1718-30) gerçek anlamda Batılılaşma hareketleri başlamıştır. Bu dönemde minyatür sanatı önemli bir gelişme göstermiştir. Dönemin en önemli nakkaşı Levni'dir. Asıl adı, Abdülcelil Çelebi'dir (Edirne- İstanbul,1732). II. Mustafa döneminde (1695-1703) Edirne'de nakkaşlık yaptı. Renkli ve renkle ilgili anlamına gelen Levni adı kendisine sonradan verildi. Çelebi unvanı onun okumuş, zarif, saygın bir kişi olduğunu göstermektedir. Levni'nin İstanbul'a III.Ahmet ile geldiği ileri sürülmektedir.

Mecnun, El Değmemiş Bölgede



İstanbul'da bir nakkaşın yanına girdi. Minyatürün yanı sıra musiki dersleri de aldı. Diploma aldıktan sonra saray atölyelerinde çalıştı ve hayatının sonuna dek Lale Devri'nin en önemli ve yetenekli saray nakkaşı oldu. Aynı zamanda halk şairi de ola
n Levni'nin 20 kadar şiiri olduğu bilinmektedir. Levni 'Atalar Sözü Destanı' adlı kitabında yalın bir dil kullanmıştır. Bu öğüt destanla her kesime seslenmeyi amaçlamıştır. III.Ahmet için de kasideler yazan Levni vefat ettiğinde Otlakçılar Camii yakınlarına gömülmüştür. Ancak sonraları açılan yollar nedeniyle mezarı kaybolmuştur. Levni'nin ilk büyük eseri Dimitri Kantemi'nin Osmanlı Tarihi'ni anlatan kitabı için II.Mahmut'a kadar 22 padişaha ait portreleridir. Bu resimlerin orijinalleri günümüze gelmediği için kitaptaki gravürlerinden bilgi edinilebilmektedir. Bu portrelerde padişahlar otururken gösterilmiştir. Levni'nin diğer önemli eserleri padişah portrelerinin yer aldığı Silsilename, sünnet düğününü anlatan Surname-i Vehbi'deki minyatürler ve tek tek sayfalar olan murakkalardır.



Leylâ ile Mecnun'un Nizami uyarlamasından bir sahne.




Devrin adını bilmediğimiz bir sanatçısı tarafından resimlendirilen bu nüshada 140 minyatür vardır. Bu sanatkar Levni’den daha çok yeni denemelere yer verir. Özellikle figür sıralamaları, doğa görüntüleri,boyamadaki yer yer tonlaşmalar Batı sanatına açık ve doğayı dikkatle gözlemeye yönelik bir sanatçı olduğunu gösterir. Renk kompozisyonları da Levni’den farklıdır. Levni’nin sarı renkleri olan eğilimine karşılık bu sanatçı yeşil, mavi tonları ve geleneklere bağlı kalarak bol gümüş yaldız kullanmıştır.



Sultan III. Ahmet (Levni)


Levni'nin Topkapı Sarayı Kütüphanesindeki Silsilename'sinde I.Osman'dan III. Ahmet'e kadar olan 23 padişahın portresi yer alır. Silsilename birbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizidir. Levni'nin eserinde de birbirini izleyen padişah portreleri vardır. Kitaptaki portrelerin boyutları 14,5x23,5cm ve 17,5x25cmdir. 18. yy başının sanat anlayışının ve beğenisinin yansıtıldığı bu minyatürlerin metni SultanIII. Selim döneminde (1789-1807) şair Münib tarafından yazılmıştır. Levni metne bağlı olmadan portreleri hazırlamıştır. Portrelerde Nakkaş Osman'dan beri devam eden oturma biçimini görürüz. III. Ahmet portresi dışındakiler yastıklı minderler üzerinde rahat pozisyonlarda otururken, günlük giysileriyle, dörtte üç cepheden, başları hafif sağa ya da sola dönük olarak gösterilmişlerdir. Levni portrelerinde gerçeğe ve belgelere uygunluğa önem vermiştir. Levni III. Ahmet'in portresini diğerlerinden farklı bir şekilde betimlemiştir. Levni devrinde yaşadığı padişahı koltuk biçimli bir tahtta otururken resmetmiştir. Süslü tahtın yan kısmında Şehzade Süleyman ellerini kavuşturmuş , saygılı ve utangaç bir şekilde durmaktadır. Padişah ve oğlu içi kürklü gümüş kaftan giymişlerdir. Padişahın başında mücevherli bir sorguç vardır. Taht ve yer örtüsü devrin süsleme beğenisini yansıtan çiçekler, yapraklar ve çeşitli motiflerle bezelidir. Arka planda birbirinin aynı geometrik bezemelerle düzenlenmiştir. Padişahın badem gözleri, kemerli burnu, koyu sakalı, uzun yüzü, zarif duruşu ve bakışı gerçekçi bir portre olduğunu gösterir. Sultanın ayaklarını üzerine koyduğu yükseltide perspektif kullanımı göze çarpar.


Levni\'nin padişah portrelerinde de bazı değişiklikler gözlenir. Padişahın mekan içinde rahat oturması, portrelerin arkasında perde motifine yer vermesi yeni bir anlayışın örnekleridir. Modellerini ele alışındaki rahatlık ve daha yakından yaklaşarak kişisel ifade vermesi dikkat çekici özelliklerdir. Figürlerinin daha büyük ve hacimli olması ve parlak renklerin yerine pastel tonları kullanması üslupsal yeniliklerdir. Bunların dışında portre alanında fazla bir özelliğe rastlanmaz.
Dönemin padişahı III.Ahmet ve veziri Damat İbrahim Paşa sanata ve eğlenceye düşkündür. Levni'nin resimlediği III.Ahmet'in dört şehzadesinin sünnet düğününü ve şenlikleri anlatan Surname-i Vehbi dönemin en önemli albümüdür. Şair Seyyid Hüseyin Vehbi'nin yazdığı III.Ahmet'in dört şehzadesinin Okmeydanı'nda ve Haliç'te 15 gün 15 gece süren sünnet düğünlerinin anlatıldığı 175 sayfalı Surname-i Vehbi'de Levni'nin bazıları imzalı 137 minyatürü bulunmaktadır. 37x26cm boyutlarındaki levhalar halinde hazırlanan minyatürler dönemin toplumsal yaşamından örnekler verir. Şehzade düğünlerine oyuncular, hünerli kişiler, fişek ustaları, yazarlar, ressamlar, alim ve şairler katılırdı. Sünnet şenliklerinde törenler, av ve spor gösterileri, kandiller, fişekler, seyirlik ve dramatik oyunlar, şarkılar önemli yer tutuyordu.

Levni'nin eski saraydan düğünün Okmeydanı'na gidişle başlayan resimlerini, meydanda ve Haliç'te yapılan şenlik ve gösterileri, esnaf alaylarının geçitlerini konu alan resimleri izler. Eserin sonunda birbirini izleyen sayfalarda düğün alayının ve şehzadelerin saraya dönüşü ve sünnet törenlerini göstermiştir Levni'nin bu yazmadaki minyatürlerinde kullandığı renklerin uyumu, çizgilerindeki ritmik etki bırakan düzeni ve hareket halindeki figürleri dikkat çekicidir. Çizgi ve şekil güzelliği ve renk uyumu açısından diğer nakkaşlardan ayrılır. Renkleri kuvvetli ve parlak olmasa da etkileyicidir. En çok sarı, kırmızı renklere ve tonlarına yer verir. Diğer renklerden mor, yeşil,beyaz ve maviyi de giysilerde kullanır. Kompozisyonlarında birlik yerine birbirine bağlı olmayan ayrı sahneler dağınık bir şekilde yerleştirilmiştir. Figürler yalnızca bir yerde yığılıp kalmaz. Üst üste sıralanmış olsa da resmin içinde düzenli bir şekilde dağılırlar. Konu belli bir noktada toplanmaz, resmin bütününe yayılıp mekanı doldurur. Levni figürlere değişik yerlerden bakıp yakından tasvir etmeye ve yüzlerine değişik ifadeler vermeye çalışmıştır. Yüz ifadeleri anlamlıdır, vücut hareketlerinde belli bir amaç vardır. Levni geleneksel minyatür kurallarını sürdürse de çizgisel bir üslupla derinlik duygusu vermeye ve belirsiz perspektif denemelerinde bulunarak üçüncü boyut arayışlarına girişir…

Kompozisyonlarındaki figürlerin eğimli sıralanışı, fondaki doğa betimlemeleri ve kimi mimari ayrıntılarla resme belirli bir derinlik vermiştir. Kimi minyatürlerindeki köşkler ve bahçeler bir duvarın arkasına yerleştirilerek kompozisyona boyut kazandırmıştır. Manzara uzaklık belirtisi olarak ve derinlikte etkili olması nedeniyle kullanılmıştır. Manzarada tepelerin arasındaki açıklı koyulu yeşil ağaçların gölgeleri ve gökyüzünde uçan kuşları kompozisyonu boyutlandırır. Kayaların yerini yumuşak çizgili tepeler ve mavi gökyüzü almıştır. Doğa görüntüleri ile getirdiği yeniliklerden ve perspektif denemelerinden başka iri ve dolgun yüzlerdeki ifadelere önem vermesi ve hareketli figürleri de ona özgü özelliklerdir. Yüz ifadeleri ile yumuşak ve etkileyici bir üslup oluşturur. Kompozisyonlarında geniş mekanlar ve perspektif görülmekle beraber dekoratif öğe de kendini belli eder. Manzara olmadığı zamanlarda minyatür kuralları devam eder.





Rengarenk lalelerin donattığı bahçelerde çeşitli eğlencelerin düzenlendiği bu zevk ve sefa dönemini bize resimleriyle aksettiren Levni’nin diğer önemli çalışmaları bir albümde toplanmıştır. Sanatçı bu albümde saray çevrelerine yakın çeşitli giysiler içinde tek kadın ve erkek tasvirleri yapmıştır (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp. No. H. 2164). Albümde Iranlı ve Avrupalılar’ı kıyafetleriyle yansıtan çalışmaları da yer alır. Sanatçı bütün bu resimleri imzalamıştır. Dans eden saç tuvaleti yapan, sokak ve ev giysileri içinde genç kadınlar, günün modasına göre giyinmiş ellerinde Lale veya karanfil tutan zarif erkekler, eğlenceleriyle ünlü bu dönemin saray çevresindeki giyim kuşam düşkünlüğü hakkında bilgi verebilecek niteliktedir. Boyasız fon üzerindeki bu tek figür çalışmalarında Levni’nin gözlemciliği, çizgi ve nakış ustalığı, pastel tonlardan oluşan renk beğenisi açıkça belirir. Bu dönem Osmanlı resminde padişahları ve kazanılan zaferleri konu alan Şahnâme ve tarih kitaplarına rastlanmaması doğaldır. Osmanlı Saray çevresindeki eğlence düşkün lüğü ve yeni beğenilerin ağır bastığı yaşam kitap sanatına da yansımıştır.

Türk minyatür sanatının son parlak dönemi olan bu yıllarda sevilerek resimlendirilen eserlerden birisi de Atat’nir Mesnevileridir. Eserin 18. yüzyılda hazırlanmış çeşitli resimli nüshalarından en önemlisi 1141 (1728) tarihlidir (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp. R. 816). Özenle hazırlanmış 43 minyatür Surname-i Vehbi’nin vezir-i azam İbrahim Paşa için hazırlanan nüshasını resimlendiren, adını bilmediğimiz sanatçının elinden çıkmış olmalıdır.


Levni (17. yüzyıl sonları, Edirne- 1732, İstanbul)




Şair Vehbi’nin, III. Ahmed’in şehzadelerinin
1720′deki sünnet düğünün anlatan
Surname’sini süsleyen minyatür







MyStery isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
9 Üyemiz MyStery'in Mesajına Teşekkür Etti.