Tekil Mesaj gösterimi
Eski 16.04.11, 23:22   #1
Mathematician
Kroniköğrencideğilartık:D

Mathematician - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2009
Konular: 298
Mesajlar: 3,187
Ettiği Teşekkür: 12966
Aldığı Teşekkür: 17543
Rep Derecesi : Mathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevher
Ruh Halim: Cok Yorgun
Standart Atatürk'ün Adana Ziyaretleri







Kurtuluş Savaşı Fikri Adana’da Doğdu...
Atatürk Adana'ya 8 ziyaret gerçekleştirmiştir.

31 Ekim 1918 / Adana’ya İlk Ziyareti



Osmanlı İmparatorluğu, gereksiz olarak girdiği harpten yenik çıkınca, ağır bir antlaşma imzalamak zorunda kalmıştı. Mütareke'nin imzalandığı 30 Ekim 1918 günü, Yıldırım Orduları Grup Kumandanlığına tayin olunan Mustafa Kemal Paşa 31 Ekim 1918 günü, Adana'ya gelmiştir. Tayin edildiği yeni görevi, Alman kökenli (General) Liman Von Sanders Paşa'dan devralmıştı. Mustafa Kemal, Çanakkale Savaşları sırasında, Alman Generalinin emri altında görev yapmış, aralarında, bazı görüş ayrılıkları yüzünden, tartışmalar geçmişti. Liman Von Sandres Paşa görevini, Mustafa Kemal Paşa'ya, Adana'da, şu konuşma ile devretmiştir;
"Ekselans; siz savaş cephelerinde, Arıburnu'nda ve Anafartalar’da çok yakından tanıdığım kumandansınız. Aramızda gerçi bazı olaylar geçti; fakat bunlar, nihayet bizi birbirimize daha yakın tanıtmış olmuşlardır. Dostluğumuzun yürekten olduğunu sanıyorum. Bugün Türkiye'yi terke mecbur edilirken, emrim altındaki orduları, Türkiye'ye ilk geldiğim zamandan beri takdirkarı bulunduğum bir kumandana teslim ediyorum. Bu büyük felaket içinde, üzüntü duymamak mümkün değil. Ancak ben, kumandayı size bırakmakla teselli buluyorum. Bu dakikadan itibaren emir sizindir. Ben, sizin misafirinizim,"

Mustafa Kemal Paşa'nın 31 Ekim 1918 günü, Adana'da devralmış olduğu Yıldırım Orduları Grup Kumandanlığının ömrü, 10 Kasım 1918 gününe kadar, 11 gün sürmüştür. Bu kısa dönem, Mustafa Kemal Paşa ile Harbiye Nazın, Erkânı Harbiye Reisliği (Genel Kurmay Başkanı) ve Sadrazam arasında, şifreli telgraf düellosuyla geçmiştir.


Galip devletlerle antlaşma imzalanmıştı ama kapsadığı koşullar hem çok ağır hem kapanık görünümdeydi. Türkiye'yi parçalamak isteyen düşmanlar, açıklık bulunmayan mütareke hükümlerinden diledikleri gibi yararlanmak için uğraşmışlardır. Mustafa Kemal, ileriye dönük sezilerini, yıldırım şifre tellerle, Bab-ı Ali'ye bildirmiştir. Yoğun telgraf trafiğinin akışı şöyle gelişmiştir;

Önce Mustafa Kemal Paşa, 3 Kasım 1918 günü 580/20 no.lu (Gayet Mahrem) işaretli şifre telle, görüşlerini 2. ve 7. Ordulara, Adana Hat Komutanlığı Müfettişliğine ve Valiliğe bildirmiştir. Kapsam bakımından Mustafa Kemal'in telgraf özeti şu şekildeydi;
"...Galip devletler tarafından uygulanmak istenen koşullar, müzakerelere memur edilecek kumandanlarımızın üstün azimleri ve güçlü davranışları nisbetinde hafifletilmiş olacaktır. Eğer bu görüşmeler iyi yürütülmezse bizim için koşullar daha da agırlaşabilir, hatta içinden çıkılmaz bir hal alır. Şimdiden bu açıdan hazırlıklı bulunmak gerekir. Bu amaçla:
  1. Lazkiye'nin kuzeyinden Hanşeyhun güneyine geçen ve doğuya uzanan hattın, Suriye sınırını teşkil etmesi,
  2. İskenderun ile Antakya, Cebelsem'in ve Kilis yöresinin Türklerle dolu bulunması, Halep ahalisinin de dörtte üçünün -Arapça konuşan- Türkler olması nedeniyle, görüşmelerde bu gerçeğin esas alınması,
  3. Mütareke koşullarında yeterince açıklık bulunmadığından, daha geniş bilgiler gelinceye kadar, karaya düşman kuvveti çıkartılmaması,
  4. Toroslardaki tünellerin galip devletlerin elinde tutulması öngörülüyorsa da, bizim askerlerimizin de, muhafaza için, buralarda kalmasının sağlanması,
  5. Gerekirse galip devletler temsilcileriyle XV. Kolordu Kumandanı Ali Rıza Paşa, XII. Kolordu Kumandanı Fahrettin (Altay) Bey, Grup Sıhhiye Müfettişi Dr. İbrahim Tali (Öngören) Bey ile Vilayet Yabancı İşler Müdürü'nden oluşturulacak bir müzakere heyetinin 5 Kasım 1918 günü Adana'da hazır bulundurulması,
  6. H. Ordunun, grup bölgesindeki kıyılarda bulunan torpilleri temizlemek için bir deniz birliği hazırlanması, ancak emir almadıkça torpilleri taramaması,
  7. İlga edilen karargahların, ilerideki görevleri önemli bir şekle dönüşebileceğinden, Almanlar'ın teslim edecekleri eşyaları toplayacak olan heyetlerin kalıcı bir nitelikte güçlendirilmesi."
Mustafa Kemal'in karargahı Hacı Seyit Ağa'nın bağındaydı. 4 Kasım 1918 günü, şehir içinde de bir (Menzil Müfettişliği) kurdu.

5 ve 6 Kasım günlerinde, Mustafa Kemal kendilerine bağlı birliklerin kumandanlarına, İstanbul’da Sadrazam ve aynı zamanda Harbiye Nazın olan Ahmet izzet Paşa'ya yıldırım telgrafları gönderdi.


Bu telgraflarında, Mustafa Kemal, İngilizlerin İskenderun’a asker çıkararak işgal etmelerine karşın bunlara ateşle karşılık verileceğini, hatta 7. Orduyu harekete geçirecek yollarını kesmek suretiyle, bunları harp esiri sayacağını belirtmiştir. Sadrazamın, böyle bir harekete kesin olarak teşebbüs edilmemesini bildiren telgrafı üzerine, Mustafa Kemal kararını vermiştir. 6 Kasım 1918 günü şifre telle yerine tayin edilecek bir kumandanı beklediğini açıklamıştır.




O günlerde Harbiye Nazırlığı ile Sadrazamlığı birlikte yürüten Ahmet İzzet Paşa, Mustafa Kemal Paşa'ya Padişahın emrini bildirmiştir. Ahmet İzzet Paşa'nın telgrafına göre, Irade-i Seniyye (Padişahın Emri) ile, Yıldırım Orduları grubu ve 7. Ordu Karargahı dağıtılmış, Mustafa Kemal Paşa da Harbiye Nezareti emrine verilmişti.

Mustafa Kemal Paşa görevini Adana'daki 2. Ordu Kumandanı Nihat (Anılmış) Paşa'ya devrederek durumu, 10 Kasım 1918 günlü 629 sayılı telgrafla, birliklerine bildirmiştir. Aynı konuda, Harbiye Nazırına da 630 sayılı şifre telini göndermiştir.

Mustafa Kemal, 10/11 Kasım gecesi Adana'dan ayrılırken askeri birliklere gönderdiği veda yazısı iki cümleden oluşmaktaydı:
“Tebliğ olunan iradei seniyye (padişah emri) üzerine bu gece (10/11-11-1918) hareket edeceğim. Bütün silah arkadaşlarıma veda ederim."
M. Kemal


Yıldırım Orduları Grup Kumandanı Mustafa Kemal Paşa, İskenderun Limanı önlerinde, İngilizlerin karaya çıkma teşebbüslerini haber almıştır. Aynı gün İstanbul’a Başkumandanlık Erkanı Harbiye Riyaseti’ne Adana'dan 568 ve 435 sayılı şifre telgraflarını göndermiştir.

4.11.1918 günü Başkumandanlığa gönderdiği yıldırım telgrafında da, mütareke hükümlerinin bazı maddeleri hakkında "Adana Postanesinde" makine başında, cevap beklediğini bildirdi.

Mustafa Kemal'in vatanı ve ulusu düşmanlardan kurtarmak için kafasında oluşturduğu düşüncelere temel olan olayların öyküsü budur. Büyük Zafer'den sonra Adana'ya ilk geldiği gün (“Bende bu vakayün ilk hissi teşebbüsü bu memlekette, bu güzel Adana'da doğmuştur.”) sözü, yukarıda belirttiğimiz olaylardan kaynaklanmıştır. Bu tarihi söz, Adana'da yapılan Atatürk abidesinin mermerine yazılmak suretiyle, tarihe mal edilmiştir.





15 Mart 1923 / Kurtuluş Savaşı’ndan Sonra İlk Ziyaret...



Atatürk'ün treni, 15 Mart 1923 sabahı, Yenice İstasyonu’nda durmuş ve Atatürk'ü burada Adana, Tarsus, Mersin'den gelen görevlilerle temsilciler karşılamıştı.

O günlerde Adana Valisi Refet (Sonradan Bursa Milletvekili olan Refet Canıtez), Belediye Başkanı Ali Münif (Yeğenağa), Tümen Kumandanı Kenan (Paşa) Beylerdi.

Atatürk'ün bu seyahati sırasında, eşi Latife Hanım'dan başka, yanında gazeteci olarak İsmail Habib (ünlü edebiyat tarihçimiz İsmail Habib Sevük), Adana Milletvekili Zamir (Damar Arıkoğlu), Gaziantep Milletvekili Kılıç Ali, Eskişehir Milletvekili Hüsrev Sami, Konya Milletvekili Refik (Koraltan), Siirt Milletvekili Mahmut (Soydan), Şair, Mehmet Emin (Yurdakul), Başyaver Salih (Bozok), Muhafız Birliği Kumandanı ismail Hakkı (Tekçe), sivil yaver Recep Zühtü ve özel doktoru Asım Beyler bulunmaktaydı.



Atatürk, Çukurova'nın düşmandan kurtuluşundan sonra, Adana'ya ilk defa gelmekteydi. Kurtarılan ülke ile kurtaran bir araya gelmişti. İstasyonda onu karşılayanlar arasında Çukurova'yı haksız işgal etmenin utancı yüzlerinden sezilen yurdu sahiplerine terk edip giden Fransızların, Adana'daki temsilcileri dikkati çekmekteydi. Bu eşsiz kahramanın önünde, onlar da büyük bir saygıyla eğilmişlerdir.




Gazi Paşa bayraklarla donatılmış istasyon meydanındaki askerlerle izcileri gür sesiyle selamlamıştır. Gazi, Adana İstasyonundan şehre girerken görkemli bir manzara bulunmaktaydı. Atatürk'ün yoluna dökülen halk caddenin iki yanında insanlardan oluşan duvarlar gibi uzayıp gitmekteydi. Adana kurulalı beri böyle bir kalabalık görmemiştir. Şehrin ne kadar nüfusu varsa, civar köy ve kasabalardan gelenlerle iki katına çıkmış, sokaklarla meydanlar bu insanlara dar gelmişti. Çatıların üstü insanlarla, evlerin pencereleri kadınlarla dolmuştu.



Atatürk'ü mutlaka görmek arzusunda olan çocukların çoğu, küme küme konmuş kuşlar gibi, ağaçların üzerindeydi. Atatürk sevgi ve sevinç dağıtan bakışlarla bu insan selinin ortasından geçti. Yaşa, varol sesleriyle dökülen gözyaşları dinmiyor, ayaklarına kapanmak isteyenler bitmiyordu. Evlatlarım, kocalarını vatan uğrunda şehit veren kadınlar bugünü görmenin tesellisi ile diriliklerini muhafaza ediyorlar ve onu görmekten övünç duyuyorlardı. Atatürk, karşılayanlara mutluluk verirken, yağan yağmurlar da Çukurova'ya bereket dağıtıyordu. Kesilen kurbanların sayısı belli değildi. Belki de o güne kadar Adana'da Kurban Bayramlarında bile böylesine bol kurban görülmemişti.



O gün Seyhan Nehri, bir başka akıyordu. O gün Adana'nın seması avuçları şişiren alkışların sesleriyle dolmuştu. O gün Adana bambaşka bir görünümdeydi. Atatürk'ü izleyen halk istasyondan Hükümet Konağı'na kadar onu otomobil içinde doya doya seyretmişti. Mustafa Kemal Latife Hanım'la yeni evlenmişti. Adana Seyahatleri, bir Balayı niteliği taşımaktaydı.





13 Ocak 1925



Adana Belediyesi, 5 Ocak günü yapılacak Kurtuluş Bayramı törenine, Atatürk'ü davet etmişti. O gün Atatürk'e Adana Belediyesi'nin hemşehrilik belgesi verilecekti. Bu davetten çok duygulanan Atatürk, bazı önemli devlet işleri dolayısıyla, gününde gelemedi. Adana ziyaretini bir hafta sonra gerçekleştirdi. Ama, Adana Belediyesi 5 Ocak 1925 günü, Ali Münif Yeğenaga'nın başkanlığında, Atatürk'e verilecek hemşehrilik mazbatasını törenle hazırlamıştı. Bu sebeple, Atatürk, 13 Ocak günü Adana'ya, öz hemşehrisi olarak gelmiştir.


Bu seyahatte beraberinde yine eşi Lâtife Hanım, General Fahrettin {Altay), Bayındırlık Bakanı ve Diyarbakır Milletvekili Fevzi (Pirinççioğlu) Bey bulunmaktaydı.

İstasyonda görkemli bir karşılama yapılmıştı. Köprübaşındaki Belediye Binası'na götürülen Atatürk, Başkan Ali Münif Yeğenaga'nın odasında kısa bir dinlenmeden sonra, Vilayete gitmiştir. Vali Hilmi (Uran) Bey'den bilgiler almıştır. Oradan Türkocağı'na, daha sonra da Halk Partisi Merkezi'ne uğramıştır. Aynı akşam, dönüşünde tekrar uğrama vaadi ile özel trenle Dörtyol'a hareket etmiştir. Geceyi Misis istasyonunda, vagonlarında geçirmiştir.

Atatürk, Dörtyol’dan 17 Ocak 1925 günü Adana'ya dönmüş ve burada, ilk seyahatinde kaldığı, Suphi Paşa'nın konağına konuk edilmiştir.




Atatürk cirit oyununu seyrederken

Atatürk'ün bu gelişinde, üç gün süren incelemelerinin ağırlığını eğitim ve tarım konuları kapsamaktaydı.

Adana'da ilk ziyaretini Orduevi'ne yapan Atatürk, buradaki küçük kitaplıkla ilgilenmiştir. Atatürk ikinci defa Adana'ya 17 Ocak 1925 günü gelmiştir. 18 Ocak 1925 günü Ziraat Sergisi'ni ziyaret etmiştir. Tarım aletleri hakkında, İsmail Sefa (Özler) tarafından kendisine bilgiler verilmiştir.

Kış mevsimi olmasına rağmen, o günlerde hava pırıl pırıldı. Öğleden sonra, Türklerin geleneksel Milli Oyunlarından olan (Cirit Oyunu) seyredilmiştir. Cirit alanında halk, Atatürk'ün çevresini sarmışlar ve alkışlamışlardır.

Atatürk, güney seyahatlerinin çoğunda, geceyi Misis istasyonunda geçirirdi. Bunun sebebini kesin olarak bilinmemektedir. Seyahatlerin çoğuna katılmış bulunan Ali Kılıç Bey'in bu konu hakkında ki yorumu “Misis'e gelince, buranın eski ve yeni tarihi bir şehir olduğundan söz ederdi. Yıldırım Orduları Grup Kumandanı iken de bir gün burada kaldığını söylemişti“ olmuştur.

__________________
Mathematician isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mathematician'in Mesajına Teşekkür Etti.