Tekil Mesaj gösterimi
Eski 16.04.11, 23:32   #2
Mathematician
Kroniköğrencideğilartık:D

Mathematician - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2009
Konular: 298
Mesajlar: 3,187
Ettiği Teşekkür: 12966
Aldığı Teşekkür: 17543
Rep Derecesi : Mathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevherMathematician işlenmemiş cevher
Ruh Halim: Cok Yorgun
Standart Cevap: Atatürk'ün Adana Ziyaretleri





15 Şubat 1931




Atatürk'ün Adana'ya yaptığı gezilerin ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan en önemlisi bu gezisidir. Çünkü kapsadığı konular çeşitli ve geniştir.

Atatürk bu gezisinde sanki bir müfettiş gibi incelemelerde bulunmuş ve kendisine daha önce yansıtılan karamsarlık dolu bunalımlı şikâyetler hakkında yargılarda bulunmuştur. Atatürk'ün bu seyahati yapmasına neden olan önemli sıkıntı konusu; Çukurova Bölgesi’nde ekonomik bir kriz bulunmaktaydı ve para kısıtlılığı ortaya çıkmıştı. Çiftçiler, bankalara borçlarını, hazineye vergilerini ödeyemiyorlardı. Bazı Milletvekilleriyle, büyük toprak sahipleri bu konuyu Atatürk'e karşılıklı konuşarak anlatmışlardır. Ardı arası kesilmeyen bu şikâyetleri, yerinde incelemek üzere Mersin'de Akdeniz gezisini tamamlayan Atatürk, 16 Şubat 1931 günü Adana'ya geldi. Beraberinde yanında sürekli bulunanların dışında eski Milli Eğitim Bakanı Vasıf (Çınar) Bey de bulunmaktaydı.

Adana'da, Türkocağı Başkanı Fahri (Uğurlu) Beyin Atatürk Bulvarı'ndaki evine konuk oldu. Atatürk, dinlenmeden bölgenin iktisadi durumu ile alâkalı incelemelere başlamıştır. Vali Vehbi (Demirel), Milletvekilleri Ali Münif (Yeğenağa), Kadri (Ramazanoğlu), Zamir (Damar Ankoğlu), Ferit Celal (Güven), Belediye Başkanı Turhan Cemal (Beriker), Maarif Emini İsmail Habib (Sevük), Ziraat Bankası Müdürü Fazlı, İş Bankası Müdürü Sair ve Defterdar Talat Beyleri dinledi. Sorularına aldığı cevapları değerlendirdi.




Bir gün sonra, 17 Şubat 1931 sabahı, incelemelerine şehir içinde yaptığı gezilerle devam etti. Çarşıları ve pazaryerlerini dolaştı. Halkı alış-veriş sırasında izledi ve onlarla konuştu.

Daha sonra Vilayet'i, Cumhuriyet Halk Partisini, Belediye'yi ziyaret etti. Şehrin haritasını inceledi. Açılan geniş caddeleri beğendi.

Atatürk'ün şehir içinde otomobil ile yaptığı bu gezintide Türkçe konuşmayan birçok vatandaşa rastlaması onu hayli üzdü. Atatürk'ün dil konusunda, sınırsız bir duyarlılığı vardı. Onun bu gezisindeki amaç, yukarıda belirtildiği üzere, ekonomik kapsamlı konulardı ama sosyal ve kültürel nitelikteki dil konusuna da parmak basmak gerektiğini anlamıştı.




25 Ocak 1933



Atatürk, 25 Ocak 1933 günü Adana'ya geldi. Şehre inmeden Gaziantep'e geçmişti. Üç gün sonra, 28 Ocak 1933 günü, treni halkın alkışları arasında, Adana istasyonuna gelmiştir. Beraberinde Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya’da bulunmaktaydı. Adana'da karşılayıcıları arasında o günlerde burada dinlenmekte bulunan B.M.M. Başkanı Kazım Bey (Özalp)'de bulunmaktaydı. Atatürk de onun kaldığı eve konuk edilmiştir.

Adana'da ilk ziyaret ettiği yer C.H.P Merkezi oldu.
Burada yaptığı sohbet sırasında:

  1. Türkçe'nin zenginliği ve Türk Dili'nin yayılması,
  2. Tekstil fabrikalarıyla pamuk ekim sahasının genişletilmesi,
  3. Çukurova'nın sulanması konularına değinmiştir.
Atatürk 1933 Ocak ayındaki ziyaretinde de C.H.P Başkanı Fahri Uğurlu'nun Atatürk Caddesindeki evinde konuk olmuştur.

Gazi Paşa Türk dilinin yayılması konusu üzerinde bir önceki ziyaretinde, uzun uzun konuşmuştu. Adana'da Türkçe konuşmayanların bulunduğunu bildiği için, konuyu partililer önünde tekrarladı. Bu konuşmasıyla Türk dilinin Adana'da yayılması konusunda ısrarcı olduğunu belli etmiştir.

Atatürk bu gezisinde, belediyenin yaptırdığı mezbaha ile bir tekstil fabrikasını gezmiştir.

Atatürk, Adana'daki sohbeti sırasında Milletvekili (Zamir) beyin adını (Damar) şeklinde kullandı. Zamir Bey, bundan sonra, mahkemeye müracaat ederek adını Atatürk'ün söylediği biçimde (Damar) olarak değiştirdi.




19 Kasım 1937




Atatürk, Güneydoğu'ya yaptığı uzun bir gezi dönüşünde, 18/19 Kasım gecesini, bundan evvelki yolculuklarında olduğu gibi, Misis İstasyonunda vagonlarında geçirdi. 19 Kasım 1937 Cuma günü Adana'ya geldi. Yanlarında Başbakan Celal Bayar, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya, milletvekillerinden İsmail Müştak Mayakon, Ali Kılıç, Salik Bozok, Dr. Neşet Ömer ile Sabiha Gökçen bulunuyordu.

Adana'nın yine ılık, güneşli ve renkli bir günüydü, istasyondan şehre girerken ilk uğradığı Atatürk Park'ındaki abidesi oldu. Heykelinin etrafını ağır ağır dolaştı. Çevresindeki figürleri inceledi. Abidenin arkasındaki “Bende bu vakayi-in ilk hissi teşebbüsü, bu memlekette, bu güzel Adana'da doğmuştur.” yazısını okudu.

Atatürk, kendi heykeli önünde fotoğrafçılara poz verdi. Heykelle model sanki birbirlerine bakıştılar. Sanırız ki, Atatürk, hayatında kendi heykeli önünde ilk defa fotoğraf çektiriyordu.

Parkı çok beğendi. Parktan ana caddeye çıkacakları sırada gözleri nemli iki genç kız, ona bir buket sundular. Bunlar Hataylı iki öğrenci, Meliha Yurtman ile Sabahat Türkmen'di. Meliha Yurtman, titrek ve üzgün bir sesle Atatürk'ün önünde şunları söyledi:
"Kurtarıcı, yaratıcı, Ulu Önder!
Bugün hürmetle ellerinizi öpen, yarının kahramanı Türk erlerinin anneleri olacak Türk Hatay'ın kızlarıdır. Türk dünyasına yarattığınız, sonsuz, büyük varlıklara ilave ettiğiniz Türk Hatay, istiklali milli tarihimizin ebedi, ölmez eserleri yanında daima küçük bir misal teşkil edecektir. Bugün Hataylılar, Yüce Atalarına sonsuz bağlılıklarını, minnettarlıklarını, şükranlarını sunar, ellerinizden öperler."
Atatürk'ün ilk Adana'ya geldiği 15 Mart 1923 günü, önüne siyah tüller içerisinde gözyaşlarıyla çıkan Ayşe Fıtnat da, "Bizi kurtar Paşam, bizi de kurtar!" demiş, hıçkırıklı sesi ile herkesi ağlatmıştı.





24 Mayıs 1938 / Adana’ya veda...





Atatürk Adana’ya son ziyaretinde hasta idi. Ankara'da, 1938 yılının 19 Mayıs'ında yapılan Gençlik ve Spor Bayramı törenine katıldı. Halk onu ayakta görmekten büyük mutluluk duydu. Törenin sonunda Ankara istasyonuna gelen Atatürk, son Güney yolculuğuna çıktı.

Hastalığı yeni sezilmişti, ama ortada milletine vaad ettiği, şerefle sonuçlandırmak istediği bir millî dava bulunuyordu: Türk Hatay'ın kurtarılması.

Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Meclis Başkanı ve Başkumandan olarak yaptığı ilk Çukurova seyahatinde önünde diz çöken siyahlara bürünmüş Hatay'lı kızın:
"- Bizi de kurtar!" diye hıçkırıklı yalvarmaları, gözlerini yaşartmış ve bütün milletin huzurda;
"- Kırk asırlık bir yurt köşesi, düşman elinde esir kalamaz!" demek suretiyle, Hatay'ın geleceği hakkında vaatte bulunmuştu.

Artık bu sözün gerçekleştirilmesi zamanı gelmişti. Ama Fransızlarla yapılan sözleşmeler uzayıp gidiyordu. Atatürk kararlıydı. Bu uzatmalı görüşmeler, şayet barışçı yoldan sonuçlanamazsa, başka yollar denenecekti. Fakat hangi yoldan olursa olsun, atılan adım hedefine varmalıydı. İki yıldır Hatay davası çözülememişti. Sabır denilen temkinli düşüncenin de bir sınırı vardı. Bütün bu düşünceler içerisinde, Atatürk, Güney seyahatini yapıyordu.

20 Mayıs 1938 günü Mersin'e varır varmaz, gözleri kamaştıran süngü parıltıları arasında, askeri birlikleri teftiş etti. Bu, Hatay meselesini ağırdan alan yabancı diplomatlara son bir uyarı niteliğini taşıyordu.

Atatürk, 4 gün Mersin'de kaldı. Vali Konağı'nda konuk edildi. Bol misafirli akşam yemeklerinde konuşulan tek konu, Hatay'dı.


24 Mayıs 1938 günü, Mersin'den Adana'ya geldi. Çok sıcak bir gündü, istasyondan itibaren durgun, fakat yüz ifadesi bir karar öncesinde gibi keskin ve onurluydu.

Atatürk adını taşıyan parka gelince otomobilini durdurttu. Heybetli heykeline son kez baktı ve yüzünü Hatay'a çevirdi. Şimşekleşen gözleri önünden geçit resmi yapan Mehmetçikleri süzüyordu. Hastalığı dolayısıyla, yüksek ateşli olmasına rağmen, saatlerce alkış tufanları arasında Mehmetçiklerin geçit resmini izledi. Bunlar, belki de daha sonra Hatay'a girecek birliklerdi!

Askerlerin intizamından memnun kalan Atatürk, Tümen Komutanı İsmail Hakkı Akoğuz'u kutladı. Otomobiline binip istasyondaki vagonuna döneceği sırada, Vali Tevfık Hadi Baysal Adanalıların hasretini, kendisini daha çok görmek istediklerini belirterek, bir müddet olsun şehirde dinlenmesini rica etti. Atatürk, belirli bir noktaya dalmış gibi, kısa bir düşünmeden sonra, yanındaki Salih Bozok'a döndü:

"- Salih!" dedi. "Adana'yı gündüz gözü ile, bir kere daha görelim..."

Otomobilin yönü şehre çevrildi. Halk coşkundu, coşmuştu. Atatürk, yaşa sesleri arasında, Seyhan Nehri kenarındaki Belediye Parkı'na geldi. Bir hasır koltuğa oturdu. Seyhan Nehri'ne uzun uzun dalarak, baktı. Bu nehirden istifade yoluyla sulanacak toprağın miktarı hakkında izahat aldı. Mısır'la Çukurova'nın karşılaştırmasını yaptı.

Atatürk kendisine Adana'daki iktisadi krizi abartılı şekilde anlatan, yansız olmayan kişilere şiddetle çatmıştır. Ankara'ya dönüşünde, Meclisin yeni seçime gitmesi sırasında, bunları tasfiye etmiştir.



Hatay'ın Fransız işgalinden kurtarılarak Anavatan'a katılması fikri de Atatürk'ün ilk Adana gezisinde belirlenmiştir. Bundan sonraki bütün güney gezilerinde Hatay ile ilgili konuşmalar yapmıştır. Son yılındaki, hastalığını hiçe sayarak, yaptığı Çukurova seyahati tamamen bu işe yönelik eylemlerle doludur. Kararlara temel olmuştur. Atatürk, Çukurova gezilerinin izlenimlerini Ankara'ya dönüşünde tümüyle değerlendirmiştir. Mesela, Adana Esnaf Cemiyetleri (Hafta tatili) yapmak istemiştir. Ama, tutucular, bunun (Gavur İcadı) olduğunu yaymışlardır! Hatta camilerde yaptıkları konuşmalarda bile, çalışanları haftanın bir gününde dinlenmeden mahrum bırakacak davranışlar içerisine girmişlerdir. Durum Atatürk'ün ilk seyahatinde kendisine aksettirilince, o bunların tutumunu şiddetle eleştirmiş ve şöyle demiştir:

"- Siz, böyle muhalif ve halk arasında kundak sokmak isteyen milletvekillerine bakmayınız! hafta tatilini yapınız."

Ardından şunları eklemiştir:

"- Milletvekili olsun, ben olayım, hacı olsun, hoca olsun; (hafta tatili için dine aykırıdır) denmesi kadar küstahlık, dinsizlik, imansızlık olamaz."

Evet... Atatürk, Ankara dönüşünde hemen hafta tatili kanunu hazırlatmıştır.





__________________
Mathematician isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mathematician'in Mesajına Teşekkür Etti.