Tekil Mesaj gösterimi
Eski 15.05.11, 18:53   #1
Diyar-ı Hüzün
Üye

Diyar-ı Hüzün - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 9
Mesajlar: 38
Ettiği Teşekkür: 35
Aldığı Teşekkür: 121
Rep Derecesi : Diyar-ı Hüzün Karimasını arttırmak için doğru yerdeDiyar-ı Hüzün Karimasını arttırmak için doğru yerdeDiyar-ı Hüzün Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: none
Standart Zeyda - Arif Onur Solak



Sen gideli, aşkta tek başına kalmışlığım vardı…
Nihayet tükenen bir umudun eşiğinde
Kalanın şarkısı bitti…
Mecnun’un vaat ettiği yalnızlığın topraklarına
Heybeme tonlarca hasret doldurup, gidiyorum.
Yalan da olsa
Beni son kez uğurla…
Anladım ki;
Düş aynasından bakınca görünmezmiş gerçek…
Yokluğumun aksi vurunca (h)içime,
Gerçeğin varlığından utandım.
Ve usandım Zeyda…
Terkedilmiş bu sevdanın, yas’ı başında ömür tüketmek;
Bir ressamın tuvalinde resmettiği güvercinin
Havalanıp omzuma konması kadar imkânsız
Bir o kadar anlamsızmış…
Kum saati değil ki zaman, yana devirince dursun…
Gümrah nehirler gibi
Gelip geçen vakitlerin coşkusundan taşıyor günler,
Yıllar ölümüne geçiyor Zeyda…
Sen, kalbinin gerdanına astığın göz alıcı kızgınlıkla gideli beri;
Yılların yorgunluğunda demlenmiş, kırgınlık büyüttüm içimde…
Şimdi, dibi yosun tutmuş hayal denizinin dehlizlerinden
Merhemi olmayan yaralarıma tuz basıp, gidiyorum…
Ah benim müreffeh düşler büyüttüğüm gençliğim…
Ah ellerinde çığlıklar büyüten suskunluğum…
Saçlarında dalgalandığım hüzün türküm ah!
Gidiyorsam, sana sevgisiz bir yüreği öykünüşümden değil
Kahrımdan gidiyorum!
İsyan kokulu fecir vakitlerinin
Bir türlü beni öldüremeyişinden
Ve ölümü dirimden bir türlü sıyıramayışımdan, gidiyorum…
Yoksa aklım; hala sen karış aşk…
Şehr-i İstanbul’da yağmur
Üstünü örtüyor yine ayrılıkların…
Ağladığı belli olmasın diye
Kirpiğine düşüyor cümle âşıkların…
Sağnak hüzünlü bir sevda
Yüreğimin bam telinde raks ediyor…
Gözüme yağmur kaçıyor
Ağlayamıyorum…
Ama gidiyorum Zeyda…
Üşüyen ellerimi ceplerime koyup
Sessizce, sevdiğin şarkının ıslığını çalarak
Son kez geçip gidiyorum sokağından…
Son İstanbul hatırası, bir ikindi sonrası kızıllığında
Susup gidiyorum…
Şehrin boğazından yutkunup acıyı
Sahiline vuracağım kendimi birazdan, o çok sevdiğim Üsküdar’ın.
Kalbimin üstünde titreyen efkâr,
Kız kulesinde aşkın çerağ…
Öylece yanıp gideceğim, kimse bilmeden.
“Adressiz ve kimsesiz bir meczuptu
Kerem’in yangınına ateş taşıyordu” diyecekler
Kim olduğumu, sen bile anlamayacaksın…
Göz menziline, bir katre dahi düşürmeden varlığımı
Kaybın içinde gayb olup,
Habersizce geçip gidiyorum kapından
Ah ulan
Şu yalancı şairler yok mu?
Gecelerin kahrını koynuma doladığım yalnızlığım
Kanlı bıçaklı kavgalıyken umutla,
Sahte mutluluklara ısmarlama tebessümler satıyorlar
Yüreği yangın yeri âşıklara…
Oysa âşık ölse de aşk olsundu…
Aşk olsundu ölene…
Öldürene aşk olsun…
Ama sen ısmarlanma diye
Allah’a ısmarladım seni…
Bu kez büyük gidiyorum, dönüşsüz bir adresin kimliksiz kimsesizliğine…
Kırgın bir vedayı bir şiirin içine sarmalayıp
Kocaman gidiyorum Zeyda…
Ne bir söz kalsın söylenecek
Ne bir çift göz ardımda
Ne olur beni bu kez
Ama son kez uğurla
Son kez,
Elveda…
Şiir : Arif Onur Solak
__________________
Kayıp bir bavul gibiyim havaalanında...Ya da boş bir yüzme havuzu sonbaharda!..
Diyar-ı Hüzün isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Diyar-ı Hüzün'in Mesajına Teşekkür Etti.