Tekil Mesaj gösterimi
Eski 21.05.11, 14:20   #7
OkyanusunKalbi
Müdavim

OkyanusunKalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2009
Konular: 616
Mesajlar: 7,992
Ettiği Teşekkür: 27529
Aldığı Teşekkür: 40364
Rep Derecesi : OkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Önemli Kişiler - Kronolojik Sıralama



Franz Joseph



Avusturya İmparatoru ve Macaristan Kralı. Habsburg hakimiyetine son veren 1848 İhtilalinde, Avusturya İmparatoru Ferdinand, 18 yaşında yeğeni lehine tahttan çekildi. Böylece Franz Joseph, Avusturya İmparatoru ve Macaristan Kralı oldu (1848).

Franz Joseph imparator olduğu zaman, imparatorluk karışıklıklar içinde çalkalanıyordu. Çekler, İtalya'daki devletler ve Macarlar ayaklanmıştı. Macarlar bir cumhuriyet kurmuşlardı. Lombardiya ve Venedik'i Sardinya Kralı Şarl Albert işgal etmişti. Franz Joseph, kısa zamanda bu ayaklanmaları bastırdı.

1859 'dan 1866 'ya kadar, Sardinyalılar ve Prusyalılarla savaşmak zorunda kaldı. 1866 Sadova'da Avusturya ordusu, Prusyalılara karşı yenildi. Almanya'daki, üstünlüğünü kaybetti. İtalya'daki Avusturya'ya bağlı hükümetler, İtalyan birliğine girdi. Franz Joseph, bu durum karşısında, Macaristan'la Avusturya'nın birleştiğini, birbirlerine eşit iki krallık olduğunu ilan etmek zorunda kaldı (1867). Böylece ikili devlet kurulmuş oldu. Bununla beraber Franz Joseph, imparatorluk içinde yaşayan milletlere temiz siyaseti, sempatisi ve cömertliği ile kendisini sevdirdi. Fakat talihsiz oluşu, zaman zaman onu rahatsız etti. Oğlu canına kıydı, karısı bir suikast sonucu öldü. Almanya İmparatorluğu ile ittifak birliğini yaptı. Avusturya veliahtı Franz Ferdinand'ın, Sırplar tarafından öldürümesi üzerine Sırbistan'a savaş ilan etti (1914). Böylece I. Dünya Savaşı'nın çıkmasına sebep oldu. Fakat bu savaşın dünyaya getirdiği felaketleri göremeden, savaşın çıkmasından iki sene sonra öldü.






Ferhat Paşa


Arnavut asıllı olan Ferhad Paşa, Enderun'da yetişip kapıcıbaşı, mirahur ve sonra yeniçeri ağası oldu. 1584 yılından sonra, Rumeli valisi ve ardından İran seraskerliğine getirildi. Başarılı hizmetlerinden dolayı kendisine vezirlik verildi. İran savaşlarında galip gelerek imzaladığı antlaşmalarla meşhur oldu. 1591 yılı sonlarında görevinden alındı. Bir süre Sadaret Kaymakamlığı ve İkinci vezirlik yapan Ferhad Paşa, 1595 yılında ikinci defa sadrazam oldu. Gayretli, akıllı, tedbirli ve cesur bir devlet adamı olan Ferhad Paşa, 1595 yılında vefat etti. Eyüp'te kolluk karşısına defnedildi.





Fethi Okyar


Devlet adamı ve Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kurucusu. Pirlepe'de doğdu. İyi bir öğrenim gördü. Vatan Hürriyet Cemiyeti'nde Mustafa Kemal ile beraber çalışdı. 1908 da Paris'te ateşemiliter olan Fethi Bey, Trablusgarp Savaşı çıkınca Paris'ten ayrıldı, Afrika'da yapılan savaşlara katılmak üzere Trablusgarb'a geçti.

1913'de İttihat ve Terakki Genel Merkezi'ne üye seçilmiş ve Genel Sekreter olmuştur. Aynı yılın son aylarında Sofya'ya elçi olarak tayin edildi. İzzet Paşanın kısa süren Sadrazamlığında Dahiliye Nazırı olarak görev alan Fethi Bey, Damat Ferit Paşa tarafından tutuklandı. Bütün muhaliflerini ortadan kaldırmak isteyen Damat Ferit, Fethi Bey'i Enver, Cemal ve Talat Paşaların kaçmalarına göz yummakla suçlandırmış ve Malta'ya sürgüne göndermiştir. Ancak tutuklanan İngilizler'le değiştirilmek suretiyle 1921 yılında Malta'dan kurtarıldı. Büyük Millet Meclisi tarafından Büyük Taarruzda Dahiliye Nazırı olarak seçilen Fethi Bey, Roma, Paris ve Londra'ya giderek; Yunanlıların Anadolu'dan çekilmelerini sağlayacak bir barış için çalışmıştır. Fethi Bey bu durumu, o sırada taarruz hazırlıklarını tamamlamak üzere bulunan Mustafa Kemal'e bir telgrafla birdirdi. Daha sonra da Ankara'ya döndü. Rauf Orbay'ın Başbakanlık görevinden ayrılması üzerine Başbakan seçildi (4 Ağustos 1923).

Cumhuriyetin ilanı sırasında yaşanan kabine buhranı üzerine Başbakanlıktan ayrıldı. Mustafa Kemal'in Cumhuriyetin ilanına karar verdiği sırada, O'nun yanında bulunmuş ve Mecliste takip edilecek çalışma şeklini beraberce tespit etmişlerdir. Fethi Bey, Cumhuriyetin ilanından sonra TBMM Başkanı seçildi. Terakkiperver Fırkanın kurulmasından sonra, Başbakanlıktan ayrılan İsmet İnönü'nün yerine tekrar başbakanlığı seçilen Fethi Okyar, Şubat 1925'te başlayan Şeyh Sait İsyanı sırasında Başbakanlıktan ayrıldı.

Büyükelçi olarak çalıştığı Paris'ten, 1930 yılında dinlenmek için yurda gelen Fethi Okyar'a Mustafa Kemal tarafından yeni bir parti kurması teklifi yapılması üzerine, Serbest Cumhuriyet Fırkası'nı kurdu. Fakat bu parti kapatıldı. Mustafa Kemal'in ölümünden sonra da çalışmalarına devam eden Fethi Okyar, 12 Mart 1941'de Adliye Vekaleti görevinden ayrılmış ve birkaç yıl sonra 7 Mayıs 1943'de ölmüştür.





Fevzi Çakmak

Kurtuluş Savaşı'nda büyük emeği geçen bir komutan ve Millet Partisi'nin kurucularındandır. 12 Ocak 1876 yılında İstanbul'da doğdu. Topçu Miralayı Çakmakoğulları'ndan Ali Bey'in oğludur. Mahalle mektebini bitirdikten sonra Soğukçeşme Rüştüyesi'ni ve Kuleli Askeri İdadisi'ni bitirdi. 1895 yılında Pangaltı Harbiyesi'nden mezun oldu. 1898'de, gösterdiği başarıdan dolayı Kurmay Yüzbaşısı oldu. Balkanlarda göstermiş olduğu başarılar sayesinde 9 yılda Miralaylığa (Albaylığa) yükseldi. Taşlıca Mutasarrıflığı ve kumandanlığı yanında, Nizamiye 35. fırkaya kumanda etti.

II. Meşrutiyet'in ilanından sonra görevine devam eden Fevzi Paşa, 1910 yılında Mürettep Moskova Kolordusu'nun Erkan-ı Harbiye Reisliği'ne atandı. Trablus'ta İtalyanlar'ın başlatmış olduğu saldırılar üzerine kurulan, Garp Kolordusu Erkan-ı Harbiye Reisliği'ne getirildi. Daha sonraları Erkan-ı Harbiye'si Hareket Şubesi müdürü oldu.

Balkan Savaş'ından sonra Ankara Fırka Kumandanı, ardından da 5. Kolordu Kumandanlığı'na atandı ve 1914 yılının Mart ayında rütbesi Mirvalığa yükseltildi. Birinci Dünya Savaşı'nda Çanakkale müdafaasına katıldı. 1915'de Anafartalar Grubu Kumandanlığı'nda bulundu. 1916'da 2. Kafkas Kolordusu Kumandanı, 1917'de ise II. Ordu Komutanlığı'na tayin edildi. 1918 yılında, Suriye'deki VII. Ordunun komutanlığını yaptığı süre içindeki başarılarından dolayı Ferikliğe yükseldi.

Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra Erkan-ı Harbiye Reisliği'ne getirildi, fakat İzmir'in işgali sırasında bu görevinden istifa etti. 3 Şubat 1920'de Harbiye Nazırı olduğu sırada Anadolu'daki Kurtuluş Savaşı çalışmalarına yardım etti. 8 Nisan 1920'de İstanbul'un işgal edilmesi üzerine Anadolu'ya kaçtı. Burada Mustafa Kemal'in emrine girdi ve ölümüne kadar beraberinde çalıştı. Fevzi Paşa, Ankara'ya gelişinin milli hareket için ne denli önemli olduğunun bir ifadesi olarak, 3 Mayıs 1920'de Büyük Millet Meclisi tarafından Milli Müdafaa Vekilliği'ne ve Bakanlar Kurulu Başkanlığı'na getirildi. II. İnönü Zaferi'nden sonra, 3 Nisan 1921'de Birinci Ferikliğe tayin edildi. 1921'de Erkan-ı Harbiye Reis vekilliği yaptı. 29 Eylül 1921'deki Sakarya Savaşı'ndan sonra Mareşalliğe yükseltildi.

1924 yılına kadar Erkan-ı Harbiye Reis vekilliği ve Kozan Milletvekilliği yapan Fevzi Paşa, bu tarihte milletvekilliğinden ayrıldı. 1925'te asaleten Erkan-ı Harbiye Reisliği yaptı ve 12 Ocak 1944'te bu görevinden ayrılarak emekli oldu. 1946'da İstanbul'dan milletvekili adayı seçildi ve 1948'de Millet Partisi'ni kurdu. 10 Nisan 1950'de vefat etti.





Feyzullah Efendi
(Şeyhülislam)


Seyyid Feyzullah Efendi, 1639'da Erzurum'da doğdu. Asıl adı Mehmed olup, Erzurum Müftüsü Seyyid Mehmed Efendi ile Şerife Hatunun oğludur. İlk eğitimini babasından aldı. Daha sonra Seyyid Abdülmü'min'den ve dayısının oğlu İsmail Efendi'den Arapça, Farsça, fıkıh ve fıkıh usulü okudu. Erzurum yöresinin seçkin alimlerinden olan Şeyh Mehmed Vani Efendi'nin derslerine de devam etti.

Mehmed Vani Efendi'nin isteği üzerine 1664 yılında İstanbul'a, oradan da padişahın bulunduğu Edirne'ye gitti. 1672'de hacca giden Feyzullah Efendi, döndükten sonra Vani Efendi'nin aracılığıyla IV. Mehmed'in şehzadesi Mustafa'ya, hoca oldu. Feyzullah efendi ilimiye mesleğinde hızla yükseldi. Haydarpaşa, Üsküdar Mihrimah Sultan, Sahn-ı Seman ve Ayasofya medreselerinde müderrislik yaptı. 1674'de İstanbul kadılığı payesiyle Sultan Ahmed Medresesi'ne tayin edildi. 1678'de ise Rumeli kazaskerliği payesiyle Şehzade Ahmed'in hocalığına getirildi. Sultan Dördüncü Mehmed tarafından görevinden alındıysa da birkaç gün sonra suçsuz olduğu anlaşılınca görevine iade edildi.

14 Şubat 1688'de şeyhülislam oldu. Feyzullah Efendinin on yedi gün kadar süren bu ilk şeyhülislamlığından azli, askeri bir karışıklıktan kaynaklandı. Yeniçeriler şeyhülislam Feyzullah Efendiyi Erzurum'a göndermişlerdi. Yedi yıl kadar burada yaşayan Feyzullah Efendi, hocalığını yaptığı Şehzade Mustafa'nın tahta çıkışından sonra Edirne'ye gelip, ikinci defa şeyhülislamlığa tayin edildi. Sekiz yıl bu görevde kalan Feyzullah Efendi, Osmanlı tarihinde ilk kez kendinden sonra şeyhülislam olması hususunda padişahtan bir ferman aldı. Bu uygunsuz icraatları ve giderek nüfuzunu artırıp tayinlere, azillere müdahalesi, içten içe büyük bir tepkinin oluşmasına yol açtı. Tarihe Edirne Vakası olarak geçen olay sonunda, kafası kesilerek idam edildi. Güler yüzlü, bilgili, faziletli, zeki, nüktedan, vakur ve yumuşak huylu bir kişi olarak bilinen Feyzullah Efendi, Tefsir ve hadis ilimleriyle de uğraştı.






François
(Fransa Kralı)



Fransa kralı François, 1494 yılında Cognac'de doğdu. Angouleme kontu Charles de Valois'in oğlu olan François, 1515'de amcasının oğlu On ikinci Lui'nin yerine kral oldu. François, Almanya kralı olabilmek için pek çok savaş vermiş, hemen hepsinde yenilmişti. Bu savaşlardan birisinde esir düşen François, Osmanlı Spora meraklı, çapkın, hafif fakat ilmi ve sanatkarları koruyan bir hükümdardı. Leonard de Vinci, Benvenuto Cellini gibi sanatçıları İtalya'dan Paris'e getirmiş, bir takım mimari eserler yaptırmıştır. İhtirası yüzünden Fransa'yı, gereksiz pek çok savaşa sokan ve Fransız halkına zor günler yaşatan François, bilime ve sanata verdiği önem dolayısıyla Fransızlar tarafından iyi anılır.

padişahı Kanun Sultan Süleyman'dan da yardım istemiş, bunun üzerine Kanuni, Türk Deniz kahramanı Barbaros Hayreddin Paşayla birlikte donanmayı 1543 yılında Tulon'a göndererek onu kurtarmıştı.






Frederik
(Prusya Kralı)



Büyük Frederik adı ile de tanınan Prusya Kralı Frederick, 1712'de doğdu. Babası Birinci Wilhelm'in isteği ile askeri eğitim görmesine rağmen, edebiyat ve felsefeye karşı büyük ilgi duydu. Babasına karşı komplo hazırlamakla suçlanan Frederik, Küstrin kalesine hapsedildi. 1733 yılında Brunswick-Bayern prensesi Christine ile evlenerek Rheinsberg şatosuna çekildi.

Çevresine sanatçı ve filozofları toplayarak kendisini felsefe ve edebiyat çalışmalarına verdi. 1740 yılında babasının yerine tahta geçer geçmez, Avusturya ile savaşa girdi. Silezya'ı Avusturya'dan aldı. Yedi yıl, savaşlarında kendisine karşı güç birliği yapan Avusturya, Fransa ve Rusya'ya karşı kafa tutmayı başardı. Rus Çarı Petro ile bir barış antlaşması yaptı.


Despot bir hükümdar olmasına karşın, bir ordu düzenleyicisi ve komutan olarak askerlik sanatı tarihinde önemli yeri olan bir kişidir. Sanatsever biri olarak tanınan Frederik, sanatçı ve edebiyatçıları korurdu. Meşhur yazar Voltaire'i 1750-1753 yılları arasında sarayında misafir etmişti. Büyük Frederik hazırlattığı medeni kanunla, hukuk alanında da yararlı çalışmalar yapmıştır.






Fuzuli


Osmanlı Divan Edebiyatı'nın en büyük şairlerindendir. Ona göre şiirin temeli ilim, özü sevgidir. Şiirlerinin çoğunda tasavvufu işledi.





Gansu Gavri


Memlük Sultanı Gansu Gavri, 1440 yılında doğdu. Baybirdi tarafından köle olarak satın alındı. Azat edildikten sonra bir çok görevde bulundu. 1458'de Halep'te başlayan bir isyanı bastırarak tanındı. Kayıtbay'ın yetiştirdiği Gansu Gavri, 60 yaşından sonra saltanata geçti. Gansu Gavri, Memlük Sultanı olduğunda Memlükler için önemli meseleler gündemdeydi. Osmanlılar, Memlüklerin kuzey sınırını tehdit ediyor, Şah İsmail Safavi devletini kurmaya çalışıyordu. Ayrıca Mısır'ın ekonomisi ile yakından ilgili olan Hint ticaret yolu, Portekizliler tarafından tahrip edilmeye başlanmıştı. İspanya'daki son müslüman kalesi Gırnata'nın düşmesi ile Fas ve Tunus emirleri, Memlük Sultanının başında olacağı bir federasyon oluşturulmasını istediler. Bu federasyon tüccar, ziyaretçi ve hacılar olmak üzere tüm hıristiyanların bu ülkeden kovulmasını istiyordu. Bu gelişmeler üzerine Gansu Gavri, yabancıların üç aydan fazla Kahire'de kalmalarını yasakladı. Portekizliler onun zamanında Hindistan kıyılarına yerleşti. Böylece Mısır, en önemli gelir kaynağı olan transit vergisini kaybetti ve mali çöküntü hızlandı. Gansu Gavri, Hindistan'a bazı seferler düzenlediyse de bir sonuç çıkmadı ve Portekiz filosu Aden'i aldı. Osmanlı padişahı Sultan İkinci Bayezid'den yardım isteyen Gansu Gavri, Osmanlılarla dostluk ilişkileri kurdu. Ancak, Yavuz Sultan Selim'e karşı Şah İsmail'i desteklemesi, onun aleyhine oldu. Nitekim Yavuz Sultan Selim'in giriştiği propaganda faaliyetlerinde Antep, Halep ve Şam valileri Osmanlılara yakınlık kurdu. Nihayet Mercidabık ovasında yapılan savaşı kaybeden Gansu Gavri bu savaş sırasında 1516 yılında öldü.






Gazi Hüsrez Paşa


Gazi Hüsrev Paşa, 1480 yılında doğdu. Babası Ferhad Bey, annesi Sultan İkinci Bayezid'in kızı Selçuk sultandır. Babası Adana muhafızı olduğu sırada Kölemenlerle yapılan savaşta şehit olmuş, annesi de Sultan İkinci Bayezid'in sağlığında vefat ederek İstanbul'da Bayezid Caminin yakınında bulunan bir türbeye defnedilmiştir. Annesi ile birlikte İstanbul'a yerleşen Gazi Hüsrev Paşa, eğitimini tamamladıktan sonra, dayısı Şehzade Mehmed, kefe sancakbeyliğine tayin edildiğinde onunla birlikte gitti. Semendire Sancakbeyliğine atanan Gazi Hüsrev Bey, Belgrad'ın fethinde önemli hizmetlerde bulundu.

Belgrad'ın fethinden sonra Bosna sancakbeyliğine getirildi.
Bosna sancakbeyliğini sırasında Knin, Skradin, Ostovika kalelerini ele geçirdi. Kanuni Sultan Süleyman'ın bazı seferlerine katıldı. Bosna bölgesinde yeni fetihler yaparak sancağının sınırlarını genişletti. Mohaç zaferi sırasında, Balı Paşa ile birlikte önemli rol oynadı. Macarların eline geçen Yayça kalesini kuşatarak teslim almayı başardı.

1533 yılı sonlarında Semendire sancağına nakledildi. 3 yıl kaldığı bu görevde komşu devletlerle çeşitli diplomatik temaslarda bulundu. 1536 yılında tekrar Bosna sancakbeyliğine tayin edilen Gazi Hüsrev Paşa, 18 Haziran 1541 tarihinde vefat etti ve Gazi Hüsrev Bey Camii avlusundaki türbesine gömüldü. Gazi Hüsev Paşa, yoğun fetih ve gaza faaliyetlerinin yanında, Saraybosna ve çevresinin islamlaşmasında çok önemli rol oynayan dini, ticari ve kültürel tesisler yaptırmıştır.




__________________
ForumGerçek Türkiye'nin Forumu
OkyanusunKalbi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz OkyanusunKalbi'in Mesajına Teşekkür Etti.