Tekil Mesaj gösterimi
Eski 21.05.11, 14:25   #14
OkyanusunKalbi
Müdavim

OkyanusunKalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2009
Konular: 616
Mesajlar: 7,992
Ettiği Teşekkür: 27529
Aldığı Teşekkür: 40364
Rep Derecesi : OkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzelOkyanusunKalbi gerçekten güzel
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Önemli Kişiler - Kronolojik Sıralama






Patrona Halil


Patrona isyanının elebaşı olan Patrona Halil, Horpeşte'de doğdu. Patrona Gemisi'nde levent olarak çalıştı. Bu gemide meydana gelen bir isyana karıştığından hayatını kurtarmak için Rumeli'ye kaçtı. Niş'te bir ayaklanmaya katıldı ve bu seferde İstanbul'a kaçtı. Yeniçeri ortalarından on yedinci ortaya girdi. Bu arada seyyar satıcılık ve tellallık yaptı. Kendi adını taşıyan isyanın önderlerinden biriydi. Sultan Birinci Mahmud tahta geçtikten sonra, 1730 yılında İstanbul'da öldürüldü.





Pargalı Damat İbrahim Paşa


Pargalı Damat İbrahim Paşa, Maktul ya da Makbul İbrahim Paşa olarak da bilinir, (1493, Parga [bugün Yunanistan'da]- 15 Mart 1536, İstanbul) Kanuni Sultan Süleyman saltanatı döneminde 1523?-1536 yılları arasında sadrazamlık yapmış, önemli siyasal ve askeri olaylarda rol oynamış Osmanlı devlet adamı.

Bugün Yunanistan'da kalan Parga yakınlarındaki bir köyde doğdu. Değişik kaynaklarda doğumunda Rum ya da İtalyan kökenli olduğu belirtilmektedir. Babası bir balıkçıydı (İbrahim Paşa'nın anne ve babasını sadrazamlığı sırasında İstanbul'a getirttiği kayıtlara geçmiştir). 6 yaşında korsanlar tarafından kaçırılarak Manisa'da satıldı. Kanuni şehzadeliği sırasında Manisa'da karşılaştığı ve arkadaşlık kurduğu İbrahim'i maiyetine aldı.

Kanuni'nin maiyetinde idamına kadar geçirdiği yıllar boyunca onun yakın arkadaşı ve danışmanı oldu. Kanuni padişah olduktan sonra onunla birlikte İstanbul'a geldi ve Osmanlı Devleti'nde Sadrazamlık, Anadolu ve Rumeli Beylerbeylikleri ve Seraskerlik (1528?29-1536) dahil olmak üzere en üst düzeylerdeki görevlerde bulundu.

Kanuni'nin Padişah olması ile birlikte ilk önce Hasodabaşılık görevine atanarak bu noktadan sonra kendi yetenekleri ve Kanuni ile aralarındaki sıradışı güven ilişkisi sayesinde hızla yükseldi.

1521'de Belgrad'ın Fethinde görev aldı. 1522'de Rodos seferine katıldı. Bu durum,1523'te (Çeşitli kaynaklarda 1522 ve 1524 olarak da tarihlenmektedir. E.J. Brill's first encyclopaedia of Islam, 1913-1936, Volume 2 By Martijn Theodoor Houtsma'a göre 27 Haziran 1524) sadrazamlığa getirildi. 1524'te Kanuni'nin kızkardeşi Hatice Sultan ile evlendi. Mısır'da asayişi sağlamakla görevlendirildi ve kendisine Mısır Beylerbeyi unvanı verildi. Macaristan seferine katıldı ve Mohaç Savaşının kazanılmasında önemli rol oynadı.

Daha sonra Anadolu'daki Alevi-Türkmen isyanlarını bastırmakla görevlendirildi. Anadolu'da aldığı kanlı tedbirlerle isyanları sona erdirdi. I. Viyana Kuşatması ile sonuçlanan 2. Macaristan seferine katıldı. Avusturya İmparatorunu Osmanlı Sadrazamına eşit sayan 1533 tarihli İstanbul Antlaşması'nın müzakerelerini yürüttü. Safevilere karşı düzenlenen Irakeyn seferine katıldı. Tebriz'i aldıktan sonra Kanuni'nin kuvvetleri ile birleşti ve Bağdat'ın fethinde görev aldı.

İbrahim Paşa'nın dönemindeki gücünü ortaya koyacak en önemli veri; Kanuni tarafından Seraskerlik makamına (Osmanlılarda önceleri seferdeki orduya kumanda eden vezir, sonraları da milli savunma bakanına verilen ad.) getirildiğinde İmparatorluğun o güne dek dört tuğa simgelenen gücünün yedi tuğa çıkarılması ve İbrahim Paşa'nın da altı tuğ taşımaya yetkili kılınmış olmasıdır. Kanuni'den eksiği sadece Hilafet tuğudur. Osmanlı imparatorluğunun o dönemde bilinen dünyayı şekillendiren dominant dış politikasının kontrolü tamamen İbrahim Paşa'nın elindedir. Ayrıca Avusturya İmparatoru Ferdinand da Avusturya - Osmanlı barış anlaşması sırasında İbrahim Paşa'yı eşiti tanımış ve Osmanlı İmparatorluğu nezdinde temsilcisi olmasını istemiştir.Venedik diplomatlarının İbrahim Paşa'ya Kanuni'ye atıfla "Muhteşem İbrahim" dedikleri kayda geçmiştir. Fransa ile yürütülen işbirliğinde önemli rolü vardır.

Pek çok tarihçi, yabancı elçilerin İbrahim Paşa’yla görüşmelerine ilişkin hazırladıkları raporlarından yola çıkarak onun iktidar hırsıyla pek çok kararı kendi başına buyruk verdiği savında bulunmaktadır.[1] Bu nedenle, 1536 yılında gücünden kaygılanan Kanuni Sultan Süleyman'ın emri ile öldürüldüğü iddia edilmektedir.

13 sene sadrazamlık yapan ve Farsça, Rumca, Sırpça ve İtalyanca bilen İbrahim Paşa, bugün Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılan İbrahim Paşa Sarayından başka, İstanbul, Mekke, Selanik, Hezergrad (Razgrad) İbrahim Paşa Camii ve Kavala'da Cami, Mescid, Mektep, Medrese Zaviye, Hamam ve Çeşme gibi eserler inşa ettirmiş ve bunlara vakıflar tahsis ettirmiştir. Önemli bir sanat ve özellikle edebiyat hamisidir. İstanbuldaki İbrahim Paşa Sarayı, Sultanahmet geride bıraktıklarıdır.






Peçevi İbrahim Efendi


Osmanlı tarihini anlatan iki ciltlik eseri ile tanınan eski tarihçilerimizdendir. Mohaç ve Zigetvar arasındaki Peç'te doğduğu için, Peçevi lakabı ile tanınır. Dedesi, Fatih Sultan Mehmed'in silahdarlığında bulunmuş olan Kara Davut'tur. Babasının ölümünden sonra 14 yaşlarında Lala Mehmed Paşa'nın yanına gitti. Lala Mehmed Paşa ile birlikte, Budin'de bulundu. Lala Mehmed Paşa'nın serdarlığı sırasında savaşlara katıldı.

Kanije Muhafızı Tiryaki Hasan Paşa ile tanışmıştır. Macarca bildiği için barış görüşmelerinde görev aldı. Maliye konusunda gösterdiği başarıdan dolayı Defterdar oldu. Baki Paşa'nın ölümünden sonra kendisine Başdefterdarlık görevi teklif edildi. Fakat kabul etmedi ve Tokat Defterdarlığı yaptı. 1636'da Bosna Defterdarı oldu. Son günlerini Budin'de geçirdi ve tarihini orada yazdı ki bu eser, Kanuni Sultan Süleyman'dan başlayarak Dördüncü Murad devrinin sonuna kadar olan dönemi anlatır.






Pertev Paşa


Arnavut asıllı Türk devlet adamı. Enderun'da yetişti. Kapıcıbaşı ve Yeniçeri Ağası oldu. 1554'de Nahçivan Seferi'nden sonra Sokullu Mehmed Paşa'nın yerine Rumeli beylerbeyi, 1555'de de dördüncü vezir olmuştur. Daha zonr üçüncü ve ikinci vezirliğe yükseldi. Kıbrıs Seferi sırasında donanma serdarı oldu, Girit'e asker çıkardı, Çerigo, Zanta ve Kefalonya adaları yağmalandı. Dalmaçya kıyılarında Lesina, Antivri Sopot ve Dulcino kaleleri alındı. İnebahtı yenilgisinden sonra ikinci vezirlikten azledildi.





Piri Reis


Piri Reis, 1465 yılında Gelibolu'da doğdu. Akrabası olan Kemal Reis'in yanında denizciliğe başladı. Kemal Reis ile birlikte, 1486 yılında Endülüs Müslümanları'nın İspanyollar'dan kurtarılmasına ve 1490-91 yıllarında da Sicilya, Korsika, Sardunya ve Fransa kıyılarına yapılan akınlara katıldı. Daha sonra Osmanlı Devleti'nin hizmetine giren Piri Reis, Kemal Reis'in ölümünden sonra, 1511 yılında Oruç Reis'in hizmetine girdi. Oruç Reis'in Yavuz Sultan Selim'e gönderdiği hediyeleri vermek için İstanbul'a geldi. Daha sonra tekrar Osmanlı Devleti hizmetine girdi. Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferine de katılan Piri Reis, Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1547 yılında Hint Kaptan-ı Deryalığı'na getirildi. 1551 yılında, bu görevini yürütürken, Aden'i ele geçirdi. Daha sonra otuz gemi ile hareket ederek Maskat Kalesi'ni aldı ve Hürmüz kalesini kuşattı. Ancak kuşatmayı kaldırarak Basra'ya döndü. Burada Portekiz donanmasının Basra körfezine gireceğini haber aldı ve üç gemi ile Mısır'a döndü. Basra'daki donanmayı bırakmakla suçlanan Piri Reis, 1554 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın emri ile idam edildi.





Piyale Paşa


Meşhur denizcilerimizdendir. 14 yıl Kanuni Sultan Süleyman döneminde Kaptan-ı Deryalık yapmış ve önemli zaferler kazanmıştır.Küçük yaşlarda Enderun'a verilmiş ve burada eğitim görerek Kapıcıbaşı olarak saraydan çıkmıştır.

1553'den 1567 yılına kadar Kaptan-Deryalık yapmıştır. Sakız ve Cerbe adalarını almış, Cezayir'i istila etmiştir. İspanya İtalya ve Fransa sahillerlinde 67 kadar küçük adayı ele geçirmiştir. İspanya Kralı II. Filip'in donanmalarını harab etmiş ve ünlü kuömandanlarını esir almıştır.

II. Selim'in kızı Gevher Sultan'la evlendikten sonra, önce Üçüncü Vezir daha sonra İkinci Vezir oldu. Malta'nın ele geçirilmesinde Turgut Reis ile çalıştı. Fakat Turgut Reis'in çatışmalarda vurulması üzerine geri dönmek zorunda kaldı. Daha sonra Kıbrıs'ı almak üzere gönderilmiştir. Kasımpaşa'da kendi yaptırdığı caminin yanında gömülüdür.






Rakoçi


İkinci Georges Rakoçi, Osmanlı tarihinde adı geçmiş büyük bir Macar ailenin ikinci oğludur. 1621 - 1660 yılları arasında yaşamıştır. 1648'de babasının yerine geçmiş ve Erdel beyi olmuştur. 1658'de Sultan Dördüncü Mehmed zamanında Erdel'i Osmanlıya terketmeye mecbur edilmiştir. Osmanlı Türkleri'ne karşı muharebeye girişerek bir defa galip gelmiş, fakat Budin valisi tarafından boğularak öldürülmüştür.






Raşid


Raşid (Ali), 1858 yılında Kandiye'de doğdu. Rüştiye'de okudu. Sonra özel olarak Buhari-i Şerif, aruz, beyan, coğrafya, geometri ve logaritma öğrendi. 1872'de Kandiye Hukuk Mahkemesi'nde, daha sonraları tahrirat kalemlerinde bulundu. 1883'te, Trabzon Mektubi kalemi mümeyyizliğine, 1900'de Konya Mektupçuluğu'na getirildi. İkinci Meşrutiyet'ten sonra dahiliye mektupçusu oldu. 1918 yılında vefat eden Raşid'in, Terkib-i Bend, Safaül Kulub, Numune-i Hikmet gibi eserleri mevcuttur.






Rauf Orbay


Rauf Orbay 1881 yılında İstanbul'da doğdu. Milli Mücadele'ye katılmak üzere Anadolu'ya geçtiğinde imparatorluğun hemen her yanına ün salmış milli kahramanlardan biriydi. Bahriye Mektebi'ni bitirmiş, Balkan Savaşı sırasındaki deniz savaşlarında büyük başarılar göstermiş ve bu nedenle "Hamidiye Kahramanı" ünvanını kazanmıştı. İzzet Paşa kabinesinde Bahriye nazırlığı yaptı, bütün bu parlak başarıların sonunda Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş belgesi olan Mondros Mütarekesini imzalamak zorunda kaldı. Malta sürgününden dönen Rauf Orbay 1921'de Ankara'ya gittiğinde kendisine Nafia vekilliği verildi. Bakanlıktan ayrıldığı yıl Meclis ikinci başkanlığına seçildi, 1922-1923 arasında bir kaç ay Başbakanlık yaptı. 1924'te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulduğunda Rauf Orbay, daha önce İkinci Grupta başlattığı muhalefetini bu toplulukta sürdürmeyi daha uygun buldu. 1942-1944 yılları arasında Türkiye'nin Londra büyükelçisi oldu. Rauf Orbay 1964 yılında öldü.






Recaizade Mahmut Ekrem


Tanzimat döneminin önemli edebiyatçılarından biri olan Recaizade Mahmut Ekrem 1 Mart 1847'de İstanbul'da doğdu. 1858'de Mekteb-i İrfan'da öğrenimini tamamladı. Hariciye Mektubi Kalemi'ne memur olarak girdi. Bu görevi sırasında Namık Kemal ile tanıştı ve onun yönetimindeki Tasvir-i Efkar gazetesinde yazmaya başladı. 1867'de Namık Kemal Avrupa'ya kaçarken gazetenin yönetimini Recaizade Ekrem'e bıraktı. Siyasetle ilgilenmedi ve kendisini tamamen edebiyata verdi. Yazılarını Ahmet Mithat Efendi'nin çıkardığı Dağarcık dergisinde yayımlamaya başladı. Batı edebiyatından çevirmeler yaptı. 1877'de Şura-yı Devlet üyeliğine getirildi. 1878'de Mülkiye Mektebi'nde başladığı öğretmenlik mesleğini Galatasaray Sultanisi'nde sürdürdü. Bu okullarda verdiği derslerin notlarını 1883'te Talim-i Edebiyat kitabında topladı. Bu kitap özellikle şiir konusunda getirdiği yeni bakış açısı ile önemli bir yapıttı. 31 Ocak 1914'te İstanbul'da öldü. Öldüğünde Meclis-i Ayan üyesiydi. Recaizade Ekrem'in Türk edebiyatına önemli katkılarından biri de 1895'ten sonra öğrencilerini Tevfik Fikret'in yönetiminde Servet-i Fünun dergisi çevresinde toplaması ve Edebiyat-ı Cedide'nin doğuşuna öncülük etmesidir.

Eserleri : Şiir : Name-i Seher, Yadigar-ı Şebab, Zemzeme (3 cilt) Roman : Araba Sevdası, Öykü; Muhsin Bey Yahut Şairliğin Hazin Bir Neticesi, Şemsa, Oyun : Afife Anjelik, Vuslat Yahut Süreksiz Sevinç, Çok Bilen Çok Yanılır , Çeşitli ; Talim-i Edebiyat, Takdir-i Elhan, Pejmürde, Nijad-Ekrem.




Refet Bele



Refet Bele 1881 yılında İstanbul'da doğdu. 1899 yılında Harp Okulu'nu, 1912'de Harp Akademisi'ni bitirdi. Birinci Dünya Savaşı'nda Filistin Cephesi'nde İkinci Gazze Muharebesi'nde başarı sağladı. Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşı'ndaki görevi, Mustafa Kemal ile birlikte Samsun'a çıkışıyla başladı. Refet Bey, merkezi Sivas'ta bulunan ve Mustafa Kemal'in müfettiş olarak görevlendirildiği 3. Ordu'ya bağlı, 3. Kolordu komutanlığına atandı. Erzurum Kongresi'ne ve Samsun delegesi olarak Sivas Kongresi'ne katıldı. Aydın ve çevresinde ayaklanmalar başlayınca burada görevlendirildi. Daha sonra Çerkez Ethem Ayaklanması'nı bastırdı. Bu arada generalliğe yükseltilerek Dahiliye vekilliğine ve Batı Cephesi komutanlığına atandı. 1922'de Doğu Trakya'yı geri almakla görevlendirildi.

Cumhuriyet' in ilânından sonra Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'na girdi. 1926 yılında milletvekilliğinden ve askerlikten ayrılan Refet Bele, 1935-1939 ve 1946-1950 tarihlerinde İstanbul milletvekili seçildi.





__________________
ForumGerçek Türkiye'nin Forumu
OkyanusunKalbi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz OkyanusunKalbi'in Mesajına Teşekkür Etti.