Tekil Mesaj gösterimi
Eski 19.06.11, 00:51   #1
teksasli85
Yeni Üye
teksasli85 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jun 2011
Yaş: 32
Konular: 1
Mesajlar: 5
Ettiği Teşekkür: 0
Aldığı Teşekkür: 8
Rep Derecesi : teksasli85 Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: none
Standart Mösyö İmam

Mehmet Oyan - Mösyö İmam ne anlatıyor?


Mösyö İmam ne anlatıyor?

Mösyö İmam ne anlatıyor?
İlginç bir kitap...


Mösyö İmam, emekli imam Mehmet Oyan’ın kaleme aldığı, Temmuz 2010’da Doğan Kitap’tan yayımlanan bir eser. 236 sayfadan oluşan “anı-hatıra” türündeki kitap okunması kolay, oldukça akıcı, ilginç ve içinde bol espri olan bir kitap. Mizacı itibariyle şen, renkli ve açık sözlü biri olan imam Mehmet Oyan, bu yanlarını kitaba çok iyi yansıtmış. O kadar açık sözlü ki, kitap adeta bir itirafname niteliğinde. Yazar, kitabın önsüzünde şunu belirtir: “Yazılarımı yazdığım, kabinime bitişik kafesli küçük penceremden beni dinleyen bir rahip olmadığı için de hiçbir şeyi gizleme gereği duymadım.”

1954 İnegöl doğumlu olan Mehmet Oyan, her yönünyle ilginç ve sıra dışı, kitap meraklısı bir insan. İlk gençlik yılları dünya klasikleri okumakla geçmiş. Mesnevi’yi defalarca okumuş ve hayran kalmış aşk ehli biri. Öyle ki, İlahiyat fakültesi bitirme tezini “Mevla’nanın Mesnevi’sinde İnsan Karakterleri” üzerine yapmış. Çizgi roman hastası, sinema ise onun için vazgeçilmez bir tutku. Çocukluğundan beri yüzlerce korku filmi izlemiş. Dedektif ve ajan filmlerine turkunu. Öyle ki Bursa’nın Karaislah köyünde imamlık yaparken ilk maaşıyla ortaokuldan beri hayalini kurduğu kuşaklı, omuzları apoletli, beyaz bir pardösü alır. Çünkü dedektifler öyle giymektedir. Ayrıca içmek için tütün, pipo, yiyecek olarak da beş kangal sucuk, üç kilo muz ve büyükçe bir bidon boza alır.

Mehmet Oyan, yıllarca özlemini çektiği kuşaklı, apoletli beyaz pardösüyü mağazadan alıp giyer ve dışarı çıkar. Yanından geçtiği her mağaza vitrininin önünde durup, vitrini seyreder gibi yapıp, çaktırmadan camdan kendini seyreder. İçinden de; “Hey yavrum be! Scotland Yard’dan mısın, M16’dan mısın? Mayk Hammer misin, James Bond musun, Şerlok Holmes misin? Dedektif, ajan dediğin benim gibi uzun boylu yakışıklı olacak, kızları peşinden koşturacak” der.

Fransa ve Bursa anıları


Kitabın dili sade ve çok akıcı. Anlatım tarzı güzel, insanı kendine bağlayıp kitabı bir çırpıda okutuyor. Yazarın ilk kitabı olması hasebiyle başarılı sayılabilir. Kitap boyunca yer yer tashih hatası var. Doğan Kitap gibi büyük ve ciddi bir yayınevi için bu hatalar kabul edilebir bir şey değil. Kitabın kapağı daha iyi olabilirdi.

Kitabı genel olarak iki kısma ayırabiliriz. Birinci bölüm, İmam Mehmet Oyan’ın altı yıl boyunca Fransa’da görev yaptığı süre içerisinde şahit olduğu, çevresinde cereyan eden olaylarla ilgili duygu, düşünce, gözlem ve yorumlarından oluşmakta. İkinci bölüm ise, Türkiye’deki yaşamıyla ilgili çeşitli anekdotlardan oluşmakta. İmam Mehmet Oyan, annesi, babası, çocukları, arkadaşları, mahallesi, eşi, kayın babası, Ankara’da okuduğu İmam Hatip yılları ve meslek hayatı ile ilgili birçok bilgi verir.

İmam Mehmet Oyan; Fransa, Fransa’daki Müslümanlar, Fransa’da Türklerin durumu, Fransızların Müslümanlara bakış açısı, İslamofobia gerçeği, Fransa’da yaşayan gurbetçilerin din algısı ve gurbetçi gençlerin durumunu anlatır. Oyan ayrıca, gurbetçilerin Fransa’daki iş hayatları ile ilgili de oldukça ilginç, yer yer trajik, yer yer esprili olaylar anlatır. Fransa anılarını oluşturan ilk bölümler içerisinde en çok yer turan ise, İmam Mehmet Oyan’ın, evli ve çocuklu Fransız Catherine’ya âşık olmasıyla ilgili bölümlerdir.

2002 yılında Fransa’da bir patlama olur. Fransız televizyoncuları ve dünyanın önde gelen haber ajansları soluğu Mehmet Oyan’ın imamlık yaptığı camide alırlar. Amaçları patlama hakkında İmam Mehmet Oyan’ın görüşlerini almaktır. Bu nedenle röportaj için kuyruğa girerler. Habercilerin ve televizyoncuların soruları sürekli “Mösyö İmam” diye başlar. Televizyoncuların sık sık İmam Mehmet Oyan üzerine odaklanıp “Mösyö İmam” diye hitap etmeleri Fransız TV kanallarında gösterilince imamın adı halk arasında “Mösyö İmam” olarak kalır. Mehmet Oyan’ın, yazdığı kitaba bu adı vermesi de bundan mülhem olsa gerek.

Sen bittin oğlum!

Mehmet Oyan, yirmi yılı aşan görevi süresince borç harç geçinen Bursalı bir imamdır. Akşamları seyyar bir kuruyemiş dükkânı açar ve ailesinin geçimine ekstra katkı sağlamaya çalışır. O dönemde Diyanet yurtdışına din görevlisi göndermektedir. Kendi deyimiyle yurtdışı görevi belkide onun için son şanstır. Hatta 28 Şubat sürecinde “Yurtdışına gönderilecek din görevlilerinin sınırlandırılması” gündeme gelir. İmam Mehmet Oyan yurtdışı görevine kendisini şartlandırdığı için bu söylentiden bir hayli endişelenir.

Bursalı İmam, yurtdışına gitmeyi kafasına iyice koymuştur. Çünkü yurtdışı görevinde değişik yerler görme, farklı insanlarla tanışmanın yanı sıra maaşlarının üç-dört katı fazlasını alma avantajları da vardır. Ayrıca Türkiye’deki maaşları da kesilmemektedir. Mehmet Oyan’ın, Fransa’daki maaşını ve Türkiye’deki maaşını iktisatlı kullandığı takdirde küçük bir ev satın alma olasılığı bile vardır.

Bakanlıklararası Ortak Kültür Komisyonu değerlendirme sınavında “Niçin yurtdışı görevi”ni istediği kendisine sorulur. Mehmet Oyan hakikati bütün çıplaklığıyla söyler. Maddi durumunu düzeltmek için gitmek istediğini belirtir. Komisyonla aralarında geçen konuşmayı arkadaşlarına anlattığında, arakdaşları “Sen bittin oğlum, havanı aldın, bir daha değil sınava girmek, senin sınav başvurunu bile kabul etmezler” derler. Çünkü arkadaşları komisyona “hizmet için” gitmek istediklerini söylemişlerdir. Mehmet Oyan ilk amacının maddi durumunu düzeltmek, ikinci planda ise hizmet için gitmek istediğini belirtmiştir. İmam Mehmet Oyan, değerlendirme sınavının sonucunu şöyle anlatır: “Açık sözlü olduğumdan mıdır nedir, ikinci sınavda, ‘sen bittin oğlum, havanı aldın’ diyen idealist(!) arkadaşlardan bazıları elendiği halde ben kazanmıştım.”

Fransa’da bir Bursalı imam

İmam Mehmet Oyan’ın Fransa macerası 26 Eylül 1997 yılında başlar. Oyan, eşi ve dört çocuğundan ilk defa uzun süre ayrı kalacağı Fransa’ya gitmek üzere Bursa’dan ayrılır. İlk önce Ankara’ya gelir. Kocatepe’deki Diyanet İşleri Başkanlığı’na uğrar. Görev pasaportunu ve beş yüz frank harcırahını alır. Esenboğa Havaalanı’na gider ve oradan dilini pat-çat öğrendiği Fransa’ya uçar. Üç buçuk saatlik yolculuktan sonra İmam Mehmet Oyan Strasbourg Havaalanı’ndadır artık. Fransız edebiyatına ve Fransa’ya hayran olan Mehmet Oyan’ın yurtdışı görevi böylece resmen başlamış olur.

Mehmet Oyan’ın Fransa’nın Saint-Dizier kasabasındaki altı yıllık yurtdışı görevi başlamıştır. Kendince yazılmaya değer bulduğu hatıraları birbiri ardınca sıralar Bursalı İmam.

Nancy yolunda bir trafik kazası olmuştur. Paris’te ikamet eden Kahramanmaraşlı bir Türk hayatını kaybetmiştir. Mevtanın adı: Aleksandr. Yanlış duymadınız. Cenaze Saint-Dizier’e doğru yola çıkmıştır. Gurbetçi Türk’ün cenazesini imam Mehmet Oyan’ın yıkaması istenmektedir. Oyan, bu trajik olayı şöyle anlatır: “Başındaki köşeli Anadolu kasketini nasırlı ellerinin arasında hamur yoğurur gibi ezip büken amca (ölen kişinin amcası) perişan bir vaziyetteydi. İki gözü iki çeşme ağlıyor. ‘Yiğenim gâvur gettiii…’ diyor, başka bir şey demiyordu. Anlattığına göre Aleksandr, Türk ve müslümandı. Ancak Fransız vatandaşlığına geçerken Hüseyin olan ismini kolay iş bulmak umuduyla, amcasının tüm karşı çıkmalarına rağmen Aleksandr olan yazdırmıştı. Amcayı, sadece isim değiştirmekle din değiştirilmiş sayılamayacağına güçlükle ikna ederek biraz sakinleştirdim.”

İmam Mehmet Oyan, kitabın ilerleyen sayfalarında güler misin ağlar mısın cinsinden şöyle bir olay anlatır: “Anlatılanlara göre canı yumurta çeken bir vatandaşımız çat-pat Fransızcasıyla meramını anlatamayınca bakkalın önünde bir güzel gıdaklamış. Müşterisinin tavuk istediğini zanneden bakkal, ‘No Mösyö’ diyormuş.”

Bu olayın aynısını Almanya’ya giden ilk kuşak gurbetçilerimiz için de anlatırlar. Hatta başka bir olay daha anlatırlar ki akıllara durgunluk verir. Almanya’da bir gurbetçimiz Kurban Bayramı’nda kurban kesecek, dini vecibesini yerine getirecek, ama ortam yok. Güç bela bir koyun bulur, ama kesecek yer yok. Gurbetçimiz çaresiz bir halde koyunu evine getirir ve banyonun küvetinde kesmeye kalkar. Seslerden şüphelenen Alman komşuları polise haber verir. Polis, gutbetçimizin evine baskın yapar ve onu gözaltına alır. Bütün bu anlatılanlar gurbetçilerimizin yurtdışında çektiği sıkıntılardan sadece birkaç tanesi…

Jesus’u seviyor musunuz?

Bursalı imam için Fransa’da çocuklara dini bilgileri öğretmek de oldukça zordur. Çünkü gurbetçi çocukları evde Türkçe, okulda Fransızca konuştukları için iki dile de tam hâkim değillerdir. Özellikle sekiz-on yaşındaki çocuklar konuşayım derken ağızlarında “tarzanca” bir şey gevelemektedirler. İmam Mehmet Oyan çocuklara ders verirken ilginç bir olay anlatır ki yerleşik din algısının yanlışlığı açısından önemlidir: “İlk dini bilgilerini ebeveynlerinden alan çocuklar birçok yanlışı da beraberlerinde getiriyorlardı. Bir gün dersimiz Peygamberler tarihiydi. Konuyu toparladıktan sonra ‘Hz. Muhammed’i seviyor musunuz?’ çocuklar diye sordum. Hepsi bir ağızdan ‘Eveeet!’ dediler. ‘Peki, Jesus’u (Hz. İsa) seviyor musunuz?’ diye sorduğumda, hepsi birden ‘Hayııır!’ diyerek ayağa fırladılar. Hayretle ‘Neden Jesus’u sevmediklerini’ sorduğumda, ‘Çünkü O Fransızların peygamberi hocam’ diye cevap verdiler.”

Mehmet Oyan’ın Fransa’daki görev yeri değişmiştir. Saint-Dizier’deki camide görev yapan Oyan, artık Fransa’nın Barr kasabasında görev yapmaktadır. İmam Oyan burada Robert Zimmerman isimli Müslüman olmak isteyen bir Fransız’dan bahseder. Altmış beş-yetmiş yaşlarında Robert Zimmerman Müslüman olmak istemektedir, ancak sünnet olmanın şart olup olmadığını sorar. Mehmet Oyan, Zimmerman’ın sünnet olmaktan çekindiğini hemen anlar. Zimmerman’a ne Kur’an’da ne de Hz. Peygamberin uygulamalarında sünnet olmayı İslam’ın şartı olarak gösteren bir kayıt bulunmadığını anlatır ve şöyle der: “Evet, sünnet güzel bir işlemdir. Fakat adı üzerinde sünnettir, Allah’ın emri değildir. Hiç kimse sünneti Allah’ın emri, Müslüman olmanın şartı gibi gösteremez.” İmam Oyan, bundan sonra sünnet olmayla ilgili ilginç bir rivayet anlatır. Robert Zimmerman, İmam Oyan’ın uzun açıklamalarından etkilenir, gözlerinden birkaç damla yaş süzülür, kelime-i şehadet getirir ve müslüman olur.

Hocam, ezanı yanlış okuyor

Bursalı İmam Mehmet Oyan, olayın devamını şöyle anlatır: “Mustafa, ihtida eden her yabancı gibi hemen İslamiyeti öğrenmeye koyuldu. Haftada iki gün çocuklarla beraber derslere geliyor, Kur’an-ı Kerim’i okumaya, namaz dualarını ezberlemeye çalışıyordu. Sempatik tavırlarıyla derse gelen çocukların sevgilisi olmuştu. Kısa zamanda namaz kılacak kadar dua ezberledi. Ona, ‘Mustafa, acele etme. Şimdilik Allah de yat, Allah de kalk!’ dediysem de ‘Ben sadece namaz için değil, müezzinlik yapmak için de öğreniyorum’ diyordu. Gerçekten de camimizde zaman zaman müezzinlik yapacak kimse bulunmuyor, ben hem imamlık hem de müezzinlik yapıyordum. Mustafa, kısa zamanda müezzinliği de öğrendi. Bir Cuma gününde ilk müezzinliği yaptı. Sonradan kulağıma geldiğine göre bazı softalar ‘Sünnetsiz adama müezzinlik yaptırıyor’ diyerek hakkımda epey dedikodu yapmışlarsa da Mustafa benim nezdimde değerliydi. Ezan okurken ‘Hayyalessalah’ı pek beceremez ‘Hayyalessole’ okurdu.

Bir gün cemaat içerisinden bazıları gelerek, ‘Hocam, ezanı yanlış okuyor. Yaptırma şuna müezzinlik’ diye serzenişte bulundular. ‘Bakın size Mevlânâ’nın Mesnevi’sinde naklettiği Hz. Peygamber zamanında yaşanmış bir olayı anlatayım’ dedim.

Müslümanların ilk müezzini Bilal, Habeşistanlı, azat edilmiş bir köleydi. Bilal ezan okurken Arapların Kureyş lehçesini beceremez, ‘Hayya’yı ‘Heyya’ okurdu. Sizin gibi bu konularda dikkatli bazı Müslümanlar Peygamber efendimize gelerek: ‘Ey Allah’ın resulü! Bilal ‘Hayya’yı ‘Heyya’ okuyor, bu da bizim kulaklarımızı rahatzı ediyor’ dediler. Hz. Peygamber gülerek, ‘Bana Bilal’in ‘Heyya’sı sizin ‘Hayya’nızdan daha hoş geliyor’ diyerek, önemli olanın insanın niyeti ve samimiyeti olduğunu kelimelere takılınmaması gerektiğini izah etmişti.”

Sonuç olarak; Mösyö İmam akıcı, sürekleyici, renkli, esprili bir kitap olduğundan dolayı bir çırpıda okunabilecek bir eser. Gezi-anı-hatıra türünden hoşlananlar için iyi bir çalışma denilebilir. Satır araları iyi okunduğunda çok önemli şeyler de veriyor insana. Her şeye rağmen, Mösyö İmam keyf alarak okunabilecek bir kitap.
Yaşar Yeşil
HaberKültür.Net
__________________
Forum Gerçek Türkiyeli'nin Resmi Forumu
teksasli85 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz teksasli85'in Mesajına Teşekkür Etti.