Tekil Mesaj gösterimi
Eski 06.08.11, 03:47   #4
Basakca
Yönetici

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 13,401
Ettiği Teşekkür: 85359
Aldığı Teşekkür: 82599
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Osmanlı Çarşıları | Geleneksel Meslek Örgütlenmeleri Ve Anadolu Çarş

Sözlük

Tokat Bedesteni
Fotoğraf: Murat Oruç



Ahi Evren: 13. yüzyılda Kırşehir’de debbağlara şeyhlik eden ve bütün Anadolu için geçerli esnaflık ilkelerini koyan kişi.

Ahi Evren Dergâhı: Tüm esnaf loncalarının bağlı olduğu dergâh.

Arasta: Bir eksen üzerine sağlı-sollu dizilmiş dükkânlardan oluşan Osmanlı çarşı yapısı.

Ases: Çarşı bölgesini gündüzleri kontrol altında tutan kolluk askeri.

Bedesten: Osmanlı çarşı yapılarından biri. Tüccarların işyerlerinin bulunduğu üstü örtülü, güvenli ticari merkez. Değerli malların depolandığı ve satışının yapıldığı yer. Bedesten Osmanlı döneminde borsa ve banka işlevini de üstlenmişti. Büyük kervanların hazırlıkları da bedestenlerde yapılırdı. Bundan dolayı çok sıkı korunan bir çarşı yapısıdır. Her sabah dualarla açılır, her akşam dualarla kapatılırdı.

Bezzaz: Değerli bez ve kumaş satan tüccar.

Bezzazistan: Bez ve kumaş satılan çarşı, bedesten.

Böcek: Çarşı bölgesini geceleri kontrol altında tutan kolluk askeri.

Çarşı: İslam kentlerinde bir cami etrafında organik olarak gelişen, birbirinden bağımsız bedesten, arasta, kapalı çarşı, han, hamam vb. gibi yapıların bir araya gelmesiyle oluşan ticari faaliyetlerin görüldüğü bölge. Osmanlı kentlerinin merkezi… Çarşı kelimesi Farsça “çihar/çar” (dört) kelimesinin, Arapçadaki “suk” (sokak/ çarşı) kelimesiyle birleşmesinden oluşan “çarsu”dan gelmektedir. Dört taraftan girilip çıkılan ticaret yapısı anlamını taşır.

Taşhan – Bolu
Fotoğraf: C. Oğuztüzün


Debbağ: Deri işleyen esnaf.

Dua kubbesi: Osmanlı çarşılarında, çarşı esnafının işe başlamadan önce sabah duasını yaptığı kubbeli mekân.

Esnaf şeyhi: Bir esnaf grubunun başı olan kişi. Fütüvvet: Esnaf yiğitliği. Gazzaz: İpek işleyen, ipek tüccarı.

Gedik: Osmanlı çarşısında sabit esnaf ve sabit tezgâh sınırlaması. Bu kural loncanın şeyhi tarafından kontrol edilirdi.

Han: Gezgin tüccarlar için konaklama, sabit tüccarlar için üretim imkânı sağlayan ticari kompleks. Genellikle bir avluyu çevreleyen iki katlı yapılardır. Odalar, dükkânlar, ahır ve mescit gibi bölümleri vardır.

Kapamacılar: Günümüzde hazır giyim satan esnafın eski adı.

Kârhane: İmalathane.

Kavaf: Arapça “haffaf” kelimesinden gelir. Açık ve hafif ayakkabı yapan ustalara denir.

Ödemiş Arastası
Fotoğraf: G. Kılınçkıran


Kazzaz: Ham ipeği iplik durumuna getiren kişi.

Kutnu: Bir tür ipekli dokuma. Bu dokuma türünden yapılan elbiseler Selçuklulardan itibaren estetik ve güzelliğin simgesi olarak kabul edilmiş; Osmanlı sultanları giydikleri elbiselerde bu kumaşı tercih etmiştir.

Lonca: Usta ve kalfaların geleneksel üretim kooperatifleri.

Muhtesip (ihtisap ağası): Daha eskilerde “daruga” denen kasaba çarşılarında “çarşı ağası” veya “pazarbaşı” unvanıyla anılan disiplin âmirleri. Dönemin zabıta müdürleri.

Sandal: İpek-pamuk karışımı makbul bir kumaş. Sedefkâr: Sedefi işleyen ustanın adı.

Sof: Tiftikle yün karışımı kumaş.

Suk-ı sultani: Sultan çarşısı.
Bedesten, kapalı çarşı, arasta gibi yapıların, kadı ve mahkemenin bulunduğu, muhtesip ve aseslerin sürekli olarak denetim yaptığı büyük Osmanlı çarşısı.

Şed kuşanma: Kalfalıktan ustalığa geçecek başarıyı gösteren gençlere fütüvvet gelenekleri uyarınca törenle ustalık önlüğünün bağlanması.

Teferrüç: İlkbaharla birlikte esnaf gruplarının çıktığı geleneksek kır gezileri.

Yed-i tula sahibi: Yumurtaya nal çakan anlamına gelir. Erişilmez hünerleri olan ustalar için kullanılan bir deyimdir.

Yemeni: Hayvan derisinden yapılan ucu sivri ayakkabı.

Yiğitbaşı: Esnaf grubunun imalatını ve ürününü denetleyen kişi.

Zanaat: El işçiliğine dayanan maddi gereksinimleri karşılayan her türlü iş.
__________________
"Ey egosu boyundan büyük insan..
Bir gün ölüp toprak olacaksın. Bir tohum filizlenecek ot olacaksın, bir öküz seni yiyecek ve sıçtığı bok olacaksın.. Yani hep aynı kalacaksın."

Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
14 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.