Tekil Mesaj gösterimi
Eski 06.08.11, 14:20   #6
Basakca
Yönetici

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 13,401
Ettiği Teşekkür: 85359
Aldığı Teşekkür: 82599
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Osmanlı Çarşıları | Geleneksel Meslek Örgütlenmeleri ve Anadolu Çarş

İstanbul


Kapalıçarşı
– İstanbul

Fotoğraf: Hakan Öge



“…Bu çarşı gezmesine katılan baştercüman M. Eutrey hiç yanımdan ayrılmıyordu. Onun yardımıyla, bir müddet sonra, gelip geçenlerin hangi milletten olduklarını biraz anlamaya başladım. Mesela Yahudi, Ermeni’den ayakkabısına bakarak ayırt ediliyordu. Kafkaslı esir tüccarının yüzü zarifti, göğsü silahlarla doluydu, incecik belini yeşil çuha elbisesi sımsıkı sarıyordu. Mat ve yanık teniyle bir Suriyeli; uzaktan duyulan kokusu, astragan kalpağı ve omzuna attığı halılarıyla bir İranlı... Nasıl söyleyeyim? Her çeşit insan vardı. Dağlı olduklarını hissettiren yürüyüşleri ve orijinal kıyafetleriyle gururla gezinen Arnavutları hayranlıkla seyrettim…”





İllüstrasyon

Fotoğraf: M. Keskin



Osmanlı’nın İstanbul’u fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet’in 15. yüzyılda inşa ettirdiği Bedesten (Bedestan-ı Atik, İç Bedesten veya Cevahir Bedesteni olarak da anılır) çevresinde gelişen, zamanla genişleyip Haliç’e kadar uzanan, bazı bölümlerinin üstü kapatılan çarşı bölgesine Osmanlı’da Çarşı-yı Kebir deniyordu. Bu büyük bölgede Beyazıt Camii ve Çemberlitaş arasındaki hattan Haliç’e doğru uzanan Kapalıçarşı; Beyazıt’tan Eminönü’ye inen Uzunçarşı Caddesi’nin sağında ve solunda bulunan hanlar, arastalar ve dükkânlar bulunuyor.




Mısır Çarşısı
Fotoğraf: G. Kızılkayak



Çarşı-yı Kebir’in büyüklüğünü algılamamız için sadece Kapalıçarşı’nın boyutları hakkında bazı rakamlar vermek yeterli: Kapalıçarşı 30 hektarlık bir alana yayılıyor. 19. yüzyılda Kapalıçarşı’nın 18 kapısı, 73 sokağı, iki bedesteni (Cevahir ve Sandal bedestenleri), 497 dolabı, 22 hanesi, 3 bin 499 dükkânı, 2 bin 195 hücre ve odası, 1 çifte hamamı, 1 mahkemesi, 22 hazinesi, 1 camisi, 10 mescidi, 1 muvakkithanesi, 1 imareti, 16 çeşmesi, 9 kuyusu, 8 tulumbası, 2 şadırvanı, 1 sebili, 1 türbesi, 2 mektebi, 24 hanı vardı.

Semavi Eyice Tarih Boyunca İstanbul kitabının “Kapalıçarşı” bölümünde, 16. yüzyılda Fas sultanının elçisi olarak Kapalıçarşı’yı ziyaret eden bir Arap’ın görüşlerine yer vermiş: “İşçiler, zanaatkârlar, değerli eşyalar, tüccarlar, mallar, dükkânlar, kitaplar, bütün bunlar sayıları verilemez derecede çoktur. Ve ancak Allah bunların ne kadar olduğunu bilebilir. Burada en umulmayan eşya için bile pek çok çarşı ile karşılaşılır.” Elçinin bahsettiği çeşitliliği çarşıyı gezmeden, herhangi bir haritadaki sokak isimlerini okuyarak da anlayabiliriz. Birkaç örnek: Kazazlar Sokak, Kavaflar Sokak, Terlikçiler Sokağı, Serpuşçular Sokağı, Akikçiler Sokağı, Yazmacılar Sokağı, Perdahçılar Sokağı.





Kapalıçarşı
Fotoğraf: Kadir Can



Bu sokaklardan Haliç’e doğru indiğinizde sizi Yeni Cami ile Rüstem Paşa Camii arasındaki Mısır Çarşısı karşılar. Yeni Cami’ye gelir getirmesi için yaptırılan Mısır Çarşısı’nda çeşit çeşit baharatlar, şifalı otlar, sürme, kına, macun, hastalıklara iyi gelen merhemler gibi Ortadoğu ve Uzakdoğu’dan gelen mallar satılırdı. Mısır Çarşısı bu özelliğini günümüzde de sürdürüyor. Renate Schiele ve Wolfgang Müller-Wiener 19. yüzyılda İstanbul Hayatı isimli kitapta Mısır Çarşısı’nda mide hastalarına satılan merhemin tarifini veriyor: “On beş dirhem sinameki, yedi dirhem günlük, beş dirhem turbit, beş dirhem râvendi Çini, beş dirhem mehmudiye, beş dirhem çöpçini, üç dirhem sakız, iki dirhem topalak, bir dirhem ceviz bevva, bir dirhem zencefil, bir dirhem kakule, bir dirhem fülfülü ebyaz, üç yüz dirhem süzülmüş bal. Bunlar dövülüp bal ile macun yapılır, sabahları birer kahve kaşığı yenilir.”

Bey’ ve Şirâ (Satım ve Alım) adlı 17. yüzyıl elyazmasında, çarşı ahlakı açısından 27 büyük günahın sıralandığı sayfalar.

...Meth olunan nesne alınacak olursa bayi müşteriye zulüm etmiş olur. Bu bütün dinlerde günahtır...





Necdet Sakaoğlu Arşivi



Bu bölgenin dışında da İstanbul’da onlarca çarşı vardı. Eyüp Sultan Camii çevresindeki Eyüp Çarşısı, Üsküdar Çarşısı, Sinan Paşa Külliyesi çevresindeki Beşiktaş Çarşısı, Galata Bedesteni ile Rüstem Paşa Kervansarayı çevresindeki Galata Çarşısı (Perşembe Pazarı) İstanbul’un büyük çarşılarından dört tanesi.

Külliyelere bağlı olarak yapılan çarşılara İstanbul’da da rastlıyoruz. Külliyelere gelir getirmesi planlanan bu çarşı tipinin en güzel iki örneği bugün de yaşıyor. Süleymaniye Külliyesi’ne bağlı Tiryaki Çarşısı’nda turistik eşyalar satan dükkânlar ve lokantalar var. Sultanahmet Arastası olarak bilinen Sultanahmet Külliyesi’nin içindeki Sipahi Çarşısı’nda kilim, halı ve değerli kumaşlar satılıyor.





Gaziantep

Bakırcılar Çarşısı
Fotoğraf: Ali Barlas



“…Antep’te 2320 dükkân, 4 bedesten, 15 han, 30 fırın, 6 tabakhane, 45 boyahane, 11 değirmen, 8 içki fabrikası, 5 sabunhane, 2210 dokuma tezgâhı bulunmakta…”

1902 Tarihli Halep Vilayeti Salnamesi’nden
Osmanlı döneminde, Gaziantep’teki ticari hayat sürekli yükselme gösterdi. İpek Yolu üzerinde olmamasına rağmen Halepli tüccarların dokumalarını bu kentte yaptırmaya başlamaları bu gelişmeyi tetikleyen en önemli nedenlerden biri.

Dokumacılar, neccarlar, keçeciler, nakkaşlar, bakırcılar, yemeniciler, dericiler, sabuncular, kutnucular, kilimciler, kuyumcular ve semerciler 19. yüzyılın sonlarına kadar Antep Kalesi’nin etrafındaki sokaklarda ve hanlarda el emeği göz nuru ürünlerini satıyorlardı.




Bakırcılar Çarşısı
Fotoğraf: Ali Barlas



Sonraki yüzyılda gerileme dönemine giren Antep Çarşısı’nda birçok yapı ve zanaat yok oldu. Geçtiğimiz yıllarda Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve ÇEKÜL Vakfı işbirliğinde başlatılan “Kültür Yolu Projesi” içinde hanlar ve çarşılar da projelendirilerek onarımlarına başlandı. İlk olarak 19. yüzyılda yapılan Bakırcılar Çarşısı onarıldı. Kısa bir süre içinde çarşının sekiz sokağındaki 280 dükkân baştan aşağı yenilendi. Onarım çalışmaları biten yapılardan Bayazhan, Gaziantep Kent Müzesi oldu, Yemiş Hanı ise Gaziantep mutfağının örneklerini tadabileceğiniz bir lokanta olarak işlevlendirildi. Kültür Yolu Projesi kapsamında kentin en eski hanı olan Hışva Hanı’nın restorasyon projeleri bitirildi. Uzun Çarşı’da Eski Saray ve Keçeciler caddeleri, Gümrük Sokak’ta bulunan dükkânların cepheleri yenilendi.

Çarşılarını yeniden canlandırmak adına belediye ve Gazianteplilerin bir arada yaptıkları bu önemli proje 2007 yılında Tarihi Kentler Birliği’nin büyük ödülüne layık görüldü.





Beypazarı

Beypazarı Çarşısı
Fotoğraf: G. Kızılkayak



“Beypazarlı en çok iki şeye hasret duyar. Biri haziran ayında susamsız-çıplak simitle dut yemek, diğeri ise kuyunun başında oturup yaş kuruyla kavun yemek.”

Mehmet Emin Bayramoğlu (Beypazarlı)
Yolunuz bugünlerde Beypazarı’na düşerse çarşıda sayıları her geçen gün artan fırınlardan alışverişinizi yapın! Böylelikle Mehmet Emin Bayramoğlu’nun tavsiyesine uyar; susamsız-çıplak simidi dutla yemenin zevkine varırsınız. Anadolu’daki diğer çarşılarımızın aksine Beypazarı Çarşısı’ndaki dükkânlar kepenk kapatmıyor. 1999 yılında 600 dükkânlı çarşıyı 2 bin 500 turist, 2005’te ise 250 bin turist gezdi. Binlerce kişi Beypazarı kurusu aldı, dut yedi, kentin ünlü güvecini tattı. Beypazarlılar bu sayının milyona ulaşması için çabalıyor. Peki, “kahraman” Beypazarı Çarşısı’nın yanı başındaki başkent Ankara’nın konforlu alışveriş merkezlerine kafa tutması nasıl oldu? Baştan anlatmakta fayda var. Hanlarönü Arastası olarak da anılan Beypazarı Bedesteni’nin 15. yüzyılın sonlarından itibaren var olduğunu tarihi kaynaklardan öğreniyoruz. Yani 500 yılı aşkın bir süredir bu kent çarşı geleneği olan önemli bir ticaret merkezi. Bu bedestenin diğer Osmanlı bedestenlerine göre farkı üzerinin açık bırakılmış olması. Aynı dönemde kentte beş han da ticaret hayatına katkı sağlıyordu.




Beypazarı Çarşısı
Fotoğraf: G. Tan



Sof (bölgeye özgü bir dokuma) ve pirinç Beypazarı Çarşısı’nın en çok satılan iki ürünüydü. Zamanla esnaf hanlardan çıkarak kentin içindeki dükkânlara da yayıldı. 20. yüzyılın başında kentte 450 dükkân, 10 fırın ve 10 han bulunuyordu. Sanayileşmenin etkileri Beypazarı Çarşısı’na her Anadolu çarşısında olduğu gibi kan kaybettirdi.

Ancak Beypazarı Belediyesi ve Beypazarlılar 2000’li yılların başında bir araya gelerek kentlerine, çarşılarına, geleneksel kültürlerine sahip çıktı; 600’e yakın ev onarıldı, çarşı bölgesinin cephesi yenilendi. Kente özgü ürün ve yemeklerin patentleri alındı, lokanta mönülerinde bu yemeklere yer verilmesi özendirildi. Yöresel 5 bin 600 kelime toplanarak Türk Dil Kurumu’na yollandı. Çarşı ve kent kısa sürede canlandı. Bu kalkınma hareketi tüm Anadolu kentlerinde model olarak incelenmeye, uygulanmaya başladı.




__________________
"Ey egosu boyundan büyük insan..
Bir gün ölüp toprak olacaksın. Bir tohum filizlenecek ot olacaksın, bir öküz seni yiyecek ve sıçtığı bok olacaksın.. Yani hep aynı kalacaksın."

Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
13 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.