Tekil Mesaj gösterimi
Eski 07.08.11, 19:48   #9
Basakca
Yönetici

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 13,401
Ettiği Teşekkür: 85359
Aldığı Teşekkür: 82600
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Osmanlı Çarşıları | Geleneksel Meslek Örgütlenmeleri ve Anadolu Çarş

Lüleburgaz


Solullu Mehmet Paşa Külliyesi
Fotoğraf: G. Kızılkayak



Genellikle Osmanlı kentlerinin kalbinde yer alan çarşılara, Osmanlı ordusunun sefer yolları üstündeki menzil külliyelerinde de rastlıyoruz. Bunların en güzel örneklerinden biri Lüleburgaz’da bulunan Sokollu Mehmet Paşa’nın Mimar Sinan’a yaptırdığı, 16. yüzyıla tarihlenen Sokollu Mehmet Paşa Külliyesi’nin çarşısı… Bu büyük menzil külliyesi; cami medrese, kervansaray, imaret, hamam ve arastadan oluşuyor. Arastanın yapılış amacı birçok çarşı yapısının yapılma nedeniyle aynı: Bağlı olduğu külliyeye gelir getirmesi.





Solullu Mehmet Paşa Külliyesi
Fotoğraf: G. Kızılkayak



Sokollu Mehmet Paşa Külliyesi’nin dini yapılarıyla ticari yapılarını büyük bir dua kubbesi ayırıyor. Lüleburgaz’daki dua kubbesi Osmanlı coğrafyasındaki benzerleri arasında en görkemli olanlarından biri… Arasta; cami ve kervansaray arasında, dua kubbesinin merkezde yer aldığı eksenin üzerindeki dükkânlardan oluşuyor. Osmanlı döneminde her sabah bu kubbenin altında esnaf toplanır, dua eder, ardından dükkânlar açılırdı. Kervansarayın ziyaretçileri de bu kubbe altında okunulan dualarla yolcu edilirdi. Zamanla arastanın dükkânlarının çoğu yıkıldı, kervansaray ise yol yapımı nedeniyle yok edildi. Arastanın ayakta kalan bölümünde hâlâ ticaret yapılıyor. Ancak dua kubbesi geleneği unutulmuş. Külliyenin günümüzde kullanılmayan çifte hamamının güney ve kuzey cephelerinde de bir sıra dükkân var. Günümüzde bu dükkânlarda köfteciler ve ciğerciler hizmet veriyor.





Çanakkale


Çarşı Caddesi
Fotoğraf: G. Kızılkayak



“Çanakkale içinde Aynalı Çarşı, Ana ben gidiyom düşmana karşı”

Çanakkale Çarşısı kentin tarihi merkezinde, Çimenlik Kalesi’nin kuzeyinden başlayıp, doğu yönünde 800 metre uzunluğundaki eksende yer alıyor. Bunun günümüzdeki adı da Çarşı Caddesi.

Anadolu’daki kentlerin büyük çoğunluğunda görüldüğü gibi Çanakkale Çarşısı da bir kale çevresinde gelişti. Çarşının çıkış noktasında 1462 yılında inşa edilen Çimenlik Kalesi yer alıyor. Bölge aşağı ve yukarı çarşı olmak üzere ikiye ayrılıyor. Çanakkale Belediyesi 2000’li yılların başından beri Çarşı Caddesi ve caddeyi kesen sokaklarda cephe iyileştirme çalışmaları yapıyor. Çarşının eski görkemine kavuşmasını amaçlayan çalışmalar 2004 yılında Tarihi Kentler Birliği büyük ödülünü kazandı.

Çanakkale Çarşısı’nın simge yapısı, türkülere de konu olan Aynalı Çarşı. Çarşının içinde eskiden atlar için koşum ve süs eşyası yapan dükkânlar yer alıyordu. Çarşının adı “ayna” denilen at gözlüklerinin burada satılmasından ileri geliyor. 19. yüzyılın sonunda yapılan çarşı yakın zamanda Çanakkale Belediyesi ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarıldı.





Diyarbakır

Fotoğraf: C. Oğuztüzün



“Diyarbakır’ın çarşı ve pazarı o kadar büyük ve o kadar güzeldir ki eşine rastlanmaz. İran’dan, Moğolistan’dan, Polonya ve Moskova’dan buraya kadar gelip kendi memleketlerine ipek, pamuk ve fevkalade güzel çeşitli deri mamulatı götüren tacirlerin sayısı çok kabarıktır...”
Fransız M. Poullet, “Nouvelles Relations Du Levant”

Diyarbakır’ı 17. yüzyılda ziyaret eden Poullet’nin not ettiği Ulu Cami etrafında gelişen çarşı yapılarının bir bölümü hâlâ ayakta... Evliya Çelebi’nin “iki tarafı demir kapılı kâgir bina olup anka bezirgânlar ile malâmaldır. Cümle büldan, kalayı geranbahaları ve zikıymet cevahir makuleleri hep bu pazardadır” diye tasvir ettiği Diyarbakır Bedesteni 19. yüzyıl başında yıkılmış. Bedestenle çağdaş Hasan Paşa Hanı, Hüsrev Paşa Hanı (Deliller Hanı), Kuyumcular Çarşısı kentin önemli ticaret yapılarından üçü. Günümüzde Hasan Paşa Hanı’nda hediyelik eşya dükkânları ve kafeler bulunuyor. Hüsrev Paşa Hanı otel olarak, Kuyumcular Çarşısı ise özgün işleviyle kullanılıyor.





Kuyumcular Çarşısı
Diyarbakır Müzesi Arşivi



Eskiden Kuyumcular Çarşısı ile Ketenciler Çarşısı Hasan Paşa’nın yaptırdığı bir ekle birbirine bağlıydı. Kuyumcular Çarşısı’nda üretilen hasır bilezikler, haplar, kişniş gerdanlıklar, avizeler, hançerler Ketenciler Çarşısı’ndaki dükkânlarda satılırdı. Ketenciler Çarşısı 20. yüzyıl başında yıkıldı.

Eski Buğday Pazarı’nı çevreleyen Sipahi Çarşısı, Sülüklü Han’ın yanındaki Demirciler ve Marangozlar çarşıları mimari özgünlüklerini büyük ölçüde yitiren Diyarbakır çarşılarından... Ancak hâlâ yapıldıkları yıllardaki işlevlerle çalışıyor olmaları Diyarbakır’ın bu eski mekânlarını ilginç kılıyor.




Ankara


Ankara Kalesi
Fotoğraf: Turgut Tarhan



“(Engürü Çarşısı) …İki bin dükkânı vardır, bir müzeyyen bedesteni vardır. Dört zencirli kapılıdır. Çarşılarının ekserisi yüksek mahaldedir. Uzunçarşısı, sipahpazarı, tahtakale pazarı gayet izdihamlı (kalabalık) pazarlardır. Kahvehaneleri, berber dükkânları nas (insan) ile doludur. Suk-ı sultanisi tertemiz, beyaz taş ile kaldırım döşelidir…”
Evliya Çelebi – Seyahatname

Ankara Çarşısı’nın 15. yüzyıldan itibaren bedesteni olduğu biliniyor. Yani kent 15. yüzyılda da Anadolu’nun önemli ticaret merkezlerinden biriydi. 1430 tarihli bilinen en eski bedestenin kurucusu Melik Kasım bin Melik İsfendiyar. Bu bedestenin yıkılmasının ardından yerine Mahmut Paşa tarafından yeni bir bedesten yaptırılıyor. Bu yapı sonradan -çarşı özelliğiyle olmasa da- dünyanın çok yakından tanıdığı bir yapıya dönüşüyor. Kalenin eteğindeki Mahmut Paşa Bedesteni hemen yanındaki Kurşunlu Han’la birlikte “Anadolu Medeniyetleri Müzesi”nin günümüzdeki ana binaları...





Resim

Suluhan
Fotoğraf: Kerem Yücel



Aslında Ankara’daki çarşıları yukarı ve aşağı çarşı diye ikiye ayırabiliriz. Kale çevresindeki Atpazarı, Samanpazarı ve Koyunpazarı’nın bulunduğu yukarı bölge, kalenin aşağısındaki Tahtakale Çarşısı, Sulu Han ve çevresi… Bu iki bölgeyi her iki tarafı çeşitli esnaf gruplarının dükkânlarıyla kaplı Uzun Çarşı birleştirirdi... Tahtakale Çarşısı ve çevresi 1929’daki büyük yangında geleneksel dokusunu yitirdi. Yangına kadar Tahtakale dokuma ve dericiliğe bağlı üretim yapan bir çarşıydı. Günümüzde ise gıda ürünleri satılıyor.

Kale çevresindeki Atpazarı, Koyunpazarı ve Samanpazarı’nın bulunduğu bölge de geçmişteki canlılığından uzak. Ancak Altındağ Belediyesi’nin burada gerçekleştirdiği sokak sağlıklaştırma ve restorasyon projeleri çarşıya olan ilgiyi her geçen gün arttırıyor.





Trabzon


Fotoğraf:
G. Tan



“…XVIII. yüzyılda Trabzon’a birçok farklı bölgeden gelen tüccarlar sayesinde Moskova alacasından İngiliz kalayına, Mısır süpürgesinden Rumeli tütününe, Kafkas kölelerinden Humus işi kuşağa ve Leh çukasından Musul bezlerine kadar pek çok cinsteki emtia Trabzon halkının kullanımına sunulmuştur. Neticede Trabzon, eski devirlerde olduğu gibi sahip olduğu iktisadi şartlarının elverişliliği nedeniyle Kafkaslar’dan Balkanlar’a, Kırım Yarımadası’ndan Anadolu’nun birçok şehir ve kasabasına kadar geniş bir coğrafi bölgeyi içeren ticareti kendine çekerek bu yüzyılda da önemli bir pazar ve transit ticaret merkezi olmuştur…”
Necmettin Aygün “XVIII Yüzyılda Trabzon’un Ticari Yapıları”



Fotoğraf: G. Tan



Trabzon Çarşısı, deniz taşımacılığıyla paralel bir gelişim gösteriyor. İran’dan karayoluyla gelen kervanların mallarını denizyoluyla dünyaya; denizyoluyla gelen malların Anadolu’ya, Suriye’ye ve İran’a dağıldığı nokta Trabzon kentiydi. Bu ticaretten aldığı vergilerle kent gelişti. Günümüzde “Çarşı Mahallesi” olarak bilinen geleneksel çarşının bulunduğu bölgede sağlam kalmış dört önemli çarşı yapısından bahsedebiliriz: Kitabesi bulunamayan ancak uzmanlar tarafından 15. yüzyıla tarihlendirilen bedesten, 16. yüzyıl yapısı Taşhan, 18. yüzyılda inşa edilmiş Vakıf Han ve Alaca Han.




__________________
"Ey egosu boyundan büyük insan..
Bir gün ölüp toprak olacaksın. Bir tohum filizlenecek ot olacaksın, bir öküz seni yiyecek ve sıçtığı bok olacaksın.. Yani hep aynı kalacaksın."

Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
13 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.