Tekil Mesaj gösterimi
Eski 24.08.11, 20:29   #1
Banemin
» » » Çapulcu « « «

Banemin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jul 2009
Konular: 494
Mesajlar: 11,623
Ettiği Teşekkür: 44010
Aldığı Teşekkür: 75481
Rep Derecesi : Banemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart FG Tatilde | BanLaSan Tur | Piknik (1)

Santos; Ay sonu geliyor daha kirayı çıkaramadık
Lale; Banemin efendinin tatili geldi
Ben; Yoruluyorum ama
Santos; Pantolon ıslanmadan balık tutulmazmış
Ben; Sizinki hep kuru

Lale; Uzatma da ne yapıyoruz söyle
Ben; iki günlük bir piknik düzenliyoruz
Santos; Kalacağız yani
Ben; Herkes uyku tulumunu, çadırını, yiyeceğini kendi tedarik eder. Biz sadece organizasyonla ilgileniriz
Lale; Katılım nasıl olacak peki?
Ben; Duyan gelir
Santos; Peki yer
Ben; Yazıya göre şekil yaparız takmayın
Lale; Başlayalım o zaman

Sabahın köründe piknik yapacağımız alanda hazırlıklara başlamıştık BanLaSan tur olarak. Öncelikle Kırım Kongo'ya önlem babında tavukları salarak çayıra kenelerin temizliğine başladık. Müşterilerimiz için her türlü şeyi düşünmek bizim asli görevimiz olmalıydı ve o şekilde davranıyorduk. Daha sonra gölge olan yerlere battaniye, kilim ve benzeri şeyleri sererek Antalya'da 5 yıldızlı otellerde tatil yapan Alman asosyallerini bile kıskandıracak yer kapma olayını gerçekleştirdik. Kurduğumuz oldukça büyük çadırla da yağmur gibi kötü bir sürprizle karşılaşırsak topluca oturup eğlenceyi kesmeyeceğimiz mekanı da hazırladık.

E hadi gelmeye başlayın artık...

Lale; Şu karşıdan gelen iki kişi bizden olmalı
Santos; Ben tanımıyorum bunları
Ben; Neden elele tutuşmuşlar ki?
Sevdegül; Ben Sevdegül. BanLaSan Tur siz mi oluyorsunuz
Lale; Üçümüzün toplamından ancak bir BanLaSan tur oluyor, evet yani.
Santos; Siz neden elele siniz?
Celine; Daha yeniyiz buralarda kaybolmaktan korktuk
Ben; Lale size göz kulak olur

İlk gelenler yeni üyelerimizdi ve gelirken ayaklarını sürtmüşler demek ki ardı arkası kesilmiyordu gelenlerin. Tek tek saymak zor olacak bu nedenle, artık yeri geldikçe isimleri görürüz hep beraber.

Artık toplanmış ve birbirimizle kaynaşmıştık. Herkes kafasına göre bir guruba dahil olmuş ve yavaş yavaş ortam şenlenmeye başlamıştı.

Saya35; Hadi istop oynayalım
Matçı; Tamam ben de top var zaten
Martin; Ben de yanan mangaldan İs alayım hemen
Sultan; Martin gel ben sana önce oyunu bir anlatayım
Lale; Ben de oynayacağım
Ben; Salatayı kim yapacak o zaman
Santos; Tamam salatayı ben hazırlarım ama bulaşıklara karışmam
Aldacı; Ben de oyundayım
Juliet; Madem ısrar ettiniz bende varım

Oyun başlamıştı ve ilk topu havaya atan aldacı'nın "Sayaaaa" diye bağırmasıyla kaçmaya başlaması bir oldu. Saya35 harika bir şekilde topu yere düşmeden yakalayıp hemen havaya fırlatarak "juliet" demesiyle diğerleri yine çil yavrusu gibi dağıldı. Juliet topu yere düşmeden yakalayamamıştı ama zıplayan topu tutmasıyla "istop" diye bağırması bir oldu. Herkes olduğu yerde kalmıştı ama bir tek Lale kaçmaya devam ediyordu. Kimse Lale'ye "dur" diyemediği için görmemezlikten gelmeyi yeğlediler. Juliet en yakınındaki Matçıya nişan aldı ve topu sertçe fırlattı. Matçı aldığı isabet sonucu kısa bir baygınlık geçirdi ama kendine çabuk geldi çok şükür.

Matçı elinde top ve etrafında dizilmiş olanlara bakmaya başladı. Aynı anda içinden en yakınındaki aldacının mesafesini hesap etti. Daha sonra topun ağırlığını, yer çekimi kuvvetini, kuzeybatıdan esen rüzgarın hızını düşündü. Topu kaç derecelik bir açıyla havaya fırlatması gerektiğinide hesaba kattı ve daha sonra onun hemen yanındaki Martin için aynı hesapları yapmaya başladı.

Bir tarafta da ip atlayanlar vardı. Bir ara Duayen "ben de atlamak istiyorum ama topuklu ayakkabıyla gelmişim pikniğe atlayamıyorum" dedi.

Sultan; Benimkilerde olmaz ki sana yoksa ben verirdim
Duayen; Bebeemmm bilmez miyim verirsin tabi
Başakça; Ayakkabı mı vermek adetim değil olsa dükkan senin
Abartmatozu; Yahu durun ben vereyim, zaten ben ipte atlamıyorum

Duayen ayağındaki 44 numara erkek ayakkabılarıyla ip atlamaya başladı. Yani en azından atlamak için çaba harcamaya başladı. Ama gelin görün ki bu iş sanıldığı kadar kolay olmuyordu. Palet gibi ayakkabılarla her seferinde ipe basıyor ve yerlerde yuvarlanıyordu. Azmine hayran kalan diğerleri kendilerine gelmeyen sıra nedeniyle araziye uydular. Ama Sultan ve Smyrna inatla ipi çevirmeye devam ediyorlardı ve Duayen en azından bir kez atlayabilsin diye korkunç bir özveride bulunuyorlardı.

Bir ağacın gölgesi ve gölgedekiler...

Ben; Real kıyafet olarak harika bir seçimde bulunmuşsun
Real; Teşekkür ederim Banemin
Türkçe; Boyuna çizgili olması seni uzunda göstermiş
Okyanusunkalbi; Ama keşke göğsünün altına kadar çekmeseydin pijamanın altını
Lilium; İçinde ki atlette takımı tamamlamış ama

Temiz hava, çokça hareket herkesin acıkmasına neden olmuştu ve yavaş yavaş mangalların (çoğul kullandığımın farkındasınızdır değil mi sayın müşteriler. Herşey bol yani BanLaSan Tur'da) etrafı dolmaya başladı.

Tam bu esnada Matçı "Papazulyaaaaaaaaaaa" diye çığlığı basarak elindeki topu havaya attı ve koşmaya başladı. Ben hemen Santos'a dönerek "çabuk Matçı'yı yakala" dedim. Santos 15 dakika sonra nefes nefese Matçıyla birlikte yanımıza geldi.

Ben; Matçı senin oynadığın oyunda senden başka kimse kalmadı ki
Matçı; Ama kalabalıktık biz
Santos; Tamam da, o kalabalık sen hesaplara başlamadan önceydi
Ben; Millet sıkıldı ve dağıldı Matçı
Lale; Hem Papazulya pikniğe gelemedi, malum o Hollanda'da ve zırt pırt gelemiyor
Matçı; Tamam işte. Ben de hesaplarım sonucu onun topu tutamama ihtimalinin çok yüksek olduğunu buldum. Bu nedenle onun ismini bağırdım.
Juliet; Çok hızlı attım demek topu, vah vahhh!
Lale; Matçı, gel gölgeye oturda dinlen sen biraz.

Bu arada ekmeğinin arasını dolduran büyük bir iştahla yemeğini yemeğe başlamıştı ama Duayen, Sultan ve Smyrna hala ipin başındaydılar. Duayen kararlı, Sultan ve Smyrna ise çaresizdi artık. Martin dayanamamış ve elindeki ekmeği bir Sultan'a bir Smyrna'ya ısırtmaya çalışıyordu. Duayen "kuzularımmmm az kaldı başaracağım" çığlıkları arasında yuvarlanmaya devam ediyordu ipin üzerinde. İp atlamada hiç şansı yoktu ama o ayakkabılarla kesin iyi bir ip cambazı olurdu.

Yemekten sonra herkese bir ağırlık çökmüş ve çoğu sabah hazırladığımız kilim ve battaniyelerin üzerlerine uzanmışlardı. Biz o yerleri hazırlarken, Dünya'nın kendi etrafındaki turunu hesaba katmayı unuttuğumuz için hepsi Güneşte kalmışlardı ama sorun yapmadılar sağolsunlar.

Akşam olmaya ve hava kararmaya başlamıştı. Ortaya önceden hazırladığımız 3 büyük fıçıyı getirip koyduk ve içlerine çevreden topladığımız odunları yerleştirdik. Artık geceye hazırdık ve akşamın eğlencesi başlamak üzereydi.

Smyrna ve Sultan'da, kararan havayla birlikte Duayen'e ip atlatma çabasını bırakırlarda bize katılırlar umarım.

Yazının altı boş kalmasın.

Ben; Lale ve Santos 1 - 2 - 3 ...

"Sen sadece hayalini kur
Gerçeğe dönüştürsün BanLaSan Tur..."
__________________
Ben hiç insan kaybetmedim...
Sadece zamanı geldiğinde, vazgeçmeyi bildim...

Banemin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
19 Üyemiz Banemin'in Mesajına Teşekkür Etti.