Tekil Mesaj gösterimi
Eski 25.08.11, 00:09   #1
Ancient
Üye

Ancient - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2011
Yaş: 25
Konular: 21
Mesajlar: 112
Ettiği Teşekkür: 115
Aldığı Teşekkür: 329
Rep Derecesi : Ancient Karimasını arttırmak için doğru yerdeAncient Karimasını arttırmak için doğru yerdeAncient Karimasını arttırmak için doğru yerdeAncient Karimasını arttırmak için doğru yerdeAncient Karimasını arttırmak için doğru yerdeAncient Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: none
Standart Eski Türk Tarihi





Eski Türk Tarihi I
Türklerin İnanç Sistemi




Türklerin eski inançları hakkında birçok görüş sunulmuştur. Bu görüşlerin birçoğu Şaman ve Tengrist inançlar arasında kalmıştır. Çünkü, Türkler yoğun olarak bu inanç sistemlerindeki öğeleri benimsemişlerdir.
Türklerin inandığı bu tabiat sisteminde;

- Tabiatta bulunan dağ, ağaç, güneş, ay ve yıldız gibi varlıklarında gizli güçlerinin olduğuna inanılırdı.

Eski Türklerin dini inanç sistemleri de işte bu yüzden karıştırılmaktadır. Tam olarak nasıl bir inanç sisteminin benimsendiği bilinmese de, genel olarak tarih kitaplarında ve çeşitli kaynaklarda Şamanizm çoğunlukta olmak üzere, bir de Tengrizm olarak geçmektedir.

Pek çok araştırmacıya göre Türklerin inanç sistemi çeşitliliğini ve sırrını korumaktadır. Yaygın olarak bilinen Şaman inancı pek çok eski halk tarafından benimsenmiştir. Fakat burada yanlış bilinen bir durum vardır. Şaman inancı bir din değildir. Her ne kadar bu inancı din olarak görsekte, aslında bir din olmadığını anlamak çok kolaydır. Bu inanç sistemi daha çok büyü ve gizli güçlerin varlığına inanma ile ortaya çıkmıştır. Mistisizm’e benzetilebilir. Türklerin inancı ile ilgili ikilemde burada başlamaktadır. Az önce bahsettiğim Türklerin inandığı tabiat sistemi, Şaman inancı ile çok benzerlik taşımaktadır. Yine Şaman inancında bahsettiğim gizli güçlerin varlığı ile ilgili olan bölüm, Türklerin tabiatta gizli güçlerin ve ruhların olduğuna inanmaları ile denktir. Kısaca eski Orta Asya kültürleri bu yönü ile Şamanizm’e benzediği için Eski Türklerin’de dini Şaman inancı olarak tanımlanmaktadır.







Tengriciliğe bakacak olursak, bu dinin aslında Gök Tanrı inancı ile bir olduğunu görebiliriz. Eski Türkler’de yaygın olarak inanılan bir inanç sistemidir. Eski kaynaklara göre, her şeyin yaratıcı sadece Gök Tanrı olarak belirtilirdi. Eski kaynaklara(özellikle Çin ve Orhun Yazıtları’na) bakacak olursak, bugün kullanılan Tanrı sözcüğü bu kaynaklarda geçmektedir. O zamanki kullanımı ile Tanrı sözcüğü, Tengri ve Tengiri olarak kullanılırdı. Tengrist inanç en belirgin özelliklerinden biri, şuanki Kurtuluş Dinleri’ne(İslâmiyet, Hıristiyanlık, Yahudilik) oldukça çok benzemesidir.
Bu benzerliğe en iyi örneklerden ikisi şudur;

- Tek Tanrı inancı vardır.

- Eski Türklerin inandığı güçlü bir ahret inancı bulunuyordu ve öldüklerinde Uçmağ ve Tamu, yani şuanki adıyla Cennet ve Cehennem’e gideceklerine inanıyorlardı.

Birçok araştırmacı, Türklerin İslamiyet’i bu yüzden çabucak benimsediğini söylemektedir. Türklerin bu yönde pek çok din serüvenleri olmuştur. Kendi inandıkları inanç sistemleri, onların diğer benzer dinlere yönelmesini kolaylaştırmıştır. Lâkin Türkler arasında en çok yayılan din İslâmiyet’tir. İslâmiyet dışında benimsedikleri dinler de çoğunlukla benliklerini(Türklük özelliklerini) kaybetmişlerdir.

Son olarak, Türklerin inancını tek bir cümle ile açıklayan Bilge Kağan’ın şu sözleri ile bitirmek istiyorum:

Eski Türkçe; üzä kök tänri asra yağız yer kılıntıkda, ekin ara kişi oğlı kılınmış.
Şimdiki Türkçe ile; Üstte mavi gök, aşağıda yağız yer kılındığında, ikisinin arasında insan oğlu kılınmış.

Resim Kaynak: en.wikipedia.org
Yazı: Deniz Kocatürk

Bir Hayâlperestin Yazıları



Eski Türk Tarihi II
Eski Türkler’de Yazı




Yazı, insanlık tarihini tümüyle etkileyen bir harf ve semboller biçimidir. İnsanlık tarihini derinden etkileyen yazı kimi tarihçilere göre M.Ö. 3500 yıllarına dayanır ve ilk olarak Sümerler tarafından kullanılmıştır. İlk yazıların oluşmasında insanların katettikleri gelişmeler önemli rol oynamıştır. Sanat ve kültür bakımından gelişen insanlar şekiller ile bir bütün olarak yazıyı oluşturmaya çalışmışlardır. Daha sonraları geçirdikleri kültürel ve sanatsal evrimler, yazının daha değişik biçimlere gelmesine sebep olmuştur.

İnsanların kullandıkları yazı biçimleri aslında çok eski tarihlere dayanmaktadır. Bunu M.Ö. 3500’ün gerisine kadar götürebiliriz. İnsanların ilk yerleşim yerleri hepimizin bildiği gibi mağarlardır. Buralarda topluca yaşayan insanlar, mağara dışı(veya istisnaî olarak mağara içi) yaptıkları ve kendilerine önemli gelen, kendilerince başarı niteliği taşıyan olayları mağara duvarlarına resmetmişlerdir. Aslında taşıdığı anlam bakımından daha sonraları bu resimler ideografik yazı(bknz. İdeografi)(yani doğrudan doğruya fikri ifade eden yazı biçimi) niteliği görmüştür. Bu yazı türünü belki de en yaygın olarak kullanan Mısırlılar’dı.

Mısır uygarlığı bu yazı tipini daha basit bir hâle dönüştürdüğünde, zamanla şuan kullanılan yazı tipini almıştır. Pek tabii ki, yazının katettiği bu uzun yolu sadece Mısırlılar oluşturmamışlardır. Hititler, Persler ve Çinliler’de bu alanda gelişme göstermiş ve özellikle Çinliler M.S. 200’lerde son hâlini alıp şuan kullandıkları hiyeroglif denebilecek bir yazı tipine sahip olmuşlardır. Ticaret ile birlikte artan bu kültürel etkileşim birçok uygarlığı etkilemiş ve değişik yazı türleri ile şuan dünyada kullanılan yazı tipleri elde edilmiştir.







Bahsettiğim her uygarlık gibi Türkler’inde kendilerine ait alfabeleri vardır.

Göktürk Alfabesi(Orhun Alafebesi): Şuana kadar bilinen en eski Türk alfabesidir ve bu alfabenin ilk örneğine M.Ö. 4 yüzyılda bulunan bir tabağın üzerinde rastlanılmış. Bu alfabenin en belirgin olarak kullanıldığı yerler genellikle mezar anıtlarıdır.
Orhun Alfabesi;

- 38 harften oluşmaktadır.
- Orhun Alfabesi, tıpkı Arap Alfabesi’ndeki gibi sağdan sola doğru yazılırdı.
- 4 sesli ve 34 sessiz harf bulunmaktadır.
- Bu alfabeye Orhun Alfabesi denmesinin sebebi, Orhun bölgesinde bulunmuş olmasıdır.
- Alfabe sadece Göktürkler ile sınırlı kalmayıp, Uygurlar, Kırgızlar, Hunlar, Peçenekler gibi diğer Türk devletlerince de kullanılmıştır.
- Ayrıca Türk Edebiyatı’nın yazılmış en önemli ve eski eseri,Kültigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk adına yazılmış Orhun Abideleri(Yazıtları) bu alfabe ile yazılmıştır.

Uygur Alfabesi: Türkler tarafından kullanılmış ikinci alfabedir. Soğd Alfabesi’nin, Uygur Alfabesi’nin oluşmasında etkili bir yeri vardır ve bazı düzenlemeler ile Uygurlar kendilerine ait bir alfabe oluşturmuşlardır.
Uygur Alfabesi;

- 18 harften oluşmaktadır.
- Uygur Alfabesi’de, Arap Alfabesi’ndeki gibi sağdan sola yazılırdı.
- 3 sesli ve 15 sessiz harf bulunmaktadır.
- Harfler, bulunduğu yerlere ve anlamlarına göre değişikliğe uğrayabiliyor.
- Uygur Alfabesi aynı zamanda Moğollarında benimsediği ve kullandıkları alfabedir.(Moğolların bu alfabeyi benimsemesinin sebebi, Uygurları hakimiyeti altına alması ve kültürlerinden etkilenmesidir.)
- Ayrıca Eski Türkler arasında yazı ve basım yönünden gelişmiş bir Türk Devleti’dir. Kağıt yapımını iyi bilen Uygurlar bu alanda gelişmişler ve matbaa benzeri işler ile uğraşmışlardır.

Soğd Alfabesi(Soğdca): Soğd Alfabesi sonradan Türklerin içerisine karışıp, benliklerini yitiren ve İran Halkı’ndan olduğu bilinen bir halkın alfabesidir. Orta Asya’da uzun bir süre konuşulmuş en önemli dillerden biridir. Türklerin geniş kültürlerinden etkilenen Soğdlar’dan, Türklerin etkilendiği nadir şeylerden biri dilleridir. Eski Türkler, Soğd Alfabesi’ni kendi alfabelerine uyarlamış ve kendilerine has bir alfabe türetmişlerdir. Aslında bana göre bu alfabenin Eski Türk Alfabeleri’nin oluşmasında büyük etkisi olmuştur.

Bu alfabelerin(Göktürk, Uygur ve Soğd) dışında Türklerin kullandığı alfabeler olmuştur. Bu alfabeler Arap ve Latin Alfabeleri’dir.
Türkler, Arap Alfabesi’ni 1928 yılında kullanmayı bırakıp, Latin Alfabesi’ne geçiş yapmışlardır.

Resim Kaynak: orhunabideleri.com
Yazı: Deniz Kocatürk

Bir Hayâlperestin Yazıları








Ancient isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
10 Üyemiz Ancient'in Mesajına Teşekkür Etti.